İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2021/4315 K.2025/620

2- ... VEKİLİ : Av. ...

Esas2021/4315Karar2025/620Tarih18 Şubat 2025Okuma11 dk · 2.239 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4315 E., 2025/620 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
18 Şubat 2025
Esas No
2021/4315
Karar No
2025/620
Temyiz eden (davacılar)
1- ...
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.239 kelime·11 dk okuma·7 bölüm

2- ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

2- ... Üniversitesi Rektörlüğü VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, müvekkillerinin yakını ...'nun vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık her biri için 500,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 301.000,00 TL tazminatın müteveffanın ölüm tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporda davacıların yakını müteveffa ...'nun tanı, teşhis ve tedavisiyle ilgili olarak gerek Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi gerekse Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan eylemlerin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu ve bu hususta idarelere kusur yüklenemeyeceği nazara alındığında uyuşmazlık bakımından davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğundan söz edilemeyeceği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararı hukuka ve usule uygun bulunarak davacıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, lenf kanserinin ilk belirtilerinden birinin boğazda şişliğin ortaya çıkması olduğu, bu durumun fark edilebileceği, hastaya önce astım, sonra da madde bağımlısı yönünde teşhis konulmasının hatalı teşhis ve buna bağlı olarak hatalı tedavi uygulandığının kanıtı olduğu, 05/11/2016 tarihinde nefes alamayacak hale gelen müteveffa ...'nun Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesinin acil servisine getirildiği, burada muayeneyi yapan Dr. E.Ç. tarafından öksürük ilacı yazıldığı ve acil servisten taburcu edildiği, elle muayene neticesinde lenf düğümü büyümesinin teşhis edilmesi ve bunun sonucunda da gerekli tedbirlerin yapılması gerektiği, Adli Tıp Kurumu raporunun eksik ve hatalı olduğu, hükme esas alınamayacağı ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ

Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin, 2. fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Dosyanın incelenmesinden; müteveffa ...'nun çeşitli tarihlerde, öksürük, boğaz ağrısı şikayetiyle Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi ve Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurduğu, anılan hastanelerde yapılan muayene ve tetkiklerde, müteveffanın lenf kanseri olmasına rağmen bu hususun zamanında tespitinden önce;

astım, madde bağımlısı gibi teşhisler konularak hatalı teşhis ve hatalı tedavi uygulanmasına bağlı olarak vefat etmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık müteveffanın annesi ve kardeşi olan her bir davacı için 500,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 301.000,00 TL tazminatın müteveffanın ölüm tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İdare Mahkemesince olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... karar sayılı raporda; -özetle- "Kişinin ölümünün perikard, kalp, her iki akciğer hiler bölge, akciğer parenkim invazyon gösteren, bronş ve trekea basısı ile karakterize malign tümör (muhtemel mediastinal lenfoma) sonucu meydana gelmiş olduğu, 22/04/2016 tarihinde Ankara Üniversitesi acil polikliniği ve 10/07/2016 tarihinde Ankara EAH acil poliklinik başvurularında gerekli muayene ve tetkiklerinin yapıldığı, şikayetlerine yönelik semptomatik tedavilerinin uygulandığı,

22/04/2016 tarihli grafisinin normal olduğu dolayısı ile bu tarihlerde hastayı değerlendiren hekimlerin tıbbi uygulama hatasının bulunmadığı, 24/10/2016 tarihinde başvurduğu Ankara Üniversitesi dahiliye polikliniğinde şikayetlerine yönelik rutin tetkiklerinin istendiği CRP ve LDH düzeylerinde hafif yükseklik dışında patoloji saptanmadığı, çekilen pa akciğer grafisindeki bulgularına göre genç yaşta olan kişiye antibiyotik ve antitüssif tedavi düzenlenerek kontrole çağrılmasının uygun olduğu,

31/10/2016 tarihinde kontrolünde yakınmalarının devam etmesi ve muayene bulgularına wheezing eklenmesi nedeniyle Göğüs Hastalıkları konsültasyonu istenmesinin uygun olduğu, mevcut bulgularla hastaya tümör tanısı konulmasının mümkün olmadığı, bu tanının ancak ileri incelemeler sonucunda konulabileceğinin tıbben bilindiği, bu sürecin konsültasyon istemiyle başladığı, konsültasyon isteğinin yapıldığı ancak hastanın göğüs hastalıklarına başvurduğuna dair dosyada tıbbi kayıt bulunmadığı,

dolayısı ile hastayı dahiliye polikliniğinde değerlendirerek tedavisini düzenleyen ve kontrol muayenesi sonrası konsültasyon isteyen hekimin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu, tıbbi uygulama hatası bulunmadığı, 05/11/2016 tarihinde Ankara Üniversitesi acil servisine başvuran hastaya gerekli tetkiklerin (pa akciğer grafi, EKG, tam kan ve biyokimya) yapıldığı, bu tarihli akciğer grafisinin kurumumuzda yapılan değerlendirmesinde 24/10/2016 tarihli bir önceki grafisine göre bulguların artmış olduğu, ek olarak trekea hava kolonunun mediastende daralmış olduğu,

bulguların nonspesifik olup tümör tanısı koydurmayacağı, müşahadede gözlem altında tutulmasının uygun olduğu, tetkiklerinde ve fizik muayenesinde acil müdahale gerektirecek patoloji saptanmayan kişinin taburcu edilmesinin uygun olduğu, dolayısı ile 05/11/2016 tarihinde Ankara Üniversitesi acil servisinde hastayı değerlendiren hekimin tıbbi uygulama hatasının bulunmadığı, 06/11/2016 tarihinde Ankara EAH’e dispne şikayeti ile gelen kişinin muayenesi yapılarak madde kötüye kullanımı ön tanısı ile acil müşahede alanına tedavi için yatırıldığı, kısa süre içinde solunumunun kötüleştiği ve nöbet geçirdiği,

yapılan entübasyon işlemi ve ilaç tedavisinin uygun olduğu, anestezi konsültasyonu ile yatış kararı verilmesinin uygun olduğu, mevcut bulgularla acil serviste tümör tanısı konulmasının mümkün olmadığı, kişinin acil servise geldikten kısa süre sonra durumu kötüleşerek arrest olduğu göz önüne alındığında 06/11/2016 tarihinde Ankara EAH’sinde değerlendiren ve müdahale eden hekimlerin tıbbi uygulama hatasının bulunmadığı" yönünde görüş bildirilmiştir.

İdare Mahkemesince, anılan rapor doğrultusunda olayda hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiş, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ile Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, başka bir ifadeyle zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere ya da kişilerin vücut bütünlüğünde meydana gelen sakatlık haline veya ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları manevi zararın varlığı ve manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

Öte yandan, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde; adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu, 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu,

15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri,

adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiştir.

703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 304794 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 16. maddelerinde yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup;

bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.

Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.

Hükme esas alınan raporda, müteveffa ...'nun 22/04/2016 tarihinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi acil polikliniği ve 10/07/2016 tarihinde Ankara EAH acil poliklinik başvurularında gerekli muayene ve tetkiklerinin yapıldığı, şikayetlerine yönelik semptomatik tedavilerinin uygulandığı, 22/04/2016 tarihli grafisinin normal olduğu dolayısıyla bu tarihlerde hastayı değerlendiren hekimlerin tıbbi uygulama hatasının bulunmadığı, 24/10/2016 tarihinde başvurduğu Ankara Üniversitesi dahiliye polikliniğinde şikayetlerine yönelik rutin tetkiklerinin istendiği CRP ve LDH düzeylerinde hafif yükseklik dışında patoloji saptanmadığı,

çekilen pa akciğer grafisindeki bulgularına göre genç yaşta olan kişiye antibiyotik ve antitüssif tedavi düzenlenerek kontrole çağrılmasının uygun olduğu, 31/10/2016 tarihinde kontrolünde yakınmalarının devam etmesi ve muayene bulgularına wheezing eklenmesi nedeniyle Göğüs Hastalıkları konsültasyonu istenmesinin uygun olduğu, mevcut bulgularla hastaya tümör tanısı konulmasının mümkün olmadığı, bu tanının ancak ileri incelemeler sonucunda konulabileceğinin tıbben bilindiği, bu sürecin konsültasyon istemiyle başladığı, konsültasyon isteğinin yapıldığı ancak hastanın göğüs hastalıklarına başvurduğuna dair dosyada tıbbi kayıt bulunmadığı,

dolayısıyla hastayı dahiliye polikliniğinde değerlendirerek tedavisini düzenleyen ve kontrol muayenesi sonrası konsültasyon isteyen hekimin uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu, tıbbi uygulama hatası bulunmadığı, 05/11/2016 tarihinde Ankara Üniversitesi acil servisine başvuran hastaya gerekli tetkiklerin (pa akciğer grafi, EKG, tam kan ve biyokimya) yapıldığı, bu tarihli akciğer grafisinin kurumda yapılan değerlendirmesinde 24/10/2016 tarihli bir önceki grafisine göre bulguların artmış olduğu, ek olarak trekea hava kolonunun mediastende daralmış olduğu, bulguların nonspesifik olduğu,

tümör tanısı koydurmayacağı, müşahadede gözlem altında tutulmasının uygun olduğu, tetkiklerinde ve fizik muayenesinde acil müdahale gerektirecek patoloji saptanmayan kişinin taburcu edilmesinin uygun olduğu, dolayısıyla 05/11/2016 tarihinde Ankara Üniversitesi acil servisinde hastayı değerlendiren hekimin tıbbi uygulama hatasının bulunmadığı, 06/11/2016 tarihinde Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne dispne şikayeti ile gelen kişinin muayenesi yapılarak madde kötüye kullanımı ön tanısı ile acil müşahede alanına tedavi için yatırıldığı, kısa süre içinde solunumunun kötüleştiği ve nöbet geçirdiği,

yapılan entübasyon işlemi ve ilaç tedavisinin uygun olduğu, anestezi konsültasyonu ile yatış kararı verilmesinin uygun olduğu, mevcut bulgularla acil serviste tümör tanısı konulmasının mümkün olmadığı, kişinin acil servise geldikten kısa süre sonra durumu kötüleşerek arrest olduğu göz önüne alındığında 06/11/2016 tarihinde Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesinde değerlendiren ve müdahale eden hekimlerin tıbbi uygulama hatasının bulunmadığı yönünde değerlendirmede bulunulmuş ise de; davacılar tarafından temyiz dilekçesinde lenf kanserinin ilk belirtilerinden birinin boğazda şişliğin ortaya çıkması olduğu,

bu durumun fark edilebileceği, hastaya önce astım, sonra da madde bağımlısı yönünde teşhis konulmasının hatalı teşhis ve buna bağlı olarak hatalı tedavi uygulandığının kanıtı olduğu, 05/11/2016 tarihinde nefes alamayacak hale gelen müteveffa ...'nun Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesinin acil servisine getirildiği, burada muayeneyi yapan Dr. E.Ç. tarafından öksürük ilacı yazıldığı ve acil servisten taburcu edildiği,

elle muayene neticesinde lenf düğümü büyümesinin teşhis edilmesi ve bunun sonucunda da gerekli tedbirlerin yapılması gerektiği, dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporunun hükme esas alınamayacağı hususlarının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.

Bu nedenle, Göğüs Hastalıkları uzmanının da yer aldığı Adli Tıp İhtisas Kurulu'ndan tarafların iddialarının dikkate alındığı, olayın tüm unsurlarıyla yeniden incelendiği, tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak davacıların yakını ...'nun vefat etmesinde davalı idarelere atfı kabil bir hizmet kusuru bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Bu durumda; uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/02/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Danıştay 10. Daire, E. 2021/4315, K. 2025/620, 18 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Yargılama Süreci
  4. Düşüncesi
  5. Türk Milleti Adına
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Maddi Olay
  8. İlgili Mevzuat
  9. Hukuki Değerlendirme
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2021/4315
Karar No
2025/620
Tarih
18 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 8. Daire E.2021/4321 K.2025/911
  • Danıştay 10. Daire E.2021/4327 K.2025/1053
  • Danıştay 8. Daire E.2021/4330 K.2025/462
  • Danıştay 12. Daire E.2021/4341 K.2025/560
  • Danıştay 10. Daire E.2021/4396 K.2025/374
  • Danıştay 6. Daire E.2021/4450 K.2025/360

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.