KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2024
- Esas no
- 2023/232
- Karar no
- 2024/388
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ...
Karar Metni
2.579 kelime·13 dk okuma·17 bölüm
Mersis No- ...
VEKİLİ
Av. ... -...
DAVALI
1-... - ... Mersis No-...
VEKİLİ
Av. ... - ...
DAVALI
2- ... - ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
DAVA TARİHİ : 25/12/2023
KARAR TARİHİ : 17/09/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/11/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin ... başvuru no ile “ ... ...” markasının tescili için başvuruda bulunduğunu, ancak başvurularının davalı taraf itirazı sonucunda reddedildiğini, ... ibaresinin ne anlama geldiğini nasıl bir nitelemeye sahip olduğunun altının çizilmesi gerektiğini, özel sektörün etkin olmadığı,
hatta henüz ülkemizde markalaşmanın ne demek olduğu bilinmediği bir dönemde ... emtiası ile ilgili olan bütün ibareler ... tarafından marka statüsüne alındığını, ... gibi, filiz gibi, harman gibi, tiryaki gibi ... niteleyen sıfat niteliğinde olan tüm ibareler ... tarafından markalaştırıldığını, ... ürününün, çayın hangi kısmından veya türünden üretilmesine bağlı 2 olarak kalitesi değişen bir ürün olduğunu, ... bitkisinin ... halinden üretilen ... ile filiz olduktan sonraki halinden üretilen çayın niteliği farklı olduğunu, ... çayın, ... bitkisinin ilk patlak verdiği tomurcuklandığı halinin toplanmasıyla elde edildiğini,
filiz çayın ise sonraki dönemde filizlendiği halinin toplanmasıyla üretildiğini, müvekkili markasındaki “...” ibaresinin de bu anlamı taşıdığını, Kurum tarafından verilen kararın hatalı olduğunu, davalı yanın salt “...” ibareli bir markasal kullanımının dahi olmadığını, zira “...” ibaresinin esasen marka değeri olan bir sözcük olmadığını, “... ...”nın bir marka olmadığını, ürünü türünü belirttiğini, bu nedenle bir çok çatı marka ile birlikte kullanıldığını, ... kayıtlarında içerisinde “...” geçen marka sayısının 155 olduğunu, davalının kamu kurumu olmasından kaynaklı kamu gücüyle tüm bu markaları elde ettiğini,
Kurum tarafından verilen emsal kararların bulunduğunu iddia ederek 18.10.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davacı taraf iddialarının dayanaksız olduğunu, müvekkilinin tanınmış “...” markasının sahibi olduğunu, müvekkiline ait ... sayılı “...” ibareli markalarının bulunduğunu, 1985 yılından beri bu markanın kullanıldığını, davacı iddiası aksine “...” sözcüğü, sadece bir ürünün niteliğini belirten bir ibare olmadığını, Kurum tarafından bu ibarenin “...” bitkisinden bağımsız bir marka olarak tescil edildiğini, markalardaki “...” kelimesinin aynı olduğunu, davacı yanın müvekkilinin markalarını taklit ettiğini,
müvekkiline ait “..." markalarına benzerlik oluşturan “..." markalarının tescilini almaya çalıştığını, .... Sayılı ilamında “...” ibaresinin müvekkili markasının asli unsuru olduğu kanaatine varıldığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ...’nun 18.10.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline karar verilmesi taleplerine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "... " ibaresinin 30. Sınıf emtiaları kapsar şekilde 08.10.2021 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 6769 s. Kanun 5/1-f düzenlemeleri kapsamında “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler.” Malları yönünden kısmen reddedildiği, kalan emtialar yönünden ise 27.12.2021 tarih ve 387 sayılı ...’nde ilan edildiği, anılan ilana karşı davalı yanın ..., ..., ... ve ... sayılı markalarına dayalı olarak itirazda bulunduğu, davalının ... sayılı markasının hükümden düştüğünün görüldüğü,
davacı yanın, davalıya ait itiraza dayanak sair markalar yönünden ise kullanım ispatı talebinde bulunduğu, davalı tarafça ... evrak sayılı form ile kullanıma yönelik delillerin sunulduğu, 62 sayfalık kullanım delillerinden, davalının “... ...” ve “... ...” şeklindeki kullanımlarını içerir fatura içeriklerinden, davalı tarafın uzun yıllardır bu ibareyi markasal nitelikte “...” emtialarında kullandığı,
nitekim ...’nın da 20.08.2022 tarihli kararında “Sunulan delillerin incelenmesi sonucunda ... ve ... tescil numaralı markaların “...” mallarında kullanımının ispatlandığı tespit edilmiştir.” şeklinde kanaate varılmakla birlikte davalı yanın itirazlarının haklı görülmediği ve reddolunduğu; söz konusu karara karşı davalı tarafça bir kez daha itirazda bulunulduğu ve ... tarafından verilen kararın kaldırılarak başvurunun reddine karar verilmesinin talep olunduğu, davalı itirazlarını inceleyen ...
18.10.2023 tarih ve ... sayılı kararıyla; “... başvuru numaralı ". ... " ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ..., sayılı "...", "... ...", "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Yapılan değerlendirme sonucunda, - ... başvuru numaralı markanın reddedildiği ve marka korumasının bulunmadığı, - Başvuru sahibinin ... (...) nezdindeki yayına itiraz işlemlerinde, itiraz gerekçesi ..., ..., ... sayılı markalar hakkında SMK m. 19(2) çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu; inceleme konusu başvurunun yapıldığı 08.10.2021 tarihinde anılan markaların beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla anılan markalar bakımından kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu;
başvuru ile ... tescil numaralı marka arasında karıştırılma ihtimali oluşturabilecek düzeyde benzerlik bulunmadığı, bu nedenle kullanım ispatı incelemesine gerek görülmediği, öte yandan sunulan delillerin ... ve ... sayılı markaların "..." malları bakımından kullanımını ispatladığı, itiraz gerekçesi ... sayılı "..." ibaresini içeren markaların ... ürünü için Türkiye'de itiraz sahibi tarafından uzun süreli ve yaygın kullanımından kaynaklanan bilinirliğinin mevcut olduğu; başvuru ile ... sayılı "... ... ...", "... ..." ibareli itiraz gerekçesi markalar bağlantı kurulması ihtimali dahil iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer markalar olduğu,
ayrıca başvuru kapsamında bulunan "SINIF KODU: 30 ..., ...." malları ile aynı/aynı tür malların itiraz gerekçesi markaların tescil kapsamında bulunduğu, markaların benzerliği, malların aynı/aynı tür olmasının yanı sıra, "..." ibaresinin "..." emtiası için muteriz tarafından uzun süreli ve yaygın kullanımına bağlı olarak ilgili sektördeki bilinirliği birlikte göz önüne alındığında, başvuru ile ... sayılı markalar arasında "..., buzlu ..." malları açısından karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu,
diğer mallar için ise karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varıldığından karıştırılma ihtimali gerekçeli itirazın kısmen kabul edilmesi gerekmiştir.
Öte yandan "... ... ... " ibareli marka bakımından gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeli itirazlar açısından başvurunun reddine ilişkin koşulların oluşmadığı sonucuna varılmıştır” Şeklindeki gerekçeler ile davalı taraf itirazlarının SMK m. 6/1 kapsamında yapılan incelemeler sonucunda “..., ..." malları yönünden haklı görüldüğü ve başvurunun ... sayılı davalı markaları ile iltibas yaratacağı gerekçesiyle reddolunduğu, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Dava konusu başvuru kapsamında reddedilen mallar yönünden taraf markalarının kapsamlarının birebir aynı olduğu,
-Taraf markaları kapsamında reddedilen emtialar yönünden “...” ibaresinin sahip olduğu anlamdan kaynaklı, ilgili sektörde faaliyet gösteren aktörlerce bu ibarenin eş düzeyde kullanım hakkına sahip olacağının kabulü gerekeceği, böyle bir durumda ise anılan ibaredeki ortaklığın, ortalama bir tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırma ihtimalini beraberinde getirmeyecek olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Dava konusu mallar açısından taraf mallarının aynı olduğu,
-Davacı ... davalı markalarında ortak kullanılan “...” ifadesinin ... ürünü için çayın cinsini ve kalitesini göstermesi nedeniyle tanımlayıcı bir ifade olması ve bu yüzden tek bir kimsenin tekeline bırakılamayacağından, ortalama tüketicilerinde bu ifade yüzünden markaları ilişkilendirip karıştırmayacağı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı Markası Davalı Markaları
... .... ... (30.sınıf) (30.sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; başvuru kapsamında reddedilen mallar ile davalı taraf markaları kapsamında spesifik olarak tanımlanan “...” emtiaları aynı – aynı türdeki içecekler olduğu, bu bağlamda taraf markalarının birebir aynı tür emtialar, benzer tüketici gruplarına hitap ettiği, benzer ihtiyaçları karşıladığı, benzer dağıtım kanallarına, benzer satış ve sunum biçimlerine sahip olduğu, aynı satış noktalarında, yan yana raflarda ve benzer ambalajlama yöntemleri ile tüketiciye ulaştırılacağı, birbirleri ile doğrudan rekabet halindeki emtiaları kapsadıkları görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davacının markasının incelenmesinde; bir ambalaj görseli olarak başvuru konusu edildiği, başvurunun mor renkteki fon üzerinde ... bitkileri ve dumanı tüten ... bardağı görsellerine faiz bir fonla birlikte üst kısımda kırmızı renkte, kalp şeklinde bir logo içerisinde büyük beyaz harflerle “atak” ve daha küçük şekilde yazılmış “...” kelimelerinden oluştuğu, marka örneğinin tam merkezinde, marka içerisindeki sair tüm unsurlardan daha büyük ve vurguyu üzerine toplayacak şekilde “...” ibaresine yer verildiği, bu ibarenin hemen altında daha küçük harflerle “siyah” sözcüğünün kullanıldığı, markanın sol alt bölümünde ise tamamen tali nitelikte konumlandırılmış “...” ibarelerinin yer aldığı anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; ...markasında "...” ibaresi kendisinden sonra gelen “...” sözcüğünü vurgulayan bir sıfat olup markada herhangi bir şekil unsuru yer almadığı, bu haliyle markanın asli unsuru “...” kelimesi olarak görülebileceği, keza yine .... markasında “...” ibaresinin aynı dava konusu markadaki “...” gibi davalı yana ait bir üst marka olduğu, markanın hakim sözcük unsurunun “...” kelimesi olduğu, bu kelimenin hemen altında “...” ibaresine ve en alt kısımda ise “...” yer verildiği, davalının her iki markasında da “...” ibaresinin markadaki hakim unsur olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da göz önünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde,
görsel olarak markalar karşılaştırıldığında kullanılan renkler açısından farklı “... bardağı” benzerliği açısından düşük düzeyde bir benzerlik söz konusu olduğu, dava konusu marka “...” diye telaffuz edilirken, davalı markaları “....” şeklinde telaffuz edildiği, markaların ilk kelimelerin farklı olmaları işitsel benzerliği ortadan kaldırdığı, sonradan gelen “...” sesinde benzerlik olsa da bu ilk ses olmadığı için markaları işitsel olarak benzer kılmaya yeterli olmadığı, “...” kelimesi çayın cinsini, kalitesini gösteren tanımlayıcı bir kelime olması nedeniyle markalarda ek unsur olarak kullanıldığı,
bu bağlamda taraf markalarında ortak olarak “...” kelimesi kullanılmış olsa bile ... tanımladığı için anlamsal bakımdan davacı ... davalı markalarının farklı olduğu, bütünsel açıdan, ortalama tüketicilerin ... konusundaki bilgi ve deneyimleri de göz önüne alındığında “...” kelimesinin ... cinsi ve kalitesi olarak algılanacağı, dolayısı ile markaların tüketiciler tarafından karıştırılmayacağı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan,
daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, her ne kadar sınıfsal benzerlik bulunsa da markalar benzer görülmediğinden SMK 6/1 maddesindeki çifte benzerlik şartının sağlanmadığı,
bu durumda taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 578,10-TL
GİDER AVANSI :6.155,00-TL
TOPLAM :6.733,10-TL
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/232, K. 2024/388, 17 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama