KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/2781 E., 2023/3759 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2023
- Esas No
- 2023/2781
- Karar No
- 2023/3759
- Temyiz eden (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
862 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, … Malzemeleri İnşaat Taahhüt Emlak Turizm Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan 2015 ila 2017 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ila … takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emirlerinin, davacının mernis adresinde tebliğe çıkarıldığı 29/04/2022 tarihinde tebliğ evrakına adreste tanınmadığı şerhi düşülerek idareye iade edildiği, bu defa aynı adreste 21/05/2022 tarihinde tekrar tebliğe çıkarıldığı ve tebliğ evrakına "adresin kapalı olması nedeniyle tebligatın gönderildiği idareden alınabileceğine dair düzenlenen pusulanın muhatabın kapısına yapıştırılarak tebligat çıkaran mercie gönderilmiştir." şerhi düşülerek idareye iade edildiğinin anlaşıldığı,
buna göre dava konusu ödeme emirlerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesinin 5. fıkrası hükmü gereği usulüne uygun olarak tebliğ edildiği uyuşmazlıkta dava açma süresi geçirildikten sonra 02/09/2022 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenemeyeceği gerekçesiyle dava süre aşımı yönünden reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Açılan davada süre aşımı bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X)-KARŞI OY
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (28/11/2017 tarih ve 7061 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle değiştirilen ve 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe giren) "Tebliğ evrakının teslimi" başlıklı 102. maddesinde; "Tebliğ olunacak evrakı içeren zarf posta idaresince muhatabına verilir ve bu durum muhatap ile posta memuru tarafından tebliğ alındısına tarih ve imza konulmak suretiyle tespit olunur.
Muhatap imza edecek kadar yazı bilmez veya herhangi bir sebeple imza edemeyecek durumda bulunursa sol elinin başparmağı bastırılmak suretiyle tebliğ edilir.
Muhatap tebellüğden imtina ederse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Posta memuru, durumu tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza ederek, tebliğ olunacak evrakı tebliği yaptıran idareye teslim eder. Bu durumda tebliğ, pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihte yapılmış sayılır.
Bu Kanunun 101 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerinde sayılan iş yeri adreslerine tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak olanların bu adreste bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Bu durumda bu Kanunun 101 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre işlem yapılır.
Bu Kanunun 101'inci maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı gönderildiği idareye iade edilir. Bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılır.
İkinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusula kapıya yapıştırılır. Bu durum, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakı, gönderildiği idareye iade edilir.
Tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılır. Maliye Bakanlığı, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Maddenin son fıkrasına göre; tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunun, gerek ilk defa gerek ikinci defa tebliğe çıkarılan evrakın tebliği sırasında tek başına posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek tespit edilmesi yeterli olmaktadır.
Yukarıda yer verilen yasal ve idari düzenlemeler doğrultusunda, davacının mernis adresine 21/05/2022 tarihinde gönderilen tebligat alındısında, adrese ikinci kez gelindiği, tebliğ evrakının, evrakı gönderen idareden alınabileceği, alınmaması halinde pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihten itibaren 15. gün tebliğ edilmiş sayılacağı hususlarını içermediği dikkate alındığında, dava konusu ödeme emirlerinin, 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinde belirlenen usule uygun biçimde tebliğ edildiğinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla dava konusu ödeme emirlerinin tebliğ tarihi olarak davacının muttali olduğu tarihin esas alınması gerektiği anlaşıldığından, davanın süresi içerisinde açıldığının kabulü ile işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken aksi yönde oluşan Daire kararına katılmıyorum.
Danıştay 3. Daire, E. 2023/2781, K. 2023/3759, 13 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama