KÜNYE
Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2024
- T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2024/5 Esas - 2024/313
- Esas no
- 2024/5
- Karar no
- 2024/313
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ....
- Vekili
- Av. ...
- Davalılar
- 1- ....
Karar Metni
2.838 kelime·14 dk okuma·12 bölüm
2- ... Av. ....
DAVA
Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/01/2024
KARAR TARİHİ : 10/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/09/2024
TALEP
Davacı vekili 05/01/2024 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin ... sayılı "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, .... (...) ilanı üzerine müvekkili tarafından .... (...) itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ... (...) tarafından reddine karar verildiğini;
söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira davacının “...” ibaresini ilk olarak 1990 yılında marka olarak tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak tescilli marka sayısını arttırdığını ve seri markalar oluşturduğunu, Türkiye’de ve ... nezdinde tescilli onlarca “...”lu markasının olduğunu, “... ...” ürünlerinin ambalajları için de endüstriyel tasarım tescillerinin ve başvurularının bulunduğunu, davacının “...” markalarına global bir koruma sağlamaya çalıştığını,
davalının davaya konu “...” marka başvurusunun “...” ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettiğinden kendi tescilli “...”lu markalarıyla iltibas yaratma ihtimalinin kuvvetli olduğunu, dava konusu edilen markada “...” ibaresinin önüne eklenen ve ayırt ediciliği düşük olan ‘‘...’’ ibaresinin işarete markasal hüviyette ayırt edicilik katmamış olduğunu, ayrıca dava konusu edilen markada “...” ibaresi haricinde başka bir unsur da kullanılmadığını, dolayısıyla bu markanın davacının “...”lu seri markalarının arasına sızma ihtimalinin yüksek olduğunun kabulünün gerektiğini,
ayrıca davacının “...” markasının tanınmışlığının ... tarafından da kabul edilerek ... sayı tahtında ilgili sicile şerh olunduğunu, davalının tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ... sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzemediğini, davacı tarafından iltibas yarattığı iddia edilen “...” kelimesinin, hem genel olarak hem de çekişme konusu yapılan emtialarda tasviri anlamı olan, yani markasal hüviyette ayırt ediciliği düşük olan bir ibare olduğunu, bu ibarenin gerçek anlamıyla bir markada kullanılmasının dürüst kullanım kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca dava konusu edilen emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin dikkat ve özen seviyesinin yüksek olduğunu,
markalar benzemediği için de davacının tanınmışlık iddialarının somut olaya bir etkisi olmadığını, davacının kötü niyete dayalı iddialarının da ispat edilemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Dava dilekçesi davalı firmaya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, ancak davalı firma davaya cevap vermemiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 17/11/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 05/01/2024 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ
... numaralı marka tescil başvurusu dosyası içeriğinin örneği incelendiğinde; davalı firmanın 07.10.2022 tarihinde 05. sınıfa giren emtialarda kullanılmak üzere dosyaladığı "..." ibareli marka başvurusunun tescil edilmek üzere .... 'de ilanı üzerine, davacının SMK m. 6/1, m. 6/4 ve m. 6/5 hükümlerine ve ... ve ... sayılı “...”lu markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, bu itirazın ...'nin 24.04.2023 tarihli ve ... sayılı kararı ile markalar benzer görülmediğinden, mesnet alınan tüm markalar ve tüm gerekçeler açısından reddedildiği, itirazı reddedilen davacının itirazını aynı gerekçelere ve aynı markalara dayalı olarak yenilediği, ancak bu itirazın da ...’in ...’nun huzurda dava konusu edilen 16.11.2023 tarihli ve ... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği anlaşılmaktadır.
... ...'in ... sayılı kararında:
"... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ... sayılı "...." ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
...
Karıştırılma olasılığına ilişkin bütüncül değerlendirmede, ilgili malların veya hizmetlerin ortalama tüketicisinin makul derecede bilgili, gözlemci ve ihtiyatlı varsayılır. Bununla birlikte, ortalama tüketicilerin farklı markalar arasında doğrudan bir karşılaştırma yapma şansına nadiren sahip olduğu, bunu yerine markaların zihninde kalan tam olmayan imajını (hatırasını) esas aldığı faktörü dikkate alınmalıdır. Buna ilaveten, ortalama tüketicilerin dikkat seviyesinin, ihtilafa konu malların veya hizmetlerin niteliğine göre değiştiği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Önceki tarihli markanın ayırt edici gücü arttıkça, karıştırılmanın ortaya çıkması olasılığı da artar. Bu nedenle, ayırt edici gücü, tabiatı gereği veya piyasada sahip olduğu bilinirlik (ün) nedeniyle, daha yüksek olan markalar, ayırt edici gücü düşük olan markalara kıyasla daha geniş korumadan yararlanılırlar. Bu nedenle, karıştırılma olasılığının varlığı araştırılırken önceki markanın ayırt edici gücü ve özellikle sahip olduğu bilinirlik (ün) dikkate alınmalıdır.
Birden fazla unsurdan oluşan bileşke markalar söz konusu olduğunda, iki marka arasındaki benzerliğin tespiti, bileşke bir markayı oluşturan öğelerden sadece birisini alarak, o öğeyi başka bir markayla karşılaştırmanın ötesinde bir incelemeyi gerektirir. Karşılaştırma, ihtilaf konusu markaların her birini bütün olarak inceleyerek yapılmalıdır, ancak bazı durumlarda, bileşke markayı oluşturan öğelerden biri, bileşke markanın kamunun ilgili kesiminde yarattığı bütüncül algıda baskın konumda bulunabilir.
Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir.
Somut olaya ilişkin yapılan değerlendirme sonucunda, "..." ibaresinin, özelikle gıda sektöründeki farklı firmalar tarafından, ürünlerin niteliğini gösteren bir ibare olarak yaygın kullanımı bulunduğu; "..." ibaresinin gıda sektörünün farklı alanlarında faaliyet göstermekte olan yerli ve yabancı menşeili çok sayıdaki firma tarafından, ilgili ürünlerin diyet ürünler olduğunu belirtmek amacıyla yaygın olarak kullanıldığı, bu nedenle de ayırt etme vasfı düşük nitelikte bir ibare olduğu tespit edilmiştir.
Bu kapsamda, Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır.
Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Çekişme konusu markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek düzeyde benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığından SMK m. 6/4 kapsamındaki itirazın da reddi gerekmiştir.
Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmüne amirdir.
Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir.
Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası "..." (...) 05. sınıf.
Davacı Markaları "..." ( ...) 05, 29 30, 32. sınıflar. Davacı taraf her ne kadar ... sayılı markaya da dayanmış ise de marka kaydının incelenmesinden, belirtilen markanın "..." ibaresinden meydana geldiği görüldüğünden, mesnet alınabilecek bir marka olmadığı anlaşılmıştır.
Davacının Davasına Mesnet Aldığı Markaları: "..." (...) 05, 29, 30, 32, 38, 42, 43 sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 04/06/2024 havale tarihli raporda özetle:
"1) Karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığı,
2) Davacının muhtelif markaları yönünden, davalı markanın kapsamına alınmak istenilen ve dava konusu edilen tüm emtialar açısından aynı/benzer/türdeş olma şartının gerçekleştiği,
3) Taraf markaları benzer olmadığından, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı,
4) Davacının “tanınmışlık” iddialarının dava konusu edilen markanın tesciline/ hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı,
5) Hükümsüzlük talepli dava özelinde41; davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği,
6) Dava konusu edilen 16.11.2023 tarihli ve ... sayılı ... Kararının, bu değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu,
7) Davacının kısmi hükümsüzlük isteminin, bu değerlendirmeler ile, uyumlu olmadığı," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor yada ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 05. Sınıftaki:
"05: Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise "...." ibarelerinden meydana geldiği kapsamında 05. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Bu kapsamda davacının hem huzurdaki davasına, hem de ... nezdindeki itirazlarına mesnet aldığı markalarının tescilli olduğu emtialar ile davalının markasının kapsamına giren ve dava konusu edilen emtiaların birebir aynı olduğu anlaşılmıştır.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, davalının markasının kapsamına giren ve dava konusu edilen emtiaların internette bile satılıyor olduğundan ulaşması kolay emtialar olduğu gözetildiğinde, bunların hitap ettiği tüketicilerin bilinç/dikkat/özen seviyesinin düşebileceği fiili gerçeği gözetilse de, bu ürünlerin fiyatları görece yüksek olduğundan ve “insan sağlığı” ile ilişkileri olduğundan tüketicilerin daha seçici ve dikkatli davranmalarının beklenebileceği değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Davacının muhtelif markalarında “...” ibaresinin yanında “ambalaj şekli” içeriğindeki birden fazla renk ve şekil unsurları vardır. Davacının sırf kelime markalarında ise; “...” ibaresi, başkaca kelime unsurlarıyla birlikte kullanılmış ve her seferinde de markalarda geçen tüm kelime unsurları, düz yazı karakterinde siyah harflerle yazılmıştır. Bu markalarda geçen, “...” ibaresini de ihtiva eden kelime unsurlarının, bir bütün/kelime öbeği olarak markaların esas unsuru olduğu değerlendirilmiştir. Dava konusu edilen marka ise renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markasıdır; işarette düz yazım karakterindeki siyah renkli harflerle, sadece baş harfi büyük olacak şekilde yazılmış “...” ibaresinin bir bütün olarak markanın esas/tek unsuru olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur.
Karşılaştırılan taraf markalarında ortak olan ibare “...” ibaresi olup, dava kapsamında önem arz eden hususun belirtilen ibarenin taraf markalarında ortak bulunmasının iltibas oluşturup oluşturmayacağıdır.
Fransızca kökenli olan “...” ibaresinin, Türkçe’de “biçim, bir şeyin istenilen ve olması gereken durumu” (... ) anlamına gelen yerleşik bir algı uyandırdığı, markaların üzerinde kullanılacakları/somut uyuşmazlığa konu edilen, bilhassa, dava konusu edilen 05. sınıfa giren gıda/besin/diyet takviyeleri ve bitkisel içecekler açısından tasviri/tanımlayıcı bir ibare olduğu cihetiyle, markasal hüviyette somut ayırt edici niteliğinin bulunmadığı ve bu haliyle bu emtialar açısından tek başına bir markanın esas unsuru olamayacağı/marka olarak kimsenin tekeline verilemeyeceği değerlendirilmiştir.
Zira; günümüzde sağlık ve diyet beslenme kültürünün yaygınlaşması sonucu “sağlıklı ürünler ve diyet ürünleri” olarak tanımlanan bir gıda/besin takviyesi grubu raflarda yerini almıştır. Bu ürünler, tüketicilerin“formunu korumak” amacına hitap etmektedir ve dolayısıyla “...” ibaresi bu ürünler açısından markasal hüviyette somut ayırt ediciliği bulunmayan, herkes tarafından sıklıkla kullanılan bir ibare haline gelmiştir.
Böyle ayırt edici niteliği zayıf olan veya zaman içerisinde ayırt ediciliği zayıflayan ibareleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak yani o tanıtma işaretinin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu, böyle ibareleri içeren markalarda ayırt ediciliği düşük olan örtüşen bileşenlerden ziyade diğer unsurlara yönelmek gerektiği yönünde doktrinde ve ...
Kararları’nda yerleşmiş bir görüş bulunmaktadır.
Öte yandan; zayıf/ayırt edici niteliği düşük ibareleri ihtiva eden markaların da, zamanla reklam ve yaygın kullanım yoluyla daha yüksek bir ayırt ediciliğe ulaşabileceği, hem öğreti hem ... tarafından kabul edilmektedir. Buna özellikle zayıf unsurlardan oluşan markaların seri marka olarak ve yaygın şekilde kullanıldığı durumlarda rastlanmaktadır. Böyle durumlarda her ne kadar marka zayıf bir unsur içermekteyse de, herhangi bir zayıf markanın aksine koruma kapsamının genişlediği kabul edilmektedir. Somut olay açısından ise böyle bir durumun mevcut olduğu söylenememektedir.
Ayrıca, davalının markası “...” ibaresini tek başına değil, bütünleşik “...” kelimesinin sonunda ihtiva etmektedir. Ortalama bir tüketici, dilbilgisi kurallarından kaynaklı olarak markaların başlangıç seslerini oluşturan ibarelere normal şartlarda daha fazla dikkat etmekte olup, tüketiciler markaların başlangıçlarında yer alan ilk unsurlara, soldan sağa okuma alışkanlığı nedeniyle, daha fazla odaklanmaktadırlar. İçerisinde (başlangıç kısmında değil) “...” hecesi geçen her kelimenin davacının markaları ile benzer olduğunun söylenmesi mümkün görülmemektedir. Sonuçta, taraf markalarında “...” markasının geçiyor olmasının, markaları görsel olarak benzer kılmaya yeten baskınlıkta bir durum yaratmadığı değerlendirilmiştir.
Görsel açıdan ortaya çıkan bu farklılıklar, duyusal/işitsel/fonetik açıdan bakıldığında da aynı sonucu vermektedir. Markalarda “...” ibaresi dışında başkaca kelime unsurlarının da kullanılmış olması ve bu nedenle markaların esas unsurlarının dahi farklı okunuyor olması nedeniyle, markaların okunuşlarının, kulakta bıraktıkları “tını”ların fonetik açıdan birbirlerinden yeterli derecede farklılaştıkları değerlendirilmiştir.
Kavramsal açıdan bakıldığında; taraf markalarında ortak olan “...” ibaresi, Türkçe’de “bedenin sağlıklı ve zinde/formda olması” anlamını çağrıştırmasına rağmen, davalının markasında bu ibarenin “...” şeklinde, orijinal olan/yerleşik bir anlamı olmayan bir kelime öbeğinin içinde geçmesi ve bahsedilen anlamı çağrıştırmaktan uzaklaşmış olması nedeniyle tüketici zihninde uyandırdığı “orjinal/anlamı bilinmeyen bir kelime öbeği” ilk algısı, davacının, yerleşik anlamı olan “...” esas unsurlu markalarının yarattığı kavramsal algıdan oldukça farklılaşmaktadır. Bu nedenle; somut olayda karşılaştırılan markaların/işaretlerin tüketici zihninde uyandırdığı ilk algının da birbirlerine yakınlaştığı söylenememektedir.
Bütün bunlara göre; taraf markalarında ortak olarak “...” ibaresinin geçiyor olmasının, işaretleri görsel, fonetik ve kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer kılmaya yetmediği değerlendirilmiştir. Neticeten mahkememizce, her ne kadar davacının muhtelif markaları açısından, karşılaştırılan markalar aynı emtialarda kullanılacak ise de taraf markaları benzemediğinden, somut olayda markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
2. SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı kanaatine varılmıştır.
3.KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
4. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME Taraf markalarının benzer olmaması ve SMK’nın 6/5, 6/9 bendi koşullarının mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır. Hakim ... · e-imzalıdır.
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/5, K. 2024/313, 10 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama