KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Esas no
- 2022/294
- Karar no
- 2024/405
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ...
- Mersis No
- ...
- Vekili
- Av. ... - ....
- Davalı
- 1- ... - T.C. Kimlik No:...
Karar Metni
2.537 kelime·13 dk okuma·11 bölüm
...
VEKİLİ
Av. ... -...
DAVALI
2- ... - ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 05/08/2022
KARAR TARİHİ : 26/09/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; davacı taraf vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; müvekkili şirketin apartman ve site gibi toplu yaşam alanlarına yönelik yazılım ve platform hizmetleri sunan bir bilişim şirketi olduğunu, sağladığı hizmetler arasında; apartman ve site yönetimi için aidat, cari, gelir ve gider takibi ile bunların muhasebeleştirilmesi,
plaka tanıma sistemi ve ilgili ... tarafından yetkilendirilmiş olarak yetkili olduğu bölgelerde sayaç okuma, kat malikinin ve kiracının alacak ve borçlarını takip etme, banka entegrasyonu ve sanal POS üzerinden aidat, kira ödemelerinin tahsili ve kat maliklerinin yönetimsel konularda bilgilendirilmesi olmak üzere başta site yönetimine ilişkin olmak ve fakat bunlarla sınırlı olmamak üzere pek çok farklı hizmeti kapsadığını, kurum nezdinde birden fazla seri markalarının bulunduğunu, davalı adına ... başvuru numarası ile ...+... markasının başvurusunun yapıldığını ve ilan aşamasında itiraz edildiğini, ...’nin itirazlarını red ettiğini,
akabinde yapılan ikinci itirazın da ... tarafından reddedildiğini ve bu nedenle tescil edilen davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etmenin zaruri olduğunu, hükümsüzlüğü talep edilen markanın, müvekkili şirket tarafından verilen plaka tanıma hizmetinde kullanıldığını, .... adresinde davalının da plaka tanıma hizmeti veridğinin açıkça görülebileceğini, müvekkil şirketin tescilli marka ibareleri ile neredeyse aynı ve ayırt edilemeyecek kadar benzer marka ibaresinin seçilmiş olması sebebiyle müvekkili şirketin markasıymış izlenimini yarattığını, kaldı ki müvekillinin tescilli olduğu 42. Sınıfta başvurusunun yapıldığını,
müvekkili Şirketin “...” ibareli markasının tescilli olduğu 42. sınıfta tescil edilmek üzere başvuruda bulunulan “...” ibareli markanın, müvekkili şirket ile aynı iş kolunda faaliyet göstermekte olup, aynı ürünlerin satışında kullanıldığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkili Şirketin markalarının seri marka niteliğini haiz olduğunu, tüketicinin işletmeler arasında ekonomik ya da yönetimsel bir bağ olduğu fikrine kapılmasının yeterli olduğunu Müvekkil Şirketin ... “...” ibareli markası 10.05.2017 tarihinden bu yana ... ülkelerinde.
10.09.2021 tarihinden bu yana ise .... ’yı kapsayacak şekilde 42. sınıfta ulusararası marka tesciline sahip olduğunu, markalarının gerek Türkiye’de ve gerekse yurtdışında senelerdir kullanıldığını, Müvekkili şirket tarafından yaratılmış ve ayırt ediciliğinin bulunduğu “...” markasının tanınmış olduğunu, bu nedenle davalanın müvekkili markalarının tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlayabileceğini, markalarının itibarına zarar verebileceğini veya markalarının ayırt edici karakterinin zedeleyebileceğini, haksız rekabete sebep olacağını ve haksız kazanç sağlayacağını, bu nedenle davalının kötü niyetli olduğunu, iddia ederek;
davalının ... başvuru numaralı “...” ibareli markayı kullanmasının ve üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla mümkün olması halinde teminatsız olarak, mümkün olmaması halinde makul miktarlarda teminat tutarı belirlenerek ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ... kararının iptaline, ... başvuru numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davacı şirketin faaliyet alanı ile müvekkilinin faaliyet alanının birbirlerinden farklı olduğunu, davacı şirketin 2016 müvekkili şirketin 2012 yılında ticaret siciline kayıt yaptırdığını, Davalı adına tescil edilen davaya konu " ... "markası ile davacı şirketin tescilli markaları bir bütün olarak incelendiğinde, gerek görüntü olarak gerekse okunuş itibarıyla benzerlik göstermeyen, karıştırılma ihtimali bulunmayan kelimeler ve şekilden oluştuğu, dava konusu ''... ...'' markası ile davacı şirkete ait ''... - ...'' markalarının gerek okunuşu,
gerekse görünüşü itibarıyla karıştırılmasının mümkün olmadığını, her iki taraf markasının farklı ... ve ... unsurlarını barındıran logolara sahip olduğunu, müvekkili şirkete ait davaya konu markanın“ ... ve ... “ kelimelerinden oluştuğunu, mavi ve siyah renkten oluşan “ a “ harfi şeklinde şekilini barındırdığını, “ ... “ ve “ ... “ kelimelerindeki “ k “ ve “ p “ harflerinin ses vurgularının ayırt edici olduğunu, davacı markasının ise “ ... “ markası tek kelimeden oluşan, siyah renkli ve ev/bina logolu bir marka olduğunu, ... olarak okunuşundaki “ p “ harfi vurgusunun ağır bastığını,
bu markanın “ ... “ markasındaki “ ... “ kelimesi ile görsel ve işitsel olarak karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkiline ait markanın “ ... “ olarak okunduğunu, markaların birlikte oluşturdukları bütüne göre değerlendirilmese gerektiğini, markanın esaslı unsurları olan görsel, işitsel ve kavramsal özellikler bütünlük ilkesine göre incelenmesi gerektiğini, bütünlük ilkesi çerçevesinde incelendiğinde, “... “ markasının “ ... “ markası ile benzerlik göstermediğini, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, savunarak davanın reddini talep etmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı tarafından ''... + ...'' markasının 42. Sınıfta bulunan hizmetleri kapsayacak şekilde 12.08.2021 tarihinde ... başvuru numarası ile tescil başvurusunda bulunulduğu, ... yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 27.08.2021 tarih ve 379 sayılı ... ilan edilmesine karar verildiği, dava konusu marka başvurusunun yayımına davacı tarafından, ... sayılı "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali tanınmış marka ve kötü niyet gerekçesiyle itiraz edildiği, başvurunun ilanına yapılan itiraz ilgili daire tarafından değerlendirilip itirazın reddine karar verildiği,
bu verilen karar üzerine itiraz sahibi ...
A.Ş. vekili tarafından kararın yeniden değerlendirilmesi talepli itiraz edildiği, davacı tarafın red kararına karşı itirazı dava konusu yapılan 03.06.2022 tarihli ... sayılı ... kararı ile; " İnceleme sonucunda, ilgili tüketicilerin ..." ibareli başvuru ile "..."" ibaresini baskın/esas unsur olarak içeren itiraz gerekçesi markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. İtiraz ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından, kötü niyet gerekçeli itiraz kabul edilmemiştir.
Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir.” şeklindeki gerekçeler ile davacı itirazlarının bir kez daha reddine karar verildiği; eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA VE EK RAPORDA özetle:
Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 42. Sınıf hizmetlerin, davacı yana ait önceki tarihli markalar kapsamında aynı sınıfta yer alan hizmetler ile aynı ya da aynı tür olduğu,
Bununla birlikte taraf markalarının bütünsel anlamda tüketicide yarattıkları algılar itibariyle aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ (5 KİŞİLİK) tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
1. Davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında benzer olmadığı,
2. Davaya konu marka sınıfları bakımından SMK’nın 6/1 bağlamında iltibas ihtimali bulunmadığı,
3. SMK’nın 6/5. Maddesinin uygulanma şartlarının sağlanmadığı,
4. ... ... tarafından verilen dava konusu ... sayılı kararının iptali, ... başvuru nolu markanın hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir ... olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
...+... ...+... (42. sınıf) .... ... +... ... +... ... +... ... ... (09, 35, 36, 38, 41, 42. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 42. Sınıf hizmetlerin, davacı yana ait önceki tarihli markalar kapsamında aynı sınıfta yer alan hizmetler ile aynı ya da aynı tür olduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu markanın ...+... şeklinde beyaz zemin üzerine, siyah renk, düz yazı karakteri ve tümü büyük harflerle yazılmış “...” ibaresinden oluştuğu, kelimenin sol yanında kelimeye nazaran biraz daha büyük tasarlanmış eşkenar dörtgen şekli, şeklin içinde siyah ve mavi zemin üzerine “a” harfinin konumlandırıldığı, markanın ...+... markası olduğu, ibarede yer alan ... kelimesinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu dikkate alındığında markanın esas unsurunun “...” kelimesi olduğu, ibarenin; “1. isim Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. 2. isim İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması. 3. isim Hareket, iş.” anlamlarına geldiği, anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı markalarının bir kısmının beyaz zemin üzerin mavi ve siyah renk ve düz yazı baş hafleri geri kalan harflerin küçük olduğu ... ... unsurundan bu ibarelerin altında, markalardaki sair unsurlara nazaran görece daha küçük yazılmış ve ... ile aynı renk kullanılarak oluşturulmuş “yöneticinin dijital asistanı, ihtiyacınız kadar, akademi, apsis, yönetim platformu” kelimelerinin ve yine ... kelimelerinin başında ev görünümlü ... unsuruna yer verildiği, davacı markaların baskın ve görsel algıda logonun bütününe hakim unsurunun “...” ibaresi olduğu,
yöneticinin dijital asistanı, ihtiyacınız kadar, akademi, yönetim platformu” kelimesinin tali nitelikte kalacak şekilde konumlandırıldığı, davacı markasının dilimizde ya da diğer dillerde bilinen bir anlamının olmadığı, anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "...." esas ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı,
SMK 6/1 maddesinde sayılan çifte benzerlik şartının oluşmadığı, SMK 6/1 maddesi anlamında taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı,
İltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı; Öte yandan dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, SMK 6/9 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı da dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/294, K. 2024/405, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama