Karar Özeti
Nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan yürütülen yargılamada, Yargıtayın ilk bozması üzerine Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesi sanıkları 5237 sayılı Kanun'un 149/1-c, d, h, 35/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırmıştır. Ancak bir sanığın müdafii, esas hakkındaki mütalaaya karşı görüşü alınmadan mazeret dilekçesi üzerine yokluğunda karar verilmiş; hükmün tefhim edildiği celsede duruşmaya gelmeyen iki sanık yerine hazır bulunan müdafilerine de son söz hakkı tanınmamıştır.
Nitelikli yağma gibi cezasının alt sınırı itibarıyla müdafi zorunluluğu doğuran suçlarda, esas hakkındaki mütalaaya karşı görüşü alınmamış müdafi hazır edilmeden hüküm kurulması 5237 sayılı Kanun'un 188/1 ve 289/1-e maddeleri kapsamında savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Ayrıca Ceza Genel Kurulunun 17.02.2009 tarihli ve 2008/1-172 Esas, 2009/26 sayılı kararı uyarınca, sanığın yokluğunda hüküm kurulacaksa hükümden önceki son söz hazır bulunan müdafiine verilmelidir; 5271 sayılı Kanun'un 216/3. maddesine bu yönden aykırılık da bozma nedenidir.
Her iki usul aykırılığı nedeniyle, işin esasına girilmeksizin hükümler 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca bozulmuştur; ilk neden oy birliğiyle, son söz hakkına ilişkin ikinci neden ise bir üyenin, 216/3. maddedeki hakkın müdafi tarafından vekaleten kullanılamayacağı yönündeki karşı oyuyla oy çokluğuyla kabul edilmiştir.
Uygulamada Etki — Av. Aycan Ceylan değerlendirmesi
Ağır cezalık dosyalarda müdafiin mazeret dilekçesiyle karara muvafakat etmesi tehlikelidir; mütalaaya karşı savunma yapılmadan kurulan hüküm bozulmakta, ancak bu, müvekkil için aylarca ek yargılama demektir. Son celse tutanağında müdafiye son sözün verilip verilmediği temyizde mutlaka denetlenmelidir; karşı oyun gösterdiği gibi bu konu dairede dahi tartışmalı olduğundan güçlü bir bozma argümanıdır.
Bu değerlendirme, kararın Yargıtay tam metnine dayalı genel hukuki bilgilendirmedir; sonuç taahhüdü içermez ve somut dosyanız için mutlaka avukatınıza danışınız.