KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2024
- Esas no
- 2024/326
- Karar no
- 2024/374
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ...
- Mersis No
- ...
- Vekili
- Av. ... ...
- Davalı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Dava
- Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
- Dava tarihi
- 28/12/2015
- Kararın yazıldığı tarih
- 25/11/2024
Karar Metni
3.679 kelime·18 dk okuma·6 bölüm
Mahkememizden verilen 20/09/2022 tarih ve ... sayılı kararı ... Dairesinin 28/02/2024 tarih ve ... sayılı bozma ilamı gereğince mahkememize iade edilmiş ve mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmış olmakla:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin süt ve süt ürünleri sektöründe ... markası ile tanınmış bir firma olduğunu, müvekkilinin ar-ge yatırımı ile ... olarak bilinen peyniri tasarladığını/bulduğunu, söz konusu ... peynirin dünyada yeni bir peynir türü olduğunu, müvekkilinin bulduğu bu peynirin korunması için sadece yurtta değil yurt dışında da tasarım tescillerini gerçekleştirdiğini, ... başta olmak üzere ... olmak üzere 40 dan fazla ülkede 100 üzerinde tasarım tescil başvurusu ile koruma altına alındığını,
müvekkili tarafından yaratılan ... markası ile özdeşleşen tasarımın ... tarafından ... sayılı tasarım tescilleri ile korumaya alındığını, yine haksız rekabet hükümleri ile halen korunmakta olduğunu, ... markası ve peynir tasarımı ortalama tüketici tarafından özdeşleştiğini, tüketicilerin peynir tasarımını doğrudan “...” olarak bildiğini ve ismi ile hitap ettiğini, müvekkilinin “...” şeklini içeren markanın tescili için ... sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, başvuruyu reddeden ...’nin şeklin, peynirin ayırt edicilik içermeyen kendi görünümü olduğu,
ilgili tüketicinin hemen ve kesin olarak başvuru sahibine ait malları diğer ticari kaynaklara ait mallardan ayırt edebilme imkanı vermeyeceği gerekçesinin usul ve yasaya uygun olmadığını, davaya konu şeklin ayırt edici niteliği haiz olduğu gibi peynirin doğal şekli olmadığını, ... şeklindeki görünümün 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 5 nci maddesi anlamında bir işaret ve ayırt edici niteliğe sahip olduğunu, marka olarak tescil edilebilecek şekilde baskı ve çizime uygun olduğunu,
özgün bir şekil olduğu için tasarım tescilini kabul eden davalı kurumun diğer taraftan marka başvurusunu reddetmesinin tam bir çelişki olduğunu, ... şeklinde tasarlanan peynirin dünyada örneğinin bulunmadığını, yaratılan peynir şeklinin peynirin doğal yapısı ya da geleneksel hali ile ilgili olmadığını, ... şeklinde üretilmiş olan peynirin alışılageldik bir üretim biçimi ve malın bir özelliği de olmadığını, bugüne kadar üretilen beyaz peynir şeklinin, kaşar peyniri şeklinin ya da küflü peynir şeklinin peynir üretim biçimi olduğunu ve bu türden peynir üretiminin yaygın olduğunu, ... şeklindeki peynirin peynir üretim biçimi olmadığını,
bu türden bir üretimin bu güne kadar sadece marka başvurusu yapan ... tarafından oluşturulduğunu, üretilen ... şeklinin peynir emtiası için teknik zorunluluk gerektirmediğini ve marka olarak tesciline engel olunamayacağını, peynir dışında ... şeklinden yola çıkarak müvekkilinin genel bir tekel elde etmek gibi bir amaç gütmediğini, ... şeklinin tümü ile ayırt edici olduğunu, bilinen tüm peynirlerden farklı yeni bir peynirin şekli için başvuru yapıldığını, ... kararında olduğu gibi ürünün özgün şekli olsa bile davalı tarafın söz konusu şeklin ayırt edicilik kazandığını gözden kaçırdığını,
davalı kurum nezdinde tescilli bu markalar incelendiğinde birçok şekil markasını tescil ettiğini, bunların hepsinin de emtia ile ilgili olduğunun görüldüğünü, bu markaların tesciline izin verip de ... şeklindeki görsellere izin vermemesinin kendi kararları içinde de çelişki yarattığını, sadece yabancılara ait şekillerin değil ... firmalarına ait şekillerin de tescil edilebilmesi gerektiğini, ürünlerin özgün şekillerinin ... firmalarına da açılmasının adalete daha uygun düşeceğini iddia ederek ... sayılı ... kararının iptaline ve ... sayılı marka tescilinin kabulü ile sicile kaydının yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın yerinde olmadığını, ... kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA ve GEREKÇE:
Mahkememizce Verilen (İlk) Karar
Mahkememizce 21.02.2020 tarih ... . sayılı kararı ile davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 5 ve 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca soyut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, ... sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında somut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, ... sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin son fıkrası anlamında kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Bozma Kararı
... 'nin 15.12.2021 tarih ve .... sayılı kararıyla mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, ... E. sayılı dosyaları ile tüm davalar arasında bağlantı bulunduğu ve biri hakkında verilecek kararın diğer dosyayı etkileyeceği kabul edilerek, tüm dosyaların aynı dosya üzerinde birleştirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş ise de, iş bu bozma kararı yerine getirilmeden tüm dosyalar birleştirilmeksizin hüküm konulması doğru olmadığı ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz sebeplerinin şimdilik incelenmesine gerek görülmediğine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkememizce Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkememizin yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı kapsamında belirtilen tüm dosyaların aynı dosya üzerinde birleştirilmesi kararı verilmesi yönünde olduğu, bozma kararından sonra birleştirme kararı verilmesi ifade edilen ... E. sayılı dosyalarında birleşen dosyaların ana dosyası ... E. sayılı dava dosyası üzerinden feragat edildiğinin bildirildiği, ... Mahkemesinin ...
E. sayılı dosya ve birleşen dava dosyalarından feragat edilip edilmediği ve kesinleşip kesinleşmediği hususunda bilgi istenildiği, mahkemece ... E. sayılı dosyası üzerinden birleşen dosyalar dahil olmak üzere davacının davasından feragat ettiği, feragate ilişkin olarak 23.02.2022 tarih ... E. (.... E. Sayılı birleşen dosyalar dahil) ...
K. sayılı ek kararın verildiği, tarafların ek kararı temyiz etmemesi üzerine hükmün 01.07.2022 tarihinde kesinleştiği, bozma ilamında geçen tüm dosyalardan feragat edilmiş olduğundan birleştirme yönünden hukuki yararın kalmadığı, somut olay bakımından davacının reklam filmlerinin tamamında ürün görselinin yer aldığı, reklamlardan üçünün 2014 ve 2015 yıllarında ... platformunda yayınlandığı,
566 sayılı KHK’nın 7 nci maddesine eklenen, 22.06.2004 tarih ve 5194 sayılı yasa ile değişik son fıkrada “Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise, (a), (c), (d) bentlerine göre tescili reddedilemez.” hükmü bulunduğu, buna göre ilk olarak tescil tarihinden önce markanın kullanılması,
ikincisi ise bu kullanım sonucu kullanılan mallar itibari ile bir ayırt ediciliğin sağlanması gerektiği, ayırt ediciliğin sağlanmasından kasıt, markanın kullanıldığı mal ve hizmetler itibari ile meşhur ve maruf hale gelmesi veya kullanıcıları tarafından refleks olarak hatırlanması olduğu,
yine ayırt edicilikten kasıt, ticari hayatta kendini, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir işaret ile tanıtıp kabul ettirmiş olması gerektiği, bu kapsamda 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin son fıkrası anlamında kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanılmış olması ve bu durumun iddia ve ispat edilmiş olması halinde, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir markanın tescilinin mümkün olduğu,
doktrin ve ...’ın tanımladığı en temel hak edinme durumu markayı belli bir süre kullanmak suretiyle markanın ilgili olduğu ürün veya hizmet çevresinde ve özellikle ürünün veya hizmetin alıcıları çevresinde belirli ölçüde bilinir ve ayırt edilir hale getirilmesi olarak ifade edildiği, bu kapsamda uyuşmazlık konusu markaya ulusal televizyonlar ve diğer ulusal yayınlar aracılığıyla yapılan yoğun reklamlar sayesinde Türkiye çapında ayırt edici nitelik kazandırıldığı,
davacı markasının “süt ve süt ürünleri” bakımından 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bentleri kapsamında tescil engeli içermediği, ... sayılı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını ispata yönelik olarak davacı tarafından sunulan delillerde yer alan ürün görseli, dava konusu marka başvurusunun aynısı olduğu,
kullanma belgelerindeki ürün örneği dikkatli şekilde incelendiğinde dava konusu marka gibi dört peynir şeridinin halat gibi burulması ile oluşturulduğu ve tescile konu ürün ile aynı olduğunun anlaşıldığı, .... Mahkemesinin ...
E. sayılı davasına konu marka başvuruları ile kullanım belgeleri incelendiği ve davacının fiilen üretimini yaptığı ... emtiasının şeklinin, huzurdaki davaya konu ... sayılı marka olduğu, davacının ... ürününü hem yurt içinde hem yurt dışında 2013 yılından bu yana pazarlamakta olduğu,
davacının gerek ürünün tanıtımı için harcadığı çaba, gerekse de giderek artan yoğun, yaygın ve eylemli kullanımı dikkate alındığında, davacının ... sayılı markasının, 29 ncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından kullanım sonucu markasal ayırt edicilik kazandığı ve 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin son bendi gereği tescil edilmesi gerektiği kabul edilerek, ... sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 5 nci ve 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi anlamında soyut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı,
... sayılı davacı markasının, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi anlamında somut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, ... sayılı davacı markasının, 29 uncu Sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin son bendi anlamında kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkememizin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. ... 'nin 28/02/2024 tarih ve .... Sayılı kararıyla;
''1.Dava konusu markanın “Üç boyutlu ... Şekli” ibaresinin marka olarak tescili için ... sayılı marka başvurusunda bulunulduğu ve bu başvurunun ... tarafından; “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından 556 sayılı KHK’nın 5 ve 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a ve c) bentleri anlamında vasıf bildiren bir işaret olarak değerlendirilerek reddedildiği anlaşılmaktadır.
Davacı dava konusu markanın tescil engeli içermediğini, öyle olduğu kabul edilse bile, 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin son fıkrası uyarınca “süt ve süt ürünleri” bakımından yoğun ve yaygın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını ileri sürmüştür.
Dairemizin 05.02.2019 tarih ... sayılı ilamında davacı firmanın ürün kataloğu ve faturaları itibariyle hangi şekil unsurunu içeren peynirlerin alım satıma konu edildiği ve şekil unsurunun markasal kullanımın olduğu ve kuvvetli tanıtım sonucu şeklin ayırt ediciliğinin sağlandığı hususunun incelenmesi gerektiğine işaret edilmiştir.
Davacı tarafından bu hususa ilişkin olarak sunulan delillerin mahkemece incelenmesinde ise, 2014 ve 2015 yıllarında ... platformunda yayınlandığı tespit edilen ve ürün görsellerine yer verilen üç reklam filmi bulunduğu vurgulanmıştır.
Mahkemece, 03.11.1995 tarihli ve 4218 sayılı yasa ile 566 sayılı KHK’nın 7 nci maddesine eklenen, 22.06.2004 tarih ve 5194 sayılı yasa ile değişik son fıkrada “Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise, (a), (c), (d) bentlerine göre tescili reddedilemez.” hükmü uyarınca, kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanılmış olması ve bu durumun iddia ve ispat edilmiş olması halinde, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir markanın tescilinin mümkün olacağının belirtildiği,
uyuşmazlık konusu markanın ulusal televizyonlar ve diğer ulusal yayınlar aracılığıyla yapılan yoğun reklamlar sayesinde Türkiye çapında ayırt edici nitelik kazandırıldığı, davacı markasının “süt ve süt ürünleri” bakımından 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a ve c) bentleri kapsamında tescil engeli içermediğinin sonucuna varılarak, markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazanıp kazanmadığı hususu ise ayrıca incelenmeye gerek görülmemiştir.
2.Dosya kapsamından davacının da kabulünde olduğu üzere “...” peynir markası ile özdeşleşen tasarımların ... tarafından ... sayılı tasarım tescilleri ile korumaya alındığı, yine haksız rekabet hükümleri ile halen korunmakta olduğu anlaşılmaktadır. ... sayılı başvuru konusu işaret, 29 uncu sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından tanımlayıcı bir işarettir. 556 sayılı KHK’nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi.
“Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar,” hükmünü haiz olup, bu hükümde belirtilen hususlar marka tescilinde mutlak ret nedenini oluşturmaktadır.
Mahkemece, başvuru tarihine kadar işaretin ayırt edicilik kazandığı belirtilmişse de başvuru tarihinden önce işaretin mal üzerinde marka olarak kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı da ispat edilememiştir. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
gerekçesiyle, Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir. Dava mahkememizin ... E. Sırasına kaydı yapılmıştır. Tüm dosya kapsamına göre: Davacı yan, davaya konu talebinin sadece “süt ve süt ürünleri” emtiasına ilişkin olduğunu beyan etmiştir.
Somut olayda dava konusu işaret, “Üç boyutlu ... Şekli” olup, çizimle görüntülenebilecek, baskı yoluyla yayınlanabilecek ve çoğaltılabilecek niteliktedir. Marka örneği bizzat peynir ürün şeklinden oluşmakla beraber; yaygın, sıradan ve bilinen bir peynir şekli değil, özgün bir tasarımdır. Bu özgün şekil, uzun dört peynir şeridinin döndürülerek burulması ile oluşturulmuş ... görünümündedir.Ürüne dairesel kesitten bakıldığında; dört parçadan oluştuğu açıkça görülmektedir.
Marka örneği bu haliyle halat görünümü ve hissi yaratmaktadır. Bu özelliklerin marka örneğinden algılanıp, tanınabilecek nitelikte olduğu açıktır.
Her ne kadar; beyaz/krem renk, peynir ürününün kendi rengiyse de; ayrıntılı olarak tanımlanan şekil özellikleri ile birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu markanın “süt ve süt ürünleri”nin, özellikle de çekişme konusu peynir emtiasının genel görünümünden farklılaştığı görülmektedir.Yani başvuru konusu şekil, peynir emtiasının doğal yapısına ilişkin bir şekil olmadığı gibi, geleneksel ve bilinen peynir şekillerine oranla ve görünüm itibariyle onlardan yeterince farklılaşıp ayırt ediciliği sağlamıştır.
Davalı kurum, dava konusu şeklin, “...” veya “...” olarak bilinen ürünlerin şekillerinden ibaret olduğunu savunmuşsa da, ürün şekilleri arasında bariz farklılıklar bulunmaktadır:
Dört şeritli ... bütünsel açıdan, gerek ip peynirinden gerekse de örgü peynirden oldukça farklı bir şekli haizdir. İp peynir tek bir şeritten oluşmakta iken, dava konusu ... şekli dört şeridin halat tarzı burulmasından meydana gelmiştir. Yine örgü peynirde üç şerit peynir geleneksel saç örgüsü formunda örülmüşken, dava konusu ... peynirde dört şeridin halat formunda burulması söz konusudur. Sadece şerit peynirlerden oluşması işbu şekilleri aynı ya da benzer kılmamaktadır. Dolayısıyla bu yöndeki davalı itirazları mesnetsizdir.
Dosya içinde, bahse konu ... peyniri şeklinin, dava konusu başvurunun yapıldığı 2015 yılı itibariyle geleneksel bir peynir şekli olduğuna ve/veya başka şahıs ya da firmalar tarafından yoğun ve yaygın şekilde kullanıldığına dair herhangi bir delil bulunmamaktadır. Yani dava konusu peynir şekli, malın özgün doğal yapısından ortaya çıkmamış; davacı tarafından, o güne kadar üretilmiş peynir çeşitlerinden farklı bir şekilde tasarlanarak fikirsel bir buluş olarak türetilmiştir.
Malın özgün doğal yapısından ortaya çıkan şekil ile kastedilen, malin cinsini veya bu cinse ait özellikleri gösteren şekillerdir. Örneğin, porselen vazo, su bardağı, bıçak, çatal, sandalye, masa, otomobil lastiği, diş fırçasının sap ve başlık kısmı vs. gibi şekillerin doğal ve bilinen şekilleri marka olarak tescil edilemez. Buna karşılık, malın özgün bir tasarım ürünü olan üç boyutlu şekli, marka olarak seçilebilir. Ancak, seçilen şekiller o derece özgün olmalıdır ki, klasik şekilleriyle hiçbir karışıklığa neden olmamalıdır. Örneğin, kırmızı renkli kalp biçimindeki bir porselen vazo, özgün bir şekil olduğu için marka olarak tescil edilebilir.
... ..., bir ayakkabının ayırt edici nitelikteki taban şekli ve desenini tescil ettiren kişinin marka korumasından yararlanabileceğine karar vermiştir. Yine ... bir içtihadında, ... üyesi olan bir ülkede tescil edilmiş bir markanın/şeklin, tescil kapsamındaki ürünler için geçerli ve zorunlu olan bir şekil olmaması halinde Paris Konvansiyonunun 4 üncü mükerrer 6 ncı maddesi gereğince Türkiye’de korunması ve tescil edilmesinin zorunlu bulunduğunu, ayırt ediciliğinin artık tartışılamayacağını vurgulamıştır. Bu kararlardan da anlaşılacağı gibi ürün şeklinden farklılaşan üç boyutlu şekil markalarının tescili mümkündür.
Somut olayda dava konusu şekil “peynir” başta olmak üzere, “süt ve süt ürünleri”nin genel, mutat şekli olmadığı gibi, ürünü başka firmalarının ürünlerinden ayırt etmeye elverişli niteliktedir.Dava konusu şekil markası; belirli bir bütünlük arz eden, çizimle görüntülenebilen, soyut anlamda ayırt ediciliği bulunan bir işarettir. Bu nedenle ibaresinin, “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından 556 sayılı KHK m. 5 ve 7/1-a anlamında marka olabilme vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir.
Dava konusu marka, ... tarafından; “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından vasıf bildiren bir işaret olarak değerlendirilerek reddedilmiştir.
Dosya kapsamı uyarınca; ... şeklini yaratan ve piyasada ilk kullanan davacıdır. Bu şekil, herkesçe kullanılmadığı gibi, davacı firmayı ve ürünün işletmesel kaynağını işaret etme kabiliyetini haizdir. Bu bağlamda da dava konusu şeklin davacıya hasredilmesi, onun tekeline verilmesi KHK 7/1-c maddesinin amaç ve ruhuna uygundur.
Bu ibare davacının mallarını tanıtan, davacı işletmeyi veya onun mallarını işaret eden, başka işletmelerin peynir ürünlerinden ayırt etmeye yarayan bir ibaredir. Kaldı ki bu ibare davacı tarafından yaratılmıştır. Yani ... sayılı markasının; 29. Sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından 556 sayılı KHK’nın 7/1-c bendi kapsamında somut ayırt ediciliği bulunmaktadır.
556 sayılı KHK’nın 7/1-a ve 7/1-c bentleri kapsamında değerlendirme yapmıştır. Ancak gelinen aşamada, ... BOZMA ilamı gereği “hangi başvuruya konu şekil unsuru açısından markasal kullanımın olduğu ve kuvvetli tanıtım sonucu şeklin ayırt ediciliğinin sağlandığı hususu”nun da incelenmesi gerekmektedir.
Davacı yan, dava konusu markanın tescil engeli içermediğini savunmakta, öyle olduğu kabul edilse bile, 556 sayılı KHK 7/son maddesi uyarınca “süt ve süt ürünleri” bakımından yoğun ve yaygın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını ileri sürmektedir.
Bu iddiaya ilişkin olarak davacı tarafından sunulan delillerin:
•Piyasada ... Peyniri ilk kez davacıdan aldıklarını beyan eden 15 zincir market/hipermarket ve satıcıdan alınmış beyanlar (İşbu belgeler, tek taraflı düzenlenmiş olduğundan; fatura, sözleşme vb. başka delillerle desteklenmediğinden ve dava konusu marka görselini içermediğinden ispata elverişli değildir.)
•Davacı şirketin Yeminli Mali Müşavirinden alınmış 2 sayfalık belge (başka delillerle desteklenmediğinden ve dava konusu marka görselini içermediğinden ispata elverişli değildir.)
•Fuar Katılım Belgeleri (Dava konusu marka görselini içermediğinden tek başına ispata elverişli değildir.)
•Reklam, Tanıtım Faturaları (2011-2015 tarihleri arasında düzenlenmiş çok sayıda fatura sunulmuş olup, 2014 yılından sonraki faturaların bir kısmında ... ibaresinin bulunduğu ve ürün tanıtım hizmetlerine ilişkin olduğu görülmüştür. Marka görselini içeren delillerle desteklenmesi halinde ispat kabiliyetini haizdir.)
•Marka ve Tasarım Tescilleri (... tasarımı ile .... ve ... ibareli markaların yurt içi ve yurt dışı tescillerine ve tescil başvurularına ilişkin örnekler sunulmuş olup, işbu deliller marka kullanımını tevsik etmemektedir.)
•Ulusal ve Yerel Basında çıkan haber ve yazılar (2013 yılı Ağustos ayından başlayan işbu haberlerin bir kısmında ... ... ürününün görseli yer almakta olup, söz konusu görsel aşağıdaki gibidir.)
•... hakkında oluşturulan yemek tarifleri (Tek taraflı olarak hazırlanabilecek bilgisayar çıktısı şeklinde olduğundan ispat kabiliyeti yoktur.)
•... hakkında yayınlanmış internet haber ve tanıtım linkleri (500’den fazla link listelenmiş olup, söz konusu içeriklerin incelenmesinde, yukarıda görseli yer alan ürünün yer aldığıtespit edilmiştir.)
•Davacı firmanın ... için duyurusunu yaptığı Basın Bültenleri (Tek taraflı olarak hazırlanabilecek bilgisayar çıktısı şeklinde olduğundan ispat kabiliyeti yoktur.)
•... tanıtım afişi, Türkçe ve Arapça Hazırlanmış Katalog Fotokopileri ile tanıtım broşürleri (İnternet ve gazete haberlerindeki ürün görselini içermektedirler. Bila tarihli olmasına rağmen, önceki delillerle uyumlu olduğundan kullanım sonucu ayırt ediciliği ispat bakımından değerlendirmeye esas alınmıştır.)
•... TV Reklamlarından örnekleri içerir CD(CD içeriğinde 9 adet reklam filmi bulunmakta olup, ekran görüntüsü şu şekildedir:
Reklam filmlerinin tamamında ürün görseli yer almaktadır. Söz konusu reklamlardan üçünün 2014 ve 2015 yıllarında ... platformunda yayınlandığı tespit edilmiştir.
03.11.1995 tarihli ve 4218 sayılı yasa ile 566 sayılı KHK’nın 7. maddesine eklenen, 22.06.2004 tarih ve 5194 sayılı yasa ile değişik son fıkrada “Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise, (a), (c), (d) bentlerine göre tescili reddedilemez.” şeklinde bir hüküm bulunmaktadır.
Yukarıda bahsedilen istisnai durum incelendiğinde, maddedeki ''Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve bu kullanım sonucu tescile konu mallar için ayırt edici bir nitelik kazanmış ise'' ifadesinden, iki şartın birden yerine getirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Birincisi tescil tarihinden önce markanın kullanılması, ikincisi ise bu kullanım sonucu kullanılan mallar itibari ile bir ayırt ediciliğin sağlanmasıdır.
Ayırt ediciliğin sağlanmasından kasıt, markanın kullanıldığı mal ve hizmetler itibari ile meşhur ve maruf hale gelmesi veya kullanıcıları tarafından refleks olarak hatırlanmasıdır. Başka bir anlatımla; anılan madde anlamında ayırt edicilikten kasıt, ticari hayatta kendini, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir işaret ile tanıtıp kabul ettirmiş olmaktır. Gerçekten de.
KHK’nın 7/son maddesi anlamında kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanılmış olması ve bu durumun iddia ve ispat edilmiş olması halinde, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir markanın tescili mümkündür.
Doktrin ve ...’ın tanımladığı en temel hak edinme durumu markayı belli bir süre kullanmak suretiyle markanın ilgili olduğu ürün veya hizmet çevresinde ve özellikle ürünün veya hizmetin alıcıları çevresinde belirli ölçüde bilinir ve ayırt edilir hale getirilmesidir. Doktrinde bazı yazarlar bu kullanımı “markasal kullanım” olarak ifade etmektedirler. “Markasal kullanıma” en güzel örnek; ad veya işaretin ürünlerin üzerinde, tabelada, afişte ve reklâmlarda bir tanımlama, ayırt etme aracı olarak kullanılmasıdır.
Yine hak elde etme kavramı kapsamında değinilmesi gereken bir diğer husus hak elde edinilmesi için hususi bir zaman kısıtlamasının, örneğin 1 yıl vs. gibi olmamasıdır. Önemli olan markanın ve markayı taşıyan ürünlerin/hizmetlerin ilgili olduğu sektörde markasal bir kullanım sonucu markanın bilinir hale gelmiş olmasıdır. Bu nedenle gerekli olan kullanım süresinin somut olaya göre belirlenmesi gerekir. Örneğin Türkiye çapında çok yoğun bir kullanım ve ulusal televizyonlar aracılığıyla yapılan yoğun reklamlar sayesinde kısa bir süre bile ayırt edici nitelik kazanma için yeterli olabilir (....).
Somut olayda da uyuşmazlık konusu markaya yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere ulusal televizyonlar ve diğer ulusal yayınlar aracılığıyla yapılan yoğun reklamlar sayesinde Türkiye çapında ayırt edici nitelik kazandırılmıştır.
Somut olayda, davacı markasının “süt ve süt ürünleri” bakımından 556 sayılı KHK’nın 7/1-a 7/1-c bentleri kapsamında tescil engeli içermediği sonucuna varılmıştır. Bu sebeple de somut olayda, markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazanıp kazanmadığını ayrıca incelenmeye gerek yoktur. Ancak ... BOZMA ilamı gereği bu hususta da değerlendirme yapmıştır.
... sayılı markasının, 29. Sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını ispata yönelik olarak davacı tarafından sunulan delillerde yer alan ürün görseli, dava konusu marka başvurusunun aynısıdır. Kullanma belgelerindeki ürün örneği dikkatli şekilde incelendiğinde; dava konusu marka gibi dört peynir şeridinin halat gibi burulması ile oluşturulduğu ve tescile konu ürün ile aynı olduğu anlaşılmaktadır.
... BOZMA ilamında, kullanıma ilişkin belgelerdeki ürünün, davacının hangi marka başvurusunun konusu olduğunun tespit edilmesi gerektiği belirtilmektedir. ...’nin ... E. sayılı davasına konu marka başvuruları ile kullanım belgeleri yukarıda incelenmiş olup; davacının fiilen üretimini yaptığı ... emtiasının şeklinin, huzurdaki davaya konu ... sayılı marka olduğu tespit edilmiştir.
Söz konusu delillerden anlaşıldığı üzere, davacı ... ürününü hem yurt içinde hem yurt dışında 2013 yılından bu yana pazarlamaktadır. Davacının gerek ürünün tanıtımı için harcadığı çaba, gerekse de giderek artan yoğun, yaygın ve eylemli kullanımı dikkate alındığında, davacının ... sayılı markasının, 29. Sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından kullanım sonucu markasal ayırt edicilik kazandığı ve 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesi gereği tescil edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Neticeten, ... sayılı davacı markasının, 29. Sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 5 ve 7/1-a maddesi anlamında soyut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, ... sayılı davacı markasının, 29. Sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7/1-c bendi anlamında somut ayırt ediciliği haiz olduğu ve tescil engeli taşımadığı, ... sayılı davacı markasının, 29. Sınıftaki “süt ve süt ürünleri” emtiası bakımından, 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesi anlamında kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığı anlaşılmış, açıklanan nedenlerle mahkememiz önceki kararında direnilmesi yönünde karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
DAVACI / MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 59,50-TL
GİDER AVANSI :1.812,70-TL
TOPLAM :1.872,20-TL
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/326, K. 2024/374, 10 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama