KÜNYE
T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2024
- Esas no
- 2023/342
- Karar no
- 2024/73
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ...
Karar Metni
3.438 kelime·17 dk okuma·12 bölüm
Av. ... -...
DAVALILAR
1- ... -... Av. ... - ... : 2- ... - ...
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/09/2023
KARAR TARİHİ : 15/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/03/2024
DAVA
Davacı vekili 18/09/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle; müvekkilinin .... sayılı "...." ibaresi esas unsur olan tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ... 'na (...) başvuruda bulunduğunu, ... kod numarasını alan başvurunun ... ilanı üzerine müvekkili tarafından itiraz edildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin ...'in ... sayılı ... (...) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, ancak söz konusu kararın hatalı olduğunu,
davacının “...” markasının gerçek hak sahibi olarak bu markayı gerek yurt içinde gerekse yurtdışında uzun yıllardan beri yoğun ve ciddi bir surette kullandığını, davacının tescilli ve tanınmış “...”li seri markaları bulunduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, ayrıca birebir aynı emtialarda kullanılacaklarını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimali bulunduğunun kabulünün gerektiğini, zira karşılaştırılan markaların kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin dikkat ve özen seviyelerinin de düşük olduğunu,
dava konusu markada geçen “...” ibaresinin taraf markalarını farklı kılmaya yetmediğini, dava konusu edilen markanın tescili halinde davalı şahsın davacının markalarının tanınmışlığından haksız bir fayda elde edeceğini, ayrıca davacının tanınmış markalarının ayırt ediciliklerinin ve itibarının zedeleneceğini, davalı şahsın marka olarak davacının tanınmış ve seri markalarına bu derecede benzer bir işareti tercih etmiş olmasının davalı şahsın kötü niyetinin ve davacı ile haksız rekabet yapma saikinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek,
... ...’in ... sayılı kararının iptalini ve ... başvuru sayılı markanın tescil edilmişse hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinine karar verimesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Dava dilekçesi davalı şahsa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, ancak davalı şahıs yasal süresi içerisinde davanın esasına cevap vermediği gibi dava dosyasına bilahare herhangi bir savunma da sunmamıştır.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/3, 6/5, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ....sayılı kararın iptali istemine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK
HÜKÜMLER ve GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi markalardan .... sayılı davacı markaları açısından, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım iddiasının, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının alınan ... kararına etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya tebliğ tarihinin 20/07/2023 olduğu, 18/09/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in .... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına ... LTD.ŞTİ. ve ... adlarına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...", "... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
1) ... LTD.ŞTİ. adına
yapılan itirazın incelenmesi sonucunda; Yapılan değerlendirmede, başvuruya konu markanın tertip tarzı itibariyle itiraz gerekçesi markalardan farklılaştığı ve ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği değerlendirildiğinden, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır. Son olarak, itiraz sahibinin emsal kararlar gerekçeli itirazı, farklı markalar hakkında verilen kararların incelenen başvuruyla ve bu başvuru hakkındaki kararla bağlantısının bulunmaması nedeniyle haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir.
2) .... ANONİMŞİRKETİ adına
yapılan itirazın incelenmesi sonucunda; Yapılan değerlendirmede, başvuruya konu markanın tertip tarzı itibariyle itiraz gerekçesi markalardan farklılaştığı ve ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği değerlendirildiğinden, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır. Son olarak, itiraz sahibinin emsal kararlar gerekçeli itirazı, farklı markalar hakkında verilen kararların incelenen başvuruyla ve bu başvuru hakkındaki kararla bağlantısının bulunmaması nedeniyle haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir.
KARAR Her iki itirazın da reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. ",
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Madde kapsamında SMK 6/3 'e ilişkin olarak;
Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine marka başvurusu reddedilir. SMK 6/3 kapsamında sağlanması gereken bir koruma için markaların tescilli olması gerekmediği gibi Türkiye’de satış yapılmasının dahi gerekmediği yönünde doktrinde görüşler ve ... kararları bulunmaktadır. Örneğin, ... 2009 yılında verdiği 07/07/2009 tarihli ve ... sayılı ilamı ile Türkiye’de tescili bulunmayan ve Türkiye’de satılmamış olan “...” markasına yönelik olarak yurt dışında var olması ve gerçek hak sahibi olduğunun tespit edilmesi dahilinde davalı markasının tescilin mümkün olmadığı yönündeki yerel mahkeme kararını onamıştır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
... içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyet bahsedebilmek için;
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir.
Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir.
Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Başvuru Markası "..." (...) 29, 30. sınıf
Davacı Markaları "..." esas unsur ibareli markalar. (.... ) .... sınıflar.
Bilirkişi heyetinden alınan 29/12/2023 havale tarihli raporda konu ayrıntılı irdelenmiş olup özetle;
"...1)Karşılaştırılan işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer olmadığı,
2) Davacının muhtelif markaları özelinde, dava konusu edilen markanın kapsamına giren tüm emtialar açısından emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği,
3)Dava konusu edilen markanın kapsamına giren emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin, bu emtiaları satın aldıkları anda bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin yüksek olmadığı,
4)(1) nolu bentte yer alan değerlendirmeden dolayı, (2) ve (3) nolu bentlerdeki tespitlere rağmen, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı,
5)Davacının “gerçek hak sahipliği” ve “tanınmışlık” iddialarının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı,
6)Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği,
7)Dava konusu edilen 19.07.2023 tarihli ve ... sayılı ... Kararının, bu değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu,
8)Davacının hükümsüzlük talebinin, bu değerlendirmeler ile uyumlu olmadığı,..." ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1. 6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME
1) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Kapsamında Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davacı başvurusu kapsamında 29, 30. sınıflardaki:
"29 Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.
30 Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları.
Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez." mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza dayanak davalı markalarının ise .... sayılı markaların koruma kapsamında .... Sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin bulunduğu gözlenmektedir.
Dava konusu edilen markanın kapsamına giren emtiaların tamamının, davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı muhtelif markalarının kapsamında birebir yer almakta olduğu, ayrıca davacının muhtelif markalarının çeşitli gıda ürünlerinin 35. Sınıf altında satışı hizmetleri ve 43. Sınıf altında yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden de tescilli olduğu, bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtia sayılması gerektiği, doktrinde ve ... içtihatlarında kabul edildiğinden; iltibas değerlendirmesinin ilk aşaması olan mal/hizmet benzerliği şartının oluştuğu anlaşılmıştır.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen 29 ila 30. Sınıflara giren gıda ürünlerinin hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesi incelendiğinde; bu emtiaların hepsi, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerdir ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmaması, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelememesi,
sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışması nitelikleri de gözetildiğinde, bu ürünlerin daha ziyade günlük tüketime konu/nispeten ucuz fiyata satılan emtialar olması nedeniyle de tüketicilerin, bu emtiaları satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/ dikkat/özen seviyesinin yüksek olmadığı değerlendirilmiştir.
2. Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme:
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. İşaretler de parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Dava konusu edilen marka renk, şekil ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma bir markadır; işarette dörtgen bir zemin içerisine basit çizgilerle resmedilmiş bir ev/ağaç/güneş/ çit/yol görüntüsü konuşlandırılmış, üzerine de dikdörtgen şeklinde beyaz bir zemin/bant içerisine pembe renkli harflerle “...” ibaresi, “...” ve “...” harfleri büyük olacak şekilde birleşik olarak yazılmıştır. Markada göze çarpan unsur kelime unsuru olup, "..." ibaresinin tamamıdır.
Davacı markaları ise şekil unsurundan yoksun kelime markalarıdır; işaretlerde “...” ibaresi, düz yazım karakterindeki siyah renkli harflerle veya el yazısı karakterindeki yeşil çerçeveli beyaz dolgulu harflerle, tek başına veya “....” gibi, tasviri/tanımlayıcı niteliği haiz, dolayısıyla markasal hüviyette ayırt edicilikten yoksun/bir markanın esas unsuru olamayacak cins isimlerle bir arada kullanılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta incelenmesi gereken husus; taraf markalarında ortak olarak geçen “...” ibaresinin, bilinen/yerleşik anlamından dolayı bir markada esas unsur olarak himaye görüp göremeyeceği hususudur. Zira; “...” kelimesi Türkçe’de “bir bölgenin belli bir yer ve çevresini kaplayan sınırlı bölümü, mahal, civar” şeklinde bilinen/yerleşik anlamı olan bir ibaredir.
Bu ibarenin bahsi geçen anlamı itibariyle, markasal hüviyette soyut ayırt ediciliğinin zayıf olduğu değerlendirilse de, aynı tespit, uyuşmazlık konusu olan gıda ürünleri yönünden netlikle yapılamamaktadır.
Zira; her ne kadar gıda ürünlerinin “...” olabileceği kabul edilebilse de, “...” değil de “...” şeklinde kullanılmış haliyle bu ibarenin söz konusu emtialar yönünden markasal hüviyette asgari seviyede de olsa “orijinal” bir niteliği taşıdığı, kelimenin sözlük anlamından uzaklaşıldığı ve dolayısıyla markasal hüviyette somut ayırt ediciliğinin, başka herhangi bir kelimeden daha zayıf/düşük olmadığı değerlendirilmiştir.
Bununla birlikte markalarda görsel unsurların, tüketicilerin markalara yönelik tecrübelerini 3. kişilere aktarımında ikincil planda olacağı, başka bir ifadeyle davalı markasında olduğu gibi, sözcük ve şekil unsurlarından oluşan markalarda tüketici algısında sözcük unsuru daha ön planda olacak olup tüketicinin, mal veya hizmet ile marka arasındaki ilişkiyi tanımlarken figüratif unsurları açıklamak yerine doğrudan sözcük unsuru ile markayı ifade edeceği değerlendirilmektedir. Bu durum doktrinde "söz görünümden yüksek sesle konuşur" ilkesi olarak da kabul edilmiş bir ilkedir. Bu durumda "..." ibaresinden kaynaklı olarak taraf markalarının benzer olduğuna kanaat getirilmiştir.
Öte yandan; davacının "..." esas unsurlu seri markalarının bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının söz konusu markalarını tanımış ve bilen bir tüketicinin davalı markası ile karşılaştığında, bu markanın davacının seri markalarından biri olduğunu düşünebileceği değerlendirilmiştir.
Görsel ve fonetik açıdan ortaya çıkan bu sonuç, ... ibaresinin her iki taraf markasında da yer alması sebebiyle kavramsal açıdan da aynı sonucu vermektedir.
Sonuç olarak; yukarıda detaylı olarak incelendiği üzere, taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan benzerlik bulunmuş, somut davada emtia ayniyeti/ benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olmasından dolayı, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.
SMK 6/3 MADDESİ UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Markanın tescil öncesinde kullanılması yoluyla ilgili piyasada bilinir hale getirilmesi durumunda, söz konusu marka üzerinde tescil öncesinde hak sahipliği ortaya çıkabilmektedir. Bu durumda tescil öncesinde işaret üzerinde markasal kullanım yoluyla elde edilen bir hak söz konusudur. Kişiye gerçek hak sahibi sıfatı atfedilmektedir. Diğer bir ifadeyle marka üzerindeki hakkın kazanılması ve korunması açısından önceliğin tescilden önce elde edilmesi de mümkündür.
Buna göre bir işareti seçip, kendine mal eden ve markasal kullanım yoluyla ilgili ürün pazarında bilinir hale getiren kişi gerçek hak sahibi konumuna gelmektedir. Gerçek hak sahipliği tespit edilirken işaretin ilgili ürünlerde ilk defa kim tarafından kullanıldığına veya tescil edildiğine bakılmaktadır.
Bir işaretin işletmenin broşürlerinde, kataloglarında, faturalarında vs. ticari evrakında sunulan ürünlerin ayırt edilmesini sağlayacak ve işletmesel köken gösterecek biçimde kullanılması markasal kullanıma karşılık gelir.
SMK ....6/3 gereği öncelik hakkına konu edilebilecek kullanım tescilsiz bir marka aracılığıyla olabileceği gibi tescilsiz ticaret unvanı, tescilsiz işletme adı gibi ticaret sırasında kullanılan başka bir işaret vasıtasıyla da gerçekleştirilebilir. SMK .... 6/3 hükmü önceki ticaret unvanı ve işletme adını veya tescilsiz olup önceden ticaret hayatında fiilen ayırt edici bir işaret olarak kullanılan markayı sonraki marka başvurularına/tescillerine karşı korumaktadır. Bu doğrultuda marka tescil başvurusunda bir başkasına ait işletme adı/ ticaret unvanı/tescilsiz marka bulunuyorsa bu marka tescilinde bir nispi ret nedeni ve SMK .... atfı doğrultusunda tescil edilmiş bir marka için hükümsüzlük gerekçesi teşkil edebilir.
SMK ....6/3 gereği, tescilsiz bir markanın, işaretin, ticaret unvanının eskiye dayalı kullanımı yoluyla bu marka, işaret, unvan üzerinde hak sahibi olan kimsenin bu markayı tescil ettirenin, tescil başvurusunu engelleme veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğü için talepte bulunma yetkisi mevcuttur.
SMK ....6/3 açısından hükümsüzlük yaptırımının uygulanabilmesi için Nice sınıfları/alt grupları bakımından benzerliğin/ayniyetin bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. Zira SMK ....6/3 uyarınca eskiye dayalı kullanım nedeniyle öncelik hakkı (üstün hak) hangi mal ve hizmetler için mevcutsa, yalnızca o mal ve hizmetler bakımından tescil engeli ve hükümsüzlük yaptırımı söz konusu olabilecektir. Dolayısıyla gerçek hak sahipliğine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davalarında iddiada bulunan kimsenin geçmişte hangi sınıflarda/alt gruplarda, hangi mal ve/veya hizmetler bakımından öncelik hakkına sahip olduğu ve hükümsüzlüğü istenen markanın tescilli olduğu mal ve/veya hizmetler yönünden benzerliğin/ ayniyetin var olup olmadığı hususları tespit edilmelidir.
Dava konusu edilen “...” markasının, kendisi tarafından uzun yıllardır ciddi ve yoğun bir biçimde, Türkiye genelinde kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu tevsik eden yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delili, dava/marka işlem dosyasına sunmuş değildir. Somut olayda, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
4. SMK 6/5 Uyarınca Tanınmışlık Hususunda Yapılan Değerlendirme
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı anlaşılmıştır.
Kötü Niyet Hususunda (SMK 6/9) Yapılan Değerlendirme Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9'un uygulanabilir olmadığı anlaşılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup, yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu ... kararının yerinde olmadığı değerlendirilmiş ve davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır. Hakim ... · e-imzalıdır. Davacı Masraf Dökümü: · İlk Masraf 578,10.-TL · Posta Masrafı 541,00 .-TL · Bilirkişi Ücreti 7.000,00.-TL · Toplam 8.119,10-TL
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/342, K. 2024/73, 15 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama