KÜNYE
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2022/4315 E., 2023/4268 K.·T.C. Danıştay Dokuzuncu Daire
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2023
- Esas No
- 2022/4315
- Karar No
- 2023/4268
- Temyiz eden (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı-…
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
591 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: … Tekstil Ltd. Şti.'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen .. tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının 16/03/2016 tarihinden 04/07/2017 tarihine kadar %50 ortağı ve müdürü, 04/07/2017 tarihinden şirketin tasfiyeye giriş tarihi olan 30/06/2020 tarihine kadar tek ortak ve müdür olduğu asıl amme borçlusu. Tekstil Ltd.
Şti.'nin 2016-2017 hesap dönemleri sahte belge kullanma nedeniyle incelemeye alınması ve mükellef kurumun ilgili dönem yasal defter ve belgelerinin ibraz edilmemesi sonucunda düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi inceleme raporuna istinaden yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının süresi içerisinde ödenmemesi üzerine düzenlenen ödeme emrinin 25/02/2022 tarihinde tasfiye memuru olan davacının ikamet adresinde aynı konutta ikamet ettiğini beyan eden …'ya posta yoluyla tebliğ edildiği, mal varlığı araştırmalarının yapıldığı,
amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin tebliği ile bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, ilgili yasa maddeleri uyarınca kanuni temsilcinin, temsilcisi olduğu tüzelkişinin vergi borcundan sorumlu tutulabilmesi için öncelikle, tüzelkişi hakkında 6183 sayılı Amme alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile belirlenen takip ve cebren tahsil yollarının tüketilmesi ve kamu alacağının tüzelkişinin mal varlığından tahsil olanağı bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği, bu durumda,
dava konusu ödeme emri içeriği 2016 ve 2017 dönemlerine ait muhtelif vergi borçlarının asıl borçlu şirket tarafından vadesinde ödenmemesi üzerine şirketle ilgili olarak yapılan mal varlığı araştırması sonucunda herhangi bir mal varlığına rastlanmadığı dikkate alındığında,
mevzuat hükümleri çerçevesinde yasanın aradığı anlamda amme alacağının şirketten tahsil olanağının bulunmadığı ve vergi borçlarının dönemi ve vade tarihlerinde de şirketi temsil ve ilzama yetkili olması nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla takibi için gereken koşulların oluştuğu sonucuna varılması karşısında davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Asıl borçlu şirket hakkında inceleme süreçleri ve tebligatları ve vergi ceza ihbarnamelerinin tebligat süreçlerinin hatalı olduğu, ödeme emrinin önceki safhasındaki süreçlerin usul ve mevzuata uygun gerçekleşmediği, bu kapsamda ödeme emrinin usulüne uygun şekilde tekemmül ettirilmediği iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 9. Daire, E. 2022/4315, K. 2023/4268, 2 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama