KÜNYE
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/3906 E., 2024/4192 K.·T.C. Danıştay Sekizinci Daire
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2024
- Esas No
- 2019/3906
- Karar No
- 2024/4192
- Temyiz edenler
- 1- (DAVACI) ... Genel Müdürlüğü
- Vekili
- Av. ...
Karar Metni
824 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
2- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
3- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU
... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: Davacı tarafından, davalı Karabük Belediyesi'nce yaptırılan ... Köprüsü inşaatı esnasında Devlet Su İşleri Başkanlığı'ndan görüş alınmadan ... dere yatağının doldurulduğu, doldurulan büzlerin ve dolgunun patlaması sonucunda membada biriken suyun taşkına neden olduğu, bu taşkın nedeniyle menfez ve bölünmüş yolda meydana gelen zarara karşılık 500.000,00-TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen...arih ve E:..., K:...sayılı kararda. Karabük ili ... Deresi üzerinde yapımı devam eden ...
Kanyon Köprüsü inşaatı esnasında yüklenici firma tarafından dere yatağının doldurulduğu, yağışlar sonucu dolgunun yıkıldığı, dereden boşalan suların sel oluşturması sonrasında Karabük-Kastamonu (Km:100+250-100+300) karayolunun zarara uğramasıyla sonuçlanan olayda, DSİ'den izin alınmadan dolgu yol ve kesit yetersizliği bulunan menfez yapılması ile bu konuda denetim görevinin yerine getirilmemesi nedeniyle davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, bilirkişi ek raporunda yüklenici şirketin (%60), davalı idarenin (%40) oranında (asıl raporda kusur oranı %50 şirket, %50 davalı) kusurlu olduğunun belirtildiği,
davalı idarenin yapmak zorunda olduğu kamu hizmetini özel ve tüzel kişilere yaptırması ve zararın bu hizmetin yürütümü sırasında meydana gelmesi yürütülen hizmetin kamu hizmeti niteliğini değiştirmeyeceği açık olduğundan yüklenici firmaya hasredilen kusurun esas itibariyle davalı idareye ait olduğu, davalı idarenin toplamda %100 oranında kusurlu olduğu, Karabük-Kastamonu (Km:100+250-100+300) karayolunun zarara uğramasıyla sonuçlanan olayda davalı idarenin %100 hizmet kusuru bulunduğu,
ek raporda hesaplanan 392.296,90-TL(332.455 TL + %18 KDV) maddi zararın ilk dava açma tarihi olan 04.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulüyle 392.296,90-TL tazminatın merciine ilk dava açma tarihi olan 04.04.2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya (107.703,10TL) ilişkin tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
Davacının İddiaları: Dava konusu olayda taşkın sonucu zarar gören devlet yolunun hizmete açılabilmesi için çalışmalara başlanıldığı, taşkın sonucunda 2.866.226,00-TL (KDV hariç) harcama yapıldığı, buna ilişkin maliyet tablosunun dosyasına sunulduğu, maliyet tablosundaki verilerin bilirkişilerce neden esas alınmadığı ve yıpranma payının hangi kriterler ölçüsünde %40 olarak hesaplandığına yönelik itirazlarına bilirkişi raporunda cevap verilmediği, maliyet tablosunda yer alan kalemlerin tamamının sel sonucunda kapanan devlet yolunun açılması için yapılan zorunlu iş ve önlemlere ilişkin olduğu, öte yandan hükmedilen maddi tazminata zararın meydana geldiği tarih olan 02.02.2016 tarihinin esas alınması gerektiği belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
Davalının İddiaları: Dava konusu olayın meydana gelmesinde asıl kusurlu olanın yüklenici firma olduğu göz ardı edilerek hükmedilen tazminatın tamamının davalı idareye yükletilmesinin hukuka aykırı olduğu, idarenin olayda kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığı, davalı idarenin denetim ve gözetim yetkisini tam ve eksiksiz olarak kullandığı, yüklenici firmanın ... Deresi üzerinde iş makinaları ile çalışma yaptığının görülmesi üzerine ... tarih ve ... sayılı yazı ile yüklenici firmaya gerekli uyarılarda bulunulduğu, bu nedenle tüm sorumluluğun yüklenici firmaya ait olduğu belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
Davalı Yanında Davaya Katılanın İddiaları: Hükme esas alınan bilirkişi raporları arasında kusur ve sorumluluğun değerlendirilmesi bakımından çelişki mevcut olduğu, müteselsil sorumluların iç ilişkide birbirlerine rücu oranlarını etkileyecek derecede %10 oranındaki kusur farklılığının belirsiz bırakılmasının, raporun denetimden uzak ve hükme esas alınamayacak mahiyette olduğunu gösterdiği, ek raporda %40 yıpranma payının toplam tazminat tutarından indirilmediği, öte yandan Karabük-Kastamonu karayolu altındaki menfezin içinde biriken rüsubatın temizlik ve bakımının yapılmamış olması sebebi ile menfez kesitinin daraldığı,
bu nedenle sel ve taşkın sularının Karabük-Safranbolu karayolu menfezinden geçtiği gibi geçemediği, su baskınının meydana gelmesinde davacının da sorumluluğunun bulunduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 8. Daire, E. 2019/3906, K. 2024/4192, 5 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama