İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /10. Daire

DANIŞTAY · 10. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 10. Daire E.2023/723 K.2023/7193

Davacı tarafından, ...

Esas2023/723Karar2023/7193Tarih21 Kasım 2023Okuma13 dk · 2.615 kelime

KÜNYE

Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2023/723 E., 2023/7193 K.·T.C. Danıştay Onuncu Daire

Karar tarihi
21 Kasım 2023
Esas No
2023/723
Karar No
2023/7193
Davacı
…'ya vesayeten …
Vekili
Av. …
Davalı
… Bakanlığı / ANKARA
Vekili
Av. …
Davanın_konusu
02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin, 18/08/2016 tarih ve 29805 sayı ile Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik 6. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "adli suçlardan hükümlü olup yabancı uyrukluların" ibaresinin iptali istenilmektedir.
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.615 kelime·13 dk okuma·9 bölüm

Davacının_iddiaları

Davacı tarafından, ...

Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih, E:…, K:… sayılı kararıyla parada sahtecilik suçunu işlemesi nedeniyle Türk Ceza Kanunu'nun 197/1. maddesi uyarınca 8 yıl hapis ve 52/2. maddesi gereğince 120.000,00 TL adli para cezasına hükmedildiği, söz konusu kararın 11/11/2017 tarihinde kesinleştiği, Sincan 2 Nolu L Tipi Kapalı İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu, 19/01/2018 tarihinde açık ceza infaz kurumuna nakledilmek için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İnfaz Savcılığına dilekçe verdiği, söz konusu talebin, şartlı tahliye tarihinin 05/01/2023 olduğu,

Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 6. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca ancak bu tarihe üç yıldan az süre kalması halinde açık kuruma ayrılmayı hak edebileceği neden gösterilerek reddedildiği, bu maddenin 18/08/2016 tarihli değişiklik ile getirildiği ve açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarının yabancılar için ağırlaştırıldığı, Türk vatandaşları ile yabancı uyrukluların farklı infaz rejimine tabi tutulmasının hiçbir yasal dayanağının bulunmadığı,

düzenlemenin Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca bağlayıcı olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 14. maddesinde güvence altına alınan ayrımcılık yasağına, Anayasa'nın 10. maddesine, uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu, açık ceza infaz kurumlarında hükümlülere haberleşme, eğitim, çalışma ve sosyal güvenlik ve benzeri temel hakların tanınması ve yabancılar bakımından Yönetmelikle bu haklara ulaşmanın kısıtlanması nedeniyle Anayasa'nın 13., 16. ve 124. maddelerine de aykırı olduğu,

temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlandırılabileceği, Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından 24/08/2017 tarihli kararla "adli suçlardan hükümlü olup yabancı uyrukluların" ibaresinin Anayasa'nın 10. maddesine aykırılık teşkil ettiği değerlendirilerek bu kısmın Yönetmelik'ten çıkarılması için Adalet Bakanlığı'na tavsiyede bulunulmasına karar verildiği, ancak davalı idarece herhangi bir düzeltme yapılmadığı iddia edilerek dava konusu düzenlemenin iptal edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ülkemizde bulunan hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaları sırasında “ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken, siyasî fikir ya da düşünce, ekonomik güç ve diğer toplumsal konumlar yönünden ayrım yapılmadığı”; suç türleri, tehlikelilik durumu, firar olaylarının önüne geçilmesi,

hükümlülerin eğitilip yeniden topluma kazandırılması gibi hususlar dikkate alınarak 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un açık ceza infaz kurumlarına ilişkin 14. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Hükümlülerin açık cezaevlerine ayrılmalarına ilişkin esas ve usuller yönetmelikte gösterilir." hükmü ile verilen yetkiye dayanılarak açık ceza infaz kurumunda bulunulacak süreler hakkında düzenlemeler yapıldığı, her yıl sonu itibarıyla firar eden hükümlülerin suç türleri ve ceza sürelerinin incelenmesi sonucunda, terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olanların suç türleri nedeniyle;

hırsızlık, yağma, cinsel saldırı, uyuşturucu ticareti yapma ve sağlama suçlarından hükümlü olanların firar oranının yüksek olması nedeniyle; eşe karşı işlenen suçlardan hükümlü olanların, açık ceza infaz kurumundan firar etmenin kolay olması veya özel izne ayrıldıkları zaman yine aynı suçu işleme yönündeki eğilimleri nedeniyle farklı düzenlemeler getirildiği,

01/01/2013 tarihi ile 01/08/2016 tarihleri arasında yapılan değerlendirmede, yabancı uyruklu hükümlülerin kaldıkları Burdur ve Erzurum Açık Ceza İnfaz Kurumlarından, 265 yabancı uyruklu hükümlünün firar ettiği, bunlardan sadece 16 kişinin yakalandığı diğer kişilerin ise yakalanamadığının tespit edildiği; açık ceza infaz kurumlarında firara karşı herhangi bir engel olmadığı, firar eden yabancı uyruklu hükümlülerden yakalanan sayısının az olduğu ve infazın etkin bir şekilde amacına ulaşılamadığı dikkate alınarak,

yabancıların açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarında, infazların etkin bir şekilde yürütülmesi için süreler açısından farklı uygulamaların belirlendiği, bu nedenlerle Kanun'a aykırı düzenleme içermeyen Yönetmelik hükümlerine ilişkin davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: …

DÜŞÜNCESİ

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesine göre Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması zorunlu olduğundan davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI: …

DÜŞÜNCESİ

Dava; 02/09/2012 tarihli, 28399 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinde 18/08/2016 tarihli, 29805 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelikle 6. maddesinin 2. fıkrasının b) bendinde yapılan değişiklikte yer alan "adli suçlardan hükümlü olup yabancı uyrukluların" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 14. maddesinde, bu Sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanmanın; cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal ve diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanması gerektiği belirtilmiştir.

Anayasanın 10. maddesinde "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

...

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde, kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." kuralına yer verilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında, ayrımcılık ya da eşit muamele ilkesi “nesnel ve makul bir gerekçe olmaksızın, konuyla ilgili benzer durumda olan kişilere farklı muamele edilmemesi” (Zarb Adami/Malta, B.No:17209/02, 20/06/2006, § 71) şeklinde tanımlanmaktadır.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkarılmıştır.

5275 sayılı Kanunun “İnfazda temel ilke” başlıklı 2. maddesinde: "Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefi inanç, milli veya sosyal köken ve siyasi veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.

Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.". “İnfazda temel amaç” başlıklı 3. maddesinde ise: “ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün;

yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.” ve “Hapis cezalarının infazında gözetilecek ilkeler” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, hapis cezalarının infaz rejiminin fıkrada gösterilen temel ilkelere dayalı olarak düzenlenmesi öngörülmüş, b) bendinde ise: “Ceza infaz kurumlarında hükümlülerin düzenli bir yaşam sürdürmeleri sağlanır.

Hürriyeti bağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygının korunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir. Hükümlülerin, Anayasada yer alan diğer hakları, infazın temel amaçları saklı kalmak üzere, bu Kanunda öngörülen kurallar uyarınca kısıtlanabilir.” kurallarına yer verilmiştir.

Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına uygulanmasının yukarıda içeriğine yer verilen düzenlemelerle; hükümlüler arasında ırk, milliyet, milli veya sosyal köken yönünden ayrım yapılmaması, yabancılar yönünden eşit muamele ilkesine aykırı uygulama yapılması yoluna gidilmemesi öngörülmüş, Anayasada güvence altına alınan kanun önünde eşitlik ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yer alan ayrımcılık yasağına uygun şekilde kurallar getirilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, Ürdün uyruklu davacının ...

Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli E:…, K:… sayılı kararıyla parada sahtecilik suçunu işlemesi nedeniyle Türk Ceza Kanununun 197/1. maddesi uyarınca 8 yıl hapis ve 52/2 madesi gereğince 120.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırıldığı ve kararın 11/11/2017 tarihinde kesinleştiği, Sincan 2 Nolu L Tipi Kapalı İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına açık ceza infaz kurumuna ayrılma talebinin, davacının şartla tahliye tarihinin 05/01/2023 olduğu,

Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin 6. maddesinin 2. fıkrasının b) bendi uyarınca ancak bu tarihe üç yıldan az süre kalması halinde açık kuruma ayrılmayı hak edebileceği neden gösterilerek reddi üzerine, dayanak düzenlemedeki "adli suçlardan hükümlü olup yabancı uyrukluların" ibaresinin iptali istemiyle görülen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin “Kapalı kurumdan açık kuruma ayrılacak hükümlüler” başlıklı 6. maddesinin 2. fıkrasının b) bendinin değişmeden önceki şeklinde.

“1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 403, 404, 414, 416/1, 418/1, 491/3-4, 492, 493, 494, 495, 496, 497, 498 ve 499 uncu maddelerinden mahkûm olanların koşullu salıverilme tarihine iki yıldan az süre kalması,” kuralı yer almaktayken, fıkra uyuşmazlığa konu edilen değişiklik sonucunda: “5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 ve 103 üncü maddeleri ile eşe karşı işlenen 82/1-d, 86/3-a ve 96/2-b maddeleri ve 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 414, 416/1, 418/1 maddeleri ile eşe karşı işlenen 449/1,

456 ve 457/1 maddelerinden mahkûm olanlar ile adli suçlardan hükümlü olup yabancı uyrukluların koşullu salıverilme tarihine üç yıldan az süre kalması,” şeklinde düzenlenmiştir.

Yönetmeliğin 6. maddesinde; hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılmasında suç türleri ve ceza süreleri bakımından farklı sürelere tabi tutulması öngörülürken yabancı uyruklu olan hükümlüler yönünden bu ilkeden ayrılarak tüm adli suçlardan hükümlü olmaları halinde koşullu salıverilme tarihine üç yıldan az süre kalması yolunda bir şart getirildiği, nesnel, makul ve orantılı bir düzenleme olmadığı, konuyla ilgili benzer durumda olan kişilere farklı muamele edilmesine ilişkin bir sınıflandırma ve/veya gerekçenin bulunmadığı görülmektedir.

Bu durumda, eşit muamele ilkesi olarak da ifade edilen ayrımcılık yasağına aykırı düzenleme yapıldığı gibi dava konusu işlemin dayanağı olan yasanın, infazda temel ilke olarak belirlenen hükümlüler arasında ırk, milliyet, milli veya sosyal köken yönünden ayrım yapılmaması yolundaki kuralına da aykırı olduğundan, hukuki korumadan yararlanması imkanı bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Yönetmeliğin dava konusu edilen ibaresinin iptali gerektiği düşülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Dairemizin 08/04/2021 tarih ve E:2018/3834, K:2021/1718 sayılı dava konusu düzenlemenin iptali yolundaki kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 08/06/2022 tarih ve E:2021/3628, K:2022/2094 sayılı kararı ile bozulması üzerine, gereği yeniden görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ

Dava, 02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin, 18/08/2016 tarih ve 29805 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen 6. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinde yer alan "adli suçlardan hükümlü olup yabancı uyrukluların" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.

Dairemizin 08/04/2021 tarih ve E:2018/3834, K:2021/1718 sayılı dava konusu düzenlemenin iptali yolundaki kararı, davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 08/06/2022 tarih ve E:2021/3628, K:2022/2094 sayılı kararı ile bozulmuştur.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava daireleri kararlarına karşı Danıştay'da temyiz yoluna başvurulabileceği; 2575 sayılı Kanun'un 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği kurala bağlanmış; 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde ısrar imkanı tanınmamıştır.

Bu nedenle, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

İNCELEME VE GEREKÇE

ESAS YÖNÜNDEN

İlgili Mevzuat:

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 2. maddesinde, "Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefi inanç, milli veya sosyal köken ve siyasi veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır.

Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.".

3. maddesinde, "Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır." hükmüne yer verilmiş.

14. maddesinin dava konusu Yönetmeliğin tesis edildiği tarihteki halinde ise, açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlar olarak tanımlanmış, açık ceza infaz kurumlarının ihtiyaca göre kadın açık ceza infaz kurumları, gençlik açık ceza infaz kurumları şeklinde kurulabileceği öngörülmüş, hükümlülerin açık cezaevlerine ayrılmalarına ilişkin esas ve usullerin yönetmelikte gösterileceği kurala bağlanmıştır.

02/09/2012 tarih ve 28399 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinin, 18/08/2016 tarih ve 29805 sayı ile Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik "Kapalı kurumdan açık kuruma ayrılacak hükümlüler" başlıklı 6. maddesinde, "(1) Hükümlülerden;

a) Toplam cezaları on yıldan az olanlar bir ayını, on yıl ve yukarı olanlar ise onda birini kurumlarda infaz edip, iyi hâlli olan ve koşullu salıverilme tarihine yedi yıl veya daha az süre kalanlar,

b) Müebbet hapis cezasına mahkûm olup, koşullu salıverilme tarihine beş yıl veya daha az süre kalanlar,

c) Cezaları yüksek güvenlikli kapalı kurumlar veya diğer kapalı kurumların yüksek güvenlikli bölümlerinde infaz edilenlerden toplam cezalarının üçte birini bu kurumlarda iyi hâlli olarak geçiren ve koşullu salıverilme tarihine üç yıl veya daha az süre kalanlar, açık kurumlara ayrılabilir.

(2) Açık kurumlara ayrılabilmek için, ayrıca;

a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 142, 148, 149, 188 ve 190 ıncı maddeleri ile 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 403, 404, 491/3-4, 492, 493, 494, 495, 496, 497, 498 ve 499 uncu maddelerinden mahkûm olanların koşullu salıverilme tarihine beş yıldan az süre kalması,

b) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 102 ve 103 üncü maddeleri ile eşe karşı işlenen 82/1-d, 86/3-a ve 96/2-b maddeleri ve 1/3/1926 tarihli ve mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 414, 416/1, 418/1 maddeleri ile eşe karşı işlenen 449/1, 456 ve 457/1 maddelerinden mahkûm olanlar ile adli suçlardan hükümlü olup yabancı uyrukluların koşullu salıverilme tarihine üç yıldan az süre kalması,

c) 29/7/2003 tarihli ve 4959 sayılı Topluma Kazandırma Kanunu, 30/7/1999 tarihli ve mülga 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleri ile Mücadele Kanununun 14 üncü maddesi ve 5237 sayılı Kanunun 221 inci maddesinden yararlananların koşullu salıverilme tarihine iki yıldan az süre kalması,

ç) Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, mensup oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilenlerin koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması, şartı aranır." düzenlemesi yer almaktadır.

Dava Konusu Düzenlemenin İncelenmesi:

Dava konusu Yönetmeliğin dayanaklarından birini teşkil eden 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu'nun yukarıda aktarılan hükümlerinin incelenmesinden; ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amacın, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek ve toplumu suça karşı korumak olduğu;

ceza infaz kurumları arasında sayılan açık ceza infaz kurumlarının, hükümlülerin iyileştirilmelerinde, çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlar şeklinde tanımlandığı, hükümlülerin açık cezaevlerine ayrılmalarına ilişkin esas ve usûllerin düzenlenmesinin yönetmeliğe bırakıldığı anlaşılmaktadır.

Buna göre, davalı idarenin 5275 sayılı Kanun'un 3. maddesinde belirtilen infazın temel amaçları doğrultusunda, hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılması konusunda Yönetmelik ile düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu görülmektedir.

5275 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen 3. maddesiyle, ceza infazının öncelikli amacı olarak kabul edilen genel önleme, toplumu oluşturan bireylerin, suçluların etkin bir şekilde cezalandırıldığını gözlemleyerek, suça yönelmekten vazgeçmeleri anlamını taşımaktadır. Bu çerçevede, "genel önleme" amacının temini, ancak etkin bir infaz rejimi ile mümkün olabilecektir.

Dolayısıyla, 5275 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle işaret edilen genel önleme amacının gerçekleştirilmesi için davalı idarenin objektif kriterleri gözeterek açık ceza infaz kurumlarına ayırma konusunda hükümlüler arasında farklı uygulamalar öngörmesinde kanun önünde eşitlik ilkesi yönünden aykırılık bulunmamaktadır.

Bu açıklamalar doğrultusunda somut uyuşmazlığa bakıldığında, davalı idarenin yargılamanın tüm aşamalarında sunduğu savunmalardan; firar olaylarının önüne geçilmesi, hükümlülerin eğitilip yeniden topluma kazandırılması gibi hususlar dikkate alınarak ve 5275 sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak açık ceza infaz kurumunda bulunulacak süre yönünden Yönetmelik ile farklı düzenlemeler yapıldığı,

bu kapsamda 2013-2016 yılları arası yapılan değerlendirmede, yabancı uyruklu hükümlülerin kaldıkları Burdur ve Erzurum Açık Ceza İnfaz Kurumlarından 265 yabancı uyruklu hükümlünün firar ettiği ve bunlardan sadece 16 kişinin yakalandığı hususlarının tespit edildiği, bu nedenlerle de yabancı hükümlüler yönünden etkin bir ceza infaz rejiminin sağlanması amacıyla dava konusu düzenlemenin tesis edildiği anlaşılmaktadır.

Bu itibarla, 5275 sayılı Kanun'un 3. maddesinde ifadesini bulan "genel önleme" amacı doğrultusunda ve aynı Kanun'un 14. maddesinin 2. fıkrasının tanıdığı yetki kapsamında, yabancı hükümlülerin firar eğilimleri gözetilerek tesis edilen dava konusu düzenlemede kanun önünde eşitlik ilkesine aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, üst hukuk normlarına ve hukuka uygun şekilde tesis edildiği anlaşılan dava konusu düzenlemeye karşı açılan davanın reddi gerektiği sonucuna varılmaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarece temyiz aşamasında yapılan … TL temyiz posta giderinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra aidiyetine göre taraflara iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Danıştay 10. Daire, E. 2023/723, K. 2023/7193, 21 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Davacının_iddiaları
  4. Danıştay Tetkik Hakimi: …
  5. Düşüncesi
  6. Danıştay Savcısı: …
  7. Düşüncesi
  8. Türk Milleti Adına
  9. Maddi Olay Ve Hukuki Süreç
  10. İnceleme Ve Gerekçe
  11. Esas Yönünden
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
10. Daire
Esas No
2023/723
Karar No
2023/7193
Tarih
21 Kasım 2023

İlgili Kararlar

  • Danıştay 5. Daire E.2023/735 K.2023/17146
  • Danıştay 9. Daire E.2023/746 K.2023/4415
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2023/750 K.2023/2582
  • Danıştay 5. Daire E.2023/751 K.2023/16433
  • Danıştay 9. Daire E.2023/752 K.2023/4967
  • Danıştay 6. Daire E.2023/758 K.2023/8010

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.