KÜNYE
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/579 E., 2024/452 K.·T.C. Danıştay Sekizinci Daire
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2024
- Esas No
- 2022/579
- Karar No
- 2024/452
- Temyiz eden (davalı)
- … Birliği
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
640 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: … Eczanesi'nin sahibi ve işleteni olan davacı tarafından, TEB İstanbul Eczacı Odası Haysiyet Divanınca muvazaa nedeniyle 6643 sayılı yasanın 30/c maddesi uyarınca "180 gün süre ile sanat icrasından men cezası" verilmesine ilişkin ... tarih ve ... kararın aynen kabul ve tasdik edilmesine ilişkin Türk Eczacıları Birliği Yüksek Haysiyet Divanı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; olayda muvazaa olgusunun, davacının eczanenin açılışından beri süre gelen iş ve işlemlerden haberdar olmamasına, üçüncü şahısların davacı lehine hukuki sorumluluk altına girmelerine, davacının eczane hesabından şahsi hesabına düzenli para transferi yapmasına, davacının söz konusu eczane ile ilgili en temel idari, mali, mesleki konularda net ve doğru yanıtlar verememesine dayandırıldığının görüldüğü, ancak, davacının savunması alınmak üzere davet edildiği toplantılarda eczanesinin işleyişi ile ilgili sorulan sorulara yeterli yanıtlar verdiği,
ayrıca her ne kadar davacının mesuliyetinde görünen söz konusu eczanenin H.S tarafından muvazaalı olarak işletildiği yönünde bir kısım tespitler olduğu ileri sürülmüş ise de, muvazaa olgusunun açıklığa kavuşturulması adına sözü geçen şahısın, eczane çalışanlarının, iş yeri sahinin, eczane muhasebecisinin, ecza depolarının çalışanlarının, çevre eczane sahiplerinin ve çalışanlarının ifadesinde başvurulmadığı, davacının kendi tasarrufu altındaki hesaptan şahsi hesabına düzenli para transferinin tek başına muzavaa iddiasına yeterli olmayacağı, kaldı ki davacının şahsi olarak ta eczane hesabına sıklıkla para yatırdığının görüldüğü,
davacının bir kısım iş ve işlemleri hayatın olağan akışına uygun düşmese de, öncelikle muvazaa iddiasının somut delillerle ortaya konulmasının gerektiği, dolayısıyla eczacı hakkında ağır sonuçlar doğuracak muvazaa gibi bir isnat hakkında eczanede çalışanların, eczanede yapılan işlemler ile ilgili muhatap alınan kişinin kim olduğunun tespiti açısından eczanenin muhasebecisinin, mülk sahibinin, gerekirse eczaneye gelen ilaç mümessilllerinin ve ecza depolarının sahiplerinin ifadelerine başvurulmak suretiyle bir inceleme ve soruşturma yapılması gerekirken;
belirtilen hususlarda herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmaksızın, dolayısıyla muvazaa iddiası somut bilgi ve belgeler ile ortaya konulmaksızın davacı hakkında kanaat oluşturulduğunun görüldüğü, bu nedenle, iddia edilen olaylar ayrıntılı bir bir şekilde araştırılmaksızın, davacının eczanesinin muvazaalı olarak işletildiği her türlü şüpheden uzak kesin ve hukuken kabul edilebilir nitelikte belgelerle ispatlanmadan muvazaalı eczane işletildiği gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, oda üyesi olmayan bir kişiden ifade istenilemeyeceği, yapılan araştırma sonucunda muvazaanın sübuta erdiği, muvazaanın ikrar dışında kanıtlanmasının hukuken zorluğu karşısında karineye ve emareye dayalı olarak belirlendiği, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 8. Daire, E. 2022/579, K. 2024/452, 8 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama