KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2024
- T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/313 Esas - 2024/117
- Esas no
- 2022/313
- Karar no
- 2024/117
- Hakim
- ....
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
Karar Metni
2.191 kelime·11 dk okuma·9 bölüm
Mersis No- .... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : 1- .... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : 2- .... VEKİLİ : Av. ...
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
DAVA TARİHİ : 19/08/2022
KARAR TARİHİ : 14/03/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; ... sayılı 37.sınıfta yer alan hizmetler üzerindeki “...” ibareli başvurusuna, davalı yanın .... sayılı “...” ibareli markalarına dayalı olarak itiraz ettiğini, itiraz neticesinde müvekkili markası ile davalı markalarının Kurum tarafından benzer görüldüğünü, müvekkilinin ... menşeli bir inşaat şirketi olduğunu, “...” kelimesi bir denizcilik terimi olduğunu, davalı şirketin züccaciye sektöründe faaliyet gösterdiğini,
davalı yanın “...” ibaresini başka bir sektörde kullanmamasına rağmen ilgili 21. sınıf mallar dışındaki mal ve hizmetler üzerinde marka başvurularına konu etmekte ve yinelediği başvuruları ile de kullanma yükümlülüğünden kurtularak üçüncü kişilerin marka tescillerine itiraz etmekte olduğunu, somut olayda taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, markaların kısa sözcük markaları olduğunu, kelimelerin anlamlarının yanı sıra telaffuzlarının da farklı olduğunu, 37. Sınıftaki hizmetlerin ilgili tüketicilerinin niteliklerinin gözardı edildiğini, bu sınıftaki hizmetlerin yüksek bütçeli işler olduklarını,
iddia ederek ... sayılı ... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı başvurusuna davalı tarafından yapılan itirazın ... tarafından kabulü akabinde davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 37. sınıf hizmetlerde tescili amacıyla 06.03.2020 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.03.2020 tarih ve 345 sayılı bültende ilan olunduğu, anılan ilana karşı davalı yanın .... sayılı markalarına dayalı olarak itirazda bulunduğu, davacı başvuru sahibinin ... sayılı marka açısından SMK m. 19/2 uyarınca kullanmama def’i ileri sürdüğü,
işbu itirazların ...’nın 04.06.2021 tarihli kararı ile başvurunun, davalı yana ait ... sayılı marka ile benzer olduğu ve aralarında karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle reddine karar verildiği, söz konusu karara karşı bu defa davacı başvuru sahibinin itirazda bulunduğu, davacı itirazlarını inceleyen ....'nun 13.06.2022 tarih ve ... sayılı kararıyla;
“... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ... sayılı "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir.
Yapılan inceleme sonucunda, başvuru ile redde mesnet gösterilen markanın/markaların bağlantı kurulması ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzer olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Ayrıca redde konu mallarla/hizmetlerle aynı veya aynı tür ya da benzer malların/hizmetlerin redde mesnet markanın/markaların kapsamında yer aldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle başvuru ve redde mesnet marka arasında ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle itiraz hakkında .... verilen ret/kısmi ret kararı yerinde görülmüş ve iş bu itirazın reddi gerekmiştir.” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının nihai olarak reddedildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle: - Dava konusu marka başvurusu kapsamında reddine karar verilen 37. Sınıf hizmetlerin tamamının, redde gerekçe davalı markası kapsamında da birebir yer aldığı, - Başvuru ile redde gerekçe davalı markası arasında ilgili tüketici grubunu yanılgıya düşürebilecek nitelikte güçlü bir nihai benzerlik ilişkisinin mevcut olduğu, bu durumun karıştırılma ihtimalini beraberinde getirebileceği, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu ve ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı Markası Davalı Markası ... ... (37. sınıf) (37. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; taraf markaları 37. Sınıf hizmetleri birebir ihtiva etmekte olup anılan markaların kapsamlarına yönelik ayrıntılı bir inceleme yapılmasına ihtiyaç duyulmaksızın, markaların benzer ihtiyaçlara yönelik, birbirleri ile rekabet ilişkisi içerisinde, birbirlerini tamamlayan ya da birbirleri yerine ikame edilebilirliği bulunan hizmetleri kapsadıkları görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; siyah – pembe renklerle tasarlanmış Türkçe bir kelime olup “Yanardağların püskürme sırasında yeryüzüne çıkardıkları, dünyanın derinliklerinden gelen kızgın, erimiş maddeler, püskürtü.” Anlamına gelen bu ibarenin tek hece ve üç harften oluştuğu, orta kısımdaki “...” harfinin üst noktasının pembe renkte tasarlanarak markaya görsel bir süsleme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; bileşke yapıda figüratif ve sözcük unsurlarından oluşan bir marka olduğu, markanın turkuaz ve gri renklerde tasarlandığı, turkuaz renkte ve markanın hakim unsuru olarak kullanılan ibarenin “...” sözcüğü olduğu, bu ibarenin sözlük anlamının “Herhangi bir yere yanaşmış filikanın kürek çekmeksizin ilerlemesi için verilen buyruk.” olduğu, bununla birlikte anılan ibarenin İngilizcede ise “...” kelimesinin karşılığı olarak kullanıldığı, markada tali unsur olan “yapı” kelimesinin ise 37. Sınıf hizmetlerin bir bölümü açısından doğrudan jenerik nitelikte bir ibare olduğu,
genel olarak da yine ticaret hayatında yaygın kullanımı bulunan bir unsur olduğu, dolayısıyla bütünsel ayırt ediciliğe katkı sağlayan bir unsur olarak değerlendirilemeyeceği, “...” kelimesindeki “L” harfinin etrafının gri bir çizgiyle çevrilerek yazıldığı, “...” harflerinin ise yatay çizgileri kullanılmaksızın tasarlandığı, bu haliyle markaya görsel bir stilizasyon katıldığı anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
....'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davacının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde;
dava konusu marka her ne kadar Türkçe’de “Herhangi bir yere yanaşmış filikanın kürek çekmeksizin ilerlemesi için verilen buyruk.” anlamına gelmekte ise de bu anlamının günlük dilde yerleşik olarak bilinmediği, dolayısıyla tüketicinin bu ibareyi yabancı ya da anlamını bilmediği bir sözcük markası olarak algılayabileceği gibi İngilizce bilen tüketiciler açısından ise anılan ibarenin doğrudan “...” kelimesinin karşılığı olarak algılanacağı, aynı şekilde davalı yanın redde gerekçe markasının da “...” sözcüğünden oluştuğu, bu haliyle esasen taraf markalarının birbirlerinin İngilizce – Türkçe karşılıkları olduğu,
nitekim harf dizilimsel olarak da yine davalı yanın redde gerekçe markasının bir bütün olarak dava konusu markanın ilk üç harfini oluşturduğu, bu kelimenin sonuna eklenen “-...” harfinin fonetik olarak markaya yeni bir hece katsa dahi “...” ve “...” kelimelerinin sesçil olarak da güçlü bir benzerlik ilişkisi içerisinde olduğu, markaların görsel anlamda ise birbirleri ile doğrudan bir benzerlik taşımadıkları, ancak esas sözcük unsurlarının harf dizilimsel benzerliğinin yarattığı güçlü bir algının var olduğu,
görsel algının işitsel hafızaya göre ikincil planda olacağı, zira tüketicilerin markalara dayalı tecrübelerini üçüncü kişilere aktarımında sözcük unsurlarının öncelikli olarak aktarılacağı, bu aktarımda aynı hizmetlerde “...” - “...” kelimelerinin sahip olduğu yüksek düzeyli benzerliğin, tüketicilerin bu iki ibareyi ilk anda somut olarak ayırt edememesi ihtimalini ortaya çıkaracağı, dava konusu marka kapsamında reddine karar verilen 37. Sınıftaki tüm hizmetler açısından dava konusu marka ile ret gerekçesi marka arasında ayniyet düzeyinde bir ilişki bulunduğu,
taraf markalarının nihai algılarında esas unsurların benzerlikleri itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açabilecek düzeyde bir benzerlik halinin mevcut olduğu, işaretler arasındaki bu benzerlik düzeyinin, ilgili tüketici grupları nezdinde dahi işaretlerin karıştırılmaları sonucunu doğurabileceği;
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu,
taraf markaları arasında iltibas bulunduğu da dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip .... Hakim ... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/313, K. 2024/117, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama