İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/54 K.2022/422

Hakim .. Katip :..

Esas2022/54Karar2022/422Tarih22 Aralık 2022Okuma15 dk · 3.081 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Mercii
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar tarihi
22 Aralık 2022
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
2022/54 Esas - 2022/422
Esas No
2022/54
Karar No
2022/422
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.081 kelime·15 dk okuma·7 bölüm

Hakim .. Katip :..

Davacı :.... Vekili : Av. ... Davalılar : 1... Vekili : Av. .. 2-.... Vekili : Av. .. Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin Dava Tarihi : 15/02/2022 Karar Tarihi : 22/12/2022 Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 22/12/2022 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili ... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilleri .....nin çok sayıda özel markalı ürüne sahip olmayı hedeflediğini, marka tescillerine son derece önem verdiğini, müvekkillerinin itiraza mesnet “...” ibareli markaları ile davalının başvuru konusu “... işi” markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkilleri şirketin 1997 yılından bu yana başvuru markası ile aynı sınıflarda tescilli olan çok sayıda “...” ve “...” ibareli markası ve bu markalar üzerinde öncelikli hak sahipliğinin bulunduğunu, müvekkillerinin “...” markasının tüketiciler nezdinde tanınmış, yüksek ayırt ediciliği bulunan bir marka haline geldiğini,

“...” markasının .... nezdinde de tanınmış marka statüsünde kabul edildiğini, davalı marka başvurusundaki “...” asli unsuruna eklenen “işi” ibaresinin ise markaya ayırt edicilik katmadığını, markadaki öne çıkan asli unsurun “...” ibaresi olduğunu, müvekkilleri şirketin itiraza mesnet “...” ibareli markaları gözetildiğinde, başvuru konusu markanın müvekkillerinin itiraza mesnet markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunun ortada olduğunu, davalının “... işi” marka başvurusunun, müvekkilleri şirketin itiraza mesnet markalarının tescil sınıfları ile birebir aynı emtialar için yapıldığını,

taraf markalarının halk tarafından karıştırılma ihtimali bulunduğunu, bu karıştırılma ihtimalinin markaların ve/veya işletmelerin ilişkili olduğunun düşünülmesi ihtimalini de kapsadığını, müvekkilleri şirketin “...” markasının tanınmış marka olduğunu, davalı başvurusunun her halükarda tüm emtialar için reddedilmesi gerektiğini, davalının “... işi” marka tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunu, Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümleri bakımından da “... ..” marka tescil başvurusunun reddi gerektiğini ifade ederek,.... sayılı kararının iptaline,

ile ... sayı ile işlem gören “... ..” marka başvurusunun 29. sınıfın tamamı için işlemden kaldırılmasına, ... sayılı ve "... işi" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse 29. sınıfın tamamı için hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili cevaplarında özetle.

6769 s. SMK’nın m. 6/1 hükmü kapsamında taraf markalarının benzer olmadığını, davaya konu marka başvurusu ile davacı adına kayıtlı itiraza mesnet markaların incelemesinde benzer unsurun “...” ibaresi olduğunu, markalar arasında başkaca benzerlik bulunmadığının görüldüğünü, “...” ibaresinin günlük hayatta sıklıkla kullanılan bir kelime olduğunu, günlük dile yerleşmiş, herkesçe anlamı bilinen ve ayırt ediciliği düşük bir kelime olduğunu, davacı tarafından yaratılmış, fantezi bir ibare olmadığını, “...” kelimesinin ticari ve günlük hayatta yaygın kullanımı,

anlamı ve tasviri niteliği de dikkate alındığında ve özellikle tescil kapsamında yer alan hizmetlerde, kelime olarak ayırt edici niteliğinin doğuştan düşük olduğunun görüleceğini, dava konusu markada “... işi + şekil” ibaresinin kullanıldığını, “...” ibaresine vurgu yapılmadan “şekil ve işi” ibaresinin eklenmesi ile markaya yeterli ayırt ediciliği katıldığı ve davacı markasından uzaklaşıldığı kanaatinde olunduğunu, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak SMK m.6/1 anlamında karıştırılma ve iltibas ihtimaline sebebiyet verecek düzeyde benzerlik bulunmadığını, tanınmış markaya dayalı ret koşullarının oluşmadığını,

davacının, kötüniyete ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, .... itiraz sürecinde itiraz dilekçelerinin eklerinde iddiasını ispatlar herhangi bir delil sunulmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı şahıs vekili cevaplarında özetle; davacı tarafça SMK'nın 6/1,5. maddesi hükümleri dairesinde işbu davanın ikame edildiğinin anlaşıldığını, davalı müvekkillerinin markasının işbu hükümlere aykırı hiçbir unsur içermediğini, davacı tarafın, tanınmış marka sahibine sağlanan hakkını kötüye kullanmak suretiyle işbu davayı ikame ettiğini, haksız menfaat temini gayretinde olduğunu, taraf markaları arasındaki farklılığın son derece net olduğunu, hukuka aykırı hiçbir halin söz konusu olmadığını, müvekkilinin, ..... tost, kumru, bir kısım şarküteri ürünleri vs. satışı yapan bir esnaf olduğunu,

müvekkilinin aynı zamanda tescilli 2018 74181 sayılı, Bursa ilinde yerel bazda tanınmış, "D HARFİNE BENZER İŞARET+ TOST İŞİ" markasının sahibi olduğunu, işbu marka ile benzerlik taşıması, ticaretini daha ziyade yakın bağ kurduğu, süreklilik kazanmış müşteri kitlesi ile sürdürüp geliştirmek istemesi, ayrıca önceden tescil edilmiş bu marka ile uyumun sağlanması için "T HARFİNE BENZER İŞARET+... ... ibareli markanın tescili için başvuru yaptığını, "...

İŞİ" ifadesinin ticari bir deyim olup daha ziyade ticarette iki dostun birbirini kollaması, gerekirse maliyetine satış yapması -örneğin; perakende satış yapmayan kişinin, arkadaşına uygun fiyata perakende ürün satışı- anlamında değerlendirildiğini, davalı müvekkillerinin hedef kitlesine uygun olduğunu, davacı tarafın iddialarını kabul anlamına gelmemekle, işbu markaların belirtilen emtia sınıfında yüksek tanınmışlık ve ayırt edicilik iddiasında olsa da temelde tercih edilen ayırt edicilik vasıflarından uzak "..." kelimesi tercih edildiğinden tüketici üzerindeki etkisinin oldukça zayıf olduğunu, diğer taraftan tüketicinin kabulüne göre,

işbu "..., ...

SÜT vb." markalı emtiaların yalnızca davacı tarafa ait mağazalarda satıldığını, davacı dışındaki başka bir mağaza ya da marketten işbu malları temin etmenin mümkün olmadığını, davacı tarafa ait işbu markaların bazılarının “....” mağazaları dışında yine davacıya ait “...” mağazalarında dahi satılmadığını, taraf markaları arasında şekil, yazı tipi, işaret, fonetik ve anlam itibariyle hiçbir benzerlik bulunmadığını, davacı tarafın markalarında "..." kelimesinin asli unsur olarak kullanılabileceğini, fakat müvekkilinin markasının asli unsurunun “...” kelimesi değil başlı başına "... işi" deyimi olduğunu,

her ne kadar "işi" kelimesinin müvekkilleri markasına ayırt edicilik katmadığı iddia edilse de, izah edildiği gibi "işi" kelimesinin "..." sözcüğünün anlamını değiştirdiğini, fonetik, duygusal ve kavramsal algısını değiştirdiğini, bambaşka bir anlama kavuşturduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

GEREKÇE

Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir. Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, ...kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, tanınmışlık, kötü niyet, haksız rekabet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının.... sayılı "... işi" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.

Davaya konu .... sayılı "... işi" ibareli marka için davalı tarafından 04/09/2019 tarihinde 29.(01-11)Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun yayınına karar verildiği, ilana karşı davacının ... "......... "....", ... "... ... "..."... "... sürme beyaz peynir",..."... sürme", ...."... yaşam",..."... ...... "... organik",... "sağlığınıza %100 ... süt",... "... .... süt", .... "sağlığınıza ... süt",...."sağlığınıza ... yoğurt",.... "... gurme", .... "... form", ......... "... kahvaltı", ... "..." sayı ve ibareli birtakım markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazın reddine karar verildiği,

red kararına karşı davacının tekrar itirazda bulunduğu, ... sayılı kararı ile itirazın tekrar reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.

Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;

Dava konusu marka ile davacı markalarının kapsadığı mallar karşılaştırıldığında, dava konusu marka kapsamında aynı/aynı tür ve benzer mallar ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından, davaya konu markanın dava konusu edilen 29. sınıfta yer alan bütün malların davacı yanın markasındaki mallar ile aynı / aynı tür nitelikte olduğu;

Her ne kadar 29. ve 30. sınıflar gıda sektörü içerisinde yer alıyor olsa da davaya konu markanın tescili talep edilen sınıfta yer alan malların aynılarının veya yüksek düzeyde benzerlerinin davacı yan markasında olması nedeni ile bu mallar üzerine yoğunlaşıldığı;

Çekişmeli olan sınıfların birbirleri ile aynı/aynı tür ve benzer malları içerdiği, söz konusu malların genel olarak gıda sektörü (sadece üretim) içinde kaldığı, genelleme yapılması halinde bu mal ve mallara ait satış hizmetinin, her yaş ve eğitim seviyesindeki çok çeşitli kesimden alıcıya hitap ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu ürünlerin, pazardan marketlere kadar raftan veya internet üzerinden alışverişe konu edilebileceği anlaşılmıştır.

Bilindiği gibi ortalama tüketicinin seviyesinin tespit edilmesi markaların karıştırılması ihtimalininde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Dolayısıyla bu noktadan hareketle, “ortalama tüketicinin” seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunacaktır.

Davaya konu markanın kapsamına alınmak istenilen ve dava konusu edilen 29. Sınıfta yer alan malları, ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç / dikkat / özen seviyesine bakıldığında; günlük hayatta sıklıkla kullanıma konu olabilecek türde mallardan oldukları, hitap ettiği ortalama tüketici / alıcı kitlesinin bilinç / dikkat / özen / bilgi seviyesinin görece daha düşük olduğu, satın alma aşamasında, araştırma ve karar vermede geçen sürenin hızlı tüketime konu ürünler oldukları için fazla olmadığı; dolayısıyla belirtilen hususlar ışığında somut uyuşmazlık bakımından ilgili tüketici kitlesi açısından orta seviyedeki makul düzeydeki tüketicilerin dikkate alınması gerektiği anlaşılmıştır.

Dikkat edilmesi gereken diğer husus ise; marka hukukunda karıştırılma ihtimalinin varlığı, 6769 s. SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca, “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır.

Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır”.

Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İlgili tüketici belirlenirken “ortalama tüketicinin dikkat düzeyinin mal veya hizmetlerin kategorisine göre çeşitlilik gösterdiği de akılda tutulmalıdır” (C -251/95 Sabel / Puma [1997]).

Çekişmeli malın ortalama tüketicisinin zihnindeki marka algısı da bu nedenle dikkate alınmıştır.

Bütün bu hususlar uyarınca, iltibas ihtimali varlığının ilk şartı olan malların/hizmetlerin aynılığı/benzerliği kriterinin, somut uyuşmazlık açısından, dava konusu markanın, dava konusu edilen malları açısından sağlanmış olduğu kanaatine varılmıştır. Davaya konu marka kelime ve şekil unsurunu içermekle bileşke marka olduğu, “... işi” ibaresini içerdiği, davaya mesnet davacı şirket markalarının ise genel olarak kelime ve şekil unsurları içerdiği, şekillerde de kendine özgü yazı karakterleri kullanmak sureti ile figüratif özelliklere sahip oldukları, davacı markalarında ortak unsurun “...” ibaresi olduğu;

Taraf markalarında ortak / benzer olduğu iddia olunan “...” ibaresinin Türkçe kökenli bir kelime olup “sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, bir şeye aşırı ilgi duyan, koruyan kimse, iyi geçinen, aralarında iyi ilişki bulunan” anlamlarına geldiği, davalı vekili savunmalarında markanın anlamının bir bütün olarak “... işi” ibaresi olduğunu belirtmiş olması karşısında, söz konusu deyime ... sözlüğünde rastlanılamadığı, davalı yanın markanın anlamı olarak “ticarette iki dostun birbirini kollaması, gerekirse maliyetine satış yapması” anlamlarına geldiğini belirttiği, bir kısım davacı yan markalarının ise “...” ibaresinden türetilmiş olduğu,

“dostino” ve “dostivia” ibareli markaların bu şekilde olduğu, davacı yanın markalarında yer alan diğer unsurların ise anlamsal olarak ayırt ediciliklerinin bulunmadığı, “vital”, “altın süt”, “gurme”, “bio” vb. ibarelerin bu şekilde olduğu, davalı yan markasının ise “... işi” olarak bir bütün kabul edilse dahi, “...” kelimesi üzerindeki anlamın kaybolmadığı, bu hali ile taraf markalarında yer alan “...” ibarelerinin anlamlarının aynı olduğunun kabul edilmesi gerektiği, her iki taraf markasında da vurgunun “...” ibaresi üzerinde toplandığı,

davalı .... ve davalı şahıs savunmalarında “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin olmadığını, zayıf olduğunu belirttiği anlaşılmıştır.

Sıklıkla, farklı kaynaklarda da vurgulandığı üzere, asıl kural, ayırt edici gücü zayıf olsa da, minimum tescil edilebilirlik şartını yerine getiren kelime unsurlarının tescil edilmesinin olağan olduğu şeklindedir. Buna karşın söz konusu durumun, bu markaların koruma kapsamlarının geniş olduğu anlamına gelmediği, bu tip markaların sınırlı koruma kapsamından yararlanması gerektiği kabul edilmektedir.

Uygulamada sıklıkla atıf yapılan EUIPO Temyiz Kurulunun R 1511/2016-4 sayılı kararında, markaların ortak olarak içerdikleri unsurun ayırt edici niteliğinin düşük olması haline ilişkin ilkeler sayılmış, bu kapsamda, eğer markalar ayırt edici niteliği düşük olan bir unsuru ortak olarak içeriyorsa, karıştırılma olasılığı değerlendirmesi, ortak olmayan unsurların markanın bütünsel olarak oluşturduğu izlenime etkisi hususuna odaklanacağı, değerlendirmede ortak olmayan unsurların benzerlikleri – farklılıkları ve ayırt edici niteliklerinin dikkate alınacağı kabul edilmiştir.

Bu kapsamda, taraf markalarında yer alan ortak “...” ibaresinin, uyuşmazlık konusu sınıflar ve hitap edilen tüketici kesimi, ortalama alıcı kitlesi ve nihayetinde halk nezdinde, tescilli mal / hizmetler arasında bir ilişki kurma tehlikesinin bulunmadığı, tanımlayıcı hale ulaşmadığı, kullanım şekli itibari cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirtmediği, malların zamanı göstermediği, diğer bir deyiş ile ayırt edici özelliğe sahip olduğu;

her ne kadar söz konusu ibarenin günlük kullanım içerisinde sıklıkla kullanılan bir ibare oluşu nedeni ile anlamsal açıdan ayırt ediciliğinin düşük düzeyde kalması gerektiği düşünülse de davacı yanın ticari nitelikteki faaliyetleri, geçmişten gelen bilinirliği, ilgili sektör açısından tanınmış marka olduğuna dair yargı kararları uyarınca belli bir ayırt edicilik düzeyine ulaştığı;

Fonetik açıdan ise, taraf markalarında yer alan “...” ibaresinin okunuşunun aynı olacağı, markalarda yer alan diğer ibarelerin ise aynılık derecesini düşüreceği, davaya konu markanın “...

İŞİ” şeklinde okunacağı, davacı yanın T/02598 sayılı markası dahil bir kısım markada sadece “...” ibaresinin bulunduğu, tek heceden oluşan ibarenin okunuşu ile taraf markalarının benzer olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bir hecenin diğer hecelere, bir kelimenin diğer kelimelere göre daha etkin söylenmesine vurgu denilmekle, vurgunun, anlatılanların önemini artırdığı, karşıdaki kişinin dikkatini ve ilgisini çektiği bilinmekle, Türkçede genel kuralın birleşik sözcüklerde ve sözcük gruplarında vurgunun son hecede değil, ilk sözcüğün son hecesinde olduğu kabul edilmekle, taraf markalarındaki vurgunun ortak ibare üzerinde kaldığı,

taraf markalarının aynı/ortak ibare ile başlamalarının sesçil açıdan markaları birbirlerine yakınlaştırdığı;

Görsel olarak da, davaya konu markanın kelime ve şekil unsurları içerdiği, turuncu zemin üzerine, şekil ve tek satıra gelecek şekilde kendine özgü yazı karakteri ile siyah ve mavi tonlarda “... işi” ibaresini içerdiği, davacı yanın bir kısım markalarının kelime markası olduğu, kelime markası olan....sayılı markaların beyaz zemin üzerine siyah tonlarda tek satıra gelecek şekilde, ...",.... ibarelerini içerdiği, şekil unsuru içeren markalarda ise ortak unsurun, belli bir yazı karakteri ile figüre edilmiş, “...” ibaresi olduğu,

söz konusu markalarda ortak “...” ibaresi ile birlikte, “... yaşam”, “... bio”, “... organik”, “sağlığınıza % 100 ... süt”, “... ....”, “sağlığınıza ... süt” ve “sağlığınıza ... yoğurt” ibarelerini içerdiği, bütünsel olarak dikkate alındığında; taraf markalarında gerek anlamsal, gerek sesçil gerek de görsel olarak ön plana çıkan unsurlardan bir tanesinin “...” ibaresi olduğu, ortak olarak yer alan ibarenin anlamlarının aynı oluşu, davaya konu markada “...” ibaresi ile birlikte “işi” ibaresinin yer aldığı, davaya konu markada yer alan bu ibarenin taraf markalarını ayırmaya yetmediği,

fonetik olarak da vurgunun “...” ibaresinde oluşu, davacı yanın “...” ibaresinden türetmiş olduğu ...” markaları açısından ise görsel ve fonetik açıdan benzerliğin bulunduğu, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır.

Somut olayda, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişi olan ortalama tüketici açısından taraf markalarını aynı anda ya da ayrı ayrı görmesi halinde, bu markaların ilişkili markalar olduğunu sanma tehlikesi bulunmaktadır.

Markaların detaylarındaki farklılıkları hatırda tutamayacak olan orta düzeydeki tüketiciler, markalar arasında bir irtibat kurabilir, davalı markasını, davacı markaları ile bağlantılı bir marka olarak algılayabilirler.

Hitap edilen/hedeflenen tüketici / alıcı kesimi için ise, potansiyel alıcı veya kullanıcı kitlesi, bu kimselerin eğitim ve mesleki bilgi düzeyi, malı satın alırken gösterecekleri dikkat ve özenin derecesi ve satın alma kararı verirken harcayacakları süre kapsamında taraf markalarının bağlantılı olarak kabul edilme ihtimali olabileceği;

Davalı yanın, dava konusu markasını gören bir tüketici, bu markayı, davacının “...” esas unsurlu/ibareli markasının serisi, alt markası yahut yeni bir versiyonu sanabileceği;

Ayrıca; karşılaştırma konusu markaların kapsamındaki malların aynı/aynı tür olması, iltibası artıran bir husus olduğu anlaşılmıştır.

Marka işaretlerinin kapsamındaki mal ve hizmetler arasındaki ayniyet veya benzerlik arttıkça, marka işaretleri arasındaki düşük derecedeki benzerliğe rağmen, markalar arasındaki benzerlikler ön plana çıkarak markalar arasında iltibas tehlikesi artmaktadır. Nasıl ki bir mıknatısın iki ayrı kutbu birbirine belli uzaklıkta iken çekim etkisi oluyorsa ve fakat yakınlaştırdığınız zaman çekme eğilimine giriyorsa, markalar arasındaki mal ve hizmetler ile marka işareti benzeşmesi de böyledir.

Somut olayda, davacı şirket markalarının tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte, piyasa araştırması, satış rakamları/faturaları, reklam faaliyetlerine dosyada yer verilmemiş, çeşitli medya görselleri ile yargı kararlarının yer aldığı, davacı yana ait..tescil numaralı ve “....” işaretli tanınmış markası bulunduğu, markanın süt ve süt ürünleri, yoğurt sektörü içerisinde tanınmış olduğu;

Davalı yanın başvurusunda yer alan 29. sınıfta yer alan “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Yumurtalar, yumurta tozları...” malları açısından, davacı yanın tanınmış olduğu sektör ile aynı, benzer veya bağlantılı malları içerdiği, bu hali ile davalının, davacı yanın tanınmış markasından haksız yarar sağlayabileceğine, tanınmış olduğu sektör açısından itibarına zarar verebileceği, ayırt edici karakterini zedeleyebileceği, somut olay kapsamında davacı yanın, yukarıda tespit edilen mallar açısından aynı zamanda tanınmış marka korumasından yararlanabileceği kanaatine varılmıştır.

Davacı tarafın, davalı marka başvurusunun kendi markasının itibarından yararlanmak üzere kötü niyetli olarak yapıldığını iddia ettiği, içtihatlardan da anlaşıldığı üzere, kötü niyetin her somut olayda net olarak ortaya konması gerektiği, davalı şahsın kötü niyetinin ispatı külfetinin davacıya ait olduğu; dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir her hangi bir belge bulunmadığından bahisle davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.

Davalı yanın, kullanımlarının markanın tescil edildiği şekilden ve tescil kapsamındaki mallardan farklı olarak, davacı şirketin markasına yanaşma gayreti içinde hareket ettiğine dair, iyi niyet kurallarına aykırı, yukarıdaki kullanımdan farklı bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, bu hali ile davacı yanın TTK haksız rekabet hükümlerinden yararlanamayacağı kanaatine varılmıştır.

Neticede, dosya incelendiğinde, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından;

Davaya konu 2019/83086 sayılı markanın, tescili talep edilen 29. sınıfta yer alan tüm mallar olan “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar.

Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları.

Patates cipsleri.” malları (tescili talep edilen bütün mallar) ile davacı markalarında aynı / aynı tür veya benzer malların yer aldığı, bununla birlikte taraf markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olması nedeniyle 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacı yan markasının, davaya konu .... sayılı markanın, tescili talep edilen 29. sınıfta yer alan “Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri.

Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar.

Yumurtalar, yumurta tozları.” malları açısından, SMK’nun 6/5. madde kapsamındaki tanınmış marka korumasından yararlanabileceği, davacının haksız rekabet hükümlerinden yararlanamayacağı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, .... kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının oluştuğu, davaya konu markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

D a v a n ı n K a b u l ü n e,

...sayılı kararının başvuruya konu tüm emtialar yönünden iptaline,

Davaya konu markanın tüm emtialar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine,

Alınması gereken harç peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 15.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 2.926,90.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,

Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şahıs vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.22.12.2022

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ

İlk Masraf : 172,90.-TL Bilirkişi Ücreti : 2.600,00.-TL

P.P : 154,00.-TL

TOPLAM : 2.926,90.-TL

Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/54, K. 2022/422, 22 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Gerekçe
  7. Masraf Dökümü
  8. P.p : 154,00.-TL
  9. Toplam : 2.926,90.-TL
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2022/54
Karar No
2022/422
Tarih
22 Aralık 2022

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/54 K.2022/899
  • İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/54 K.2022/723
  • İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/55 K.2022/830
  • İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/55 K.2022/934
  • Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/55 K.2022/304
  • İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/56 K.2022/997

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.