KÜNYE
6. Daire 1989/2565 E., 1989/2508 K.
- Mercii
- Danıştay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 1989
- Daire
- ALTINCI DAİRE
- Karar Yılı
- 1989
- Karar No
- 2508
- Esas Yılı
- 1989
- Esas No
- 2565
- Karar Tarihi
- 12/12/989
Karar Metni
291 kelime·1 dk okuma
UYUŞMAZLIK KONUSU TAŞINMAZLARIN SAPANCA GÖLÜNÜN 0-300 METRELİK MUTLAK KORUMA ALANINDA KALDIĞI ANLAŞILDIĞINDAN, HİÇBİR YAPI YAPILMAYACAK BU ALANDAKİ İNŞAATLARIN KIYI KENAR ÇİZGİSİ DIŞINDA KALSA DAHİ KORUNMASININ MÜMKÜN BULUNMADIĞI HK.<
Dava, taşınmazlardan kıyı kenar çizgisinin geçirilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda kıyı kenar çizgisinin gerçeği yansıtmadığı belirtildiğinden, kıyı kenar çizgisinin anılan parsellerden geçirilmesinde isabet bulunmadığı sonucuna varılarak işlemin davacı şirkete ait parsellerle ilgili kısmının iptaline karar verilmiş ve bu karar davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.
1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 237 ve 238.maddeleri gereğince 15.12.1976 tarihinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı, İmar ve İskan Bakanlığı ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü arasında akdedilen İçme ve Kullanma Suyu Temin Edilen Yüzeysel Su Kaynaklarının Kirlenmeye Karşı Korunması Hakkında Protokol ve Teknik Şartnamede, İçme ve Kullanma suyu rezervuarlarında maksimum su seviyesinden itibaren 300 m. genişlikteki alan mutlak koruma alanı olarak tayin edilmiş ve bu şeritte hiçbir yapı yapılamayacağı belirtilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden uyuşmazlık konusu taşınmazların 0-300 metrelik mutlak koruma alanında kaldığı anlaşıldığından, hiçbir yapı yapılamayacak bu alandaki inşaatların kıyı kenar çizgisi dışında kalsa dahi korunması mümkün bulunmamaktadır.
Bu durumda, davacının bu davayı açmaktaki amacı hernekadar kıyı kenar çizgisini iptal ettirmek suretiyle yapının korunmasını sağlamak ise de yukarıda açıklanan nedenle, yapının hiçbir şekilde korunması mümkün olmadığından, davacının iskan izni isteminin davalı idarece reddinde sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmamaktadır.
Danıştay 6. Daire, E. 1989/2565, K. 1989/2508, 12 Aralık 1989 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama