KÜNYE
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/6306 E., 2024/5128 K.·T.C. Danıştay Üçüncü Daire
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2024
- Esas No
- 2023/6306
- Karar No
- 2024/5128
- Temyiz eden (davalı)
- ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ...
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin... ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
816 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacının, arızi olarak yaptığı aracılık faaliyetinden elde ettiği kazancını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle adına 2015 yılı için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının, üçüncü bir şahsın sahip olduğu voli mahalli ve dalyan şeklindeki hakların satışına aracılık ettiği, yapılan satışlar nedeniyle herhangi bir komisyon veya aracı ücreti almadığı hususu hem alıcı hem de satıcı nezdinde alınan ifadelerle ortaya konulmasına rağmen bu satışlara vekalet almak suretiyle aracılık faaliyetinde bulunduğu,
bu kapsamda satışı gerçekleştirilen hakların her türlü işlemlerini yürüttüğü, ihtilaflı olan haklara ilişkin davaları takip ettiği, bu hakların devir ve intikali için birtakım giderlere de katlandığı açık olduğundan bu faaliyetten bir gelir elde etmediğinin veya etmeyeceğinin düşünülemeyeceği ancak devir ve intikal süreçlerinin henüz tamamlanmadığı,
ihtilafların devam ettiği, ihtilafların çözümlenmesi sonucunda tapuda satışın gerçekleştirileceği, süreç sonunda satıcıdan elde edilen paradan geriye kalan ve davacıda tutulan paranın ya satıcıya ödeneceği ya da alıcıya geri iade edileceği, satışlar ile alıcıdan alınan 875.000 TL tutarın 200.000 TL'sinin satıcıya ödenmesiyle birlikte davacının üzerinde tutulan 675.000 TL'nin tamamının davacının elde ettiği gelir olarak kabulü hayatın olağan akışına ve iktisadi, teknik icaplara aykırı olduğundan yapılan tarhiyatta hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu cezalı vergi kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı adına yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idarece temyiz dilekçesinde mahkeme kararın eksik incelemeye dayandığı belirtilmesine karşın idarece buna ilişkin bir neden öne sürülemediği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
(X)-KARŞI OY
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (B) işaretli fıkrasında, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı ve iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu kurala bağlanmıştır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun "Arızi kazançlar" başlıklı 82. maddesinde vergiye tâbi arızi kazançlar altı bent halinde sayılmış, maddenin (4) numaralı bendinde, arızi olarak yapılan serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla tahsil edilen hasılat bu kapsamda gösterilmiştir.
Bakılmakta olan davada, vergi inceleme raporunda; davacının ... . ve 3 ortağın sahip olduğu balık avlanma alanı, deniz arazileri olarak ifade edilen voli mahalli ve dalyan şeklindeki hakların varislere intikali ve intikal sonrası devir işlerini yürütmek üzere bu kişilerden oğlu ile birlikte vekâlet aldığı, voli mahalli ve dalyan şeklindeki hakları satın alan ... Şirketi yönünden yapılan araştırmada, ödemelerin alım satım konusunda vekâletname ile yetki verilen kişilere bir kısmının nakden bir kısmının ise bu kişilerin göstermiş olduğu banka hesaplarına yapıldığının tespit edildiği, bu hakların devri karşılığında davacıya yapılan ödemenin bir kısmının ... H Ç.'ye ödendiği, geriye kalan tutarın ise yapılmış ve yapılacak olan masraflar gerekçe gösterilerek ödenmediği tespit edilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesindeki kural, davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporundaki saptamaların maddi delil olarak kabulünü gerektirmektedir. Mahkeme kararında da belirtildiği gibi, davacının vekâlet almak suretiyle satışlara aracılık faaliyetinde bulunduğu, satışla ilgili her türlü işlemleri yürüttüğü, ihtilaflı olan haklara ilişkin davaları takip ettiği açıktır.
Yapılan bu faaliyetten bir gelir elde edilmemesi iktisadi ve ticari teamüllere uygun düşmeyeceği, bu hakların devir ve intikali için bir takım giderlere katlanılması da normal ve mutat bir durumdur. Ancak bunun ispat yükümlülüğü davacıya aittir. Davacının bu konuda herhangi bir delil sunmadığı dikkate alındığında bu tutar esas alınarak yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu bakımdan, tarhiyatın yazılı gerekçeyle kaldırılması yolundaki Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyoruz.
Danıştay 3. Daire, E. 2023/6306, K. 2024/5128, 7 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama