KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2020/558 E., 2022/3956 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2022
- Esas No
- 2020/558
- Karar No
- 2022/3956
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
579 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılarak mal varlığı hazineye intikal ettirilen, ticaret sicil kaydı terkin edilerek mükellefiyeti ve tüzel kişiliği sonlandırılan … Eğitim İşletmeleri Ticaret Anonim Şirketi'nin 2015 ve 2016 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 17/08/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Devir İşlemlerine İlişkin Tedbirler" başlıklı 5. maddesinde, Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum ve kuruluşların ticari sicil kayıtlarının re'sen terkin edileceği, tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter,
kayıt ve belgelerle müracaat edileceği ve borçların ödenmesinde, kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçlar, çalışanların sigorta primleri, rehinli alacaklar, enerji, iletişim ve su kullanım borçları, çeşidine bakılmaksızın beşyüz Türk Lirasını geçmeyen borçlar ve diğerleri şeklinde sıralamanın esas alınacağının hükme bağlandığı,
buna göre, söz konusu Kanun Hükmünde Kararname uyarınca kapatılan kurumlardan alacağı olan gerçek veya tüzel kişilerin 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 5. maddesinde belirtilen şekilde, alacaklı olduklarına dair kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle birlikte Maliye Bakanlığına başvuruda bulunmaları ve kurumun Hazine'ye devredilen malvarlığından alacaklarının tahsili için gerekli işlemleri yapmaları gerektiği dikkate alınarak Mahkemelerince verilen ara kararları üzerine davalı idare ile İstanbul Defterdarlığı Milli Emlak Müdürlüğü tarafından dosyaya gönderilen bilgi ve belgelerden,
kamu alacağının asıl borçlusu olan şirketin toplam varlığının 21.303.215,30-TL borçlarının ise 1.481.766,02-TL olduğunun görüldüğü, bu durumda, şirketin malvarlığının borcu karşılamaya yetecek miktarda olduğu dolayısıyla 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında alacağın öncelikle şirketten tahsili yoluna gidilmesi gerekirken bu usule uyulmaksızın doğrudan davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu ödeme emri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Kesinleşen kamu alacağından, asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacının 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, uyuşmazlık konusu olayda dava açma koşullarının gerçekleşmediği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Dava konusu ödeme emrinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 3. Daire, E. 2020/558, K. 2022/3956, 20 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama