KÜNYE
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/6579 E., 2023/4176 K.·T.C. Danıştay Sekizinci Daire 2- (Davalı Yanında Müdahil) …
- Karar tarihi
- 28 Eylül 2023
- Esas No
- 2021/6579
- Karar No
- 2023/4176
- Temyiz edenler
- 1- (DAVALI) …
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- … Bakanlığı
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
771 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Davacı Adalet Bakanlığı tarafından, müdahil …'ın baro levhasına avukat olarak yazılması isteminin kabulüne ilişkin Ankara Barosu Yönetim Kurulu kararının uygun bulunmasına yönelik Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesine ilişkin Adalet Bakanlığının 21/05/2020 tarihli işlemine uyulmayarak ilk kararında ısrar edilmesine dair Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; adı geçen hakkında, (FETÖ/PDY) silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ...
Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:… esas sayısı ile açılan ceza davası sonunda, … tarih K:… sayılı karar ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2, 62, 53, 58/9, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın istinaf başvurusunun esastan reddine dair. Bölge Adliye Mahkemesi ...
Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:…. sayılı kararının temyiz incelemesi devam ettiğinden henüz kesinleşmediği, bu durumda.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a maddesinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunan adı geçenin avukatlık mesleğine alınması hususundaki kararın kovuşturma sonuna kadar bekletilmesi yönünde yasal bir zorunluluk bulunmayıp baro yönetim kuruluna takdir yetkisi tanınmış ise de, idare hukukunun genel prensipleri uyarınca idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet ölçütlerine uygun olarak kullanmak zorunda olması karşısında avukatlık mesleğinin mahiyeti ve amacı ile adı geçene isnat edilen suçun niteliği ve ağırlığı birlikte gözetildiğinde,
ceza davası sonucunun beklenmesi gerektiği sonucuna varıldığından adı
geçenin bu aşamada baro levhasına avukat olarak yazılmasına dair ısrar kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, davalı ve müdahil tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı tarafından; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda belirli suçlardan mahkum olmanın avukatlığa engel olacağının belirtildiği, müdahil hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı, kaldı ki baro levhasına yazılma talebinin kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesi hususunda idareye takdir hakkı tanındığı, suçsuzluk ve masumiyet karinesinden hareketle bir değerlendirme yapılması gerektiği belirtilerek, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
Davalı Yanında Davaya Katılan Müdahil tarafından. Anayasa Mahkemesinin avukatlık mesleğinin kamu görevi olmadığı hususunda verdiği kararlar kapsamında Adalet Bakanlığı'nın dava açma yetkisinin hukuki dayanağının kalmadığı, 1136 sayılı Kanun'un m. 5/1-a hükmünün herkese eşit uygulanmadığı, anılan maddede sayılan suçlar bakımından ayrıma gidildiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğinden yargılananlara ayrımcılık oluşturacak şekilde farklı davranıldığı,
hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadan yapılan değerlendirme ile verilen kararın adil yargılanma hakkı kapsamında masumiyet karinesini ihlâl ettiği, avukatlığa alınma isteği hakkındaki kararın kovuşturma sonuna kadar bekletilebileceği yönünde idareye takdir yetkisi tanındığı, bu yetkinin bağlı yetki olduğu ve Adalet Bakanlığınca açılan davalar eliyle yetki gaspında bulunulduğu, İstinaf Mahkemesi kararının gerekçe içermediği belirtilerek, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davacı Adalet Bakanlığı tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca müdahilin duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 8. Daire, E. 2021/6579, K. 2023/4176, 28 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama