KÜNYE
T.C. ...10. Asliye Ticaret Mahkemesi Yargılama Yetkisini Kullanan T.C. Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- Esas no
- 2020/268
- Karar no
- 2024/809
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... -
- Vekilleri
- Av. ... -
Karar Metni
2.002 kelime·10 dk okuma·8 bölüm
Av. ... - DAVALI :... VEKİLİ : Av. ... - DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 27/07/2018
KARAR TARİHİ : 20/11/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin ...’dan aldığı lisans kapsamında ...RES projesi için davalı şirket ile 8 adet rüzgar türbini tedarik, kurulum ve devreye alınması konulu 20.06.2016 tarihli ...Extension RES Wind Power Project (Tedarik ve Kurulum) Sözleşmesi akdettiğini, sözleşmenin 5. maddesi uyarınca tamamlama (devreye alma ve teslim) tarihinin 19.01.2017 günü olduğunu, müvekkili şirket tarafından sözleşmede belirlenen süre içinde konteynırların yerleştirileceği sahanın alt yapı tesisleri ile birlikte hazır duruma getirildiğini, ancak davalı şirketin taahhüt ettiği montaj takvimine uymadığını,
saha hazır olduğu halde zamanında montaja başlamadığını ve sonuçta takvimin sarkmasına ve kış koşullarının ağırlaşmasına sebebiyet vererek rüzgâr tribünlerinin teslimini geciktirdiğini, davalı şirkete gönderilen ...15.
Noterliği'nin 24.01.2017 tarih ve 01053 no'lu ihtarnamesi ile 19.01.2017 tarihi itibari ile teslimde geciktiği ve 20.01.2017 tarihinden itibaren sözleşmenin 5.6.3 maddesi gereğince gecikme cezası işletilmeye başlandığı ve gecikme cezalarına ilişkin faturaların 5.6.5 maddesi gereği tanzim edilerek gönderileceğinin bildirildiğini, davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranışları ile sebebiyet verdiği bu gecikmenin müvekkili şirketin kamu yararı kapsamında yürütülen projeyi faaliyete geçirememesine, üretim gelirinden mahrum kalmasına,
taahhüdü altında olan yolların açık tutulması için gerekli ekip ve ekipmanlara önemli tutarda harcama yapmasına neden olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmenin 5.6.3 maddesi kapsamında o tarihe kadar oluşan gecikme için fatura düzenleyerek davalıya gönderdiğini ancak davalı tarafın Beşiktaş 26. Noterliği'nin 08.02.2017 tarihli 04823 no'lu cevabi ihtarnamesi ile teslimin gerçekleşmediğini kabul etmiş ise de haksız ve dayanaksız nedenler ileri sürerek faturayı iade ettiğini,
davalı şirket tarafından müvekkili şirkete mail olarak gönderilen günlük iş durumunu gösterir ilerleme raporlarında 4 set kanadın sahaya ulaştırılmadığı dolayısıyla taşıma montaj işlerinin tamamlanmadığı, ancak tamamlanmayan işler bedelinin akreditif açan bankadan tahsil edildiğinin öğrenildiğini, ...15.
Noterliği'nin 20.02.2017 tarih 02610 yevmiye no'lu ihtarnamesi ile akreditifin geri çekilmesi, fatura ve ödemenin iptal edilmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, sözleşmeye konu rüzgar türbinlerinin 22.01.2017, 10.03.2017, 14.03.2017 (2adet), 30.03.2017, 03.04.2017 (2 adet), 20.04.2017 tarihlerinde müvekkili şirkete teslim edildiğini ileri sürerek, sözleşme gereği ödenmesi gereken gecikme cezasının tespiti ile şimdilik 10.000 Euro’nun 1 yıllık Avrupa Bankalar Arası Satış oranı artı yüzde 3 oranında günlük faizi ile birlikte tahsil tarihindeki döviz kuru üzerinden davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 18. maddesinde uyuşmazlık halinde başvurulacak çözüm yolunun tahkim olarak belirlendiğini, bu nedenle tahkim itirazında bulunduklarını, sözleşmeden kaynaklı cezai şart talebinin belirli/belirlenebilir olduğunu bu nedenle de belirsiz alacak veya kısmi dava olarak talep edilemeyeceğini, devreye alma ve teslim süresinin son tarihinin 19.01.2017 olarak iddia edilmesine karşın bu tarihin 04.02.2017 tarihi olduğunu, sözleşmede sadece son teslimin süresinin belirtildiğini, yan işlerin tamamlanma sürelerinin belirtilmediğini,
müvekkili şirketin sözleşme gereği son teslim tarihine uygun davrandığını ve sonuç olarak nihai işin teslim ve tamamlanma süresinde gecikme yaşanmadığını, diğer yan işlerin süreye ve cezaya bağlanmadığını, süreye ve cezaya bağlanan işlerin sözleşmeye uygun şekilde ifa edildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
KANITLAR
Yapılan yargılama sonucunda Mahkememizce, 21/03/2019 Tarih, 2018/561 Esas ve 2019/246 Karar sayılı karar ile tahkim şartı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, anılan kararı davacı vekili istinaf etmiş, tesis edilen bu karar, ...Bölge Adliye Mahkemesi'nin 27. HD'nin 04/06/2020 Tarih, 2020/441 Esas ve 2020/564 Karar sayılı kararı ile sözleşmenin taraflarının Türk taabiyetinde oldukları, 805 sayılı sayılı Kanun uyarınca sözleşmenin Türkçe yapılması zorunluluğunun olduğu ve tahkim şartının geçersiz bulunduğu gerekçesi kaldırılmıştır.
Mahkememizce ...Bölge Adliye Mahkemesi'nin 27. HD'nin 04/06/2020 Tarih, 2020/441 Esas ve 2020/564 Karar sayılı kaldırma kararına uyulmuştur.
Taraflar arasındaki yabancı dilde düzenlenen sözleşmenin tümü tercüme ettirilmiştir.
Taraflar arasındaki yazışma örnekleri sunulmuştur.
Karşılıklı keşide edilen ihtarnameler ile fatura örnekleri ibraz edilmiştir.
Davalının tedarik ve kurulumunu üstlendiği türbin sertifikaları sunulmuştur.
Davalı defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış, anılan raporda; davalı tarafa ait 2016, 2017, 2018 yılları ticari defterlerinin tasdik işlemlerinin yasal süreleri içerisinde yapıldığı, lehine delil sayılabileceği, davalı kayıtlarına göre davalının davacıdan; dava tarihi itibariyle 120.01.045 alıcılar (EURO) hesabından 75.174,77 Euro (402.440,61 TL), 31.12.2018 tarihi itibariyle 120.01.045 alıcılar (EURO) hesabından 89.476,29 Euro (539.363,08 TL), dava tarihi itibariyle 120.02.024 alıcılar (TL) hesaptan 60.239,42 TL alacaklı olduğu, 31.12.2018 itibariyle 120.02.024 alıcılar (TL) hesabının -0- bakiye verdiği,
davalının edimlerini süresinde yerine getirmiş olup olmadığı, davacının sözleşme gereği gecikme cezasına hak kazanıp kazanmadığı konularında teknik inceleme ve yorumlara ihtiyaç duyulacağı ve davacının gecikme cezası alacağının bulunup bulunmadığı hususunda nihai takdirin mahkemede olduğu hususları görüş olarak bildirilmiştir.
Dosyaya toplanan delillerle birlikte nitelikli hesap uzmanı, mali müşavir ve elektrik elektronik mühendisi bilirkişiden oluşturulan heyetten kök ve ek raporlar alınmış, anılan raporlarda; taraflar arasında 20.06.2016 tarihinde "...Extension RES Wind Power Project (Tedarik ve Kurulum) Sözleşmesi" akdedildiği, bu sözleşmede tarafların hak, yetki ve sorumluluklarının belirlendiği, asıl edimin 8 adet rüzgar türbinin davalı tarafından tedariki, kurulum ve devreye alınmasına ilişkin bulunduğu, sözleşmede zaman çizelgesinin Ek 8. 1 maddesinde belirlendiği,
davacının iddiasına göre işin tesliminin 19/01/2017, davalıya göre ise 04/02/2017 tarihi olması gerektiği, ancak sözleşmenin bir bütün olduğu, davalı ediminin yapılacak işlerin türbin güvenlik testlerini de kapsaması sebebiyle teslim tarihinin en geç 03.02.2017 tarihi olması gerektiği, türbinlerin devreye alma testleri ile güvenilirlik testlerinin tamamlanma tarihleri baz alındığında toplam 355 günlük bir gecikme yaşandığı, yaşanan gecikmelerin davacı tarafından kaynaklandığını gösterir herhangi bir kayda yahut belgeye rastlanılmadığı,
sayın Mahkemece gecikmenin davalı şirket kusurundan kaynaklandığının düşünülmesi halinde 355 günlük gecikme ceza bedeli 355 x 2.000,00 = 710.000,00 Euro olarak hesaplandığı hususları görüş olarak beyan edilmiştir.
Davacı taraf, 19/10/2023 tarihinde bedel artırım dilekçesi vererek talebini 710.000,00 UERO'ya yükseltmiştir. Davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde davalının mali durum hakkında ek rapor alınmış, bu raporda davacının öz sermayesini yitirdiği, teknik olarak borca batık olduğu hususu görüş olarak açıklanmıştır. Davaya kısmi dava olarak devam edilmesine karar verilmiş ve davacı taraf ıslah dilekçesi vererek taleplerini yinelemiştir.
GEREKÇE
Dava, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklı gecikme cezasının tahsili istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 8 adet rüzgar türbinin davalı tarafından tedariki, kurulumu ve devreye alınmasına ilişkin yazılı sözleşme imzalandığı, bu sözleşmede tarafların hak, yetki ve sorumluluklarının belirlendiği, teslime ilişkin zaman çizelgesinin kararlaştırıldığı, gecikmeyle ilgili olarak sözleşmenin 5.6 maddesinde etraflıca düzenlemeler öngörüldüğü, WTG başına günlük 2.000 Euro tayin edildiği, gecikme zararlarının azami fiyatın %10 olacağının ve gecikme halinde temerrüt faizi oranın belirlendiği, davalının edimlerini ifa etmeye başladığı,
gecikme olduğu ve gecikme cezasıyla ilgili taleplerinin bulunduğunun davacı tarafından davalıya ihtar edildiği, teslimin yapıldığı, işin bedeline ilişkin bir uyuşmazlığın olmadığı, işbu davada davacının işin geç teslim edildiği iddiasının olduğu, davalının ise süresinde teslimi yaptığını, davacının bir alacağının bulunmadığını savunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Öte yandan, davanın belirsiz alacak davası olarak 27/07/2018 tarihinde açıldığı ve davacının 19/10/2023 tarihinde talep artırım dilekçesi verdiği, davalının davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı savunmasının olduğu ve talep artırımına karşı zamanaşımı itirazında bulunduğu, davacının davaya kısmi dava olarak devam edilmesi ara kararından sonra ıslah dilekçesi verdiği hususları da dosya kapsamıyla sabittir.
Çekişme, taraflar arasında imzalanan 8 adet rüzgar türbinin davalı tarafından tedariki, kurulumu ve devreye alınmasına ilişkin sözleşmenin davalı tarafından süresinde ifa edilip edilmediği, edilmemiş ise davacının gecikme cezası alacağının olup olmadığı, varsa tutarı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılmayacağı, artırılan kısmın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, hükmedilecek cezanın davalının ekonomik olarak mahvına neden olup olmayacağı ve TBK'nın 182. maddesi hükmünün uygulanması koşullarının bulunup bulunmadığı yönlerinde toplanmaktadır.
İddia, savunma, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, teslime ilişkin bilgi ve belgeler, yazışmalar, defter ve kayıt bilgileri ve düzenlenen raporların içeriğinden, taraflar arasında eser sözleşmesi imzalandığı ve davalının eseri teslim ettiği sabittir. Esasen, eserin teslimine ve bedelin ödenmesine yönelik taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Yapılan yargılama, benimsenen bilirkişi raporu, sözleşme hükümleri, zaman çizelgesi ve ana edimin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonrasında, her bir WTG'nin 03/02/2017 tarihinde tesliminin yapılması gerektiği, davalının ise WTG'leri farklı farklı tarihlerde olmak üzere geç teslim ettiği ve gün esası üzerinden 355 günlük gecikmesinin olduğu anlaşılmıştır.
Sözleşmenin 5.6 maddesinde gecikme halinde tazminatın nasıl ödeneği, WTG başına günlük 2.000 Euro olarak tespit edildiği, ödenmeyen meblağ için bir (1) yıllık Avrupa Bankaları Arası Teklif Edilen Faiz Oranı(EURIBOR)+3 günlük faiz oranı olacağı belirlenmiş bulunduğu ve her halde tüm zararın bedelin %10 geçmemesine yönelik olduğu, her ne kadar sözleşme tercümesinde gecikme tazminatı ifadesi kullanılmış ise de bu düzenlemedeki asıl amacın, teslim borcunu belirlenen zaman ve yerde yapılmasına yönelik bulunduğu, tarafların iradelerinin de bu yönde olduğu,
yazışmalar, ihtarlar, faturalar ile dava cevap dilekçelerinde anılan hükmün gecikme cezası olarak kabul edildiği anlaşıldığından, bu cezanın ifaya ekli ceza niteliği taşıdığı sonucuna varılmıştır. Toplanan kanıtlar, dosya kapsamına uygun ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, ifaya ekli bu cezai şartın tutarının 710.000,00 Euro olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar işin teslim alınması davacı tarafından yapılmış ise de, teslimden önce çektiği ihtar ve yazışmalarla ifaya ekli bu ceza alacağını saklı tuttuğu ve talep hakkını koruduğu tespit edilmiştir. Başka bir ifadeyle, davacının gecikmeden kaynaklı ceza alacağını talep etme koşullarının bulunduğu kabul edilmiştir. TBK'nın 182. maddesi hükmü uyarınca taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler. Ancak, hakim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirebilir.
Anılan hüküm, basiretli hareket etmek durumunda olan tacirler arası sözleşmelerde kural olarak uygulanmamakla birlikte, cezanın tamamen tahsili ceza borçlusunun ekonomik olarak mahvına neden olması halinde de Yargıtay içtihatlarına göre, tacirler arası uyuşmazlıklarda da uygulanması kabul görmektedir.
Bu durum karşısında, davalının defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu sermayesini kaybettiği ve teknik olarak borca batık durumda bulunması, sözleşmede asıl edimlerin ifa edilmesi ve tüm kanıtlar dikkate alınarak takdiren bu alacağın 3/4 oranında indirim yapılarak davalının 177.500,00 Euro'dan sorumlu olacağı kabul edilmiştir. Davacı, davasını kısmi eda ve külli tespit olarak belirsiz şekilde açmıştır.
Ancak, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gecikme cezası alacağının belirlenmesi bakımından gayet açıktır. Başka bir ifadeyle, edimin ne olduğu, ne zaman teslim edileceği, gecikme halinde gecikme cezasının günlük olarak belirleneceği ve alacağın miktarının ne tutarda olabileceği belirlenebilir niteliktedir. O halde, davacının işbu davasını belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararı yoktur.
Ancak, davacının davasının bu şekilde açması, usulen davanın reddini gerektirmemektedir. Dava hakkının korunması, usul ekonomisi ve hak kaybının önlenmesi bakımından dava, kısmi dava olarak kabul edilmiş ve yargılamaya devam edilmiştir. 19/10/2023 tarihli talep artırım dilekçesi de ıslah dilekçesi olarak değerlendirilmiştir. Ancak, bu ıslah dilekçesine karşı davalı taraf süresinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. İşin teslim edildiği tarih ile ıslahın yapıldığı tarih esas alındığında, 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğu kabul edilerek, davacının ıslaha konu alacağının zamanışımına uğradığı sonucuna varılmıştır. Davacı taraf sonraki tarihli dilekçesiyle ikinci kere ıslah dilekçesi vermiş ise de bir davada bir kere ıslah yapılacağından bu talebe itibar edilmemiştir.
Bu durum karşısında, davacının davasının kısmen sabit olduğu, 10.000,00 Euro alacağının dava tarihinden itibaren akdi temerrüt faizi ile birlikte talep edebileceği, ıslaha konu kısmın zamanaşımına uğradığı, takdiren indirilen kısım itibariyle davacının vekalet ücretinden sorumlu olmayacağı kabul edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Başkan ... ✎ e-imzalıdır Üye ... ✎ e-imzalıdır Üye ... ✎ e-imzalıdır Katip ... ✎ e-imzalıdır
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/268, K. 2024/809, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama