KÜNYE
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/2069 E., 2023/3861 K.·T.C. Danıştay Dokuzuncu Daire
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2023
- Esas No
- 2023/2069
- Karar No
- 2023/3861
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığ-…
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- … Vakfı (… Labarotuvar Lisesi ve İlkokulu İktisadi İşletmesi
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
1.128 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Davacı vakfa bağlı … Labarotuvar Lisesi ve İlkokulu İktisadi İşletmesinin elde ettiği ve vakfa aktarılan kazanç üzerinden, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinin 1. fıkrasının 6/b-i bendi uyarınca iştirak kazancı olarak kabulü mümkün olmadığından tevkifat yapılmaması gerektiği ihtirazi kaydı ile verilen 2021/Eylül dönemi muhtasar beyannamesine göre tahakkuk ettirilen gelir (stopaj) vergisinin 647.240,10-TL'lik kısmının iptali ve ödenen tutarın iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda,. Laboratuvar Lisesi ve İlkokulu İktisadi İşletmesinin. Vakfına ait bir iktisadi işletme olduğu, kazancının kurumlar vergisine tabi olduğu, Vakfın ise kurumlar vergisi mükellefi olmadığı hususlarının ihtilafsız olduğu, ihtilaf konusunun, iktisadi işletmeden vakfa aktarılan vergi sonrası kazancın tevkifata tabi tutulup tutulmayacağı olduğu.
Gelir Vergisi Kanunu'nun 94/6-b-i bendinde 75. maddeye atıfta bulunularak maddenin sadece 2. fıkrasının 1,2 ve 3 numaralı bendinde yazılı kâr paylarından stopaj yapılacağının ifade edildiği, 75/2. maddesinde ise iştirak hisselerinden doğan kazançların menkul sermaye iradı olarak sayıldığı, ancak vergi kanunlarında iştirak hissesinin tanımının yapılmadığı, sadece anılan 75. maddenin 2. bendinin parantez içi bölümünde, limited şirket ortaklarının, iş ortaklarının ve komanditerlerin kâr payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançların iştirak hisselerinden doğan kazanç olduğu,
kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan kârların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nisbetinde tevziinin, kazanç dağıtımı sayılmayacağının belirtildiği, dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmelerden elde edilen kârın dernek veya vakıf hesabına aktarılmasının iştirak kazancı kabul edildiğine ilişkin açık bir düzenlemeye yer verilmediği;bu itibarla vergi kanunlarında tanımı yapılmamakla birlikte, genel anlamda iştirak hissesi kazancından söz edilebilmesi için ortada iki ayrı işletme bulunması,
bir işletmenin diğer işletmenin sermayesine katkı vermesi ve verdiği bu katkı payı karşılığında kazanç elde etmiş olması gerektiği; olayda ise, vakfa ait iktisadi işletme söz konusu olup ortada iki ayrı işletmenin varlığından ve birinin diğerinin sermayesine iştirak ettiğinden söz edilmesine olanak bulunmadığı, zira iktisadi işletmenin kendisinin vakfa ait olduğu, vakfın vergi mükellefi olamamasından dolayı mükellefiyetin iktisadi işletme adına tesisinin söz konusu olduğu,
iktisadi işletmenin elde ettiği kârın, hukuken bağlı ve ait olduğu vakıf tüzel kişiliği hesabına aktarılmasının kâr dağıtımı olarak kabul edilemeyeceği,söz konusu kazancın aktarımının, vergi kesintisine konu olacak kâr payları arasında da sayılmadığının anlaşıldığı; tüm bunlardan hareketle, davacı tarafından bağlı bulunduğu vakfa aktarılan kâr payının, iştirak kazancı olarak kabul edilmesi hukuken mümkün olmadığından,
ihtirazı kaydın kabul edilmemesi suretiyle yapılan davaya konu tahakkuk işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 647.240,10 TL tahakkukun iptali ile ödenen tutarın davacıya iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Mevzuat kapsamında davalı idarece yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 9. Daire, E. 2023/2069, K. 2023/3861, 24 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama