İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /İdare Dava Daireleri Kurulu

DANIŞTAY · İDARE DAVA DAİRELERİ KURULU

İçtihat Metni

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2024/2820 K.2025/1519

Dava konusu istem: Sağlık Bakanlığının "Akli Meleke Raporları" konulu ... tarih ve ... sayılı yazısının iptali istenilmiştir.

Esas2024/2820Karar2025/1519Tarih9 Temmuz 2025Okuma13 dk · 2.576 kelime

KÜNYE

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2024/2820 E., 2025/1519 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu

Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Karar tarihi
9 Temmuz 2025
Esas No
2024/2820
Karar No
2025/1519
Temyiz eden (davacı)
... Derneği
Vekili
Av. ...
Karşı taraf (davalı)
... Bakanlığı
Vekili
Huk. Müş. Av. ...
İstemin konusu
Danıştay Onuncu Dairesinin 11/06/2024 tarih ve E:2020/5667, K:2024/2507 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.576 kelime·13 dk okuma·9 bölüm

Dava konusu istem: Sağlık Bakanlığının "Akli Meleke Raporları" konulu ... tarih ve ... sayılı yazısının iptali istenilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 11/06/2024 tarih ve E:2020/5667, K:2024/2507 sayılı kararıyla;

Anayasa'nın 56. maddesi, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 1, 2, 3 ve 9. maddeleri, 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin 1. fıkrası ile 508. maddesi, ... tarih ve ... sayılı Makam Olur'u ile yayımlanan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin 33. maddesinin 1. fıkrası ile 34. maddesi ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 72. maddesi ile 13/07/1976 tarih ve 15645 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Noterlik Kanunu Yönetmeliği'nin 91. maddesi hükümlerine yer verilerek,

Dava konusu yazı ile, Bakanlıkça izin verilen sağlık tesisleri hariç özel sağlık hizmet sunucularının akli meleke raporu düzenleme yetkisinin bulunmadığı, işlem yapma ehliyeti için yetkili sağlık hizmet sunucularına başvuruda bulunan vatandaşlardan sevk belgesi gibi bir belgenin talep edilmemesi gerektiği konusunda birinci ve ikinci basamak kamu sağlık hizmet sunucularının bilgilendirildiği;

1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ile 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu'na dayanılarak çıkarılan Tıbbi Deontoloji Tüzüğü hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, hekimin muayene ve tetkiklerini yapmak suretiyle hastaya uygulayacağı tedaviyi mesleki bilgisi ve vicdanı ile belirleyeceği anlaşılmakla, hastanın durumunu bildirir raporları düzenlemenin de hastaya uygulanan tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğu, bundan yola çıkılarak mesleğini icraya yetkili olan tabiplerin bireylerin ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında rapor düzenlemeye yetkili olduğu;

Bununla birlikte, akli meleke raporunu düzenleyecek olan hekimin gerekli görmesi durumunda, ilgili uzman hekime sevk ederek kişinin ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığına karar verilip rapor düzenlenmesini talep edebileceği;

Bu durumda, kişinin hukuki işlem yapma ehliyetinin bulunup bulunmadığına yönelik durum bildirir tek hekim raporu olan akli meleke raporlarının, bizzat ruh sağlığı ve hastalıkları uzman hekimlerince düzenlenmesini gerektiren bir yönünün olmadığı, akli meleke raporuyla bir teşhis ve tedavi hizmetinin sunulmadığı, anılan rapor kapsamındaki değerlendirmenin, aile hekimi dahil, ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı olmayan hekimler tarafından da yapılmasına hukuken bir engel bulunmadığı;

Ayrıca, Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'de özel sağlık hizmet sunucularının sadece tedavi ettiği hastaların, istirahat/iş göremezlik raporlarını, tedavilerinde kullanılan ilaç, tıbbi cihaz ve malzeme kullanımına yönelik sağlık raporları ile sürücü/sürücü adayı sağlık raporlarını düzenleyebilecekleri ve Sağlık Bakanlığınca izin verilen haller hariç olmak üzere, usulüne uygun olarak teşekkül ettirilmiş olsa bile özel sağlık hizmet sunucularının anılan raporlar dışında durum bildirir raporları düzenleyemeyeceklerinin belirtildiği;

Buna göre, akli meleke raporlarının Bakanlıkça izin verilen haller hariç özel sağlık kuruluşlarınca düzenlenemeyeceği, davalı idare tarafından, noterce hakkında hukuki işlem yapma ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda şüphe duyulan veya bu konuda ihbarda bulunulan kişilerin, akli meleke raporuyla noterde gerçekleştirebilecekleri işlemlerin niteliği ve önemi göz önünde bulundurulduğunda, bu raporların belli standartları içeren kamuya ait sağlık kurum ve kuruluşlarından alınmasına yönelik yapılan belirlemenin idarenin takdir yetkisi kapsamında olduğu, dava konusu düzenlemede bu yönüyle de dayanağı mevzuat hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmadığı;

Öte yandan, Noterlik Kanunu ile bu Kanun'a dayanılarak çıkarılan Noterlik Kanunu Yönetmeliği'nde, noterlerin sevk belgesi düzenlemesi gibi bir usule yer verilmediği, davacının bu yöndeki iddialarına itibar edilmediği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Davacı tarafından, akli meleke raporlarının nasıl bir öneme sahip olduğu dikkate alınmaksızın karar verildiği, kişinin “ayırt etme gücü”nün olup olmadığının tespitinin ilgilinin ve mirasçılarının haklarını yakından ilgilendirdiği,

1512 sayılı Noterlik Kanunu kapsamında noterlerin işlem yaptırmak isteyen kişilerden rapor talep edilmesi konusunda belli ölçüde takdir yetkisinin bulunmasıyla birlikte Noterlik Kanunu’nun 1. maddesinde belirtildiği üzere noterlik mesleğinin kamu hizmeti niteliği de göz önüne alındığında kişinin yeteneğinden şüphe edilmesi durumunda sağlık raporu talep edilmesinin hukuki güvenliği temin etmek amacıyla öngörüldüğü ve mevzuata uygunluğun sağlanmasını hedeflediği için nesnel ve haklı bir amaca dayandığı,

hukuki güvenliği temin etmek amacı ile getirilen düzenlemelerin de bu amacı sağlayıcı bir içeriğe sahip olması gerektiği, ileride ihtilaf yaratabilecek anlaşmazlıklarda noterin kendisini sorumluluktan kurtarmasını sağlamak amacıyla sadece şeklen rapor istenmesinin bu amaca hizmet etmediği, bu uygulamanın yol açtığı mağduriyetler ve yargıya taşınan hukuki uyuşmazlıkların çokluğunun da bu savlarını doğruladığı, temyize konu Daire kararında vasiyatname, tapunun iptali gibi pek çok ihtilafın kökeninin akli meleke raporlarına ilişkin itirazlardan oluştuğunun dikkate alınmadığı,

dava konusu düzenlemenin yarattığı gerçek sonucun mağduriyetler, hak kayıpları ve kötü niyetli uygulamalar olduğu ve tüm bunların ayrıca yine yargının iş yükünü artırdığı, akli meleke raporuyla bir teşhiste bulunulmadığı şeklinde belirlemenin takdir yetkisi ile açıklanamayacağı, fiil ehliyetinin nispi bir kavram olmasının, kişiye, eylem ve işleme göre değişmesinin bu yönde en etkili rapor sisteminin kurulmasını zorunlu kıldığı,

gerek ülkemizde gerekse uluslararası uygulamalarda akıl (ruh) sağlığına ilişkin (akıl hastalığı ya da zayıflığı, alkol-madde kullanım bozuklukları vb) tıbbi değerlendirme teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin ve hukuki(fiili) ehliyet değerlendirmelerinin psikiyatri uzmanlık eğitimi müfredatı içerisinde olduğu, noter işlemlerinde kişinin fiili ehliyeti değerlendirmesinin işlem yapılan gün için kişinin ayırt etme gücünün olup olmadığının değerlendirilmesi durumu olduğu,

müfredatlarında olmayan bir eğitime rağmen hekimlere yetki verilmesinin hem nicelik hem de nitelik bakımından ileride bireylerin haksızlıklara ya da adaletsizliklere uğramalarına yol açacağı, dolayısıyla yeni hukuksal sorunlara yol açacağı, özel ve kamu kaynaklarının zarara uğrayacağı, dava konusu işlem ile sadece kamuda çalışan tüm hekimlere yetki verilirken bu konuda eğitim görmüş, uzmanlık yetkisi kazanmış ama muayenehane ya da özel sağlık kuruluşlarında çalışan psikiyatri uzmanına yetki verilmediği, bu nedenle işlemin bilimsellikten uzak olduğu,

bununla birlikte dava açma nedenlerinin tüm hekimlere bu yetkinin verilmesi buna karşılık konuda yetkin uzmanlık alanı psikiyatri uzmanlarına muayenehane ve özel sağlık kurumlarında çalışması halinde verilmemesi olduğu, noterlerin şüphe olduğunda yazılı olarak rapor talep etmesinin gereksiz bir sevk işlemi değil, usule ve hizmet gereklerine uygun olacağı, aksi halde bireylerin notere başvurmadan hekimlere ya da sağlık kurumlarına başvurarak gerekli gereksiz rapor taleplerinde bulunacakları, fiili ehliyeti olan ya da hiç şüphe duyulmayan bireylerin bile rapor almak için gerekmediği halde rapor almalarına yol açacağı,

sağlık kurumlarının iş yükünün gereksiz olarak artacağı, sevkin rapor sürecini disipline edeceği ve keyfi başvuruların önüne geçeceği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ

Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Türkiye Noterler Birliği tarafından, davalı idareden kişilerin işlem yapma ehliyeti olup olmadığı hakkında şüpheye düşüldüğü durumlarda doktor raporu istenmesinin gerekli olduğu, ancak bazı hekim veya sağlık tesislerince rapor düzenlenmek için sevk belgesi istendiği, oysa noterlerin hekime sevk gibi bir yetkisinin olmadığı belirtilerek konu hakkında sağlık hizmeti sunucularının bilgilendirilmesi talep edilmiş, bunun üzerine Sağlık Bakanlığının "Akli Meleke Raporları" konulu ... tarih ve ... sayılı yazısı ile,

"Bakanlıkça izin verilen sağlık tesisleri hariç özel sağlık hizmet sunucularının Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin 34. maddesinin 1. fıkrasında sayılan raporlar dışında akli meleke dahil başkaca sağlık raporu düzenleme yetkisinin bulunmadığı, ... işlem yapma ehliyeti için yetkili sağlık hizmet sunucularına başvuruda bulunan vatandaşlardan sevk belgesi talep edilmesine yönelik düzenleme bulunmadığı,

bu nedenle vatandaş başvurularının belirtildiği şekilde sonuçlandırılması ve sevk belgesi gibi bir belgenin talep edilmemesi gerektiği hakkında birinci ve ikinci basamak kamu sağlık hizmet sunucularının uyarılması gerektiği” hususu 81 İl Valiliğine (İl Sağlık Müdürlüğüne) bildirilmiştir. Davacı tarafından anılan yazının iptali istemiyle temyizen bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasa'nın 56. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; 3. fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği; 4. fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği hükme bağlanmıştır.

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel, kıstaslarını belirleme, sağlık kurum ve kuruluşlarını sınıflandırma ve sınıflarının değiştirilmesi, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmaları, sağlık hizmet zinciri oluşturulması, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği hükme bağlanmıştır.

10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini planlamak, teknik düzenleme yapmak, standartları belirlemek ve bu hizmetler ile sunucularını sınıflandırmak, bununla ilgili iş ve işlemleri yaptırmak; (c) bendinde, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait sağlık kurum ve kuruluşlarına izin vermek ve ruhsatlandırmak, bu izin ve ruhsatları gerektiğinde süreli veya süresiz iptal etmek;

(l) bendinde ise, mevcut sağlık insan gücünü, kamu ve özel kurum ve kuruluşlar düzeyinde planlamak ve istihdamın bu plan çerçevesinde yürütülmesini denetlemek Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.

Aynı Kararname'nin 508. maddesi ile de Bakanlıklara görev, yetki ve sorumluluk alanına giren konularda idari düzenlemeler yapabilme yetkisi verilmiştir.

Anılan mevzuat hükümlerine dayanılarak sağlık raporlarının ne şekilde hangi sağlık hizmet sunucularında düzenleneceğinin açıklanması, rapor formatlarının belirlenmesi ve sağlık raporlarına itiraz süreçlerinin tanımlanması amacıyla resmi ve özel tüm sağlık hizmet sunucularını, özel hukuk tüzel kişileri ve gerçek kişileri kapsayan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge hazırlanmış ve 30/09/2019 tarih ve 23642684-010.04-1618 sayılı Makam Olur'u ile aynı tarihte yürürlüğe konulmuştur.

1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun "Hukuki işlemler ve ilgilileri" başlıklı 72. maddesinde;

"Noterler, ilgililerin istemi üzerine, hukuki işlemleri belgelendirirler. Belgelendirme, bu kısım hükümleri ile diğer kanunlar ve yönetmelikte gösterilen şekilde yapılır.

İlgili, belgelendirme isteminde bulunan kişidir.

Noter, iş yaptıracak kimselerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerini tamamen öğrenmekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir.

Anılan Kanun'a dayanılarak 13/07/1976 tarih ve 15645 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Noterlik Kanunu Yönetmeliği'nin "Yeteneğin tesbiti" başlıklı 91. maddesinde ise;

"Noterin ilgilinin yeteneği hakkında bir kanı sahibi olması gereklidir. Temyiz kudretine sahip bulunan ve işlemin niteliğine göre gerekli yaşa girdiği anlaşılan herkes hukuki işlemleri yapmaya ehil olup, bu yaş resmi belge ile saptanır. Tanık veya kanı ile yaş tespit edilemez.

İlgilinin yaşlılık, hastalık veya dış görünüşü itibariyle yeteneğinden şüphe edilmesi veya bu konuda ihbar ve şayet bulunması hallerinde temyiz kudretinin varlığı doktor raporu ile saptanır. Bu takdirde metnin içinde tarih ve numarası ile rapordan bahsedilir, raporun aslı işlemin noterde kalan nüshasına eklenir.

Hukuki işlerin belgelendirilmesi anında ilgili iradesini serbestçe ve kendi isteğine uygun olarak beyan etmelidir. Beyanın tam ve eksiksiz olarak yazılması gereklidir. Yapılan işlemin niteliğine göre gerekli soruların sorularak işlemin sonucu hakkında ilgiliye açıklama yapılması gereklidir." kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Akli meleke raporları, notere hukuki işlem gerçekleştirmek üzere başvuran kişilerden, hukuki işlem yapma ehliyetinin, bir başka ifadeyle ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı konusunda (yaşlılık, hastalık veya dış görünüş gibi sebeplerle) şüphe edilen veya bu konuda hakkında ihbarda bulunulanlardan, noterce istenen bir durum bildirir tek hekim raporudur.

Öncelikle, Türkiye Noterler Birliğinin talebi üzerine, dava konusu 'Akli Meleke Raporları' konulu yazı ile; davalı idare tarafından, akli meleke raporlarının düzenlenmesine ilişkin mevzuat düzenlemelerine yer verildikten sonra hekimlerin, bu raporu almak için başvuran vatandaşlardan noterden sevk edildiklerine ilişkin belge istemeleri nedeniyle mevzuatta böyle bir sevk usulü öngörülmediği, bu nedenle başvuruların mevzuat kapsamında sonuçlandırılması konusunda ilgili birimlerin bilgiledirildiği anlaşılmaktadır.

1512 sayılı Noterlik Kanunu'na dayanılarak yürürlüğe konulan Noterlik Kanunu Yönetmeliği'nin yukarıda belirtilen 91. maddesinde; noterin belgelendirme başvurusunda bulunan ilgilinin yeteneği hakkında bir kanı sahibi olması gerektiği, temyiz kudretine sahip bulunan ve işlemin niteliğine göre gerekli yaşa girdiği anlaşılan herkesin hukuki işlemleri yapmaya ehil olduğu düzenlenmiş, aynı maddenin 2. fıkrasında ise; ilgilinin yaşlılık, hastalık veya dış görünüşü itibarıyla yeteneğinden şüphe edilmesi veya bu konuda ihbar ve şikayet bulunması hallerinde temyiz kudretinin varlığının doktor raporu ile saptandığı, bu takdirde metnin içinde tarih ve numarası ile rapordan bahsedileceği, raporun aslının işlemin noterde kalan nüshasına ekleneceğinin kurala bağlandığı görülmektedir.

Bu haliyle noterler tarafından belgelendirme işlemi yapılırken ilgilinin hukuki işlem yapma ehliyetinde şüphe uyandıran bir durum olması halinde ehliyetin varlığının doktor raporu ile saptanacağının kurala bağlandığı ve devamında izlenecek usulün Noterlik Kanunu Yönetmeliği'nin 91. maddesinde belirtildiği ve bu maddede noterin ilgili hakkında sevk belgesi düzenleyeceğine ilişkin herhangi bir kurala yer verilmediği görüldüğünden; mevzuatın tekrarı niteliğinde metinlere yer verildikten sonra herhangi bir yeni kural getirmeyen ve akli meleke raporu almak için başvuran vatandaşlardan noterden sevk belgesi istenmemesi gerektiğini açıklar mahiyetteki dava konusu yazıda hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Diğer yandan, her ne kadar temyize konu Daire kararında Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge kapsamında akli meleke raporlarını düzenleme yetkisine sahip hekimler hakkında hukuki inceleme yapılmış ise de işbu dosyada, dava konusu olan ve idareyi işlem yapmaya sevk eden husus bu raporlar düzenlenirken noterden sevk belgesi aranmamasına ilişkindir. Nitekim dava konusu işlemde anılan Yönerge'ye yalnızca atıf yapılmıştır.

Akli meleke raporlarının kimler tarafından düzenleneceği ise anılan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'de kurala bağlanmış ancak bu kurala karşı açılan davada, bu hususun yönetmelikle düzenlenmesi gerektiğinden bahisle Danıştay Onuncu Dairesince verilen iptal kararı Kurulumuzun 17/03/2025 tarih ve E:2025/219, K:2025/603 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.

Bu haliyle, Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge hakkında iptal kararı verildiği görülmekle birlikte dava konusu yazıda Yönerge'nin bazı maddelerine yer verilmekle yetinildiği, yeni bir kural getirilmeyip mevzuatı açıklar mahiyette ilgili birimlerin bilgilendirildiği anlaşıldığından, Yönerge'ye yalnızca atıf yapılmış olmasının dava konusu yazıyı hukuka aykırı hale getirdiğinden söz etmeye hukuken olanak bulunmamaktadır.

Bu itibarla, dava konusu yazıda hukuka aykırı bir yön bulunmadığından davanın reddine ilişkin temyize konu Daire kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 11/06/2024 tarih ve E:2020/5667, K:2024/2507 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 09/07/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X-1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 1. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmanın şart olduğu.

8. maddesinde, Türkiye'de icrayı tababet için bu kanunda gösterilen vasıfları haiz olanların umumi surette hastalıkları tedavi hakkını haiz olduğu, ancak her hangi bir şubei tababette müstemirren mütehassıs olmak ve o unvanı ilan edebilmek için Türkiye Tıp Fakültesinden veya Sıhhıye Vekaletince kabul ve ilan edilecek müessesattan verilmiş ve yahut ecnebi memleketlerin maruf bir hastane veya laboratuvarından verilip Türkiye Tıp Fakültesince tasdik edilmiş bir ihtısas vesikasını haiz olması gerektiği.

13. maddesinde ise bir şahsın ahvali bedeniye ve akliyesi hakkında rapor tanzimine munhasıran bu kanunla icrayı sanata salahiyeti olan tabiplerin mezun olduğu, Türkiye'de icrayı sanat salahiyetini haiz olmıyan tabiplerin raporlarının muteber olamayacağı hükmü yer almaktadır.

Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'de özel sağlık hizmet sunucularının sadece tedavi ettiği hastaların, istirahat/iş göremezlik raporlarını, tedavilerinde kullanılan ilaç, tıbbi cihaz ve malzeme kullanımına yönelik sağlık raporları ile sürücü/sürücü adayı sağlık raporlarını düzenleyebilecekleri ve Sağlık Bakanlığınca izin verilen haller hariç olmak üzere, usulüne uygun olarak teşekkül ettirilmiş olsa bile özel sağlık hizmet sunucularının anılan raporlar dışında durum bildirir raporları düzenleyemeyecekleri belirtilmiştir.

1219 sayılı Kanun uyarınca hekimlik mesleğini icraya yetkili olan tüm hekimler tarafından bu raporların düzenlenebileceği hususunda tereddüt bulunmamakla birlikte, uzmanlığı bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kamuda çalışan tüm hekimlere ve aile hekimlerine bu konuda rapor düzenleme yetkisi verilirken, bu düzenleme yetkisini Sağlık Bakanlığınca izin verilen sağlık kuruluşları ile sınırlayan ve "akli melekelerin tespiti" de dahil olmak üzere genel olarak akıl ve zihin sağlığı alanında uzmanlaşmış olan psikiyatri uzmanlarına bu konuda yetki vermeyen Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge ve bu Yönerge'ye atıf yapan dava konusu yazıda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Bu nedenle, davanın reddi yönündeki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı anlaşıldığından davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2024/2820, K. 2025/1519, 9 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Danıştay Tetkik Hâkimi ...'ın Düşüncesi
  6. Türk Milleti Adına
  7. İnceleme Ve Gerekçe
  8. Maddi Olay
  9. İlgili Mevzuat
  10. Hukuki Değerlendirme
  11. Karşı Oy
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Esas No
2024/2820
Karar No
2025/1519
Tarih
9 Temmuz 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 4. Daire E.2024/2904 K.2025/4153
  • Danıştay 8. Daire E.2024/3022 K.2025/6320
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2024/3037 K.2025/1451
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2024/3112 K.2025/1477
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2024/3128 K.2025/1553
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2024/3148 K.2025/1552

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.