KÜNYE
T.C. "Türk Milleti Adına" Ankara 4. Fikri Ve Sınaî Haklar
- Mercii
- Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Haziran 2022
- T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2021/242 Esas - 2022/186
- Esas no
- 2021/242
- Karar no
- 2022/186
- Dava
- Marka ... Sayılı ... Kararı İptali
- Dava tarihi
- 25/08/2021
- İddia
- —
Karar Metni
1.851 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkilinin 1961 yılından bu yana faaliyet gösterdiği alanda birçok ürünün tanıtımı ve geliştirilmesini sağlayarak bir kalite sembolü olduğunu, “...” markasının Türk Patent tarafından tanınmış marka olarak kabul edildiğini, müvekkilinin ... markalarının yoğun kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanarak tanınmış marka haline geldiğini, bu markaların Türk Patent tarafından da tanınmış marka olarak kabul edildiğini, ... markalarının birçok dünya ülkesinde tescilli olduğunu ve bu markalı ürünlerle ihracat yapıldığını,
müvekkillerinin ...markasını ilk olarak 1985 yılında tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde büyük yatırımlar yaparak markalarını arttırdığını, “...” markasını taşıyan ürünlerini piyasaya sürdüğünü, o zamandan beri bu ana markaya dayalı birçok marka başvurusu yaptığını, bu ürünün pazarlanmasını sağlamak amacıyla ciddi yatırımlar yaparak büyük bir reklam bütçesi sağladığını, gıda ürünleri sektöründe bu anlamda markalarını uzun yıllardır nizasız ve fasılasız bir şekilde kullandığını, “...” ibareli markalarına, ciddi maddi yatırım yaptığını, davalının “... ...” ibareli marka tescil başvurusunun ilanına itiraz yapıldığını,
bu itirazın ... tarafından red edildiğini, müvekkilinin tescilli “... ve ...” ibareli markaları ile davalı tarafından tescil ettirilmek istenen “... ...” ibareli markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunu, ortalama tüketici nezdinde iltibas oluşturacağını, taraf markaların bulunduğu mal ve hizmet sınıfının aynı olduğunu, bu durumun iltibas ihtimalini kuvvetle muhtemel kıldığını, davalının müvekkillerine ait tanınmış “...” markalarına benzer marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetli bir davranış olduğunu, ortalama tüketici nezdinde taraf markaların iltibas oluşturacağını,
davalı markasında yer alan ... ibaresinin davalının lider markası olduğunu, ... ibaresinin de müvekkilinin çatı markası ve ticaret unvanı olduğunu, davalının tescil başvurusunda bulunduğu markanın başlangıç unsurunun ... ibaresi olduğunu, markalarda hiçbir anlam ihtiva etmeyen “İ” eki dışında birebir aynı olduğunu, ortalama tüketici nezdinde iltibas oluşturacağını, davalı şirkete ait markaların tesciline cevaz verildiği takdirde bu durumun müvekkillerine ait “...” ibareli tanınmış markalarının ayırt edici karakterine zarar verecek ve davalının müvekkilleri markalarından haksız yarar sağlamasına sebep olabileceğini belirterek.
Türk Patent’in 07.07.2020 tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline, ...sayı ile tescil başvurusu yapılan “... ... ibareli markanın tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, tescili halinde hükümsüz sayılmasına ve sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firmaya usulüne uygun tebligat yapıldığı halde davaya cevap vermediği görülmüştür.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ...başvuru sayılı markası ile davacı tarafın mesnet markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas oluşup oluşmadığı, davacı tarafın markalarının SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlığı, davalı başvurusunun SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli ve TTK 54 ve devamı maddelerine göre haksız rekabet oluşturacak şekilde yapılıp yapılmadığı, Türk Patentin ... sayılı ... kararının iptaline davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediğine noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 08/07/2021 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı TürkPatent Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 25/08/2021 tarihinde ve 6769 sayılı SMK 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
TÜRKPATENT ...'nun ... sayılı kararında; "... sayılı "..... " ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6/1, 4, 5 nci maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Yapılan incelemede, başvuruda ''...'' ibaresinin çatı marka olduğu, ''...'' ibaresinin alt marka olduğu görülmüş olup, başvuru ile itiraz gerekçesi markalardan ... sayılı ve ''...'' ibareli marka olarak değerlendirilmesine rağmen, başvuru kapsamında tescili talep edilen malların itiraz gerekçesi markanın kapsamında yer almadığı görülmüştür.
Belirtilen hususlar kapsamında, başvurunun ihtiva ettiği görsel, işitsel unsurlarla birlikte itiraz gerekçesi markadan farklılıklar içermesi, markaların benzerlik düzeyi ile mal/hizmetlerin farklı tür olması birlikte dikkate alındığında sayılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varıldığından , muterizin 6/1 gerekçeli itirazının reddi gerekmiştir.
Başvuru ile itiraz gerekçesi ... sayılı "...dolgulu", "...dolgulu", "... pasti", "... ...", "...", "...müzik akademisi" markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak ihtiva ettikleri unsurların tamamı ile birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığı, ilgili markaların tanınmışlık düzeyinin de bu durumu değiştirmeyeceği kanaatine varılmıştır.
Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir" ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir.
Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir.
Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan);
Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.
(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." hükmü yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... ...+şekil (2020/74445) ... PASTİ (2018/104315)
29. Sınıf 30. Sınıf
... (2018/59305)
05,29,32,30. Sınıf
(...'da geçen diğer markalar)
Bilirkişi heyetinden alınan 11.04.2022 tarihli raporda ÖZETLE; " Davalıya ait ... sayılı “... ...+şekil” ibareli marka ile davaya mesnet gösterilen değerlendirme bölümünde yer alan tabloda gösterilen başat unsur “...” ve “...” ibareli ... sayılı markalar arasında görsel, işitsel anlamda benzer olduğu, bununla birlikte taraf markaların kapsamında yer alan dava konusu 29. Sınıftaki tüm mallarda birebir aynı olması nedeniyle 6769 S. SMK m.6/1 anlamında iltibas tehlikesinin oluşacağı,
Davacının mesnet gösterdiği markalar, tüketiciler tarafından iyi bilinen bir marka olduğundan 6769 SMK’nın 6/5 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşeceği,
Dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı konusundaki nihai takdirin Sayın Mahkemenin değerlendirmesinde olduğu " şeklinde ifade edilmiştir.
GEREKÇE
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "... ...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait “... ... ” ibareli... sayılı markalar arasında emtia benzerliği yanında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu,
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu mallardan satın almak istediğinde davalı başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının “...” ve “...” ibareli... sayılı markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, benzerlik nedeniyle her iki markada bir yanılgı yaşayabileceği,
benzerlik nedeniyle her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği , taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesindeki iltibas /karıştırılma / benzerlik koşulu oluştuğu ; (bu kısımda bilirkişi raporu uygun bulunduğu)
Davacı tarafın SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; ( bu kısımda ise aksi yöndeki bilirkişi görüşüne HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle yukarıdaki gerekçe ile iştirak edilmediği);
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Ancak bu durumlar SMK 6/1 iltibas durumunu da ortadan kaldırmadığından neticeden aksi yöndeki ... kararının iptali ile dava konusu marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
E-İmzalıdır E-İmzalıdır
Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/242, K. 2022/186, 29 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama