KÜNYE
Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2024
- T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/229 Esas - 2024/74
- Esas no
- 2023/229 Esas
- Karar no
- 2024/74
- Hakim
- ....
- Katip
- ...
- Davacılar
- 1-...
Karar Metni
1.860 kelime·9 dk okuma·12 bölüm
2- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1-.... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA
Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ : 03/05/2023
KARAR TARİHİ : 15/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/03/2024
TALEP
Davacı vekili 03/05/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: müvekkilinin ... (...) nezdinde ... sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ... yayınlanması üzerine davalı şirketin ... sayılı "... ..." ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın reddine karar verilerek başvurunun reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin ...'in ... sayılı .... (...) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, söz konusu kararın haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira “...”’ markasının,
müvekkilleri firmaya ait 27.09.2021 tarihinde başvuruya konu edildiğini, ... firmaya ait markanın “...” ve “...” adlı iki kelimeyi de marka isminde barındırarak salt “...” adını marka olarak kullanan müvekkilleri firmadan ayrılarak hem işitsel yönden hem de görsel yönden ayırt edici nitelik kazandığını ileri sürerek, ... ...'in ... sayılı kararın iptaline ve marka başvurularının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında özetle: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçe ve beyanında özetle: Müvekkillerinin 2011 yılından bu yana giyim sektöründe yurt içinde ve yurt dışında faaliyet gösterdiğini, davacının ise 2021 yılında kurulmuş bir şirket olduğunu, coğrafi olarak davacı tarafından satış yapılan mağazaya müvekkilinin çok yakın olduğunu, “...” ibareli marka ile “... ...” ana unsuruna haiz markanın karıştırılması kuvvetle muhtemel olan iki kelime olduğunu, aynı veya aynı tür mal ve hizmet şartının oluştuğunu, tüketici nezdinde karışıklık yaratma ihtimalinin bulunduğunu, davaya konu ... başvuru numaralı marka başvurusunun 25. sınıfta başvuruya konu edildiğini,
müvekkillerine ait "... ... ..." markasının ise 25/35. sınıfta yer alan mallarda tescilli olduğunu, itiraza konu markanın tescil edilmesinin istendiği hizmetlerin, müvekkillerinin ana iştigal alanı ve tescil kapsamında bulunan mallarla aynı olduğunu, bu durumun söz konusu markaların tüketici nezdinde karıştırılmasına yol açacağını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1'e dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davacı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'den celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davalı şirketin itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı iddiasının alınan ... kararına etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. İptali istenen ... kararının davacıya tebliğ tarihinin 03/03/2023 olduğu, 03/05/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; "... ... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ... sayılı "... ..."
ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir.
Bilindiği üzere, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde, tüketicilerin satın almayı düşündükleri mal/hizmet yerine başka bir malı/hizmeti almak durumunda kalması kadar, iki ayrı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı kişiye/firmaya ait olduğunu ya da marka sahipleri arasında iktisadi veya idari yönden bir bağlantı bulunduğunu düşünmeleri ihtimalinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Bir başka ifadeyle, eğer ilgili tüketici kesiminin, ihtilaf konusu markaları taşıyan (veya taşıyacağı var sayılan) ihtilaf konusu mal veya hizmetlerin aynı işletmeden ya da duruma göre, iktisaden birbirine bağlı işletmelerden geldiğini düşünebilmesi riski söz konusu ise, karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmektedir.
Bu hususlar çerçevesinde, başvuruya konu marka ile ret gerekçesi marka arasındaki görsel ve işitsel yönden benzerliğin yanı sıra, markaların aynı/benzer malları kapsaması hususu da dikkate alındığında, ilgili tüketici kesimi nezdinde marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Her somut olayın kendi özellikleri ve somut koşulları çerçevesinde, ayrı olarak incelenmesi gerekliliği marka hukukunun temel prensiplerinden birisidir. Bu genel ilke çerçevesinde, hele ki marka örnekleri işbu başvurudan farklı olan başvurular için verilmiş olan kararların işbu başvuru için emsal karar teşkil etmesi mümkün görülmemiştir.
Belirtilen nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir."
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise, dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı Başvuru Markası "..." (...) 25. sınıf
Davalı Markası "... ..." (...) 25 ve 35. sınıflar
Bilirkişi heyetinden alınan alınan 22/12/2023 havale tarihli raporda özetle;
"Davaya konu ... sayılı markanın tescili talebi reddedilen / dava konusu edilen 25. sınıftaki mallarının tamamı, davalı yanın itirazına mesnet markasında yer alan mal ve hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğunu, davaya konu ... sayılı davacılar markası ile davalı şirketin itirazına dayanak markası arasında 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu, Heyetin yukarıda belirtilen inceleme yöntemleri, bilimsel ve teknik dayanakları kapsamında, varılan sonucu ile AYNI nitelikte olan dava konusu .... ’nun 02.03.2023 tarih ve ... sayılı kararının yerinde olup olmadığının takdirinin Sayın Mahkemede olduğunu" ifade etmişlerdir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMAİHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1. 6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A. Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Kapsamında Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davacı başvurusu kapsamında 25 sınıftaki:
"Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler." mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza dayanak davalı markasının ise ... sayılı markanın koruma kapsamında 25 ve 35. sınıfın bulunduğu ve davaya konu markadaki 25. Sınıfa ait mal/hizmetlerin tamamının davalı yan markasında yer alan mal ve hizmetler ile aynı olduğu tespit edilmiştir, böylelikle iltibas değerlendirmesi bakımından mal/hizmet benzerliği şartının oluştuğu anlaşılmıştır.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Çekişmeli olan 25. sınıf açısından yapılan değerlendirmede; giyim emtiasının modaya konu, popüler bir ürün olması ve ürüne olan gereksinim birlikte değerlendirildiğinde, farklı tüketici / alıcı gruplarına hitap etmesine neden olduğu, farklı yaş ve eğitim gruplarını da kapsadığı kabul edilmiştir. Bilindiği gibi ortalama tüketicinin seviyesinin tespit edilmesi markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir.
Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Dolayısıyla bu noktadan hareketle, “ortalama tüketicinin” seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunacaktır.
Davaya konu “giysi” mallarına ait ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç / dikkat / özen seviyesi incelendiğinde; gündelik (her anının, rutininin) ihtiyaçlarını karşılamadığı, sık satın alınan mal ve hizmetler olmadığı kabul edilmelidir.
Aynı şekilde, hitap ettiği ortalama tüketici / alıcı kitlesinin, yeterli ölçüde bilinçli / dikkatli / özenli / bilgili alıcılardan oluştuğu ve bu mal ve hizmetleri satın alma sürecinde uzun vakit geçirdikleri, ürünlerin fiyatları da dikkate alındığında, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak / makul süreli bir araştırma yaparak yanlış / eksik mal veya hizmet alma riskini azaltmaya çalıştıkları, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak, diğer mal ve hizmetlere göre, görece seçici davranıp satın alma kararını verdikleri değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Anlamsal / kavramsal, sesçil, görsel olarak bütünsel karşılaştırmanın esas olması hususu dikkate alındığında; davacı yanın markasındaki öne çıkan unsurun “...” ibaresi olduğu, davalı yanın markasında “... ...” ibaresinin ön plana çıktığı, bir markada bir veya daha fazla unsurun baskın karakterine karar verilirken, özellikle bu unsurların her birinin asıl niteliklerinin diğer unsurların asli nitelikleriyle karşılaştırılmasına ve ayrıca ek ve yardımcı olarak çeşitli unsurların markadaki konumlarına dikkat edilmesi gerektiği (....) (....), bu doğrultuda, dava konusu markada yer alan esas unsurun davalı yan markasında da aynen bulunduğu,
taraf markalarında ayırt edici, esas unsurun görsel, anlamsal ve sesçil olarak benzer olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu hali ile de taraf markaları arasında görsel, işitsel, anlamsal açıdan benzerlik bulunduğu, potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacakları için, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları (....), somut olayda ilgili alıcı kitlesinin, ortak ibarelere odaklanacağı, “...” ibaresinin markalarda dikkat çektiği, vurguyu topladığı,
“markaların kullanılacağı mal ve hizmetlerin türü ne kadar yakınsa, markaların karıştırılması tehlikesinin de o kadar büyük olduğu ve yeni markanın eskisinden belirgin şekilde farklı olması gerektiği”, bu nedenle de taraf markalarının aynı malları içerdiği de görülmekle taraf markalarının benzer olduklarının kabul edilmesi gerektiği, neticeten de taraf markalarında yer alan işaretlerin karıştırılma ihtimali yaratacağı kanaatine ulaşılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalı Hakim ... · e-imzalı
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/229, K. 2024/74, 15 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama