KÜNYE
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/2393 E., 2023/3492 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire
- Karar tarihi
- 13 Haziran 2023
- Esas No
- 2020/2393
- Karar No
- 2023/3492
- Temyiz eden taraflar
- 1- … Gıda Sanayi Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. …
Karar Metni
1.398 kelime·7 dk okuma·10 bölüm
2- … Vergi Dairesi Başkanlığı VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU
… Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem : Davacı şirket tarafından 2012/1-12 dönemine ait indirimli orana tabi işlemler nedeniyle talep edilen KDV iade alacağının 4.263.563,65-TL tutarındaki kısmının iade edilmemesine ilişkin işlem ile yine KDV iade alacağının kısmen reddedilmesi nedeniyle 2013/7-9 dönemi geçici vergi borcuna mahsup talebinin reddine ilişkin … tarih ve E:… sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı tarafından 11/08/2017 tarihinde dava açıldığı, Mahkeme kaydına 27/11/2017 tarihinde giren ek beyan dilekçesiyle … tarih ve … sayılı vergi/ceza ihbarnamesinin de iptalinin istenildiği, dava dilekçesinde yer almayan bu talebinin ek beyan dilekçesinde talep edilmiş olması davanın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğundan ve bu davada değerlendirilmesine hukuken imkan bulunmadığından, davacının … tarih ve … sayılı vergi/ceza ihbarnamesinin iptali isteminin incelenmeksizin reddi gerektiği;
indirimli orana tabi işlemin yapıldığı vergilendirme döneminden sonra gerçekleştirilen ciro primi, vade farkı, kur farkı, faiz, aktivasyon bedeli, hizmet bedeli ve primlere ilişkin giderler nedeniyle yüklenilen KDV'nin, indirimli orana tabi işlemlerden kaynaklı iade hesabına dahil edilip edilemeyeceği hususundaki uyuşmazlık incelendiğinde.
3065 sayılı Kanun'da indirimli orana tabi teslim ve hizmetler nedeniyle telafi edilemeyen katma değer vergisinin mükelleflere iadesine olanak tanındığı, idareye düzenleyici işlemlerle bunun uygulanışına ilişkin düzenleme yapma olanağı sağlanmakla birlikte, mükelleflere tanınan bu hakkın idari düzenleyici işlemlerle kısıtlanmasının söz konusu olmadığı, 3065 sayılı Kanun'da indirimli orana tabi teslim ve hizmetler nedeniyle indirim yoluyla telafi edilemeyen verginin iadesine olanak tanındığı ama bu hakkın kullanımı bakımından herhangi bir kısıtlama getirilmediği, bu nedenle davanın;
idarenin söz konusu indirimli orana tabi işlemin gerçekleştiği vergilendirme döneminden sonra ortaya çıkan giderler nedeniyle yüklenilen vergilerin iade hesabına dahil edilemeyeceği yorumuyla, Kanunda yer almayan bir kısıtlama yoluna giderek ciro primi, vade farkı, prim vb. harcamalara ilişkin 3.652.628,11-TL KDV tutarının iade hesabından çıkarılmasına ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı; davalı idarece, iade hesabından çıkarılması gereken KDV tutarı hesaplanırken.
32.540 adet "satış, pazarlama, reklam, tanıtım ve saha harcaması" faturasının gerçekte ne kadarının indirimli orana tabi satışları ile ilgili olduğu hususunda faturalar üzerinde inceleme yapılmaksızın davacı kurum tarafından sunulan liste üzerinden indirimli orana tabi satışlarının tüm satışlarına olan oranı dikkate alınarak varsayımsal olarak indirimli orana tabi satışlarıyla ilgili olmayan "satış, pazarlama, reklam, tanıtım ve saha harcaması" ilişkin yüklenilen KDV'ye ulaşılması,
"satış, pazarlama, reklam, tanıtım ve saha harcamasına" adı altında düzenlenen faturaların hangi aydaki satış faturası ile ilgili olduğu ve satış pazarlama faaliyet giderleri ile saha harcaması adı altındaki faturaların hangilerinin ciroya bağlı prim faturaları veya satış pazarlama faaliyet uygulamalarıyla alakalı olduğu hususunun tespit edilmemesi, somut olarak hangi faturaların indirimli orana tabi işlemle ilgisinin bulunmadığının ortaya konulamaması,
119 Seri No'lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği'ne göre indirimli orana tabi işlemlerden doğan iade tutarının hesaplanmasında, önce işlemin bünyesine doğrudan giren harcamalar nedeniyle yüklenilen vergilerin dikkate alınacağı, daha sonra ilgili dönem genel yönetim giderleri için yüklenilen vergilerden pay verileceği düzenlemesi karşısında davalı idarece "satış, pazarlama, reklam, tanıtım ve saha harcamasına" ilişkin faturaların hangilerinin işlemin bünyesine doğrudan girmediğinin ve genel yönetim gideri olarak pay verilmesi gerektiğinin somut bir şekilde ortaya konulamaması hususları birlikte değerlendirildiğinde;
eksik incelemeyle yapılan "satış, pazarlama, reklam, tanıtım ve saha harcaması" nedeniyle yüklenilen KDV tutarından "indirimli orana tabi satışların, tüm satışlara oranında" pay verilmek suretiyle 610.935,57-TL yüklenilen KDV tutarının indirimli orana tabi satışlarla ilgisinin bulunmadığı varsayılarak KDV iade hesabından çıkarılmasına ilişkin işlemde de hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI
Kararın aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI
Kararın aleyhe olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI
Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DAVALININ SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ
Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 4. Daire, E. 2020/2393, K. 2023/3492, 13 Haziran 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama