İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2022/2559 K.2025/4801

2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ...

Esas2022/2559Karar2025/4801Tarih23 Ekim 2025Okuma10 dk · 1.932 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/2559 E., 2025/4801 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
23 Ekim 2025
Esas No
2022/2559
Karar No
2025/4801
Temyiz eden (davacılar)
1- ...
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.932 kelime·10 dk okuma·9 bölüm

2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...

TEMYİZ EDEN

(DAVALI YANINDA) MÜDAHİLLER : 1- ... VEKİLİ : Av. ... 2- ... VEKİLİ : Av. ...

DİĞER

(DAVALI YANINDA) MÜDAHİL : ... Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ...

İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca ve müdahiller ... ve ... tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacılar vekili tarafından, müvekkili ...'in 12/06/2011 tarihinde kolunu kırması üzerine 15/06/2011 tarihinde ... Devlet Hastanesinde geçirdiği operasyon sonucunda sağ kolunda hem fonksiyonel hem de şekilsel olarak oluşan bozukluk (uzuv kaybı) sebebiyle, uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak ... için 1.000,00 TL maddi ve 350.000,00 TL manevi, baba ... için 50.000,00 TL manevi, anne ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, davacılardan ...'e kırılan kolu nedeniyle 15/06/2011, 18/06/2011 ve 21/06/2011 tarihlerinde ... Devlet Hastanesinde yapılan ameliyatlar sonrasında davacının sağ ön kolunda oluşan uzuv kaybının komplikasyondan kaynaklandığının anlaşılması sebebiyle "ağır hizmet kusuru" çerçevesinde davalı idareye izafe edilecek bir kusur bulunmadığından davacıların tazmini gereken maddi zararlarının söz konusu olmadığı; davalı idarenin bünyesindeki hastane tarafından davacılardan ...'in kırılan koluna geç müdahalede bulunulmasının hizmet kusuru niteliğinde olduğu gerekçesiyle davacıların manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; taraflar ve müdahillerin istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, ameliyatın süresinde yapılıp yapılmadığı, ameliyat sonrası yapılan tıbbi müdahalelerin tıp biliminin kurallarına uygun olup olmadığı hususlarına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, alanında uzman bir heyetten yeni rapor alınmadan maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğu, kusur raporundan sonra vücut bütünlüğünün bozulması nedeniyle doğan cismani zararın hesaplanması gerektiği; davalı idare tarafından, olayın bir komplikasyon olduğu ve tıbben önlenme imkanının bulunmadığı,

bu durumun yargılama sırasında tanzim edilen bilirkişi raporunda da açıkça ifade edildiği, ancak Mahkemece objektif bir değerlendirme yapılmadığı, davacıların hastaya geç müdahalede bulunulduğu yönündeki iddiaları doğrultusunda hüküm kurulduğu, olaya ilişkin alınan tıbbi raporlarda, hastaya geç müdahale edildiği yönünden hiçbir tespitin bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğu; müdahil ... tarafından, dava konusu tıbbi müdahalede herhangi bir ihmal yahut kusur olmadığı yargılama safhasında netleşmiş olduğu halde aleyhe manevi tazminata hükmedilmesinin isabetsiz olduğu, yapılan müdahale ile davacının hayatının kurtarıldığı;

müdahil ... tarafından, yapılan teşhis ve tedavilerin tıp biliminin bilenen kurallarına uygun olduğu, hekim ve diğer personele izafe edilebilecek bir kusur ve hatanın bulunmadığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN VE MÜDAHİLLERİN_SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ

Temyiz istemlerinin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Dosyanın incelenmesinden, davacılardan ...'in 12/06/2011 tarihinde okul bahçesinde oynarken düşerek sağ kolunu kırması üzerine 112 vasıtasıyla ...

Devlet Hastanesi acil birimine başvurulduğu, 15/06/2011 tarihinde nöbetçi ... tarafından onam belgesi alındıktan sonra kırığına yönelik ameliyat edildiği, ağrı şikayeti üzerine 18/06/2011 tarihinde nöbetçi ... tarafından alçı atelinin açılması ile farkedilen enfeksiyon tablosunun nekrotizan fasiit olduğu değerlendirilerek 18/06/2011 ve 21/06/2011 tarihlerinde debridman ameliyatları yapıldığı, düzelme olmaması üzerine ... tarafından, ileri tedavi görmesi amacıyla 23/06/2011 tarihinde ...

Üniversitesi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji bölümüne sevkinin yapıldığı, akabinde birçok (7/8 kez) ameliyat olan ...'in sakatlığının kalıcılık göstereceğinin anlaşılması üzerine, davacılar tarafından maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesi istemiyle 19/01/2017 tarihli dilekçe ile davalı idareye yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

... Adli Tıp Kurumunda görev yapan uzman doktor tarafından dosyaya sunulan raporda, bu vakada erken teşhis ve cerrahi debridman uygulanarak mortalitenin önlendiği fakat hastalığın sağ üst ekstremite fonksiyon kaybına yol açtığının görüldüğü, hastada oluşan durumun ameliyat sonrasında oluşan bir komplikasyon olduğu kanaatine varıldığı aktarımına yer verildikten sonra, konu hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumu ilgili Adli Tıp İhtisas Kurulundan mütalaa alınması gerektiği yolunda kanaat belirtilmiştir.

Uyuşmazlıkta, davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi için bilirkişiliğine başvurulan ...

Üniversite Tıp Fakültesi bünyesinde oluşturulan bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan raporda özetle; "... hastada gelişen Nekrotizan Fasiitis tablosunun Fulminan (aniden bütün şiddetiyle oluşan) seyirli bir hastalık olduğu, nadir oranlarda görülmekle birlikte, geliştiğinde hastada uzuv kaybına gidiş ve hatta yüksek mortal seyir ile sonuçlanabildiği, tedavinin temelinde erken teşhis, agresif ve tekrarlayan debritmanların yattığı, bu vaka açısından bakıldığında; erken teşhis sonrasında acil ve tekrarlayan debritman uygulanması, enfeksiyon hastalıkları görüşü doğrultusunda kombine antibiyoterapi tedavisi uygulanması,

hastada mortaliteyi önlediği, fakat tedaviler sonrasında uzuvda fonksiyon kaybının geliştiğinin görüldüğü, tüm bu bilgiler ve belgeler ışığında; davacıya uygulanan teşhis ve tedavi sürecinin doğru olduğu, tıbbi bir hata olmadığı, olumsuzlukların tedavi sürecinden kaynaklanmadığı ve hastalığın tedaviye rağmen yüksek mortalite ve morbidite oranlarından kaynaklandığı, dava kapsamındaki tedavi sürecinde tıbbi hizmet kusuru bulunmadığı, hastanın sürece ilişkin yeterince bilgilendirildiği,

hastanın yaşadığı olumsuzlukları tıbben engelleme olanağının bulunmadığı değerlendirmesi sonrası hastada gelişen tüm bu durumların, tıbbi girişim sırasında öngörülmeyen, öngörülse bile önlenemeyen durum, istenmeyen sonuç yani komplikasyon olduğu kanaatine varıldığı, tedaviyi uygulayan doktor açısından, tıbbi kusur, ihmal ve görevi kötüye kullanmanın söz konusu olmadığı" görüşlerine yer verilmiştir.

İdare Mahkemesince anılan rapor hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, temyize konu Bölge İdare Mahkemesince de davacıların istinaf başvurusu reddedilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir.

Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş.

"Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği.

"Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir.

2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu. 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu.

15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri,

adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiş iken, 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2., 3. ve 16. maddelerinde,

yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup;

bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir.

Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır.

Bakılan davada, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hastada gelişen durumların, tıbbi girişim sırasında öngörülmeyen, öngörülse bile önlenemeyen komplikasyon niteliğinde olduğu, tedaviyi uygulayan doktor açısından tıbbi kusur veya hatanın söz konusu olmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de; raporun aşağıda belirtilecek hususlar yönünden idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı noktasında karar verilebilmesi için yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu hususlar şu şekildedir;

-Davacılardan ...'in 12/06/2011 tarihinde kolunu kırması üzerine başvurduğu ... Devlet Hastanesinde yapılan ameliyat sonrasında, ameliyat yerinde ortaya çıkan enfeksiyon tablosunun nekrotizan fasiit (et yiyen bakteri) olduğu, nekrotizan fasiit enfeksiyonunun bulaşmasının en yaygın yolunun, küçük kesikler, sıyrıklar ve cerrahi yaralar gibi açık yaralar olduğu dikkate alındığında, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ... ile aynı dönemde ameliyat olan ya da aynı birimde yatan başka hastalarda aynı enfeksiyonun görülüp görülmediğine ilişkin araştırma ve değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.

Bu amaçla, davalı idareden, hastanın ameliyat olduğu tarihlerde aynı ameliyathanede operasyon yapılan, serviste yattığı dönemlerde aynı kliniklerde yatan başka hastalarda da aynı enfeksiyonun görülüp görülmediği hususlarına ilişkin her türlü bilgi ve belge ile ameliyathanenin enfeksiyon kontrol komitesi tarafından denetlenip denetlenmediği ve davacının hastanede yattığı döneme ilişkin yatan, ameliyat edilen, hastane enfeksiyonu kapan hasta sayısını ve enfeksiyon etkeni bakterileri gösterir enfeksiyon kontrol komitesi raporları,

temin edildikten sonra konuyla ilgili uzman hekimlerin katılımının sağlandığı (enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanının bulunduğu) Adli Tıp Üst Kurulundan davacıların iddialarının göz önünde bulundurulduğu, tıbbi sürecin bir bütün halinde ele alındığı, yukarıda yer verilen hususlara açıklık getirecek tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.

Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik davacıların istinaf istemlerinin reddi yönündeki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davacılar, davalı idare ve davalı yanında müdahiller ... ve ...'ın temyiz istemlerinin KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 23/10/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Danıştay 10. Daire, E. 2022/2559, K. 2025/4801, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Eden
  4. Diğer
  5. Yargılama Süreci
  6. Düşüncesi
  7. Türk Milleti Adına
  8. İnceleme Ve Gerekçe
  9. Maddi Olay
  10. İlgili Mevzuat
  11. Hukuki Değerlendirme
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2022/2559
Karar No
2025/4801
Tarih
23 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 10. Daire E.2022/2587 K.2025/4535
  • Danıştay 10. Daire E.2022/2639 K.2025/4534
  • Danıştay 8. Daire E.2022/2647 K.2025/7541
  • Danıştay 10. Daire E.2022/2652 K.2025/4344
  • Danıştay 10. Daire E.2022/2653 K.2025/4798
  • Danıştay 10. Daire E.2022/2657 K.2025/4584

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.