KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2024
- T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/227 Esas - 2024/392
- Esas no
- 2023/227
- Karar no
- 2024/392
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Mersis No
- ...
- Vekili
- Av. .... -....
- Davalı
- 1- ...
- Mersis No
- ...
Karar Metni
2.589 kelime·13 dk okuma·9 bölüm
... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 3- ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 21/12/2023
KARAR TARİHİ : 19/09/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin tanınmış ... markasının sahibi olduğunu, “...” ibareli çok sayıda tescilinin bulunduğunu, bu şekilde yarattığı seri markalarının mevcut olduğunu, dava konusu ... sayılı markanın da ... logosu ve ... kelimesinin yanına eklediği “...” kelimesi ile oluşturulduğunu, müvekkilinin ... gelişim programının, saha çalışanlarının oryantasyon, profesyonel gelişim ve kişisel gelişim konularının tamamını hibrit öğrenme yöntemiyle destekleyen bir programın adı olduğunu, müvekkili markasının esas unsurunun bütün olarak “... ...” olarak kabul edilmesi gerektiğini,
bu şekilde davalı markaları ile arasında bir benzerlik olmadığını, “...” kelimesinin herkesin kullanımına açık olduğunu, dava konusu markayı gören tüketicilerin müvekkilinin tanınmış “...” markasını anımsayacağını iddia ederek ... sayılı ... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesiyle; müvekkilinin ... tescil numaralı " ... genç keşif programı" 41. Sınıf ‘Eğitim ve öğretim hizmetleri’ni kapsadığını, müvekkilinin ...
Programı aracılığıyla bünyesine kattığı bireylere sağladığı eğitimlerle iş tecrübesi kazandırarak ve kariyerlerini yönlendirerek önemli bir misyon üstlendiğini, dava konusu markada “..." ibaresi kırmızı renkte yazılmış ve markanın başlangıç kısmına yerleştirilmiş olduğunu, bu sayede davacı yanın anılan ibareyi “...” kelimesinden farklılaştırarak vurguladığını, tüketicinin bu markada “...” ibaresine tek başına dikkat edeceğini, “...” kelimesinin herkesin kullanımına açık olmadığını, hiçbir eğitim ve öğretim hizmetinin kendisini veya karakteristik özelliğini tanımlamadığını,
herhangi bir ibarenin olumlu bir çağrışım yapması bu ibarenin cins isim olduğu veya mal ve hizmetleri tanımladığı veya ayırt edici nitelikten yoksun olduğu anlamına gelmeyeceğini, dava konusu markada “...” markası değil “...” şeklinde bir sözcüğün kullanıldığını, üstelik “...” ibaresi “...” ibaresini takip eder şekilde düzenlendiği için “...’nın ...” gibi bir algı oluşmakta olduğunu, yani görsel ve kavramsal yönden vurgunun “...” ibaresinde değil “...” ibaresinde olduğunu, bu nedenle markaya bakan bir tüketicinin gözüne çarpacak ve tek akılda kalacak unsur "..." ibaresi olacağını,
davacının başvurusuna konu markasıyla karşılaşan bir tüketici, bu markayı müvekkili markasına benzetmesinin yanı sıra müvekkile ait yeni bir oluşum olduğunu düşünebileceğini belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; müvekkilinin 2019 yılında ... kurduğunu, ... sayılı “...” nin müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkili markasının esas unsurunun “...” olduğunu, davacı şirketçe her ne kadar esaslı unsurun “...” ibaresi olduğu ifade edilmişse de bu ifadenin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu markanın da esas unsurunun “...” olduğunu, dava konusu markanın, müvekkili markasını çağrıştıracağını ve karışıklığa yol açacağını, dava konusu markanın, davacı yanın “...” markalarının serisi şeklinde bir algı yaratmadığını, “...” kelimesinin markada ancak tali unsur olarak kullanıldığını, markaların kapsamlarının da örtüştüğünü, kurum kararının yerinde olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; .... sayılı kararının ... başvuru no ve “... ...” ibareli başvurunun, reddedilen hizmetler bakımından tesciline karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "... ... ..." ibaresinin 39 ve 41. Sınıf hizmetlerde tescili amacıyla 06.01.2022 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.01.2022 tarih ve 389 sayılı ...’nde yayımlanmasına karar verildiği, anılan ilana karşı davalı taraflarca itirazda bulunulduğu, ...’nın 20.08.2022 tarihli kararı neticesinde davalı taraflar itirazlarının başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf hizmetler yönünden kabul edildiği ve başvurunun kısmen reddine karar verildiği,
söz konusu karara karşı bu defa davacı başvuru sahibi tarafından itiraz edilerek ... tarafından verilen kısmi ret kararının kaldırılması talebinde bulunulduğu, davacı itirazlarını inceleyen ...’nun 25.10.2023 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle; “... başvuru numaralı "... ... ..." ibareli başvurunun ..., ... sayılı "... genç keşif programı", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir.
Yapılan incelemede, başvuru ile kısmi ret gerekçesi markaların "..." ibaresini ortak ayırt edici unsur olarak içerdiği, başvuruya konu markada "..." ibaresinin kırmızı renkte yazılması ve markanın başlangıç kısmında yer alması nedeniyle markada tüketicilerin dikkatini çekebilecek ilk unsur olduğu, bu nedenle markaların benzer olduğu, ayrıca başvuru kapsamından çıkartılan hizmetler ile aynı/aynı tür hizmetlerin kısmi ret gerekçesi markaların tescil kapsamında yer aldığı,
başvuru ile itiraz gerekçesi markalarda "..." ibaresinin varlığından kaynaklanan benzerlik ve markaların aynı/aynı tür hizmetleri kapsaması hususu birlikte değerlendirildiğinde, ilgili tüketici kesimi nezdinde marka sahipleri arasında idari veya iktisadi anlamda bir bağlılığın bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği diğer bir deyişle başvuru ile kısmi ret gerekçesi markalar arasında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimali ortaya çıkabileceği kanaatine varılmıştır.
Belirtilen nedenlerle işbu itirazın reddi gerekmiştir.” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Dava konusu başvuru kapsamında reddine karar verilen 41. Sınıf malların, davalılara ait ret gerekçesi markalar kapsamında birebir yer aldığı,
-Taraf markaları arasında ortak unsurların ayniyeti ve uyuşmazlık konusu emtiaların benzerliğinden ötürü karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik halinin mevcut olacağı, bu bağlamda ... kararında ulaşılan nihai sonuç ile aynı sonuca varıldığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Sektör uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Davacı taraf markası ile davalı taraflar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik bulunduğu,
-Davacı tarafın başvuru kapsamından çıkartılan 41.sınıf hizmetlerin davalı tarafların hizmet sınıflarında aynen bulunmasından dolayı SMK 6/1 maddesi koşullarının oluştuğu,
-...’ nin 25.10.2023 tarih ve ... sayılı kararının yerinde olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Redde Gerekçe Rönesans Şirketi Markası
.... .... (41. sınıf) (35, 41. sınıf)
Redde Gerekçe ... Markası
... (16, 35, 38, 41, 43. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; başvuruya konu marka kapsamında 41. Sınıfta yer alan hizmetlerin, redde gerekçe markalar kapsamında aynı sınıfta yer alan hizmetler ile birebir aynı tür olup taraf markalarının birebir aynı tür hizmetlerde, benzer tüketici gruplarına hitap ettiği, benzer ihtiyaçları karşıladığı, benzer dağıtım kanallarına, benzer satış ve sunum biçimlerine sahip olduğu, birbirleri ile doğrudan rekabet halindeki hizmetleri kapsadıkları görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davacının markasının incelenmesinde; başvuruya konu işaretin ... şeklinde birden fazla şekil ve sözcük unsurundan oluşan bileşke bir marka olduğu, markanın sol kısmında ... şeklini temsilen orta kısmı kırmızı renkte bir dörtgen ile etrafı mavi renkte yön okları ile çevrelenmiş (sadece sağ yönü gösterir ok bulunmamaktadır) bir logonun kullanıldığı, esasen kırmızı renkte ve iç kısmında da beyaz renkte yol figürünün kullanıldığı bu logunun, davacı yanın “...” tanınmış markalarında kullandığı logosu olduğu,
logonun hemen yanında kırmızı renkte ve büyük harflerle “...” kelimesi ile bu kelimeye birleşik olacak şekilde mavi renkte “...” kelimelerine yer verildiği, “...” şeklinde oluşan bu bütünün hemen altında ise tali konumda “...” şeklinde bir sloganın kullanıldığı, her ne kadar “...” kelimesi birleşik yazılmış ise de kullanılan renk farkından ötürü markada “...” ve “...” olarak iki bağımsız ibaresinin oluştuğu, kırmızı rengin vurguyu üstlenir yapısı ile birlikte konumlandırma olarak da yine önde yer alan “...” sözcüğünün, marka bütününde dikkate çeken ilk unsur olduğu, “...” kelimesinin bütün olarak bir anlama sahip olmadığı anlaşılmaktadır.
Redde mesnet davalılar markalarının incelenmesinde; ... sayılı ... ibareli markanın da dava konusu marka gibi birden fazla unsurun bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bir marka olduğu, markanın sol kısmında yol imgesini andırır ve fakat somut bir anlam ifade ettiği kanaatine varılamayan, daha ziyade görsel/dekoratif algıyı pekiştirir bir şekil unsurunun kullanıldığı, şeklin hemen sağ kısmında “...” kelimesinin sondaki “a” harfi dışında gri renkte, sondaki “a” harfi ise mavi renkte olacak şekilde marka bütününe hakim bir büyüklükte yazıldığı, “a” harfi etrafında yön oklarına yer verildiği,
markanın alt kısmında ise tali nitelikte “genç keşif programı” yardımcı unsuruna yer verildiği, markanın bütün olarak hakim unsurunun “...” kelimesi olduğu; ... sayılı ... ... markasının bütün olarak esasen iki ayrı marka içeriyormuş gibi tasarlanmış bir marka olduğu, markanın sol kısmında üst bölümünde parmak izi görselini andırır turkuaz renkte bir şekil unsuru ile bu şeklin hemen altında “...” hakim sözcük unsuru ve en altta ise “...” şeklinde bir yardımcı unsurun yer aldığı,
marka örneğinin sağ kısmını ise davalı vakfın kısaltması olduğu görülen ve davalı adına ilk olarak 2012 yılında tescil edilmiş, 2013 yılından beri de tescilli bir şekilde korunduğu ... sicil kayıtlarından anlaşılabilen “...” markası ve renklendirilmiş ağaç figürü görseli ile oluşturulmuş marka meydana getirdiği, “...” markasının, davalı ... için bir üst / çatı marka olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalılar adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davacının "... " ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; başvuru ile kısmi ret gerekçesi markaların "..." ibaresini ortak ayırt edici unsur olarak içerdiği,
başvuruya konu markada "..." ibaresinin kırmızı renkte yazılması ve markanın başlangıç kısmında yer alması nedeniyle markada tüketicilerin dikkatini çekebilecek ilk unsur olduğu, bu nedenle markaların benzer olduğu, ayrıca başvuru kapsamından çıkartılan hizmetler ile aynı/aynı tür hizmetlerin kısmi ret gerekçesi markaların tescil kapsamında yer aldığı, başvuru ile itiraz gerekçesi markalarda "..." ibaresinin varlığından kaynaklanan benzerlik ve markaların aynı/aynı tür hizmetleri kapsaması hususu birlikte değerlendirildiğinde;
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "... " markasını gördüğünde bunun davalıların redde mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu,
başvuru ile kısmi ret gerekçesi markalar arasında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimali ortaya çıkabileceği, SMK 6/1 maddesi anlamında taraf markaları arasında iltibas bulunduğu dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim .... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/227, K. 2024/392, 19 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama