İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /İdare Dava Daireleri Kurulu

DANIŞTAY · İDARE DAVA DAİRELERİ KURULU

İçtihat Metni

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2024/2263 K.2025/392

Dava konusu istem:Milli Eğitim Bakanlığı tarafından "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" olarak tanıtılan ve 27/05/2024 tarihinde onaylanarak yürürlüğe giren eğitim programı değişikliği kararının iptali istenilmiştir.

Esas2024/2263Karar2025/392Tarih20 Şubat 2025Okuma12 dk · 2.320 kelime

KÜNYE

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2024/2263 E., 2025/392 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu

Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Karar tarihi
20 Şubat 2025
Esas No
2024/2263
Karar No
2025/392
Temyiz eden (davacı)
... Derneği
Vekili
Av. ...
Karşı taraf (davalı)
... Bakanlığı
Vekili
Av. ...
İstemin konusu
Danıştay Sekizinci Dairesinin 03/07/2024 tarih ve E:2024/3493, K:2024/4080 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.320 kelime·12 dk okuma·9 bölüm

Dava konusu istem:Milli Eğitim Bakanlığı tarafından "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" olarak tanıtılan ve 27/05/2024 tarihinde onaylanarak yürürlüğe giren eğitim programı değişikliği kararının iptali istenilmiştir.

Daire kararının özeti:Danıştay Sekizinci Dairesinin 03/07/2024 tarih ve E:2024/3493, K:2024/4080 sayılı kararıyla;

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılabilecekleri hükme bağlanmış olup bu hükme göre, iptal davası açılabilmesi için gerçek ya da tüzel kişiler ile dava konusu işlem arasında makul ve ciddi bir ilişkinin varlığının yeterli olduğu, başka bir deyişle, idare hukukunun genel ilkelerine göre idari işlemin değişiklik yarattığı ya da doğmasına engel olduğu hukuki durumla menfaat bağı olan herkesin bu idari işlemin iptalini isteyebileceği,

Bir iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı ön koşullar yönünden kabul edebilmesi için 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca dava dilekçelerinin "ehliyet" yönünden de incelendiği, bu bağlamda, davanın esasının incelenebilmesinin önce davacının dava açma ehliyetinin bulunmasına bağlı olduğu, derneklerin de dava açma ehliyetlerinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği,

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 56. maddesinde, "Dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır."; 58. maddesinde, "Her derneğin bir tüzüğü bulunur. Dernek tüzüğünde derneğin adı, amacı, gelir kaynakları, üyelik koşulları, organları ve örgütü ile geçici yönetim kurulunun gösterilmesi zorunludur. Dernek tüzüğü, kanunun emredici hükümlerine aykırı olamaz. Dernek tüzüğünde düzenlenmemiş konularda kanun hükümleri uygulanır." hükümlerine yer verildiği,

Anılan Kanun'un 90. maddesinde ise; derneklerin, amaçlarını gerçekleştirmek üzere, tüzüklerinde belirtilen çalışma konuları ve biçimleri doğrultusunda faaliyette bulunacaklarının belirtildiği,, 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nda da yukarıda belirtilen düzenlemelere koşut hükümlerin yer aldığı,

Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler uyarınca, derneklerin tüzüklerinde belirtilen ortak amaçlarını gerçekleştirmek ve üyelerinin ve temsil ettikleri kişilerin ortak çıkarlarını korumak ve dayanışmalarını sağlamak üzere kurulmaları karşısında, faaliyet alanlarının da tüzüklerinde belirtilen çalışma konuları ve biçimleri doğrultusunda ve bunlarla sınırlı olacağı, doğrudan dernek tüzel kişiliğinin hak ve menfaatlerini ilgilendiren konularda dava açabileceklerinin kuşkusuz olduğu,

Bu itibarla, derneklerin yargı mercileri önünde dava açabilmelerinin, tüzüklerinde "üyelerinin haklarını korumak için dava açabileceklerine" ya da "üyelerinin hak ve menfaatlerini koruma" ifadelerinden birinin yer almasına bağlı olduğu,

Davacı Derneğin Tüzüğü'nde kuruluş amacı olarak Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılığın, Atatürkçü düşünceyi ve Atatürk'ü yıpratmak ve kötüye kullanmak amacıyla yapılan her tür kalkışmaya, söz ve eyleme gereken yanıtı vermenin, Atatürk'ün anlayışının, düşüncesinin, ilke ve atılımlarının özünü tam anlamıyla açıklamanın, hiçbir ayrım gütmeden demokratik düzen güvencesinde insan hak ve özgürlüklerini üstün tutmanın, her tür teröre ve sömürüye karşı çıkarak Türkiye Cumhuriyeti'ni çağdaş sosyal hukuk devleti niteliğiyle sonsuza değin bağımsız yaşatmanın belirtildiği görülmekte olup,

bu niteliklerin içinde üyelerinin haklarını korumak için dava açabileceği veya hukuki yollara başvurabileceğine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, kaldı ki davacı Dernek mensubu üyelerden dava konusu değişikliğe karşı olanlar olabileceği gibi ilgili değişikliği benimseyen üyelerin de bulunabileceği sonucuna varıldığı,

Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'a göre, bir uyuşmazlığın esasının incelenebilmesi, davanın aynı Kanun ile belirlenen dava ön koşullarına, bu kapsamda dava açma ehliyeti ile ilgili kurallara uygun olarak açılmasına bağlı olduğundan, Kanun ile belirlenen ve yukarıda açıklanan dava açma ehliyeti ile ilgili koşullar arasında yer almayan genel kamu yararı kavramından hareketle davacı Derneğin dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmasına hukuken olanak bulunmadığı,

Bu durumda, davacı Derneğin Tüzüğü'nde, yukarıda ifade edildiği şekilde, üyelerinin haklarını korumak amacıyla hukuki yollara başvurabileceğine dair herhangi bir ifadeye yer verilmediği gibi dava konusu düzenlemenin iptalinde davacı Derneğin üyelerinin menfaat birliği de bulunmadığından, davacı Derneğin dava açma ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle,

davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Davacı tarafından, menfaat ihlali kavramının, hak ihlali kavramından daha geniş bir anlamı ifade ettiği, idari yargıda dava açma ehliyetinde aranan menfaat ihlalinin, davacının dava konusu yaptığı işlemle arasında kurulabilecek en düşük düzeyde de olsa ilgiyi ifade ettiği, menfaat ihlali kavramının, hak ihlalinden daha geniş bir anlam taşımasının, iptal davalarının niteliklerinden sayılan objektif bir dava olmasıyla doğrudan alakalı olduğu, bu nedenlerle, temyize konu Daire kararının aksine, iptal davalarında, menfaat ihlali kavramının daha geniş bir anlamda düşünülmesi gereken bir kavram olduğu,

dava konusu düzenlemenin tüm vatandaşları etkilediği ve en az düzeyde de olsa menfaat ilişkisi çerçevesinde ilgilendirdiğinin açık olduğu, geniş anlamda ele alınması gereken menfaat ve dolayısıyla ehliyet kavramının dar anlamda değerlendirilerek davanın ehliyet yönünden reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ

Temyize konu Daire kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

İLGİLİ MEVZUAT

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı; "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde, dava dilekçesinin, davacının dava açma ehliyeti olup olmadığı yönünden inceleneceği; "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, davacının, iptali istenen işlem yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığında davanın reddine karar verileceği hükümlerine yer verilmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 56. maddesinde, derneklerin, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları olduğu; 90. maddesinde ise, derneklerin, amaçlarını gerçekleştirmek üzere, tüzüklerinde belirtilen çalışma konuları ve biçimleri doğrultusunda faaliyette bulunacakları hükmü yer almıştır.

5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun "Dernek Tüzüğü" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, "Derneğin amacı ve bu amacı gerçekleştirmek için dernekçe sürdürülecek çalışma konuları ve çalışma biçimleri ile faaliyet alanı"nın dernek tüzüğünde yer alacağı belirtildikten sonra, 30. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, "Tüzüklerinde gösterilen amaç ve bu amacı gerçekleştirmek üzere sürdürüleceği belirtilen çalışma konuları dışında faaliyette bulunamayacakları" hüküm altına alınmıştır.

Davacı Atatürkçü Düşünce Derneği Tüzüğü'nün "Derneğin Amacı" başlıklı 4. maddesi,

"4.1 Atatürk’ün önderi olduğu Türk Devrimi’ni ve bu Devrimin temelini oluşturan başta Altıok olmak üzere Atatürk ilkelerini, her alanda ilerlemeye açık ve sürekli geliştirici nitelikteki düşünce sistemini, Devrimin bugünkü sonuçlarını ve yarınlara uzantılarını, Atatürk’ün düşüncelerini, davranışlarını, savaşımlarını ve yapıtlarını incelemek, araştırma konusu yapmak, bunlara karşı geliştirilen yapılanmalar ve düşünceler ile yasalar çerçevesinde mücadele etmektir.

4.2 Atatürk’ü, Atatürkçülüğü anlayan ve her alandaki uygulamalarını benimseyenlerin bir araya getirilmesi yolunda çalışmalar yapmak; Atatürk’ün belirlediği amaçlar doğrultusundaki atılımları yaygınlaştırıp sürdürmek; Cumhuriyet ve demokratik, laik anayasal düzen karşıtı kişi ve grupların, Türk devriminin ve bu öze dayanan anayasal düzenin yerine, toplumu, ülkeyi ve anayasal düzeni geri götürmeye yönelik olası çabalarına karşı, toplumu koruyucu yönde, aydınlatıcı ve uyarıcı çalışmalar yapmaktır.

4.3 Atatürk’ü, yapıtlarını ve Atatürkçü düşünceyi yıpratmak ve kötüye kullanmak amacıyla yapılan her tür çalışmaya, söz ve eyleme karşı çalışma yapmak, Atatürk’ün anlayışının, düşüncesinin, devrim ve ilkelerinin özünü halka anlatmaktır.

4.4 Hiçbir ayrım gütmeden ve gözetmeden, anayasal demokratik düzen güvencesinde evrensel insan hak ve özgürlüklerini üstün tutarak, yurttaşları tam eşitlikle kucaklayıp, ulusal dayanışmanın temeli olan toplumsal barışı sürekli kılmak, her tür teröre ve sömürüye karşı çıkarak, çağdaş sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bir bütün olarak bağımsızlığının karşısındaki yapılanmalara karşı mücadele etmektir." şeklindedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır.

İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin; ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir.

Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin, hukuken korunması gereken bir menfaat bağının bulunması dava açma ehliyeti için gerekli sayılmaktadır.

Davacı Derneğin Tüzüğü'nde, Derneğin amacının; Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık, Atatürkçü düşünceyi ve Atatürk'ü yıpratmak ve kötüye kullanmak amacıyla yapılan her tür kalkışmaya, söz ve eyleme gereken yanıtı vermek, Atatürk'ün anlayışının, düşüncesinin, devrim ve ilkelerinin özünü halka anlatmak, hiçbir ayrım gütmeden demokratik düzen güvencesinde insan hak ve özgürlüklerini üstün tutmak, her tür teröre ve sömürüye karşı çıkarak Türkiye Cumhuriyeti'ni çağdaş sosyal hukuk devleti niteliğiyle sonsuza değin bağımsız yaşatmak olduğu belirtilmiştir.

Talim ve Terbiye Kurulunun 23/05/2024 tarih ve 20 sayılı kararıyla kabul edilen ve 27/05/2024 tarihli Bakan Oluru ile yürürlüğe giren dava konusu Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programlarında, okul öncesi eğitim programı ile ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında okutulan derslerin öğretim programları yeniden belirlenmiş ve önceki öğretim programları uygulamadan kaldırılmıştır.

Davacı Dernek tarafından, Talim ve Terbiye Kurulu kararıyla kabul edilen her bir öğretim programı yönünden somut hukuka aykırılık nedeni ortaya konulmaksızın dava konusu öğretim programlarının bilimsellikten uzak olduğu, Cumhuriyet değerleri ile Atatürk'e çok daha az yer verildiği şeklinde genel iddialar ile dava açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, davacı Derneğin kuruluş amacı, iddiaları ve dava konusu "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları" birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile dava konusu işlem arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Bu itibarla, davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen temyize konu Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 03/07/2024 tarih ve E:2024/3493, K:2024/4080 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 20/02/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde iptal davası; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları ileri sürülen idari işlemlerin iptalleri amacıyla menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan dava olarak tanımlanmıştır.

Hukuk devletinin özünü; devletin hukuka bağlılığı, devlet organlarının hukukun içinde kalarak işlem ve eylemler yapabilmesi oluşturmaktadır. Anayasal bir ilke olarak, devletin tüm faaliyetlerinin yargısal denetime açık olması hukuk devletinin vazgeçilmez bir niteliği olup; yargı denetimi, hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurlarından biri konumundadır.

Bununla birlikte bir idari işlemin yargı denetimine tabi tutulması için yapılacak başvurular belirli usuli koşullara tabiidir. Bu bağlamda bir idari işlemden dolayı iptal davası açılabilmesi için iptali istenilen idari işlem ile davacı arasında bir menfaat ilişkisinin bulunması gerekir.

İdari işlem ile davacı arasındaki bağı ve ilgiyi anlatan menfaat ilişkisi kavramından söz edilebilmesi için; gerek doktrin, gerekse içtihatlar, bu ilişkinin meşru, davacıyı etkileyecek bir biçimde kişisel ve güncel olması gerektiğinde birleşmektedir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 56. maddesinde; derneklerin, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları olduğu; 90. maddesinde ise, derneklerin, amaçlarını gerçekleştirmek üzere, tüzüklerinde belirtilen çalışma konuları ve biçimleri doğrultusunda faaliyette bulunacakları hükmüne yer verilmiştir.

5253 sayılı Dernekler Kanunu'nun "Dernek Tüzüğü" başlıklı 4. maddesinin (b) fıkrasında, "Derneğin amacı ve bu amacı gerçekleştirmek için dernekçe sürdürülecek çalışma konuları ve çalışma biçimleri ile faaliyet alanı"nın dernek tüzüğünde yer alacağı belirtildikten sonra, 30. maddesinin (a) fıkrasında "Tüzüklerinde gösterilen amaç ve bu amacı gerçekleştirmek üzere sürdürüleceği belirtilen çalışma konuları dışında faaliyette bulunamayacakları" hüküm altına alınmıştır.

Davacı Derneğin Tüzüğü'nde, Derneğin amacının; Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık, Atatürkçü düşünceyi ve Atatürk'ü yıpratmak ve kötüye kullanmak amacıyla yapılan her tür kalkışmaya, söz ve eyleme gereken yanıtı vermek, Atatürk'ün anlayışının, düşüncesinin, devrim ve ilkelerinin özünü halka anlatmak, hiçbir ayrım gütmeden demokratik düzen güvencesinde insan hak ve özgürlüklerini üstün tutmak, her tür teröre ve sömürüye karşı çıkarak Türkiye Cumhuriyeti'ni çağdaş sosyal hukuk devleti niteliğiyle sonsuza değin bağımsız yaşatmak olduğu belirtilmiştir.

Talim ve Terbiye Kurulunun 23/05/2024 tarih ve 20 sayılı kararıyla kabul edilen ve 27/05/2024 tarihli Bakan Oluru ile yürürlüğe giren dava konusu Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programlarında, okul öncesi eğitim programı ile ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında okutulan derslerin öğretim programları yeniden belirlenmiş ve önceki öğretim programları uygulamadan kaldırılmıştır. Bu kapsamda, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi öğretim programının da 2027-2028 eğitim ve öğretim yılından itibaren ekli örneğe göre okutulmasına karar verilmiştir.

Davacı Dernek tarafından, dava konusu öğretim programlarının bilimsellikten uzak olduğu, Cumhuriyet değerleri ile Atatürk'e çok daha az yer verildiği ileri sürülmektedir.

Bu durumda, davacı Derneğin kuruluş amacı ile iddiaları birlikte değerlendirildiğinde; T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi öğretim programı ile davacı Dernek arasında güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen Daire kararının, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi öğretim programına ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.

KARŞI OY

XX- İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, İdare Hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, bu idari işlemlerle kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisi olanlar tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü zorunludur.

Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisinin varlığı, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır.

Ayrıca, iptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine olanak sağlandığından bu davalarda menfaat ilişkisinin bu amaç doğrultusunda yorumlanması gerekmektedir.

Bu durumda, kamu yararına çalışan dernek statüsünde bulunan davacı Derneğin, kamuoyunu yakından ilgilendiren bu davada dava açma ehliyetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2024/2263, K. 2025/392, 20 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Danıştay Tetkik Hâkimi ...'nın Düşüncesi
  6. Türk Milleti Adına
  7. İnceleme Ve Gerekçe
  8. İlgili Mevzuat
  9. Hukuki Değerlendirme
  10. Karşı Oy
  11. Karşı Oy
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Esas No
2024/2263
Karar No
2025/392
Tarih
20 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 10. Daire E.2024/2283 K.2025/1148
  • Danıştay 6. Daire E.2024/2285 K.2025/494
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2024/2286 K.2025/341
  • Danıştay 4. Daire E.2024/2287 K.2025/705
  • Danıştay 4. Daire E.2024/2289 K.2025/997
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2024/2290 K.2025/260

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.