KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2024
- T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/266 Esas - 2024/48
- Esas no
- 2023/266 Esas
- Karar no
- 2024/48
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ....
Karar Metni
3.896 kelime·19 dk okuma·10 bölüm
.... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : 1- .... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : 2-... VEKİLİ : Av. .... ....
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ : 31/05/2023
KARAR TARİHİ : 31/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/02/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili 31/05/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle.
Müvekkil şirketin ..... belgeli olarak suni mermer ve yer karoları (tek-çift tabaka), çeşitli isteğe bağlı özel kalıplı beton elemanları imalatı, kilitli parke taşları, kaldırım plak taşları, bahçe ve yol bordürleri çit direkleri, çiçeklikler, denizlik, parapet, harpuşta, süpürgelik, dekoratif bahçe elemanları, L tipi ve iki parçalı merdiven basamakları, waschbeton (yıkamalı beton) ürünleri, bims blok duvar elemanları, telekom menholleri, cephe kaplamaları ve çevre mobilyaları üretimi ile iştigal ettiğini, müvekkili şirketin hem yurt içinde faaliyetlerine devam ettiğini, hem de bir çok ülkeye ihracat yaptığını,
müvekkili şirketin .... ve ... numaralı markaların sahibi olduğunu, bu markaları yıllardır aktif şekilde kullandığını, “...” ibaresinin aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret ünvanı olduğunu, "..." (....) alan adı ve aktif internet sayfasının da müvekkili şirkete ait olduğunu, davalı şirketin ... sayılı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket itirazının ... ...’nın ... sayılı kararı ile reddedildiğini, davalı kurum kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket markalarındaki tek/ayırıcı unsurun “...” ibaresi olduğunu, dava konusu markanın da baskın ve ayırıcı unsurunun aynı olduğunu, müvekkili şirketin markalarının 19,
35 ve 37. sınıflarda tescilli olduğunu, dava konusu markanın 27 ve 35. sınıflarda tescilli olduğunu, taraf markalarının 35. sınıf hizmetlerinin aynı olduğunu, yine 35. sınıfın içinde 19. sınıf ürünlerin de aynı olduğunu, “...” ibaresinin tüketicinin zihninde kalan ilk ibare olduğunu, markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, “...” markasının müvekkili şirket tarafından uzun yıllar önce tescili alınmış bir marka olduğunu, müvekkili şirketin ticaret ünvanında, tüm ticari faaliyetlerinde, reklam ve tanıtımlarında markalarını kullandığını,
... sayı ile (1996 yılı itibarıyla) “...” ibareli markanın ilk kullanıcısının müvekkili olduğunu, markanın kullanımla kazanılmış hak ve gerçek hak sahipliğinin müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin öncelik hakkı bulunduğunu, davalı şirket markasının tescili işleminin SMK 6/6 maddesi bakımından da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla; ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili 07/06/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle.
Başvuru sahibi tarafından davacı şirketin itiraza mesnet markalarının bir kısım hizmetler bakımından kullanımının ispatlanmasının talep edildiğini, davacı şirket tarafından sunulan belgelerin markanın ciddi kullanım teşkil edecek şekilde kullanıldığı yönünde yeterli kanaat oluşturmaya elverişli nitelikte olmadığından itiraz gerekçesi markaların bahse konu emtialar yönünden kullanımının ispatlanamadığı sonucuna ulaşıldığını, davacı şirket tarafından ... nezdinde yapılan itirazda bu hususa ilişkin herhangi bir açıklama ya da itiraz ileri sürülmediğini ve delil sunulmadığını,
bu sebeple itiraza mesnet markaların SMK 6/1 maddesi kapsamında yapılan incelemeye esas alınmasının mümkün olmadığını, kalan mal ve hizmetler bakımından inceleme yapıldığını, bu kapsamda markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, taraf markalarının anlam, şekil, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim yönünden benzer olmadıklarını, markaların bütünsel algılamada ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal anlamda benzerlik taşımadığını, başvuru markasının siyah zemin üzerinde sarı renkte, düz yazı stilinde, “...” ibaresini içerdiğini, “e” harfinin figüratif biçimde yazıldığını,
bu ibarenin üstünde yine figüratif yazım tarzı kullanılarak “...” ibaresinin yer aldığını, davacı markalarının “...” ibaresini içerdiğini, ayrıca şekil, renk ve ilave kelime unsurlarının yer aldığını, başvuru markasında “...” ibaresinin önünde “...” ibaresinin, sonunda ise bitişik olarak “...” ibaresinin yer aldığını, başvuruya konu ibarenin kavramsal bütünlük arz ettiğini ve ilgili tüketici tarafından bu bütünlük içinde algılanacağını, davacı şirket tarafından ... nezdinde yapılan itiraz başvurusunda SMK 6/6. maddesine dayanılmadığını, ilgili maddeye dayalı itirazın ilk kez ... nezdinde ileri sürüldüğünü, dava konusu başvuru markasının,
davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu ticaret ünvanının ve internet alan adının aynısı ya da benzeri olmadığını, iştigal konusunun aynı ya da benzer tür mal ve hizmetleri kapsamadığını, fiili kullanım koşullarının bulunmadığını, SMK 6/6 maddesi hükmü gereği aranan koşulların huzurdaki davada mevcut olmadığını, ... kararının usul ve hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... LTD. ŞTİ. vekili 17/07/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle. Hükümsüzlük davasında ...’nun taraf olmaması gerektiğini, davaya bakmakla yetkili ve görevli mahkemenin Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının davaya mesnet gösterdiği “...” kök ibaresini gerek ticaret ünvanı olarak,
gerekse marka tescili yönünden öncelikli tescil ettiren ve kullananın müvekkili şirket olduğunu, müvekkili şirketin kuruluşunun 1991 yılı olduğunu, davacı şirket markasının müvekkili şirketin ticaret ünvanına tecavüz ettiğini, müvekkili şirket markası ile davacı markası arasında görsel, işitsel ve nesnellik olarak iddia edildiği gibi iltibas durumu ve benzerliğin söz konusu olmadığını, taraf şirketlerin iş kolları ve faaliyetlerinin farklı olduğunu, farklı illerde faaliyet gösterdiklerini, müvekkili şirket ve ortağı olduğu diğer şirketin yıllardır sadece cami halıları noktasında dünyada maruf hale gelmiş ve tanınmış olduğunu,
halı imalatı tesktil iş kolunda yıllardır soyadları da olan “...” kök kelimesinden türetilmiş tescilli markalarıyla üretim yaptıklarını, taraf markalarının orta zekalı biri tarafından dahi benzer algılanmayacağını ve ayırt ediciliği olduğunu, taraf markalarının aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerde tescil edilmediğini beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK
Dava, 5000 sayılı ..... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın.
Davalı şirket vekilinin ileri sürdüğü yetki ilk itirazının yerinde olup olmadığı, davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısmının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik veya ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı,
SMK m.6/6 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtlar getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış,
06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İşlem dosyasının tetkikinde.
Davalı şirketin 30.07.2021 tarihinde "..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 13.09.2021 tarih ve 380 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 22.09.2021 tarihinde ... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 hükmü kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şirketin itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, dilekçesinde kullanmama def'i ileri sürdüğü, davacının kullanıma ilişkin evrak sunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafından 09.06.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu,
yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... 'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 27.11.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; .... Dairesi'nin 16/04/2021 tarih .... sayılı kararı gereği ... kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemli davaların birlikte görülmesi gerektiği ve SMK m.156/2 hükmü uyarınca ... kararının iptali istemi bakımından mahkememizin kesin yetkili olduğu anlaşıldığından, yetki ilk itirazının reddine karar verilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır.
Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur.
Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir.
Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır.
Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır.
Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır.
Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.
Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Marka işlem dosyasında davalı şirket, davacıya ait ... ve ... sayılı markalar bakımından, 35.sınıfta yer alan bir kısım hizmetler bakımından kullanmama def'inde bulunmuştur.
Davacıya ait ... ve ... sayılı markalar, dava konusu markanın başvuru tarihinde 5 yıldan uzun süredir tescillidir. ... sayılı marka kapsamında 35.sınıfta "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir )." hizmetleri bulunmaktadır. ... sayılı marka kapsamında ise "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmeleri ve satın alabilmeleri için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri.
Satış hizmetleri yani, müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmeleri ve satın alabilmeleri için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri. Elektronik satış hizmetleri yani, müşterilerin malları elektronik araçlarla görmeleri ve sipariş vererek satın alabilmeleri için çeşitli malların elektronik ortamda bir araya getirilmesi hizmetleri.
Katalogla satış hizmetleri yani, müşterilerin malları görebileceği ve satın alabilmeleri için çeşitli malların bir katalog vasıtasıyla bir araya getirilmesi hizmetleri.Perakende satış mağazası hizmetleri yani, müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmeleri ve satın alabilmeleri için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri." bulunmaktadır.
Davalı şirketin kullanmama def'i talebinde bulunduğu hizmetler bilirkişi raporunda açıkça ifade edilmiştir. Kullanmama def'ine konu hizmetler, 35.sınıfta genel olarak ifade edilmiş malların bir araya getirilmesi hizmetleri kapsamında kalmaktaysa da, davacı yanın ibraz ettiği kullanıma ilişkin evrak incelendiğinde, def'i ileri sürülen hizmetler bakımından davacı markalarının ciddi surette kullanmaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Zira; davacı yanın ibraz ettiği evrak özellikle beton ürünleri üretimine ilişkin olup, hakkında def'i ileri sürülen hizmetleri kapsamamaktadır.
Bu nedenle; def'i ileri sürülen hizmetler bakımından, davacıya ait ... ve ... sayılı markaların kullanımının ispatlanamadığı kanaatine varılmış, bu bakımdan bilirkişi raporunda yer verilen kanaatten ayrı kalınmıştır. ... kararının iptali istemi bakımından def'i ileri sürülen hizmetler değerlendirme dışı bırakılarak, markaların kapsamlarındaki sair mal ve hizmetler nazara alınarak SMK m.6/1 hükmü incelemesi yapılmıştır.
Markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından ise; dava aşamasında kullanmama def'i ileri sürülmediğinden, markaların kapsamlarında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından SMK m.6/1 hükmü incelemesi yapılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka başvurusu, 27 ve 35. sınıf bakımından başvuruya konu edilmiştir. Dava konusu marka başvurusunun 35/05 alt sınıfı kapsamında 11, 14, 18, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27 ve 28. sınıf emtia sayılmıştır. Davacıya ait markalar ise 19, 35 ve 37. sınıf mal ve hizmetler bakımından tescillidir.
Davacı markaları kapsamında genel olarak, inşaat hizmetleri ile ilgili mal ve hizmetler bulunmaktadır. Dava konusu marka başvurusu kapsamında ise daha çok çeşitli ... ürünleri yer almaktadır. Bununla birlikte, dava konusu marka kapsamında “35.
Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri bulunmakta iken, davacıya ait ... sayılı “...” ibareli marka kapsamında “37. Sınıf: Saat tamiri hizmetleri.” bulunmaktadır.
Çeşitli markaların saatlerinin satışının yapıldığı mağazalarda, aynı zamanda saat tamiri hizmetleri de sunulmakta olup, tüketiciler, bu iki hizmeti aynı anda satın alabilmektedir. Dolayısıyla; söz konusu hizmetler aynı tür tüketici kesimine hitap ederler, aynı tür yerlerde arz edilirler, aralarında birbirini tamamlayıcı ilişki bulunur.
Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” bakımından taraf markaları arasında “emtiaların benzer olması” şartının sağlandığı kanaatine varılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu; “...” kelimesi ile bu kelimenin üstünde “Ö” ve “T” harflerinin stilize bir şekilde yazılması ile oluşturulmuş bir şekil unsurundan oluşmaktadır. Dava konusu marka başvurusu “...” ibaresinden oluşmakla birlikte, kelimede bulunan “...” ibaresi, ... sektöründe sıklıkla kullanılan bir ibare olup, 1000 metre olan ipliğin gram olarak ağırlığını ifade eden bir kelimedir.
Ayrıca “...” ibaresi, “...” şeklinde okunmakta olup, “...” ibaresi, “...” kelimesinin kısaltmasıdır. "...” ibaresi, markaya ayırt edici nitelik katmamaktadır. Dava konusu marka kapsamında yer alan “...” harfleri de, “...” ve “...” ibarelerinin ayrı kelimeler olduğu hususuna vurgu yapmaktadır.
Zira “...” harfleri, “...” ve “...” ibarelerinin baş harflerine vurgu yapar niteliktedir. “...” ibaresine, kelimeyi oluşturan “...” ve “...” ibarelerinin anlamlarından yola çıkılarak bir anlam yüklenebilirse de, “...” ibaresi, kendisini oluşturan kelimelerden uzaklaşmış bir ibaredir.
Davacıya ait ... sayılı marka ise; “... ...” ibaresinden oluşmaktadır. Marka kapsamında, kelimenin üstünde konumlandırılmış, dikkat çekici niteliği olmayan bir şekil unsuru yer almaktadır. “...” ibaresi ise, “Küme, ortak özellikleri olan varlıklar, nesneler bütünü, görüşleri, çıkarları bir olan kimseler bütünü, ekip. Çeşitli sınıf veya birliklere bağlı elemanların, belirli bir taktik görevi gerçekleştirmek üzere, tek komutanın emri altında birleştirilmesinden oluşan kıta topluluğu.” anlamına gelmektedir. “...” ibaresinin, taşıdığı anlam itibarıyla marka vasfı bulunmamaktadır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davacıya ait markalar “...” ve “... ...” ibarelerinden oluşur iken, dava konusu marka “...” ibaresinden oluşmaktadır. Bu haliyle markalarda farklı kelime ve şekil öğelerinin yer alması, taraf markalarının aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak algılanmasına engeldir. Başka bir deyişle; dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında 6769 sayılı SMK m.5/1-ç hükmü uyarınca ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmamaktadır.
Markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı bakımından yapılan değerlendirmede ise; dava konusu marka kapsamında yer alan “35.
Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetlerinin, davacıya ait ... sayılı “...” ibareli marka kapsamında “37.
Sınıf: Saat tamiri hizmetleri.” ile benzer olduğu, bu hizmetlerin aynı mağazalarda birlikte tüketiciye sunulan hizmetler olduğu, dolayısıyla tüketicilerin bu hizmetlerin aynı veya benzer marka ile tüketiciye sunulmaları halinde, hizmetin kaynağında yanılabileceği, dava konusu marka bir bütün olarak “...” ibaresinden oluşmakta olup, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacıya ait markanın esas unsurunun da “...” kelimesinden oluşması karşısında, taraf markaları arasında esas unsur bakımdan ayniyet bulunduğu,
markalar bütün olarak karşılaştırıldığında ise taraflara ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunun kabulü gerektiği, dava konusu marka başvurusunda yer alan “...” ibaresinin, işitsel, görsel, kavramsal ve ortalama tüketicide bırakacağı genel algı itibariyle başvuruyu, itiraza/hükümsüzlüğe gerekçe olarak gösterilen davacı markasından ayırt etmeye yetmediği,
zira ortalama tüketicinin genel izleniminde yer edecek olan ibarenin başvuru ve itiraza gerekçe markada “...” ibaresi olarak ortaya çıktığı, davacı markasında yer alan “...” ibaresinin marka olarak algılanmayacağı ve ortalama tüketici algısını değiştirmeye yetmeyeceği, var olan farklılıkların ortalama tüketici veya yararlanıcıların büyük çoğunluğu tarafından ilk bakışta veya yararlanma süresi içerisinde algılanmasının mümkün bulunmadığı, taraf markalarını gören ilgili tüketicinin, markaların kaynağını araştırma zahmetine girişmeyecek derecede markalar arasında yüksek görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu,
tüketicinin taraf markalarını benzer/ilişkili ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından benzerlik taşıdığı tespit edilen “35.
Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiaları bakımından, markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir. (....)
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı taraf, marka işlem dosyasına aşağıdaki delilleri sunmuştur:
• Tanıtım broşürü (Firmanın faaliyetlerini anlatan bilgi dosyası–fotoğrafları),
• Ürün çeşitlerini gösteren kitapçık,
• ... web sayfası görüntüleri,
• .... fuar katılımını gösteren fotoğraflar,
• ... fuarı katımını gösteren fotoğraflar,
• .... sayfası görüntüleri,
• Boş fatura örneği,
• Referans listesi,
• ... internet adresinden görüntüler.
Davacı taraf, dava dosyasına aşağıdaki belgeleri sunmuştur:
• Davacıya ait ... i sayfası görüntüleri,
• Davacıya ait fabrika alanı ve araçların fotoğrafları,
• 2012, 2014 ve 2018 tarihli fuar katılım fotoğrafları,
• Resmi Kurumlara yazılan yazılar (2010, 2017 ve 2021 tarihli),
• Fatura ve Sevk İrsaliyeleri (2010-2022 tarih aralığına ilişkin),
• 4 adet katalog.
Davacı taraf, “...” markasını “19. SINIF: Suni Mermer ve Yer Karoları (Tek-Çift Tabaka), çeşitli isteğe bağlı özel kalıplı Beton Elemanları imalatı, Kilitli Parke Taşları, Kaldırım Plak Taşları, Bahçe ve Yol Bordürleri, Çit Direkleri, Çiçeklikler, Denizlik, Parapet, Harpuşta, Süpürgelik, Dekoratif Bahçe Elemanları, L Tipi ve İki Parçalı Merdiven Basamakları, WashBeton (Yıkamalı Beton) ürünleri, Bims Blok Duvar Elemanları, Telekom Menholleri, Ankrajlı Cephe Kaplamaları ve Çevre Mobilyaları" ürünleri bakımından, kullansa da, bu emtialar ile dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler arasında benzerlik ilişkisi bulunmadığından SMK m.6/3 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
SMK’nın 6/6 maddesine göre; “tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.”
Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı girer. Bir alan adının SMK m. 6/6 hükmü uyarınca korunmasının istenebilmesi için, o alan adının fiilen kullanıldığı faaliyet konuları kapsamı ile aynı/benzer konularda bir marka kullanımının söz konusu olması gerekir.
Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerinde kullandığı addır. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar.
Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nin 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. .....
Dairesi'nin 13.03.2019 tarih .... sayılı kararında da, önceki tarihli ticaret unvanı nedeniyle sonraki tarihli aynı/benzer markanın başvurusunun engellenebilmesi için, salt ticaret unvanına ilişkin ticari sicil kayıtlarında yer alan iştigal alanlarına bakılmaması gerektiği, ticaret unvanının fiili olarak kullanıldığı mal ve hizmetler dikkate alınmak suretiyle iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davalı markası ile davacı ticaret ünvanı arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmakla birlikte, davacının ticaret ünvanını kullandığı faaliyet alanı ile dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler arasında herhangi bir ilişki tespit edilememiştir. Dava konusu marka kapsamında genel olarak ... sektörüne ilişkin mal ve hizmetler bulunmakta olup, inşaat sektörü ile ilgili ya da “çeşitli beton malzemeleri” ile ilgili herhangi bir mal ve hizmet bulunmamaktadır. Bu nedenle SMK m.6/6 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; SMK m.6/1 hükmü uyarınca "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · E imzalıdır Hakim ... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/266, K. 2024/48, 31 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama