İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /4. Daire

DANIŞTAY · 4. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 4. Daire E.2023/10477 K.2024/6496

2- (DAVALI) ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...

Esas2023/10477Karar2024/6496Tarih19 Kasım 2024Okuma10 dk · 1.944 kelime

KÜNYE

Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/10477 E., 2024/6496 K.·T.C. Danıştay Dördüncü Daire

Karar tarihi
19 Kasım 2024
Esas No
2023/10477
Karar No
2024/6496
Temyiz eden taraflar
1- (DAVACI) ...Aletler Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
Vekili
Av. ...
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.944 kelime·10 dk okuma·10 bölüm

2- (DAVALI) ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU

... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan hüküm fıkralarının bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem : Davacı şirket adına 4.625.676,25-TL bandrol ücreti idari para cezası kesilmesine ilişkin düzenlenen ... tarih ve ... sayılı işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi ve kararın kesinleşmesi üzerine, davacı şirketin yapılandırma kapsamında davalı idareye ödediği 225.646,99-TL ile bu tutara ödeme tarihinden itibaren işletilen 263.820,07-TL reeskont avans faizi olmak üzere toplam 489.467,06-TL'nin; anaparaya isabet eden 225.646,99-TL'lik kısmına davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari reeskont avans faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:...

İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava dosyasında bulunan ödeme dekontlarının incelenmesinden, davacı şirket hakkında ... tarih ve ... sayılı işlemle 3093 sayılı Kanun uyarınca idari para cezası verilmesi üzerine 6111 sayılı Kanundan yararlanılarak davacı şirket tarafından 01/07/2011 tarihinde 77.882,33-TL, 25/07/2011 tarihinde 73.882,33-TL, 28/09/2011 tarihinde ise 73.882,33-TL olmak üzere toplamda 225.646,99-TL ödendiği; bu haliyle, hukuka aykırılığı yargı kararıyla ortaya konulan işlem nedeniyle davacının ödemek durumunda kaldığı 225.646,99-TL'nin davacıya iadesi gerektiği;

ayrıca 225.646,99-TL'nin içerisindeki miktarların ödeme tarihleri olan 01/07/2011, 25/07/2011 ve 28/09/2011 tarihinden, davanın açıldığı tarih olan 17/03/2020 tarihi arasında yoksun kaldığı, ve uyuşmazlığın bu kısmında talep edilen faizin, konusu para olan borçlarda, alacaklının bu paradan mahrum kaldığı süre içinde uğrayacağı kayıpların, başka bir anlatımla bu paranın kullanılamamasından dolayı yoksun kalınan kazancın karşılığı olduğu göz önüne alındığında, anılan dönem içerisinde bahsi geçen paranın değerinde meydana gelen aşınma nedeniyle davacının mağdur olduğu,

bu süre zarfında, parasal hakkını kullanma, tasarruf ederek (veya yatırıma dönüştürülerek) gelirinden yararlanma imkanından mahrum kaldığı, diğer yandan, davacı şirket tarafından anılan tutara reeskont avans faizi uygulanması talebinde bulunulmuş ise de, iade edilmesi gereken faizin ticari ilişkilerde geçerli reeskont faizi olmadığı, işbu davanın konusunun da bu nitelikte bulunmaması nedeniyle, davacı şirket tarafından ödenen tutardan yoksun kalmasının karşılığı olan 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümlerine göre hesaplanacak yasal faizin işletilmesi gerektiği;

bu nedenle, mahkemelerinin ara kararıyla, taksitler itibariyle ödemelerin yapıldığı tarihlerden, bakılan davanın açıldığı 17/03/2020 tarihine kadar 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca işletilecek yasal faiz tutarının sorulduğu, ara kararına verilen cevapta; davacı şirket tarafından ödenen 225.646,99-TL'nin yasal faiz tutarının 174.984,67-TL olduğu;

bu durumda, Anayasanın 125. maddesi uyarınca, idarenin hukuka aykırı bulunarak iptal edilen işlemleri nedeniyle kişilerin uğradığı zararların yine aynı idareler tarafından karşılanması gerektiğinden, davacı şirket tarafından iptal edilen işlem nedeniyle ödediği toplam 225.646,99-TL ile bu tutarın üç farklı dönemde ödenmiş olması nedeniyle her bir miktar yönünden ödemenin yapıldığı tarihten, bakılan davanın açıldığı tarihe kadar geçen süreçteki 174.984,67-TL yasal faiz tutarı olmak üzere toplamda 400.631,66-TL'nin davalı idare tarafından davacıya ödenmesi;

davacının fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin ise reddine karar verilmesi gerektiği; öte yandan, davacı tarafından dava dilekçesinde, ödediği ana para tutarına (225.646,99-TL'ye) dava tarihinden itibaren işletilecek reeskont faizinin de talep edildiği,

Mahkemenin işbu kararıyla davacı tarafından ödenen toplam 225.646,99-TL'nin içerisindeki üç ödemenin yapıldığı tarihten bakılan davanın açıldığı tarih olan 17/03/2020 tarihine kadar 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca işletilen yasal faiz tutarının maddi tazminat niteliğine dönüştüğü ve tam yargı davasında uyuşmazlık konusunu oluşturan miktara büründüğü; bunun dışında, faize faiz (mürekkep faiz) yürütülmesi yasağının faiz alacağına aynı dönem içinde ikinci kez faiz yürütülmesini kapsadığı,

hal böyle olunca, uyuşmazlıkta davacının ödediği ana paraya (225.646,99-TL'ye) dava tarihinden itibaren işletilmesini talep ettiği faiz talebinin 3095 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrası kapsamında mürekkep faiz niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle davacının toplam 489.467,06-TL'lik maddi tazminat talebinin 400.631,66-TL'lik kısmının kabulüne, geri kalan 88.835,40-TL'lik tazminat talebinin reddine; hükmedilen 400.631,66-TL'lik tazminatın 225.646,99-TL'lik kısmına dava tarihi olan 17/03/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte, kalan 174.984,67-TL'lik kısmına ise herhangi bir faiz işletilmeksizin davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI

Maddi tazminata ilişkin istemlerinin reeskont faizine tekabül eden kısmının reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu; zira ticari alanda faaliyet gösteren ticari tüzel kişilik oldukları ve dava konusu meblağı ticari işlerinde tasarruf edememiş oldukları; zararlarının tam olarak karşılanabilmesi için reeskont faizinin uygulanması, nispi yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI

Davacının; geri ödenmesini istediği ödemeleri yaparken ihtirazi kayıt koymadığı, ilgili iptal davasında da iadesini talep etmediği, yapılandırma kapsamında yapıldığı iddia edilen ödemelerden itibaren dava açma süresinin işleyeceği, davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği, davacının yapılandırmadan yararlanabilmek için usulüne uygun şekilde davasından feragat etmediği, dolayısıyla yapılandırmadan yararlanmış sayılamayacağı, taksit yatırmayı bırakmasının, o ana kadar yaptığı ödemelerin geri ödenmesini isteyebileceğini bildiği anlamına geldiği; kendilerinin davacının ödeme yapmasında kusurlarının bulunmadığı ileri sürülmektedir.

DAVACININ SAVUNMASI

Cevap verilmemiştir.

DAVALININ SAVUNMASI

Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ: ...

DÜŞÜNCESİ

Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının ONANMASINA, 3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, ... tarihinde, dava konusu...-TL anaparanın iadesi yönünden oybirliğiyle, faiz istemi yönünden oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY

Dava; davacı şirket adına 4.625.676,25-TL bandrol ücreti idari para cezası kesilmesine ilişkin düzenlenen ... tarih ve ... sayılı işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi ve kararın kesinleşmesi üzerine, davacı şirket tarafından davalı idareye ödenen 225.646,99-TL ile bu tutara ödeme tarihinden itibaren işletilen 263.820,07-TL reeskont avans faizi olmak üzere toplam 489.467,06-TL'nin; anaparaya isabet eden 225.646,99-TL'lik kısmına davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari reeskont avans faizi uygulanarak hesaplanacak tutarın ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açılmıştır.

Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmış; 12. maddesinde, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla, doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabileceği hüküm altına alınmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket hakkında bandrolsüz cihaz satışı yaptığından bahisle 3093 sayılı Kanun uyarınca 4.625.676,25-TL idari para cezası verilmesine ilişkin 26/2/2007 tarih ve 628 sayılı işlemin tesis edildiği, söz konusu işlemin iptali istemiyle dava açıldığı, yargılama devam ederken 6111 sayılı Kanun'dan yararlanarak dava konusu borcun yapılandırılması için başvuruda bulunulmasına rağmen davadan feragat edilmediği; buna karşın üç taksit ödeme yapıldığı, sonrasında ödemelerin kesildiği; bu süreçte, ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği,

söz konusu karara karşı yapılan temyiz incelemesi sonucunda Danıştay Onuncu Dairesinin 12/4/2017 tarih ve E:2016/16024, K:2017/1958 sayılı kararı ile Mahkeme kararının onandığı, karar düzeltme isteminin de aynı dairenin...tarih ve E:......, K:...sayılı kararıyla reddedildiği,

söz konusu kararın davacı şirkete tebliği üzerine iptaline karar verilen işlem içeriği idari para cezasına ilişkin yapılandırmadan yararlanmak amacıyla davalı idareye ödenen tutarın tarafına iadesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi sonrasında ödemiş olduğu toplam 225.646,99-TL ile bu tutara ödeme tarihinden itibaren işletilen 263.820,07-TL reeskont avans faizi olmak üzere toplamda 489.467,06-TL'nin (225.646,99-TL'lik kısmına) dava açma tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir.

İdare üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmekle yükümlü olup, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, hizmetin iyi işlememesi nedeniyle verilen zararların hizmet kusuru ilkesi gereği tazmini gerekmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

Prensip olarak, idarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için o olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek içinse, bir zararın mevcut olması ve bu zararın idari bir işlem veya eylemden kaynaklanması, diğer bir ifadeyle, oluşan zararla idari işlem ve eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir.

İdarenin hukuki sorumluluğunun varlığı ve kapsamı, yukarıda aktarılan unsurlar dahilinde oluşmakla birlikte; zararın varlığı ve niceliğinin ortaya konulmasında; maddi olayın tüm unsurlarıyla incelenmesi ve tazmin sorumluluğu açısından bir tespitin yapılması da yargının görevidir.

Davacının yararlanmak için ödeme yaptığı 6111 sayılı Kanun'un "Kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan amme alacakları" başlıklı 3.maddesinin 10.fıkrasında, madde hükmünden yararlanılması için madde kapsamına giren alacaklara karşı dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması şarttır." düzenlemesi yer almaktadır.

Uyuşmazlık konusu olayda davacı tarafından, 31/05/2011 tarihininde Kanun'dan yararlanmak için başvuru yapıldığı, davalı idare tarafından verilen 16/06/2011 tarihli cevapta davacının açılmış davalardan feragat etmesi ve dava masraflarının en geç 30/06/2011 tarihine kadar yatırılması gerektiğinin bildirildiği, davacı tarafından bu yazının kendilerine 30/06/2011 tarihinde saat 16.00 da tebliğ edilmesi nedeniyle, dava masrafları ve ilk taksitten oluşan ödemenin 01/07/2011 tarihinde yapıldığı ve idareye buna ilişkin yazı gönderildiği, üç ay boyunca toplam üç taksit ödeme yapıldığı görülmekte ise de;

davacının yapılandırmadan yararlanabilmesi için şart olduğu halde davasından feragat etmediği; dolayısıyla da ödemeleri gerçekleştirdiği sırada 6111 sayılı Kanun'dan yararlanmış kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının yapılandırma kapsamında yapmadığı açık olan ödemelerle ilgili idarenin kusuru olmadığı açıktır.

Kaldı ki; davacının yaptığı bu ödemeler, davalı idare tarafından tesis edilen bir yapılandırma işlemi ya da idari para cezasının iptal edilmesi ile ilişkilendirilemeyecektir. Başka bir ifadeyle, bu ödemeler nedeniyle davacı uhdesinde meydana gelen zararın bir idari işlem veya eylemden kaynaklandığı, idari işlem veya eylem ile arasında illiyet bağının bulunduğu söylenemez. Bu nedenle davacıya maddi tazminat kapsamında bir ödeme yapılamayacağının kabul edilmesi gerekmektedir.

Öte yandan; üç taksit sonrası ödeme yapmayı bırakan davacı tarafından, yapılandırmadan faydalanamamış olduğunun farkında olduğu ve bu ödemelerin geri alınması için o tarih itibariyle başvuruda bulunulabileceği açıktır.

Faiz en basit biçimiyle; idarenin tazmin borcu bağlamında, kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.

Uyuşmazlıkta, yapılan ödemelerin davalı idare tarafından iade edilmesine yönelik; davacının yapılandırmadan faydalanamaması nedeniyle; öncesinde dava konusu edilen idari para cezasına ilişkin işlemin iptali ve bu kararın kesinleşmesinden bağımsız olarak davalı idareye başvurulması ile idarenin temerrüde düşmüş olacağı kabul edilerek, davacıya geri ödenecek tutara faiz uygulanabilecektir. Ancak davacı tarafından davanın kesinleşmesi beklenmiş; akabinde davalı idareye 09/01/2020 tarihinde başvurulmuştur. Dolayısıyla davacı tarafından iadesi istenen 225.646,99-TL anapara tutarına 09/01/2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'a göre faiz hesaplanması gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının; dava konusu 225.646,99-TL anaparanın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davacıya iade edilmesine karar verilmesi yönünde bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.

Danıştay 4. Daire, E. 2023/10477, K. 2024/6496, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İstemin Konusu
  4. Yargılama Süreci
  5. Temyiz Eden Davacının İddiaları
  6. Temyiz Eden Davalının İddiaları
  7. Davacının Savunması
  8. Davalının Savunması
  9. Düşüncesi
  10. Türk Milleti Adına
  11. İnceleme Ve Gerekçe
  12. (X) Karşı Oy
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
4. Daire
Esas No
2023/10477
Karar No
2024/6496
Tarih
19 Kasım 2024

İlgili Kararlar

  • Danıştay 4. Daire E.2023/10480 K.2024/6388
  • Danıştay 4. Daire E.2023/10497 K.2024/6601
  • Danıştay 4. Daire E.2023/10504 K.2024/6608
  • Danıştay 4. Daire E.2023/10506 K.2024/6739
  • Danıştay 4. Daire E.2023/10520 K.2024/6232
  • Danıştay 4. Daire E.2023/10523 K.2024/6135

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.