KÜNYE
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2022/3352 E., 2022/2995 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2022
- Esas No
- 2022/3352
- Karar No
- 2022/2995
- Davacı
- … Barosu Başkanlığı
- Vekili
- Av. …
- Davalı
- … Bakanlığı / ANKARA
- Davanın_özeti
- Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı, "Tehlike Arz Eden Hayvanlar" konulu Genelgesinin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istenilmektedir.
- Danıştay tetkik hakimi
- …
- Düşüncesi
- 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Karar Metni
1.092 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
USUL YÖNÜNDEN
MADDİ OLAY
Dairemizin ilk olarak E:2022/833 sayılı esasına kayden açılan dava dosyasının incelenmesi neticesinde, Dairemizin 16/02/2022 tarih ve K:2022/739 sayılı dilekçe ret kararında, dilekçede davacı olarak İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi'nin gösterildiği ve anılan Merkez adına Av. … tarafından elektronik imza kullanılmak suretiyle dilekçenin imzalandığı görülmekle birlikte.
İstanbul Barosu bünyesinde faaliyet gösteren davacı Merkezin, ayrı bir tüzel kişiliği, dolayısıyla dava açabilme ve davacı olabilme (taraf) ehliyeti bulunmadığı, davanın tüzel kişiliği bulunan ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan İstanbul Barosu adına mı açılmak istenildiği hususunda tereddüt hasıl olduğu belirtilerek;
davanın, davacının tereddüte mahal verilmeksizin açıkça belirtilmesi suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığına hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle açılması gerektiği, davanın İstanbul Barosu adına yenilenmesi halinde anılan Baronun unvanının tereddüde yol açmayacak şekilde İstanbul ilinde kurulu, kaç numaralı baro olduğunu gösterir bilgi ve belgeler ile buna göre düzenlenmiş vekaletname suretinin tasdikli bir örneğinin dosyaya sunulması gerektiği hususuna vurgu yapılmıştır.
Dairemiz kararı üzerine yenilenen dava dilekçesinin incelenmesi neticesinde, davacı olarak İstanbul Barosu Başkanlığı gösterilmekle birlikte İstanbul ilinde kurulu, kaç numaralı baro olduğunu gösterir bilgi ve belgelerin sunulmadığı görülmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 3. maddesinde, idarî davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde,
a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri (Ek ibare: 02/07/2012-6352 S.K./51.md.) ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,
b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,
c) Davaya konu olan idarî işlemin yazılı bildirim tarihi,
d) Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,
e) Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası, gösterileceği; dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği; dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı; 5. maddesinde ise, her idarî işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı, ancak, aralarında maddi veya hukukî yönden bağlılık yada sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile dava açılabileceği, birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukukî sebeplerin aynı olması gerektiği kuralı yer almıştır.
Aynı Kanun'un 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde, dava dilekçelerinin 3. ve 5. maddelere uygunluk açısından inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, 3. ve 5. maddelere uygun olmayan dilekçelerin, bu maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenerek veya noksanı tamamlanarak 30 gün içinde yeniden dava açılmak üzere reddedileceği; 15. maddesinin 5. fıkrasında ise, 15. maddenin 1. fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği kurala bağlanmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 77. maddesinin 1. fıkrasına 7249 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle, "Beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla bir baro kurulabilir." cümlesi eklenmiş; anılan maddenin 3. fıkrası, "Barolar, kuruluşlarını Türkiye Barolar Birliğine bildirmekle tüzel kişilik kazanırlar." şeklindeyken; fıkraya 7249 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle, "Aynı ilde yeni bir baronun kurulması hâlinde Türkiye Barolar Birliği, tüzel kişilik kazanma tarihini esas almak ve birden başlamak suretiyle baroları o ilin adıyla numaralandırır." cümlesi eklenmiştir.
19/06/2002 tarih ve 24790 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliği'nin 02/09/2020 tarih ve 31232 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik 29. maddesinde de, "... Beşbinden fazla avukat bulunan illerde asgari ikibin avukatla yeni bir baro kurulabilir. ...
ğ) Aynı ilde yeni bir baronun kurulması halinde Türkiye Barolar Birliği, tüzel kişilik kazanma tarihini esas almak ve birden başlamak suretiyle baroları o ilin adıyla numaralandırır." düzenlemelerine yer verilmiştir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda 7249 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler uyarınca 24/09/2020 tarihinde İstanbul ilinde ikinci bir baro kurularak tüzel kişilik kazanmıştır.
Dolayısıyla, davanın açıldığı tarih itibarıyla "İstanbul Barosu Başkanlığı" unvanıyla tüzel kişiliğe sahip bir baro mevcut değildir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Usûle ilişkin uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinde yer alan "aynı yanlışlık" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğinin ortaya konulması gerekmektedir.
Kanun maddesinde düzenlenen hususun aynı yanlışlıkların tekrarlanması olduğu, ancak bu durumda davanın reddedileceği, aynı yanlışlık kapsamına girmeyen durumlarda ise yeniden dilekçe ret kararı verilmesi gerektiği açıktır.
Dilekçenin reddedilmesi üzerine verilen yenileme dilekçesinde yanlışlıklardan bir kısmının düzeltilmesi hâlinde ise, artık aynı yanlışlığın varlığından söz edilemez.
Somut olayda üzerinde durulması gereken husus, 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrasında düzenlenen 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği kuralına istinaden dilekçenin reddedilmesi akabinde davanın reddine karar verilebilmesi için yenileme dilekçesinde yapılan yanlışlıkların, bir önceki dilekçede yapılan yanlışlıkların aynısı olup olmadığıdır.
Yenilenen dava dilekçesi incelendiğinde, aynı yanlışlıkların tekrarlanmadığı, dilekçe ret kararına esas alınan dilekçe ile bu karar üzerine verilen yenileme dilekçesinde yapılan hataların birbirinden farklı olduğu anlaşılmaktadır. Dilekçe ret kararında belirtilen yanlışlıkların, yenileme dilekçesinde aynen tekrar edilmediği, davanın İstanbul Barosu adına yenilendiği belirtilmekle birlikte davacı Baronun kaç numaralı baro olduğuna ilişkin somut bilgi ve belgeye yer verilmediği görülmektedir.
Bu haliyle; davacının unvanına açık bir şekilde yer verilmemesi nedeniyle dava dilekçesi 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun düzenlenmemiş olup, davanın, dava dilekçesinde davacı Baronun unvanının tereddüte yol açmayacak şekilde gösterilmesi suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığı'na hitaben yazılmış ve ekinde davacının unvanını gösterir bilgi ve belgelerin sunulduğu bir dilekçeyle açılması gerekmektedir.
Danıştay 10. Daire, E. 2022/3352, K. 2022/2995, 31 Mayıs 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama