İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARAR

Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/180 K.2024/378

...

Esas2023/180Karar2024/378Tarih12 Eylül 2024Okuma17 dk · 3.499 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
12 Eylül 2024
Esas no
2023/180
Karar no
2024/378
Hakim
... ...
Katip
... ...
Davacı
...
Mersis No
...
Vekili
Av. ... - ...
Davalı
1- ... - ...
Vekili
Av. ...
Davalı
2- ...
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.499 kelime·17 dk okuma·9 bölüm

...

DAVA

Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

DAVA TARİHİ : 15/11/2023

KARAR TARİHİ : 12/09/2024

KARARIN

YAZILDIĞI TARİH :25/11/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili şirket adına tescilli “...” esas unsurlu ve ibareli markasını nizasız ve fasılasız surette kullanarak ayırt edicilik kazandırdığını, iyi bilinen tanınmış bir marka haline getirdiğini, müvekkilin .... esas unsurlu markalar üzerinde üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu, taraf markaları arasında benzerlik bulunduğu ve davalı yanın konu marka başvurusunu müvekkil şirketin ... ibareleri seri markalarına yaklaştırma ile iltibas oluşturduğunu, bu hususun davalı kurum nezdinde yürütülen itiraz sürecinde de izah edildiğini,

müvekkilin “...” ibaresi üzerindeki öncelik hakkını gösterir emsal kararla haklı itirazı gerekçelendirilmişse de; davalı kurum tarafından yapılan eksik ve hatalı inceleme sonucunda açıkça sundukları belgelerin yeterince incelenmediği ve dikkate alınmadığı beyan edilerek itirazlarının reddine karar verildiğini, itirazları haksız bulunsa bile “...” ibaresi bir tamlama olup, davalı kurumun da belirttiği gibi “...” anlamında mecazi şekilde kullanılagelen ve ayırt ediciliği de son derece düşük bir ifade olduğunu, bu nedenle işbu markanın SMK m.5/1 – b ve/veya SMK m.5/1-c hükmü uyarınca da reddedilmesinin hukuki bir gereklilik olduğunu,

... ibaresinin markanın kullanılmak istendiği mal ve hizmetler bakımından nitelik belirten bir ibare olmayıp; kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından ayırt edicilik vasfına sahip olmadığını, davalı taraf markası ile müvekkil şirket markasının birebir derecede ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markaların telaffuzları sırasında tüketiciler nezdinde markalar ile ilgili bağlantı kurulabildiğini, her iki markanın birbirinin devamı algısı oluşabildiğini, karşı tarafın haksız surette tescil ettirmiş olduğu markanın,

müvekkilin uzun süredir markasal anlamda kullandığı ve ayırt edici nitelik kazandırmış olduğu ... ... ibareli seri markalarıyla gerek şekil unsuru gerekse kelime unsuru açısından ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, itiraza konu markada müvekkile ait esas unsurlu “...” ibareli markaya “...” ibaresini eklemek suretiyle bir kelime grubu oluşturmaya çalışıyor olsa da müvekkili marka ile karıştırılma ihtimalini ortadan kaldıramadığını, orta sınıf tüketiciler nezdinde iki markanın karıştırılmasına yol açacağını,

karşı tarafın hukuka aykırı markası “...” sanki müvekkil “... ...” esas unsurlu markasının türevi gibi bir algıya sebep olduğunu ve ayırt edicilik kazanmadığını, kaldı ki her iki markanın da aynı sınıfta yer alması ve tüketiciye aynı satış/hizmet kanallarında hitap etmesinden dolayı aralarında iltibas oluşmasının kuvvetle kaçınılmaz olduğunu, karşı tarafın, onlarca seçenek özgürlüğüne sahipken müvekkil markasına bu derece benzer bir kelimenin marka olarak seçilerek müvekkil markası ile iltibas yaratmaya çalışmasının müvekkil markasının bilinirliğinden haksız yararlanma çabasının ve kötü niyetinin açık göstergesi olduğunu,

davalı yan adına usul ve yasaya aykırı surette yapılan marka müracaatının tescil edilmesi halinde tüketiciler nezdinde her iki markanın aynı firmaya ait olduğu, markaların birbirinin devamı olduğu, firmalar arasında ekonomik ve fiili bir bağ olduğu algısını yaratmasının olağan olduğunu, müvekkili şirket markasının tescilli olduğu 28. sınıfta yer alan mallar ile itiraza konu markanın tescil edilmek istendiği 28. sınıftaki mallar/hizmetler ile aynı/benzer olduğunu, her iki markanın aynı/benzer hizmetlerde kullanıldığını, hem markaların hem de mal ve hizmetlerin aynı olması durumunda, ayrıca karıştırılma ihtimalinin aranmasına gerek olmadığını,

müvekkilin birçok sektörde tanınmış bir firma olup “... ...” ibareli markaları ve “... ...” markası ile ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkil markasının sektöründe oldukça bilinen bir marka olup davalı yanın buna rağmen müvekkil markası ile ayniyet derecesinde benzer dava konusu “...” markasının tescili için başvuruda bulunmasının kötüniyetli olduğunu, karşı tarafın, onlarca seçenek özgürlüğüne sahipken müvekkil markasına bu derece benzer bir kelimenin marka olarak seçilerek müvekkil markası ile iltibas yaratmaya çalışmasının müvekkil markalarının bilinirliğinden haksız yararlanma çabasının ve kötü niyetinin açık göstergesi olduğunu,

müvekkil şirket tarafından, “... ...” ibareli ve esas unsurlu markanın uzun yıllardan beri tüketiciler nezdinde bilinirliği sağlanarak kullanılmakta olduğunu ifade ederek ... ...'nun 22.09.2023 tarihli ... sayılı kararının iptaline, davalı adına diğer davalı ... 20.05.2022 tarih ve ... no ile usul ve yasaya aykırı surette tescil başvurusu yapılan “...” marka karar tarihinde tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şahsın dava dilekçesine cevap dosyalamadığı ve ön inceleme duruşmasına katılmadığı tespit edilmiştir.

YARGILAMA

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ...’nun 22.09.2023 tarihli ... sayılı kararının iptaline ve dava konusu ... numaralı “...” ibareli markanın tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı şahıs tarafından ... sayılı “...” ibaresinin 28. sınıftaki malların tescil edilmesi için 20.05.2022 tarihinde marka tescil başvurusu yapıldığı, ... tarafından incelenen başvurunun 27.07.2022 tarih ve 401 sayılı .... yayınlanmasına karar verildiği, davacı firma tarafından dava konusu markalar gerekçe gösterilerek, karıştırılma ihtimali (6/1), Eskiye Dayalı kullanım (6/3), ...

Sözleşmesi Kapsamında Tanınmışlık (6/4), Tanınmışlık (6/5), Diğer fikri haklar veya Kişi Hakları (6/6) ve kötü niyet (6/9) gerekçesiyle tüm malların reddedilmesi için itiraz edildiği, ... tarafından incelenen itirazın reddedilmesi üzerine, bu sefer ... (“...”) nezdinde yayına itirazın yeniden incelenmesi talebinde bulunulduğu, davacı tarafın itirazları dava konusu 22.09.2023 tarih ve ... ... kararı ile;

“... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (...) Kurulumuzca yapılan incelemede itiraza mesnet markalar ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel,

sescil ve anlamsal benzerlik bulunup bulunmadığının tespitinde markalar ve işaretin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle yarattıkları izlenimin nazara alınması gerektiği; başvuru konusu markanın münhasıran ''...'' ibaresinden oluştuğu; muteriz markalarının asli ayırt edici unsurlarının ''...'' ibaresi ile temsil edildiği; başvuru konusu markayı oluşturan ''...'' ibaresinin ''...'' anlamına karşılık gelen bir ibare olduğu; söz konusu ibarenin bütünsel bir şekilde algılandığı ve muteriz markalarından oldukça farklı bir anlam ve algı oluşturduğu;

salt markalarda ''...'' ibaresinin ortak unsur olarak yer aldığı gerekçesiyle markalar arasında bir iltibas riskinden bahsedilmesinin esasen gerçekçi bir yaklaşım da olmadığı; ortalama düzeydeki tüketicilerin farklı markalar ile karşı karşıya olduklarını bilebileceği ve markalar arasında herhangi bir ilişki kurmayacağı; sonuç olarak taraf markaları arasında iltibas riski bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmüne amirdir.

Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Bunun yanında, başvuru konusu ibarenin itiraz konusu emtialar üzerinde 6769 s. SMK'nın 6/3 kapsamındaki hak sahipliği yönünde yeterli kanaate ulaşılamadığından, bu iddianın kabulü mümkün olmamıştır.

Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir.

Sayılan nedenlerle, itirazın tüm gerekçeleriyle reddi gerekmiştir.'' gerekçesiyle ''İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.

Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.

Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:

1-Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan mallar ile davacı tarafa ait 2020 165869 ve ... sayılı markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı, benzer ve/veya ilişkili olduğu,

2-Dava konusu marka başvurusu ile davacı markalarının, görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ve genel görünümleri itibariyle benzer olmadığı,

3-Buna göre dava konusu markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı,

4-Davacının “tanınmışlık” iddialarının davalı markasının hükmüne bir etkisinin olamayacağı,

5-Davacı firmanın önceki kullanıma dayalı üstün hakkının bulunmadığı,

6-Dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu yönündeki iddiaların mahkemenin takdirinde olduğu,

7-Dava konusu ... kararının, yukarıdaki değerlendirmeler ile uyumlu olduğu,

8-Dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı,

takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.

Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:

1-Farklı davacı taraf markaları ile davalı tarafa ait marka arasında kavramsal bir benzerlik olmadığı, işitsel açıdan düşük düzeyli bir benzerlik olduğu ve sadece ... başvuru numaralı marka ile görsel açıdan benzediği,

2-Emtia sınıflarının .... başvuru numaralı markalar ile aynı/benzer hizmetleri içerdiğini,

3-SMK 6/1, 6/3, 6/4, 6/5 maddelerinde belirtilen şartların oluşmadığı,

4-Davalı tarafın kötü niyetli olduğunun ispatının olmadığı,

5-...’ nin 22.09.2023 tarih ve ... sayılı kararın doğru ve yerinde olduğu,

takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.

Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.

GEREKÇE

Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.

“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;

(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.

(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.

(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.

(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.

(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.

(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.

Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.

Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.

Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.

Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...).

Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;

Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Davacı Markaları

... ... ... (28. sınıf) .... ... ... (02 / 03 / 04 / 05 / 07 / 08 / 09 / 10 / 11 / 12 / 13 / 14 / 15 /17/ 18 / 20 / 21 / 22 / 23 / 25 / 26 / 27 / 28 / 29 / 30 / 31 / 32 / 33 / 34 / 35 / 37 / 38 / 39 / 40 / 42 / 43 / 44 / 45. sınıf)

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka başvurusu 28. Sınıfta bulunan spesifik mallar için tescil edilmek istenildiği, davacının itirazlarına ve davasına mesnet gösterdiği ... sayılı markası dava konusu mallar için tescilli olduğu, dolayısıyla, taraf markaları arasında emtia benzerliği bu marka açısından oluştuğu, davacı tarafın ... sayılı markaları 35. Sınıfta yer alan 28. Sınıftaki malların satışı hizmetleri için tescil edildiği, davalı taraf markası kapsamındaki mallar ile davacı tarafın 35. Sınıfta bu malların satışı hizmetleri ilişkili olduğu,

bir malın üretilmesinin doğal sonucu o malın pazarlanması olup, satışa konu ürün söz konusu olmadıkça bu ürünün pazarlanması hizmetinden de söz edilemeyeceği, bu nedenle dava konusu 28.sınıfta yer alan malların pazarlanması hizmetleri ile bu mallar arasında birbirini tamamlayıcı ilişkinin bulunduğu; dolayısıyla, dava konusu marka başvurusu ile davacı tarafın .... sayılı markalarının emtialarının aynı, benzer ve/veya ilişkili olduğu, davacı tarafa ait diğer markaların emtia listesinde yer alan 17. Sınıfa ait mallar ile 35. Sınıftaki malların satış hizmetleri aynı, benzer veya ilintili olmadığı, görülmektedir.

Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.

Davalının markasının incelenmesinde; davaya konu marka başvurusu, standart büyük harflerle ... şeklinde iki kelimeden oluşan bileşik kelime markası olduğu, davalı taraf markası tamlama şeklinde oluşturulduğundan bir bütün olarak algılanmaktadır ve ... ibaresi esaslı unsurun bir parçası olduğu, ... online sözlükte “... hızı” ibaresi “Işığın bir saniyede aldığı yol” manasına gelmediğinden, “...” ibaresi de “bir şeyin ...” olduğunu belirtmek için kullanılan, herkes tarafından bilinen bir ibare olduğu,

kullanımı yaygın olan bir ibare olmasına rağmen “...” ibaresi dava konusu mallar için cins, vasıf bildiren bir ibare olmadığı veya dava konusu malları tanımlamadığı için ayırt ediciliği olan bir ibare olduğu, marka yazıldığı şekilde /...-.../ şeklinde okunacak ve tamlamanın manası hıza vurgu yaptığından markanın telafuzunda işitsel hafızada kulakta iz bırakan /hız/ kavramı olacağı, anlaşılmaktadır.

Davacının markalarının incelenmesinde; davacı tarafa ait düz yazı şeklinde oluşturulan ... ... markası hariç diğer markaların oldukça ayırt edici renk ve şekil unsurunu ile kombine edildiği, davacı tarafa ait ... ... ibaresinde “...” ibaresi “Isı ve basınç etkisiyle biçim verilen, organik veya sentetik olarak yapılan madde” manasına gelmekte ve bir malın cinsini belirttiği için marka olma özelliği olmayan bir ibare olduğu, davacı tarafın faaliyet alanına işaret ettiği, bu nedenle ... ibaresinin marka bütünü içerisinde tali unsur durumda olup markanın esaslı unsuru ... ibaresi olduğu,

... ibaresinin sözlükte “1.Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji; çerağ, ziya, nur, şavk, 2. isim Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç, 3. isim Aydınlanmak için kullanılan elektrik” gibi manalara gelen herkes tarafından bilinen bir isim olmasına rağmen dava konusu mallar için ayırt ediciliği haiz olan bir ibare olduğu, markanın /... .../ şeklindeki okunuşunda iz bırakan ses /.../ olacağı anlaşılmaktadır.

Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.

...'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli ''... ... '', ''... ...'' ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; davalı markasının hiçbir şekil, renk unsuru içermeyen tamlama şeklinde oluşturulmuş bir bileşik kelime markası olduğu,

davacı tarafa ait markaların kelime, renk ve şekil içeren karma markalar olduğu, şekil unsurlarının markaların bütünsel algılarını değiştirdiği bu nedenle taraf markalarının görsel olarak benzerlik taşımadığı; davacı tarafın ... ... şeklindeki markalarında ... ibaresinin bir cins isim olduğu ve vasıf bildirdiği ayrıca davacının faaliyet alanına işaret ettiği için markada tali unsur konumunda olduğu, markanın esaslı unsurunu yalnızca ... ibaresinin oluşturduğu oysaki davalı markasının ... şeklinde bir bütün olarak esaslı unsur konumunda olduğu,

tamlama şeklindeki davalı markasının görsel algısının ve görsel hafızada bıraktığı izin davacı markalarından farklı olacağı ve taraf markaları arasında görsel benzerlik oluşmayacağı; dava konusu markanın bir bütün olarak okunduğu ve /.../ şeklindeki telaffuzunda “...” vurgusunun yapıldığı ve vurgunun /hız/ kelimesinde yoğunlaştığı ve bir nesneyi niteleyen bir sıfat şeklinde kullanıldığı,

davacı markasının ise ... ... şeklinde ... ibaresinin sözlük kavramlarını çağrıştığı, taraf markalarında her ne kadar ... ibaresi ortak olsa da markaların okunuşlarındaki son kelimelerin ve seslerin farklılaşması karşısında taraf markalarının düşük dereceli şesçil benzerlik taşıdığı ancak bu benzerliğin karıştırmaya sebebiyet vermeyeceği zaten de taraf markalarının kavramsal farklılıklarının da markaların farklılaşmasını arttırdığı bu nedenle de taraf markaları arasında işitsel ve kavramsal olarak benzerlik oluşmayacağı;

markalarda “...” ibaresi ortak olarak bulunmakla birlikte başvuru konusu markada ... ibaresinin esaslı unsurun bir parçası olduğu değerlendirildiğinde, markaların bütünsel olarak benzer olmadıkları; öte yandan her ne kadar dava konusu marka ile davacı markalarında “...” ibaresi ortak olarak yer alsa da, “...” ibaresinin benzerliği tespit olunan mallar bakımından ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu, nitekim zayıf ibarelerin küçük eklemelerle ortalama tüketici nezdinde farklılaşabileceği, davacının “...” ibaresinin kullanım yoluyla ayırt ediciliğinin arttığını ispatlayamadığı,

öte yandan dava konusu markanın esas unsurunun tüketici tarafından “...” şeklinde bir bütün algılanacağı, markaların tertip tarzlarının da farklı olduğu, davacının “... ...” ibareli tescilli markasının ayırt edici niteliği zayıf marka olması nedeniyle üçüncü kişilerin markaları ile normal koşullarda iltibas ihtimali olsa dahi, üçüncü kişilerin bu kullanımlarına katlanmak durumunda olduğu hususları dikkate alındığında, dava konusu marka ile davacının redde gerekçe markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı;

işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı,

taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı,

Dava konusu edilen “...” ibaresinin, davalının markasının tescili kapsamında kalmış olan 28. Sınıfa giren emtialarda, kendisi tarafından uzun yıllardır ciddi ve yoğun bir biçimde, Türkiye genelinde kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu tevsik eden herhangi bir delili, dava/marka işlem dosyasına sunmadığı, somut olayda, davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, SMK 6/3 koşullarının oluşmadığı,

Taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/5 maddesinin uygulama alanı bulmayacağı;

Öte yandan davacı yan tarafından, davalının “...” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava dosyasında herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, sırf markalardaki "..." ibaresinin kullanılmasından kaynaklı benzerliğin kötü niyetin tespiti için yeterli olmadığı, bu durumda dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının ispat olunamadığı, SMK 6/9 şartlarının somut olayda oluşmadığı;

dikkate alınarak ... kararının iptali talebinin reddine karar verilmiştir.

Ayrıca kararın verildiği tarihte yapılan kontrolde dava konusu markanın tescil edilmediği anlaşıldığından hükümsüzlük talebi ile ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi açıklandığı üzere:

1-... kararının iptal talebinin REDDİNE,

Hükümsüzlük talebi ile ilgili marka tescilli olmadığından karar verilmesine yer olmadığına,

2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ...'e verilmesine,

4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),

Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/09/2024

Katip ... Hakim ... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/180, K. 2024/378, 12 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Dava Tarihi : 15/11/2023
  5. Karar Tarihi : 12/09/2024
  6. Kararın
  7. Yazıldığı Tarih :25/11/2024
  8. Dava
  9. Cevap
  10. Yargılama
  11. Gerekçe
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2023/180
Karar No
2024/378
Tarih
12 Eylül 2024

İlgili Kararlar

  • Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/180 K.2024/635
  • İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/181 K.2024/617
  • Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/181 K.2024/379
  • İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/182 K.2024/705
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/182 K.2024/1437
  • Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/182 K.2024/848

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.