KÜNYE
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4696 E., 2023/7006 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire
- Karar tarihi
- 16 Kasım 2023
- Esas No
- 2021/4696
- Karar No
- 2023/7006
- Davacı
- …'a vesayeten …
- Vekili
- Av. …
- Davalı
- Hasım gösterilmemiştir.
- Davanın_konusu
- Ümraniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan davacı … tarafından; 45° doğu meridyeninin esas alındığı yaz saati ile 30° doğu meridyeninin esas alındığı kış saati uygulamasının yurt genelinde dönüşümlü olarak yürütülmesini sona erdiren ve daimi yaz saati uygulamasını yürürlüğe koyan düzenlemenin iptali istenilmektedir.
- Danıştay tetkik hakimi
- …
- Düşüncesi
- Davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.
Karar Metni
1.435 kelime·7 dk okuma
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, gereği görüşüldü:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesi, 3. fıkrası, (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; aynı maddenin 6. fıkrasında, yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendinde de, davacının, dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 14. maddesinde, kısıtlıların fiil ehliyetinin bulunmadığı. 16. maddesinde, kısıtlıların, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremeyecekleri.
407. maddesinde, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkum olan her erginin kısıtlanacağı, cezayı yerine getirmekle görevli makamın, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine vasi atanmak üzere hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlü olduğu. 413. maddesinde, vesayet makamının, bu görevi yapabilecek yetenekte olan bir ergini vasi olarak atayacağı.
462. maddesi, 8. fıkrasında, vasinin dava açabilmesi için vesayet makamının izni gerektiği. 471. maddesinde ise, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayetin, hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı hüküm altına alınmıştır.
Aktarılan yasal düzenlemelere göre bir yıl veya daha fazla süreli hapis cezasına mahkum olanların cezalarını çekmeye başlamaları üzerine, hükmü icra ile görevli idarenin durumu sulh hukuk mahkemesine hemen ihbar ederek vasi atanmasını sağlamakla yükümlü olduğu, kısıtlının, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davalar dışındaki davaları vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinin izni ile vasisi veya vasinin tayin edeceği vekili aracılığıyla açabileceği kuşkusuzdur.
Her ne kadar, Anayasa Mahkemesinin 22/03/2023 tarih ve E:2022/105, K:2023/54 sayılı kararıyla 4271 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 407. ve 471. maddelerinin iptaline karar verilmiş ise de.
Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararı nedeniyle meydana gelecek olan hukuksal boşluğun kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olduğu belirtilerek, Anayasanın 153. maddesi ve 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiğinden, iptaline karar verilen kanun hükümlerinin kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı 23/06/2023 tarihinden itibaren 9 ay boyunca (23/03/2024 tarihine kadar) yürürlükte kalacağı açıktır.
Nitekim Anayasa Mahkemesinin 2013/6099 (41-42. paragraf) ve 2013/5876 (26 - 27. paragraf) başvuru numaralı kararlarında da, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yürürlüğünün ertelenmesi halinde, erteleme süresince iptali ertelenen kanun hükümünün yürürlükte olduğu ve bu hükmün ilgililere uygulanmasının kanunilik koşulunun ihlaline neden olmayacağı açıkça kabul edilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı …'ın ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla 11 yıl 25 ay 14 gün hapis cezasına mahkum edildiği ve anılan cezanın 03/04/2019 tarihinde kesinleşerek infazına başlandığı, bir yıldan uzun süreli hapis cezasıyla hükümlü olan davacıya ...
Sulh Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile eşi …'ın vasi olarak tayin edildiği, işbu davanın, mevzuat uyarınca vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesinden izin alınarak vasi tarafından veya davacının vasisinin tayin ettiği vekili tarafından değil, bizzat davacı tarafından açıldığı, bunun üzerine Dairemizin 07/09/2021 tarihli ara kararı ile davanın bizzat veya vekil aracılığı ile takip edilip edilmeyeceğinin vasi Fatma Arslan'a sorulduğu, takip edilecekse gerekli bilgi ve belgelerin istenildiği ve ara kararı gereğinin yerine getirilmesi için otuz gün süre verildiği; ancak ara kararına cevap verilmediği,
bunun üzerine 07/12/2021 tarihli ara kararı ile anılan bilgi ve belgelerin ikinci kez istenildiği, …'a vesayeten … ile vekil tayin ettiği Av. … tarafından dosyaya sunulan 01/03/2022 ve 11/03/2022 tarihli dilekçeler ile ikinci ara kararına cevap verildiği, davaya devam edileceğinin beyan edildiği; ancak bu sefer de sulh hukuk mahkemesinden alınmış izin belgesinin dosyaya sunulmadığı, bunun üzerine Dairemizin 24/03/2022 tarihli ara kararı ile vasiden ve vekilinden izin belgesinin istenildiği, ara kararına cevaben davacı vekili tarafından verilen 04/07/2022 tarihli dilekçe ile dava dosyasının işlemden kaldırılmasının talep edildiği,
bu talep üzerine Dairemizin 19/09/2022 tarihli ara kararı ile anılan dilekçedeki istemin açıklığa kavuşturulmasının istenildiği, ara kararına cevaben davacı vekili tarafından verilen 23/10/2022 tarihli dilekçe ile Danıştay 10. Dairesinin 2021/4696 esas sayılı dava dosyasından ve "temyiz talebinden" feragat edildiğinin ifade edildiği; ancak daha sonra yine davacı vekili tarafından verilen 30/10/2022 tarihli dilekçe ile yapılan hatanın fark edildiği, bu nedenle feragat isteminin dikkate alınmamasının istenildiği, sonuç olarak Dairemizin 24/03/2022 tarihli ara kararı gereğinin yerine getirilmediği anlaşıldığından.
Dairemizin 28/11/2022 tarihli ara kararıyla vasi olarak atandığı davacı adına dava açabileceğini gösteren sulh hukuk mahkemesinden alınmış izin belgesinin vasiden istenildiği, bu kararın vasiye 13/02/2023 tarihinde tebliğ edildiği; ancak ara kararı ile verilen 30 günlük süre içerisinde dosyaya herhangi bir cevap sunulmadığı, bunun üzerine Dairemizin 14/06/2023 tarihli ikinci ara kararı ile sulh hukuk mahkemesi izninin "ara kararı gereğinin yerine getirilmemesi durumunda dosyadaki bilgi ve belgelere göre karar verileceği" ihtarını içerecek şekilde vasiye ikinci kez sorulduğu,
bu ara kararının da vasiye 26/09/2023 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen verilen süre içerisinde vasi … tarafından vesayet makamına izin başvurusunda bulunulduğuna veya vesayet makamınca izin verildiğine dair herhangi bir bilgi belge sunulmadığı görüldüğünden, davacının vasisi konumunda bulunan …'ın görülmekte olan uyuşmazlığı takip yetkisinin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, dava açma ehliyetinden yoksun olan davacının vasisi tarafından takip edilebilmesi için gerekli izin alınmayan davanın, davacının objektif ehliyet koşulunu taşımadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden reddedilmesi gerekmektedir.
Danıştay 10. Daire, E. 2021/4696, K. 2023/7006, 16 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama