İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARAR

Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/135 K.2024/102

Av. ... .... DAVALI : 1-.... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ...

Esas2023/135Karar2024/102Tarih1 Mart 2024Okuma27 dk · 5.476 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara, 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Mercii
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar tarihi
1 Mart 2024
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
2023/135 Esas - 2024/102
Esas no
2023/135 Esas
Karar no
2024/102
Hakim
....
Katip
...
Davacı
....
Vekilleri
Av. ....
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.476 kelime·27 dk okuma·10 bölüm

Av. ... .... DAVALI : 1-.... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA

Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)

DAVA TARİHİ : 22/03/2023

KARAR TARİHİ : 01/03/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2024

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili 22/03/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirketin, alanında adı duyulmuş, 35 yıllık deneyim ile yoğurulmuş, 12 yıldır ise sektörde bulunan bir halı üretim firması olduğu, sektöründe lider firmalardan biri olduğu, ''... ...'' ve ''...'' markaları ile yurt içi ve yurt dışında faaliyet göstermekle ciddi bir tanınmışlık seviyesine ulaşmış olduğu,

tanınmış markasının gücünün ve etkileme alanının kullanılarak davalı yanın marka başvurusunun müvekkili şirkete ait tescilli markalar ile aynı mal ve hizmet sınıfında olması ve ayırt edilemeyecek kadar benzer olması da göz önüne alındığında başvuru sahibinin haksız kazanç elde etmesinin söz konusu olacağı, müvekkili şirketin kendi '"... ...'' ve ''...'' markaları ile yurt içi ve yurt dışında tanınmış marka olarak gücünün ve etkileme alanının azalacağı, itiraza konu markada asıl marka olarak kullanılmak istenen kısım olan “...” ibaresinin müvekkilinin ‘’...’’ ibareli markaları ile aynı olduğu,

ayrıca başvurulan hizmetlerde müvekkilinin faaliyet alanı ile benzer olduğu, ilgili başvurunun müvekkilinin markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer olması ve müvekkili marka haklarına açık bir tecavüz oluşturması nedenleriyle ... kararının iptali ile ...

A.Ş. adına ... numaralı marka tescil başvurusunun tüm emtiaları ile reddine karar verilmesinin talep edildiği, müvekkiline ait “...” ibareli marka, toplumda güçlü bir imaja sahip olup, itiraza konu marka ile aynı sınıfta kullanılacağından ötürü söz konusu marka görüldüğü anda müvekkiline ait markanın anımsanacağı ve markalar arasında bağlantı kurulacağı, itiraza konu başvurunun tescili halinde müvekkilinin sektöründe “...” markası da zamanla ayırt edici karakterini haksız şekilde yitirebileceği, itiraza konu tescili talep edilen marka ile müvekkiline ait marka ayniyet derecesinde benzer olup,

bu markaların orta seviyedeki tüketici nezdinde karıştırılacak ve firmalar arasında ekonomik/idari/organik yönden bağlantı olduğunun düşünüleceği, .... tarafından SMK'nın 5.maddesi uyarınca herhangi bir inceleme yapılmadığının anlaşılmakta olduğu, SMK 5. madde hükümleri gereği mutlak ret nedenleri de incelenmiş olsa idi SMK m.5/1-ç hükmü çerçevesinde ...

A.Ş. adına ... numaralı marka başvurusunun tüm emtiaları ile reddine karar verilmiş olacağı, davalı kurumun da Marka İnceleme Kılavuzu'na uygun bir inceleme yaptığından söz edilemediği, davalı tarafından yapılan ''...'' ibareli marka başvurusuna karşı yapılan itiraz neticesinde .... tarafından itiraza konu başvurunun müvekkili şirkete ait .... başvuru nolu ''... ...'' tescilli markası ile benzer olduğu tespit edilmesine rağmen ''... ...'' ya da ''...'' gibi tescilli markalar ile karıştırılma ihtimali bulunduğu tespiti yapılamamasının mantıklı bir izahını da bulunamadığı,

davacı müvekkilinin .... sayılı ''... '', .... sayılı ''...'',.... sayılı "... ...'', .... sayılı ''... '', ... sayılı "... ...'', .... sayılı ''... '' ; ....sayılı ''...'',.... sayılı ''... ...'' olmak üzere tescilli markalarının bulunmakta olduğu, davalı marka başvurusuna mesnet gösterilen iş bu müvekkili şirket markalarının 5 yıllık koruma süresinin de henüz dolmamış olduğu hususlarını beyan etmekte, emsal yargı kararlarına yer vermekte ve ....’nun ... numaralı kararının iptali ile ... sayılı marka tescilinin tüm emtiaları ile reddine ve hükümsüz kılınmasına karar verilmesini talep etmektedir.

CEVAP

Davalı ... vekili 03/04/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.

Taraf markaları arasında anılan kanun maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, yerleşik ...kararlarında markalar arasında işaret ve mal/hizmet benzerliğinin birebir aynılığı durumunda 6769 sayılı Kanunun 5/1-ç maddesi anlamında benzerliğin kabul edilmekte olduğu, 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için ise, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmekte olduğu, somut olayda da ... tarafından yapılan incelemede davacının .... sayılı markaları hakkında kullanım ispatı talebinde bulunulduğu,

anılan markalara ilişkin davacının bilgi/belge göndermediğinden kullanım ispatı yapılamadığı bu nedenle iş bu markalar açısından SMK 6/1 anlamında benzerlik incelemesi yapılmadığı, ... kararında da ifade edildiği üzere; itiraz gerekçelerinden .... sayılı markaların başvuru ile benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığından,

diğer gerekçe markalardan .... sayılı markaların iş bu marka ile benzerliklerinin bulunduğu tespit edilmesine rağmen söz konusu markaların başvuru ile aynı veya aynı türde malları ihtiva etmediklerinden, .... sayılı markaların ise başvuru ile aynı/aynı türde malları kapsadıkları tespit edilmesine rağmen iş bu başvuru sahibi adına başvurudaki aynı yazım stili ile iş bu başvurunun kapsamındaki mallar ile önceki tarihte tescilli ... sayılı seri niteliğindeki markasının bulunduğu, ayrıca başvurudaki marka örneği ile .... sayılı markalardaki farklılıklar da dikkate alınarak,

bu kapsamda tüm markalar hakkındaki SMK 6/1 gerekçeli itirazın reddedilmiş olduğu, davaya konu marka, mal/hizmet listesi açısından davacı markaları ile benzememekle beraber davacı markalarının tanınmış olduğu sektörde ilişkilendirilebilecek bir mal ya da hizmet de ihtiva etmemekte olduğu, taraf markaları birbirine benzemediğinden itiraza mesnet markaların tanınmışlığının haksız kazanç sağlayacağı yönündeki iddiaların da yersiz olduğu, her somut olayda, 6769 sayılı SMK 6/5. maddesi kapsamında belirtilen şartların, yani markanın tanınmışlığından haksız bir yarar sağlanması,

markanın itibarına zarar verilmesi veya markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi hususlarının değerlendirilmesi, bu değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmekte olduğu, davacının tanınmış olduğu sektörde başvuru konusu markanın yukarıdaki şartları taşımadığı, davacı vekilinin iddialarına katılmak hukuken mümkün olmadığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... SAN. VE TİC. AŞ. vekili 24/04/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.

Müvekkilinin ... ibareli markaya ilişkin ilk olarak 07/06/2011 tarihinde başvuruda bulunduğunu ve başvuru kabul edilerek ... tescil numarası ile 22, 24, 26. sınıflarda tescil edilmiş olduğu, söz konusu markanın halihazırda halen müvekkili adına tescilli olduğu, 07.05.2021 tarihli dava konusu ... numaralı başvuruda ise yazı stili hiçbir şekilde değiştirilmeden yalnızca zemin rengi beyaz olacak şekilde markasının 22 ve 24. sınıflarda tescilinin talep edilmiş olduğu, müvekkiline ait markanın, davacı markaların tanınmış olduğu sektörde ilişkilendirilebilecek bir mal ya da hizmet de ihtiva etmemekte olduğu,

davacının kendisine ait .... sayılı markaları hakkında kullanım ispatına ilişkin herhangi bir belge ve delil de sunamamış olduğu, bu sebeple davacının açmış olduğu davanın haksız ve kötüniyetli olduğu, davacının 24. sınıfta tescilli markalarının ... ..., ... ... ile ... markaları olduğu, ... markasına ilişkin yukarıdaki açıklamaların geçerli olduğu, diğer iki marka ile müvekkiline ait marka arasında ise aynı/benzer olduklarını söylemenin mümkün olmadığı, bu nedenle iş bu haksız açılan davanın reddinin gerekmekte olduğu, ... ibaresinin müvekkili adına 2011 yılından bu güne değin zaten tescilli ve müvekkilince kullanılmakta olduğu,

markaya değer katan tarafın müvekkili olduğu, bu sebeple müvekkiline ait markanın davacıya ait markalardan herhangi bir haksız çıkar sağlaması yahut davacının markalarının itibarını ve ilgili markaların ayırt edici karakterini zedelemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve mümkün olmadığı, hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir.

UYUŞMAZLIK

Dava, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şirketin önceki tarihli markasından kaynaklı müktesep hakkının bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.

Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi raporu aldırılmış,

06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

İşlem dosyasının tetkikinde.

Davalı şirketin 07.05.2021 tarihinde "..." ibareli ... sayısı ile marka tescil başvurusunda bulunduğu, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.09.2021 tarih ve 381 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın .... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 hükmü kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şirketin itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, dilekçesinde .... sayılı markalara ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü,

davacının marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca kısmen kabul edilerek marka tescil başvurusundan "Sınıf Kodu 24:Etiketler"'in çıkarılmasına karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şirketin itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile; itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 27.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Dava konusu marka başvurusu 20.11.2023 tarihinde tescil edilmiştir.

Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler marka olarak tescil edilmezler. (6769 sayılı SMK m.5/1-ç)

Mutlak red nedenleri, marka olarak seçilmiş bulunan işaretin niteliğinden kaynaklı, yetkili mercilerce re'sen incelenmesi gereken tescil engelleridir. Söz konusu engellerin dayanağı kamu menfaati ve kamu düzenidir.

Bu kategori içerisine giren işaretlerin, başka bir kişiye ait oldukları veya üzerlerinde üçüncü kişilerin hakları bulunduğu için değil, aksine herkesin kullanımına açık tutulmaları gerektiğinden üzerlerinde hiç kimsenin hak iddia edemeyeceği mülahazasıyla marka olarak tescilleri reddedilmektedir.

Bunun tek istisnasını, daha önce, aynı türdeki mal ya da hizmetler için tescil olunmuş veya tescili için müracaat edilmiş bulunan bir markanın aynısı ya da ayırt edilemeyecek derecede benzeyen marka başvuruları oluşturmaktadır. Bu olasılık, üçüncü bir kişinin marka hakkı temeline dayanmakla birlikte mutlak red nedenleri arasında sayılmıştır. (....) Marka hukukunda öncelik ilkesi hakimdir.

Bu ilkeye göre, marka olarak tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir işaret, aynı mal ya da hizmetler için başkası tarafından tescil ettirilemez. Bu ilkenin görünümlerinden birini 6769 sayılı SMK m.5/1-ç bendinde düzenlenen mutlak red nedeni oluşturur.

SMK'nin 5.maddesi mutlak red nedenlerini düzenlemiş olup, bu maddede sayılan hususlar gerek ..., gerekse mahkemelerce resen gözetilmesi gerekir. SMK'nin 6.maddesi ise, nisbi red sebeplerini düzenlemiş olup, bu maddede düzenlenen hususlar resen gözetilemez, ancak ilgili kişiler tarafından ileri sürülebilir.

SMK'nin 5/1-ç bendinde belirtilen "aynı" olma; karşılaştırılan işaretlerin özdeş, birbirinden farksız, birebir aynı, taklit v.b. olmalarını ifade eder. Bunun yanında, işaretlerin örneğin farklı renk veya büyüklükte olması, yazı karakteri ya da tipinin farklılaştırılması gibi değişiklikler de "aynı" olma durumunu etkilemez.

"Ayırt edilemeyecek kadar benzerlik" ise, karşılaştırılan işaretler arasındaki farklılıkların markanın kapsadığı mal ve hizmetin orta düzeydeki alıcı kitlesi üzerinde bıraktığı genel izlenim itibariyle önemsenmeyecek derecede düşük olması nedeniyle aynı işaret gibi algılanmasıdır.

Bu durumda, karşılaştırılan işaretlerin "aynı" ya da "ayırt edilemeyecek kadar benzer" olması halinde, markayı oluşturan işaretler arasında iltibasın varlığı ayrıca bir inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olduğu peşinen kabul edileceğinden; anılan Kanunun 5/1-ç bendinde ayrıca iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı hususlarının da araştırılması gibi bir koşul yer almamıştır.

Bu bakımdan, yukarıda da ifade edildiği gibi bir ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik mevcut ise ... tarafından re'sen başvurunun 6769 sayılı SMK 5/1-ç bendi uyarınca reddine karar verilebilecektir.

Ancak, marka tescilinde nispi ret nedeninin düzenlendiği 6769 sayılı SMK 6/1 fıkrasına göre başvurunun reddedilebilmesi için, başvurunun bültende ilanı üzerine yasal sürede ilgililerin itirazı halinde Kurumca işaretler arasında bağlantı olduğu ihtimali de dahil halk tarafından karıştırılma ihtimaline neden olacak derecede benzerlik bulunup bulunmadığı hususu incelenecektir.

Bir başka deyişle, anılan madde hükmüne göre yapılacak benzerlik incelenmesinde asıl olan karıştırılma ihtimalidir.

Bu nedenle, 6769 sayılı SMK m.18. maddesi uyarınca Kurum tarafından 6. madde yönünden inceleme yapılırken, başvuru konusu işaretin üzerinde kullanılacağı mal veya hizmetlerin ortalama tüketicileri nezdinde sicilde daha önce tescilli bir marka veya marka başvurusu ile karıştırılma ihtimaline yol açılıp açılmayacağının da değerlendirilmesini gerektiren derecede, yani Kurumca takdir yetkisinin kullanılacağı bir benzerlik mevcut ise, bu takdirde işaretler arasında güçlü ve açık bir iltibasın varlığı peşinen kabul edilmiş sayılamayacağından "ayırt edilemeyecek kadar benzerlik" bulunduğundan bahisle re'sen, başvurunun reddine karar verilemez.

Çünkü, böyle bir durumda işaretlerin 6769 sayılı SMK m.6/1 fıkrası anlamında bir "benzer"liği söz konusu olacağından, artık bu husus nispi ret nedeni olarak ve ancak başvuruya itiraz halinde Kurumca değerlendirilebilecektir. Zira, nispi red sebepleri kamu menfaati ile ilgili olmadığından, mahkeme veya ... tarafından re'sen dikkate alınması mümkün değildir.

Bunların mutlaka 6769 sayılı SMK'nin düzenlediği prosedür çerçevesinde ilgili kişiler tarafından itiraz olarak ileri sürülmesi gerekir. SMK'nin 6/1 fıkrası kapsamında karıştırılma tehlikesine yol açıp açmadığının değerlendirilebilmesi ise ancak ilgililer tarafından anılan Kanun çerçevesinde itirazda bulunulmasına bağlıdır. Böyle bir değerlendirme yapılırken her tescil başvurusunun somut koşullarının gözetilmesi gerekliliği de göz ardı edilmemelidir.

(Mülga KHK dönemine ilişkin değerlendirme; ....)

Ayırt edilemeyecek kadar benzerlik incelemesinde, markaların kapsadıkları mal veya hizmet gruplarına göre belirlenecek olan ortalama tüketiciler esas alınacak ve yapılacak karşılaştırma sırasında markalardaki ayırt edici özellik taşımayan tali ve jenerik unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Ortalama tüketicinin dikkat ve algı düzeyi, mal veya hizmetin niteliğine, türüne ve fiyatına göre değişebilmektedir.

Markaların ortalama tüketici tarafından ne şekilde algılandıkları, ayırt edilemeyecek kadar benzerlik incelemesinde yapılacak global değerlendirme bakımından belirleyici role sahiptir. Ortalama tüketici. "İyi bilgilenmiş, makul derecede gözlem yapan, makul derecede dikkatli, makul derecede tecrübeli ve makul derecede ihtiyatlı kimse"dir. Bu farazi kişi, markayı bir bütün olarak algılar, değişik markalar arasında karşılaştırma imkanını nadiren bulabilir.

Daha çok, markaları, hafızasında tutabildiği kadar görüntüsüne göre değerlendirme yapar, detayların analizine girmez. (....)

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.

Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.

Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.

Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.

Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.

Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.

Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.

Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.

Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.

Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.

Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.

Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;

Dava konusu "..." ibareli marka ile davacı şirkete ait olup bilirkişi raporunda Tablo.2’de yer alan davaya gerekçe markalardan sadece kırmızı renkte işaretlenmiş olan .... sayılı "... ...", ..... sayılı "... ..." ve .... sayılı "..." ibareli markaların davaya konu markanın başvuru kapsamında 24. sınıfta yer alan mallar ile aynı/aynı tür malları içerdiği tespit edilmiştir. Dolayısıyda sadece bahsi geçen markalar bakımından 6769 sayılı SMK 5/1-ç maddesi anlamında aynılık veya ayırt edilemeyecek düzeyde benzerlik incelemesi yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.

Davacı şirkete ait "... ..." ve "..." ibareli markalar bakımından yapılacak değerlendirmede söz konusu markalar dava konusu marka ile “...” kelime unsurunu ortak olarak içermekte olsa da davaya konu markanın bu ibarenin devamında “...” ibaresini içerdiği, davacı markalarından “... ...” ibareli markada bu ibarenin başında “...” ibaresinin yer aldığı, kelime unsurlarının bir bütün olarak “... ...”, “...” ve “...” ibarelerinden oluşmakta olduğu görülmektedir. Dolayısıyla sözkonusu markaların oluşturulma şekli ve içerdiği kelime unsurları göz önüne alındığında aynı veya ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olmadığı düşünülmektedir.

Davacı şirkete ait "... ..." ibareli marka ile dava konusu "..." ibareli marka karşılaştırıldığında; her iki markanın da ayırt edici “...” ibaresini bitişik olarak içermekte olduğu, davacı şirket markasında bu ibarenin devamında Türkçe’de “çocuklar” anlamına gelen “...” ibaresinin yer aldığı görülmektedir.

Dolayısıyla markalarda ortak olan “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin yüksek olması, “...” ibaresinin 24. sınıfta yer alan mallar bakımından ticaret hayatında sıklıkla kullanılan tanımlayıcı nitelikte bir ibare olması, davaya konu markanın herhangi bir ayırt edici şekil unsuru dahi içermiyor olması nedeniyle davaya konu marka başvurusu ile davacı şirkete ait .... sayılı “... ” ibareli marka arasında 24.sınıfta yer alan emtialar bakımından 6769 sayılı SMK’nın 5/1-ç maddesi kapsamında aranan ayırt edilemeyecek kadar benzerliğin bulunduğu kanaatine varılmıştır.

6769 sayılı SMK m.6/1 hükmü incelemesi bakımından yapılan değerlendirmede; davalının idari süreçte ... nezdinde ve dava aşamasında cevap dilekçesi ile ileri sürdüğü kullanmama def'i ön sorun olarak incelenmiştir.

Davacı şirkete ait davaya gerekçe markalar bilirkişi raporunda yer verilen Tablo.2’de yer almakta olup, davalı şirketin idari süreçte ve dava aşamasında kullanma ispatı talep ettiği ve sarı renkte işaretlenmiş olan .... sayılı davacı markalarının tescil tarihi itibarıyla 6769 sayılı SMK’nın 19/2 maddesi kapsamında kullanmama def’ine tabi olduğu, dolayısıyla davacı şirkete ait bu markalar bakımından kullanımı kanıtlama zorunluluğu olduğu, bilirkişi raporunda yer verilen Tablo.3’te yer alan diğer gerekçe markaların kullanmama def’ine tabi olmadığı anlaşılmıştır.

Marka İşlem Dosyası’nda ve dava dosyasında yapılan incelemede itiraz sahibi davacı şirket tarafından kullanım kanıtı sunulmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte markaların kapsadığı mallar dikkate alındığında, markaların davaya konu markanın başvuru kapsamında yer alan mallardan farklı mallarda tescilli olması nedeniyle kullanımın kanıtlanmasının da sonucu değiştirmeyeceği değerlendirilmiştir.

Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka kapsamında 24. sınıfta yer alan malların, davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescil kapsamında 24. sınıfta yer alan mallar ile AYNI/AYNI TÜR olduğu tespit edilmiştir.

24. sınıfta yer alan “Yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar” mallarının .... sayılı markaların tescil kapsamında 20. sınıfta yer alan “Yatak şilteleri, yastıklar, tıbbi amaçlı olmayan havalı yataklar ve yastıklar” malları ile birbirini tamamlayan, aynı dağıtım kanallarına sahip, aynı işletmeler tarafından üretilebilen ve aynı alıcı kitlesine sahip mallar olması nedeniyle BENZER olduğu tespit edilmiştir.

24. sınıfta yer alan “Perdeler” mallarının .... sayılı markaların tescil kapsamında 20. Sınıfta yer alan “Bambu perdeler, stor perdeler (iç mekan), şerit perdeler, dekorasyon amaçlı boncuklu perdeler; perde kopçaları, perde halkaları, perde kancaları, perde çubuklar” malları ile birbiri yerine ikame edilebilen ve birbirini tamamlayan, aynı işletmeler tarafından üretilebilen, aynı dağıtım kanallarına sahip ürünler olması nedeniyle BENZER olduğu düşünülmektedir.

22. Sınıfta yer alan “Kauçuk ve sentetik olmayan döşeme doldurma malzemeleri (yün, pamuk dahil). Tekstil amaçlı sentetik elyaflar” mallarının; davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescil kapsamında 20. Sınıfta yer alan “Yatak şilteleri, yastıklar” malları ve davacı şirkete ait .... sayılı markaların tescil kapsamında 24. Sınıfta yer alan “Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar.

Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular” malları ile DÜŞÜK DÜZEYDE BENZER olduğu tespit edilmiştir. Şöyle ki, döşeme dolgu malzemeleri ve tekstil amaçlı elyaf malzemeleri ile kumaşlar ve yastık, yorgan gibi ürünler birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, dağıtım kanalları aynı olabilen ürünlerdir.

Tekstil ürünlerinin kullanımının, dolgu malzemelerinin kullanımı için vazgeçilmez olduğunun kabulü gerekmektedir.

Dava konusu "..." ibareli marka beyaz renkte zemin üzerinde siyah renkte büyük harflerle yazılmış “...” ibaresinden oluşmakta olup, “A” harfinin ortadaki çizgisi yer almaksızın stilize edilmiş şekilde oluşturulmuştur. Davaya konu marka kelime markası olup, herhangi bir şekil unsuru içermemektedir.

Davacı şirkete ait davaya gerekçe olan ve kullanmama def’ine tabi olmayan markaların büyük çoğunluğu “...” ibaresini esas unsur olarak içermekte; "..." şeklinde tek başına bu ibareden oluşan markaların yanı sıra, bu ibarenin alt kısmında “...” gibi tali unsur niteliğindeki ibareler ve “...” gibi sloganlar eklenerek oluşturulmuş markalardan, düz yazı ile yazılmış “...” ibaresinin devamında tanımlayıcı nitelikteki “...” ibaresi eklenerek oluşturulmuş "... ..." ibareli markadan, dava konusu marka ile ortak olarak sadece “...” ibaresini içeren "... ..." ve "..." ibareli markalardan oluşmaktadır.

Gerek davaya konu markanın gerekse davacı şirket ait "... ..." ve "..." ibareli markalar dışındaki davacı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davaya konu markada yer alan “...” ibaresinin yazım şeklindeki farklılığın markaya ayırt edicilik katmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan ortalama düzeyde tüketici nezdinde bir bütün olarak yaratacağı algı ve izlenim itibariyle benzer olduğu kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak, yapılan inceleme neticesinde davacı şirkete ait markaların ayırt edici gücünün yüksek olduğu, görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan tüketici nezdinde bir bütün olarak yaratacağı algı ve izlenim itibariyle davaya konu marka ile davacı şirkete ait .... sayılı markalar arasında yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu hususları dikkate alındığında, davaya konu marka başvurusu kapsamında 24. Sınıfta yer alan tüm mallar ile 22. Sınıfta yer alan “Kauçuk ve sentetik olmayan döşeme doldurma malzemeleri (yün, pamuk dahil). Tekstil amaçlı sentetik elyaflar” malları bakımından 6769 Sayılı Kanun m.6/1 anlamında işletmeler arasında bağlantı kurulması olasılığı ve ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.

Davalı şirket vekili müktesep hak iddiasında bulunduğundan bu husus aşağıdaki şekilde irdelenmiştir:

.....’nin 19.09.2008 tarih ve ..... sayılı “....” kararında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir.

.... Dairesinin 19.09.2008 tarihli ve ..... Sayılı kararına göre.

Bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır.

Bu tür markalar niteliği itibariyle 556 sayılı KHK'nın 55. maddesinde tanımlanan ortak markalara benzemekle birlikte; seri markalar, ortak markalarda mevcut olan bir grupta yer alan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerden ayırt edilmesi fonksiyonu, teknik yönetmelik gibi özelliklere sahip olması gerekmeyen ve esasen ortak asli unsuru taşımakla birlikte her biri diğerinden bağımsız nitelikteki ticaret ve hizmet markalarıdır.

Bu karar içeriğinden de anlaşılabileceği üzere müktesep hakkın kabulü üç koşula bağlanmıştır. Bunlar: • müktesep hak iddia edilen marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması, • markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması, • dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olması. Bu üç şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder.

Bu üç şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder. Hemen belirtmek gerekir ki; yukarıdaki şartlar sağlansa bile, sonraki tarihli marka başvurusu, itiraza mesnet markaya yakınlaşma ve bu yolla haksız yararlanma tehlikesi oluşturmamalıdır.

Burada irdelenmesi gereken husus; marka olarak seçilen işaretin önceki tarihli kök seri markaların yenilenmesi suretiyle mi oluşturulduğu, yoksa itiraza mesnet markalar ile yakınlaşarak onunla iltibas tehlikesi doğurma tehlikesi oluşturacak şekilde mi mizanpajının yapıldığıdır.

Daha ilk bakışta başvurunun kök markanın değil de, itiraza mesnet markanın yeni düzenlenmiş bir versiyonu olduğu yönünde ortalama tüketici nezdinde izlenim doğuyorsa, önceki kök markalardan kaynaklı müktesep hak şartlarının doğduğundan söz edilemez. Bu itibarla seri marka olarak tescili talep edilen işaret, kök markadan esaslı farklılıklar göstermemeli ve seri marka seçilirken itiraza mesnet markaya yakınlaşacak font, renk, mizanpaj değişikliklerinden kaçınılmalıdır. (....)

Müktesep hak iddiası bakımından hemen belirtmek gerekir ki; önceki tarihli markanın çekişme konusu olmaktan çıkması hali tek başına müktesep hak şartlarının doğumunu sağlamaz. Önceki tarihli markanın başvuruya konu emtialar bakımından aynı zamanda fiili olarak kullanıldığının da ispatlanması gerekir.

Zira, müktesep hak müessesesinin kabul edilmesinin amacı, önceki tarihli markanın uzunca süredir kullanımı nedeniyle ilgili tüketici kesiminde oluşan imajın, sonraki tarihli marka başvurusuna sirayet etmesini sağlamaktır. Bu nedenledir ki, fiilen kullanılmayan önceki tarihli markanın ilgili tüketici kesiminde bir imaj duygusu oluşturduğundan söz edilemez. Olmayan imajın yenilenen yeni bir marka başvurusuna aktarımı da dolayısıyla söz konusu olamaz.

Müktesep hak şartları bakımından yukarıda ifade ettiğimiz görüşü destekler nitelikte, .... Dairesi'nin 06/01/2020 tarih .... sayılı kararında, önceki markanın fiilen kullanılmasını, müktesep hakkın doğumu bakımından gerekli görmüştür.

Somut olayda yapılan incelemede; davalı şirket tarafından müktesep hak iddiasında bulunulan .... sayılı markanın tescil tarihi 11.06.2012 olup, davaya konu marka başvurusunun tarihi ise 07.05.2021’dir. Bu bağlamda bahsi geçen tarihler arasında 5 yıllık hükümsüzlük isteme süresi dolmuştur.

Davalının müktesep hak iddiasında bulunduğu markada “...” ibaresinin davaya konu markadaki yazım şekliyle birebir aynı şekilde yazılmasıyla oluşturulmuş olduğu, markalar arasındaki tek farkın önceki tarihli markanın siyah, davaya konu markanın ise beyaz zeminden oluşması ve önceki tarihli markada yer alan beyaz renkte bir çerçeve olduğu görülmektedir.

Bununla birlikte önceki tarihli markada “O” harfinin içinde ve “L” harflerinin yanında çok küçük puntolarla “desirable curtain” ibaresi yer almakta ise de söz konusu ibare okunması dahi çok zor şekilde konumlandırıldığından ortalama tüketici tarafından kolaylıkla algılanması mümkün görünmemektedir.

Dolayısıyla davaya konu başvurunun önceki markada yer alan asli unsur/genel izlenim muhafaza edilerek marka sahibi ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenimin korunması suretiyle oluşturulmuş olduğu görülmektedir.

Bununla birlikte bilirkişi raporunda yer alan Tablo.5’te sarı renkte işaretlendiği üzere davaya konu marka başvurusu kapsamı ile davalı şirketin müktesep hak iddiasında bulunduğu markanın tescil kapsamı 22 ve 24. sınıflarda yer alan mallar bakımından örtüşmektedir. Davaya konu marka başvurusu kapsamındaki bu mallar bakımından müktesep hak iddiasının kabulü mümkündür, ancak bu noktada söz konusu mal ve hizmetlerdeki kullanımın incelenmesi gerekmektedir.

Davalı şirketin gerek Kurum nezdinde marka işlem dosyasına, gerekse iş bu dava dosyasına sunduğu dokümanlar incelendiğinde; müktesep hak iddiasında bulunduğu “...” ibareli markasını kullanımını kanıtlar yeterli doküman sunmadığı anlaşılmıştır. İdari süreçte davacı şirketin ilana itirazına karşı görüş dilekçesinde bir takım görsellere yer verilmişse de kullanıma ilişkin tarih, markanın kullanıldığı ürünler net bir şekilde ispatlanmamıştır.

Sonuç olarak; davaya konu marka başvurusununun davalı şirketin müktesep hak iddiasında bulunduğu ... sayılı markanın asli unsuru muhafaza edilerek oluşturulmuş olduğu, önceki tarihli markanın davaya konu markanın başvuru tarihi itibarıyla 5 yıldan uzun bir süredir tescilli olduğu, davaya konu markanın önceki markanın tescil kapsamında yer alan 22 ve 24. sınıflarda yer alan aynı mallarda başvuruya konu edildiği, ancak önceki tarihli markanın kullanımını kanıtlar yeterli delil sunulmamış olduğu, bu bağlamda .... sayılı davalı markasının tescilli olduğu emtialar üzerinde fiili olarak uzun süreli kullanımı ispatlanamadığından davalı şirketin müktesep hak iddiası yerinde görülmemiştir.

Davalı şirketin müktesep hak iddiası yukarıda izah edilen gerekçelerle yerinde görülmediğinden, davalı şirkete ait ... sayılı markanın hükümsüzlüğü ve iptali istemli davaların sonucu iş bu dava bakımından bekletici mesele yapılmamıştır.

Markanın hükümsüzlüğü iddiası bakımından, davacı yanın ileri sürdüğü tanınmışlık iddiası aşağıdaki şekilde değerlendirilmiştir:

SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;

A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,

B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,

C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.

Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır.

Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle,

yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez.

Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.

Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir.

Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır.

Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.

Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.

Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.

Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı şirket marka işlem dosyasına ve dava dosyasına "..." ibareli markalarının tanınmışlığını ispatlamaya elverişli yeterli nitelik ve nicelikte delil evrakı sunmadığından SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.

Yukarıda izah edilen gerekçelerle; SMK m.5/1-ç ve m.6/1 hükümleri uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; "22.SINIF: Kauçuk ve sentetik olmayan döşeme doldurma malzemeleri (yün, pamuk dahil). Tekstil amaçlı sentetik elyaflar. 24.SINIF: Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Tekstilden bayraklar, flamalar." emtiaları bakımından ... sayılı ... kararının İPTALİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,

2-Dava konusu ... sayılı markanın "22.SINIF: Kauçuk ve sentetik olmayan döşeme doldurma malzemeleri (yün, pamuk dahil). Tekstil amaçlı sentetik elyaflar. 24.SINIF: Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar. Ev tekstil ürünleri: perdeler, yatak örtüleri, nevresimler, çarşaflar, yastık kılıfları, battaniyeler, yorganlar, havlular. Tekstilden bayraklar, flamalar." emtiaları bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,

3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,

4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 247,70 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmeleri sebebiyle AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

7-Davanın kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulüne,

8-Karar ve ilam harcının davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 179,90 TL peşin karar ve ilam harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

9-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 64,00 TL vekalet harcı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 240,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 4.029,32 TL yargılama giderinin 1/2'si olan 2.014,66 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan 2.014,66 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

10-Davalı ... SAN. VE TİC. AŞ. tarafından yapılan 150,40 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin 1/2'si olan 75,20 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... SAN. VE TİC. AŞ.'ye verilmesine, bakiye 75,20 TL yargılama giderinin davalı ... SAN. VE TİC. AŞ. üzerinde bırakılmasına,

11-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine,

Dair, Davacı vekilleri Av. .... ve Av. ...'ın, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/03/2024

Katip ... · E imzalıdır Hakim ... · E imzalıdır

Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/135, K. 2024/102, 1 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Dava Tarihi : 22/03/2023
  5. Karar Tarihi : 01/03/2024
  6. Gerekçeli Kararın
  7. Yazıldığı Tarih : 06/03/2024
  8. Gereği Düşünüldü
  9. Dava
  10. Cevap
  11. Uyuşmazlık
  12. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2023/135
Karar No
2024/102
Tarih
1 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2023/136 K.2024/29
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi E.2023/136 K.2024/199
  • İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/136 K.2024/143
  • Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/137 K.2024/71
  • İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/138 K.2024/114
  • İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/147 K.2024/116

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.