KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2022/55
- Karar No
- 2024/68
- Karar tarihi
- 5 Mart 2024
- T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/28 Esas - 2024/34
- Esas no
- 2022/28
- Karar no
- 2024/34
- Hakim
- ....
- Katip
- ....
- Davacı
- ...
- Mersis No
- ...
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- 1- ....
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 2- ...
Karar Metni
3.001 kelime·15 dk okuma·9 bölüm
.... ... ... VEKİLİ : Av. ....
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 21/01/2022
KARAR TARİHİ : 15/02/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı taraf vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; ... sayısı ile davalı tarafça yapılan başvurunun 05. ve 10. sınıflarda tescil edilmek istenildiğini, anılan başvuruya yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin markalarının 05 ve 10. sınıflarda tescilinin bulunduğunu, dolayısıyla markalar arasında tam bir sınıfsal benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin “...” esas unsurlu markalarının bu şekilde bir seri marka konusu olduğunu, dava konusu markanın da müvekkili markaları ile iltibas yaratacak, müvekkili markalarının serisi gibi algılanacak nitelikte olduğunu,
müvekkilinin “...", "...", "... ...", "...", "... ...", "... ..." "...", "... ..." gibi çok sayıda markasının bulunduğunu, müvekkilinin ... pazarındaki kişisel bakım ve temizlik ürünleri kategorisinin öncülerinden ve pazar liderlerinden olduğunu, müvekkili markalarının tanınır olduğunu, davalı tarafından kullanılan "..." ibaresinin de tüketici nezdinde müvekkili tarafından "..." ibareli markaları ile yaratılmış olan olumlu algıdan haksız bir şekilde faydalanması ve tüketici nezdinde iltibas yaratması son derece yüksek olduğunu, müvekkili markalarının 1995 yılından bu yana kullanıldığını,
taraf markaları arasında yalnızca “i – o” harflerinden kaynaklı bir fark olduğunu, müvekkilinin de “...” şeklinde markalarının bulunduğunu, markalar arasındaki tek bir harf değişikliğinin iltibas ihtimalini ortadan kaldırmayacağını, dava konusu markanın bu haliyle müvekkilinin seri markalarından biri gibi algılanacak olduğunu, dava konusu “...” ibareli markanın da benzer şekilde beyaz font üzerinde yazılı siyah ve mavi yazıdan oluşan marka kompozisyonuna sahip olduğunu, taraf markalarının birebir aynı sınıflarda yer aldıkları görüldüğünde, iltibas ihtimalinin kaçınılmaz olacağını,
..." markasının tüketici nezdinde müvekkili şirketin "..." kök markasını içeren sayısız markası ile iltibas yaratması ve Davalı Şirket tarafından bu iltibas üzerinden haksız kazanç sağlanmasının muhtemel olduğunu, davalı yanın “...” ibareli markayı cerrahi maske ürünlerinde kullanmakta olup;
cerrahi maske emtiasının ilişkin olduğu sektörün müvekkilinin temel faaliyet alanı olan ve "..." kök ve seri markaları ile "..." markasının da aktif olarak kullanılmakta olduğu temizlik ve hijyen ürünleri sektörüne yönelik olduğunu, müvekkili markasının tanınır olduğunu, dava konusu markanın tescilinin müvekkili markasını tanınırlığına zarar vereceğini iddia ederek ... sayılı ...kararının iptalini ve ... başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; markaların bütün olarak incelenmesi gerektiğini, müvekkili markasında yanın markasında vurgu -o harfinde iken davacının yanın markalarının vurgusu -i harfinde olduğunu, markaların okunuşları dikkate alındığında "o" ve "i" harfine vurgu yapılmadan söz konusu markaların okunmasının mümkün olmadığını, markaların görsel olarak da farklı olduklarını, "..." ve "..." kelimeleri farklı dillerde farklı anlamlara gelmekle birlikte biri Fransızca biri İspanyolca olan kelimelerin tüketiciler tarafından anlamlarının bilinmesinin beklenmeyeceğini,
davacı yanın sağlık ve bebek ürünleri alanında faaliyetinin olduğunu, tüketicilerin sağlıkları ve bebekleri söz konusu olduğunda daha dikkatli bir şekilde ürünleri inceleyeceği, sadece marka adı ile ilgilenmeyerek ürünlerin içeriğine dahi bakacakları göz önünde bulundurulduğunda davacı yan markasının ürünlerinin hitap ettiği ortalama tüketicinin bilinç ve dikkat düzeyinin oldukça yüksek olacağını, müvekkili markasının davacı yan markalarının serisi gibi algılanmayacağını, üvekkil markasının seri marka olarak atfedilebilmesi için "..." kelimesini değil "..." kelimesini içermesi gerektiğini,
davacı yan markasının seri markaları genellikle "..." kelimesinin küçük harflerle, renkli bir şekilde, seri markanın da "..." kelimesinin altına yazıldığını, davacı markalarının tanınır olmadığını, müvekkili başvurusunun kötü niyetle yapılmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ...kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 05 ve 10. sınıf mallarda tescili amacıyla 19.03.2020 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 13.04.2020 tarih ve 346 sayılı bültende ilana çıktığı, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli “...” esas unsurlu markaların dayalı olarak itirazda bulunduğu, davalı yanın bu itirazlara karşı kullanım ispatı talebinde bulunduğu, ancak bu itirazların ...’nın 20.02.2021 tarihli kararı neticesinde, kullanım ispatı hususu incelenmeksizin, haklı bulunmayarak reddolunduğu,
söz konusu karara karşı davacı yanın bir kez daha itirazda bulunduğu, davacı itirazlarının inceleyen .... ssayılı kararıyla; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ..... sayılı markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen .... sayılı markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır.
Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi gerekçeli itiraz yerinde bulunmadığından, yukarıda sayılan markalar bakımından, kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. Takiben .... sayılı markalara dayanılarak yapılan itiraz incelenmiştir.
İtiraz sahibinin yayına itiraz aşamasında sunmuş olduğu belgelerin incelenmesi neticesinde, .... sayılı markalar bakımından ciddi kullanımın ispatlanamadığı kanaatine varılmış, belirtilen markaların 6769 s. SMK madde 6/1 incelemesinde esas alınması mümkün görülmemiş ve itiraz belirtilen markalar bakımından reddedilmiştir.” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının nihai olarak reddine karar verildiği, eldeki davanın İKİ AYLIK yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA /EK RAPORDA özetle:
- Dava konusu ... sayılı başvuru kapsamında yer alan 05 ve 10. sınıf malların tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde bir ilişki içerisinde olduğu,
- Taraf markaları arasında, ilgili tüketiciler nezdinde, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğin mevcut olmadığı,
- Davacı yanın markalarının tanınmışlığı hususunda bir kanaat varılamadığı, bu çerçevede işlem ve dava dosyasında yeterli düzeyde delilin mevcut olmadığı, sunulan delillerin oldukça sınırlı ve birçoğu tarihsiz deliller oldukları, dolayısıyla 6/5 maddesinin koşullarının somut olayda meydana gelmediği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi RAPORUNUN / EK RAPORUN her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
... ... (05, 10. sınıf) ...+... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ...+... ... ... ... ... (05, 10, 35. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu başvuru kapsamında 05. ve 10. sınıfta yer alan, genel olarak ilaç ve kimyasal ürünler ile medikal sektörüne yönelik ürünler şeklinde tanımlanabilecek malların tamamı, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında da yer alan emtialar olup, taraf markalarının kapsamlarının ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulmasına gerek olmaksızın benzer ihtiyaçları karşılayan, tüketiciye aynı kanaldan ve aynı tür satış yöntemi ile ulaştırılan, birbirleri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde bulunan, hedef tüketici kitleleri benzer olan, birbirlerini tamamlayan ya da birbirleri yerine ikame edilebilirliği bulunan emtiaları ihtiva ettikleri görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu ... ibareli başvurunun tek kelime ve altı harften oluşan bir başvuru olduğu, kelimenin ilk üç harfini oluşturan “...” sesinin lacivert, son üç harfini oluşturan “...” sesinin ise turkuaz renkte yazılarak, birleşik yazılan bu ibarenin esasen “...- ...” olarak algılanması yönünde bir görsellikle oluşturulduğu, “...” sesinin sağlık – medikal ürünleri açısından “medikal” ibaresinin kısaltması amacıyla ticaret hayatında jenerik kullanıma konu edilen bir ibare olduğu,
nitekim uyuşmazlık konusu emtiaların da 05 ve 10. sınıflarda olması nedeniyle bu sektörlerde “...” sesini içerir markalar ile karşı karşıya kalan tüketicilerin anılan ibareye bu yönde bir anlam yükleyeceği, dolayısıyla tüketici açısından esasen bu markada algının “...” ön sesinde olacağı, anılan ibarenin üç harften oluşan, Türkçe’de bir anlam ihtiva etmeyen ve uyuşmazlık konusu emtialar bakımından da ayırt edici olarak kabul edilmesi gereken bir kelime olduğu, marka bütün olarak algılanacak ise de hakim vurgunun ön seste olacağı anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yana ait olan ve davacının ...+... ibaresi temelinde oluşturduğu çok sayıda markasının (“...", "...", "... ...", "...", "... ...", "... ..." "...", "... ..." vs.) bulunduğu, bu markaların her birinin “...” kelimesini ön ses olarak ihtiva etmekle birlikte bu kelimenin yanına, sonuna, altına ek sözcük unsurlarının bitişik yazım ya da ayrık yazımı suretiyle oluşturulmuş çok sayıda marka yaratılarak bir seri marka zinciri meydana getirilmiş olunduğu; bunun yanı sıra davacı yanın ayrıca ... ...+... ve ...+... şeklinde “...” sesi ile biten markaları da bulunduğu,
davacı yanın bir kısım markalarında görsel/figüratif unsurlar yer almakla birlikte bu durum davacı markalarındaki esas unsurun “...” ibaresi olarak algılanacağı; “...” ibaresi ülkemiz tüketicisi açısından somut kavramsal karşılığı olan bir sözcük olmadığı, bir an için anılan ibarenin “...” sözcüğünün kısaltması olarak halk nezdinde bir karşılığı bulunduğu yorumu yapılabilir ise de uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler itibariyle, tüketicinin söz konusu ibareye böyle bir anlam yükleme ihtimali bulunmadığı, dolayısıyla “...” kelimesinin uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler açısından ayırt edici vasfı bulunan bir kelime olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde;
dava konusu marka bütün olarak ... şeklinde oluşturulmuş ise de gerek “...” ibaresinin sektörel anlamı gerek markanın renksel açıdan “...” ve “...” şeklinde algılanacak şekilde farklılaştırarak yazılmasından ötürü, tüketicinin dava konusu markayı gördüğünde edineceği algının “...” isimli “medikal” sektöründe yer alan bir firmanın kendisine tercih ettiği isim şeklinde olacağı; dava konusu markanın bu haliyle davacı yanın ... ... ve ... ... şeklindeki markaları haricinde kalan ve markalarının tamamından görsel ve işitsel olarak farklılaştığı;
taraf markalarının esas unsurlarının ya da vurgunun toplanacağı unsurlarının “...” ve “...” ibareleri olacağı; her iki kelimenin de kısa sözcük markaları olarak tüketicilerce algılanacakları, kısa sözcük markalarında tek bir harf farkının dahi çoğu zaman kelimelerin farklı işitsel, görsel ya da kavramsal algılar edinmesine yol açabileceği, somut olayda da “i - o” harflerinin yarattığı görsel ve fonetik farklılığın, işaretleri yeterli düzeyde birbirinden uzaklaştırdığının kabulünün gerekeceği;
bununla birlikte davacı yanın ve şeklindeki markaları açısından ise yeniden bir değerlendirme yapılması uygun olacağı, davacı yanın anılan markaları da yine “...” sesini ihtiva etmekle birlikte dava konusu markada olduğu gibi “-...” sesi ile sona erdiği,
bu durumun taraf markalarının işitsel olarak aynı sesle bitmelerine yol açtığı, ancak bu noktada da yine “...” ibaresinin taraf markalarının benzer görülmeleri açısından tek başına yeter bir kriter olarak değerlendirilmesi doğru olmayacağı, davacı yanın markasında da “...” kelimesi tamamen tali nitelikte ve “...” kelimesinden bağımsız olarak konumlandırılmış olup bu markadaki hakim yegane unsur “...” şeklinde algılanacakken, markasında da ibareler yan yana yazılmakla birlikte “...” ve “...” kelimeleri arasında nispeten boşluklu bir yapı bırakıldığı,
tüketicinin bu boşluklu yapıyı algılayamayacağı değerlendirilse bile bu defa bütün olarak yine davacı markasını “...” isimli “medikal” sektöründe yer alan bir firmanın kendisine tercih ettiği isim şeklinde algılayacağı, markaların görsel anlamda hiçbir benzerlik ilişkisi içerisinde olmadıkları bir durumda, ilgili tüketicilerin yine taraf markalarını birbirleri ile karıştırmayacakları; “...” ve “...” başlangıç seslerinin birbirinden somut olarak uzaklaştıkları bir durumda “...” son sesi de, uyuşmazlık konusu emtialar özelinde, yine işaretlerin benzer görülmesi için yeterli bir kriter olarak değerlendirilmediği,
sonuç olarak taraf markalarının bütünsel olarak birbirlerinden somut olarak uzaklaşmış, farklı kurumsal kimlikleri işaret eden hususiyetler taşıdıkları, dava konusu markanın, davacı yanın “...” esas unsurlu seri markalarından farklı olarak “...” ön sesini ihtiva ettiği, bu haliyle davacı seri markalarından biri olarak algılanma ihtimali bulunmadığı gibi ortalama zeka seviyesine sahip herhangi bir tüketicinin dahi dava konusu markayı gördüğünde, aklına davacı markalarının gelebileceğinden bahsedilmesinin isabetli olmayacağı,
kaldı ki bu noktada dava konusu markaya en çok yakınlaştığı iddia edilebilecek markalar olarak davacı yanın ve şeklindeki markaları değerlendirilebilir ise de yine “...” ibaresinin kavramsal karşılığı itibariyle sektörel olarak yaygın kullanılan bir ek oluşu ve “... – ...” ön sesinin ve görsel anlamdaki farklılıkların bütünsel olarak tüketici birbirinden bağımsız iki farklı marka karşısında olduğunu derhal algılamasını sağlayacağı;
bu çerçevede her ne kadar taraf markaları bazı ortak harf dizilimlerine sahip iseler de karşılaştırmanın kelimelerin bütünsel algıları üzerinden yapılması gerektiği, somut olayda markaların bütünsel olarak yarattıkları farklılaşma nedeniyle taraf markalarının birbirlerinden uzaklaşmış oldukları anlaşılmış, öte yandan davacı yanın tanınmışlık iddialarını destekler mahiyette gerek işlem gerekse de dava dosyası kapsamında yeterli deliller sunmadığı,
işlem dosyasına kullanım ispatı formu ekinde sunulan delillerin davacı yanın gerçekleştirdiği ürün satışlarına yönelik sınırlı sayıda fatura, tarih bilgisi ihtiva etmeyen somut ürün tanıtımları, broşür ve katalog tanıtımları, ... web sitesinden alınan ekran görüntüleri, davacı yana ait tescilli marka kayıtları gibi herhangi bir ticareti markanın olağan kullanımına yönelik deliller oldukları, bu haliyle davacı markalarının tanınır olduğu ve SMK m. 6/5 kapsamında koşullardan herhangi birinin oluşma ihtimali bulunduğu yönünde bir kanaate varılmasının mümkün olmadığı,
davacı markalarının tanınırlığına yönelik başkaca herhangi bir delilin de bulunmadığı tespit edilmiş olup davacı yanın tanınmışlık temelli ek bir korumadan yararlanmasının mümkün olmadığı anlaşılmış, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip .... Hakim ... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/55, K. 2024/68, 5 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama