KÜNYE
T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Ocak 2024
- Esas no
- 2023/31 Esas
- Karar no
- 2024/6
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ... ...
- Vekili
- Av. ... ...
- Davalı
- ... -... ...
- Vekili
- Av. ... -...
- Dava
- Marka Hakkının İhlali
- Dava tarihi
- 23/01/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 15/01/2024
Karar Metni
2.499 kelime·12 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkının İhlali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 23/01/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle. Müvekkili ... A.Ş.’nin yıllardır "..." sektörü başta olmak üzere eğitim, öğretim, reklam, pazarlama, ... alanında bilgisayar yazılımları ve uygulamalar yapma, sanat ve galeri faaliyetleri (... sanat), spor ve kotik temizlik (...
Çamaşır Evi) gibi yeni ve farklı alanlarda ticari faaliyetlerde bulunduğu gibi ... hizmetlerinin kapsamının genişliği sebebiyle refakat, evde bakım, cenaze, yiyecek gibi alanlarda da daha önceden de var olan hizmetinin artarak devam ettiğini ve alanlarında markalaştığını, müvekkili ... A.Ş. ülke çapında tanınmış "..." markası ile 05.03.1976 yılından itibaren her türlü ... hizmeti sunduğunu, bu süreçte 1991 yılında anonim şirkete dönüştüğünü ve ...
13.03.1991 tarihinde tescil edilerek "..." ticaret ünvanı olarak da kullanılmaya başlandığını ve 15.03.1991 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, müvekkil şirketin ... sektörü başta olmak üzere faaliyet gösterdiği diğer tüm alanlarda da yıllardan beri "..." markasını kullanmakta olup "..." markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, ilk tescilin 23.10.1997 tarihinde ... no ile 42. Sınıf için "..." markası olarak yapıldığını, müvekkil şirketin "..." ibareli markaları 44, 05, 10, 01, 09, 21, 24, 25, 35, 38, 43, 45, 16, 41, 36, 42 mal ve hizmet sınıflarında tescilli ve aktif olarak kullanılan markalar olduğunu,
müvekkilinin tescilli markaları ile iltibasa yol açacak şekilde, davalının "..." markası altında ... hizmeti gerçekleştirdiği, davalı şirketin "...." işletme adı ile hastane işlettiği, .... adresinde faaliyet gösteren web sayfasını kullandığının tespit edildiğini, .... Noterliğinin 03.12.2021 tarih ve ...
Yevmiye Nolu ihtarnamesi ile tecavüzün durdurulması, aksi halde cezai ve hukuki yollara başvurulacağı ve tazminat talep etme hakkının davalıya ihtar edildiğini, davalının haksız tecavüzü nedeniyle, müvekkili şirketin büyük manevi zarara uğradığını, müvekkili şirketin 1976 yılından itibaren .... 'da özel ... sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin "..." ibaresini markasal kullanımının, davacı adına tescilli markalarla iltibasa yol açtığını, davalı kullanımının davacı tarafından açılan bir şube izlenimi uyandıracağını belirterek; tecavüzün durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılamanın sonucunda ise;
davalı eylemlerinin müvekkiline ait marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına, davalının "..." ibaresini internet ortamı ve fiziki ortamlarda markasal olarak kullanmasının önlenmesine, davalı tarafından tüm resmi doküman, katalog, broşür, fatura vs evraklardan, totem ve tabeladan "..." ibaresinin kaldırılmasına, işletme adı ve ticaret ünvanı olarak "..." ibaresinin kullanılmamasına,
üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise dokümanının imhasına, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminat ile 200.000,00 TL manevi tazminatın 14/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili 23/02/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle. Müvekkili şirketin .... ilinde faaliyet gösteriyor olması, hastane isminin .... olması, .... isminin bir bütün olarak kullanılması ve logo anlamında da davacı tarafin logosunu çağrıştıracak bir tutum ve davranış içerisine de girilmemiş olmasının müvekkili hastanede davacı şirketin markasını taklit kastı ve gayesinin bulunmadığını, ....ilinde faaliyet gösteriyor olmasının, ilin küçük olması,
sosyal bağların güçlülüğü karşısında hastanede hizmet alan şahısların tamamına yakın bir kısmının hastane yönetim kurul üyeleri ve başkanını yakinen tanımakta oluşları, söz konusu hastanenin davacı hastaneyle bağlantısının olmadığını çok iyi gösterdiğini, .... isminin bir bütün olarak kullanılmış olması ve özellikle farklı illerde faaliyette bulunmaması nedeniyle davacının marka hakkına tecavüz edilmediğini gösterdiğini, davacı tarafın "..." ibaresi ile marka tescili bulunduğundan davalı şirketin markası ile iltibasa yol açacak şekilde açılan bir şube ya da ... merkezi izlenimi uyandıracağına yönelik iddiasının yerinde olmadığını,
davacı tarafın farklı şehirlerde hizmet veren hastane, tıp merkezi vs. şubeleri bulunmadığını, bulunması halinde bunların da ayrıca sicile tescil edilmesi gerektiğini, TTK hükümleri uyarınca "Bir ticari işletmeye bağlı olup ister merkezin bulunduğu sicil çevresi içerisinde isterse başka bir sicil çevresi içinde olsun, bağımsız sermayesi veya muhasebesi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kendi başına sınai veya ticari faaliyetin yürütüldüğü yerler ve satış mağazaları şubedir." denildiğini, müvekkilinin yıllardır tıp merkezi adı altında ... hizmeti verdiğini,
hizmet verdiği çevrede söz konusu markanın tanınmışlık düzeyini kullanarak itibarını zedelemeye yönelik maddi ve manevi herhangi bir faaliyette ya da girişimde bulunmadığını, tarafların hizmet sundukları bölgelerin farklı olması nedeniyle bu iddiaların asılsız olduğunu, 6762 sayılı kanun hükümleri gereğince Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 02.01.2023 tarih ve 10738 sayılı gazetesinde müvekkili şirketin tescil işlemini yaparak bu hususu yayınladığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK
Dava; marka hakkının ihlali iddiasından kaynaklı hukuki korunma istemlerine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalının, davacıya ait marka haklarına tecavüz eylemlerinin bulunup bulunmadığı, varsa bu eylemlerin tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, tecavüze konu "..." ibaresinin silinmesi veya üzerinde bulunduğu dokümanın imhası, maddi ve manevi tazminat istemlerinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip davacı yanın dava dilekçesinde ileri sürdüğü ihtiyati tedbir istemine mesnet delil tespiti istemi kabul edilerek bilirkişi marifetiyle delil tespiti icra edilmiş, akabinde tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, davalının faaliyetine ilişkin ilgili kurumlara müzekkereler yazılmış, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış,
sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Tarafların iddia ve savunmaları, ibraz ettikleri deliller, marka tescil belgeleri, müzekkere cevapları, 06/02/2023 ve 07/11/2023 havale tarihli bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememize ibraz edilen 06/02/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere; "...." ibareli internet sitesinin davalıya ait olduğu, söz konusu site içeriği incelendiğinde; "..." ibaresinin ticari etki doğuracak şekilde ve markasal olarak ... hizmetleri bakımından kullanıldığı, davalının "...." adresinde "..." ismi ile ... hizmeti verdiği, "...." sözcüklerinin davalının faaliyet gösterdiği sektör bakımından markasal ayırt ediciliklerinin bulunmadığı, bu nedenle davalının markasal kullanımlarında ayırt ediciliği bulunan unsurun "..." sözcüğü olduğu,
davacının salt "..." kelimesinden oluşan ve 44.sınıfta tescilli markası bulunduğu gibi "..." esas unsurlu çok sayıda seri markasının bulunduğu, buna göre; davalının "..." esas unsurlu markasal kullanımları ile davacıya ait .... sayılı markalar arasında; gerek hizmet benzerliği, gerekse işaret benzerliği nedeniyle ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzerlik bulunduğu, bu durumun 6769 sayılı SMK m.29/1-a ve m.7/2-b hükümleri uyarınca davacıya ait marka haklarına tecavüz oluşturduğu tespit edildiğinden;
davalının, davacıya ait "..." esas unsurlu marka haklarına tecavüz oluşturan eylemlerde bulunduğunun tespitine, muhtemel tecavüz eylemlerinin önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına, davalının "..." ibaresini internet ortamı ve fiziki ortamlarda markasal olarak kullanmasının önlenmesine, davalı tarafından tüm resmi doküman, katalog, broşür, fatura vs. evraktan, totem ve tabeladan "..." ibaresinin kaldırılmasına, işletme adı olarak "..." ibaresinin kullanılmamasına, üzerinde "..." ibaresi bulunan tanıtıcı materyallerden bu ibarenin silinmesine,
bunun teknik olarak mümkün olmaması halinde üzerinde "..." ibaresi bulunan tanıtıcı materyallerin imha edilmesine, karar verilmiştir.
Davacı vekili, davalının marka hakkı ihlali oluşturan eylemlerinden kaynaklı olarak maddi tazminat isteminde bulunmuş olup, 6769 sayılı SMK m.151/2-b hükmü uyarınca davalının elde ettiği net kazanca göre tazminat bedelinin hesaplanmasını talep etmiştir.
Dava dilekçesi ekinde yer alan ....Noterliği'nin 03/12/2021 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi incelendiğinde; davalıya, marka hakkı ihlali oluşturan eylemlere son vermesi ve ihlal oluşturan eylemleri kaldırmasına yönelik ihtarname çekildiği, ihtarnameyi tebellüğ tarihinden itibaren yedi iş günü süre verildiği, ihtarnamenin davalıya 07/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği, yedi iş günlük sürenin 16/12/2021 tarihinde sona erdiği,
dolayısıyla, davacı yanın davalı tarafa ihlal eylemlerine son vermesi ve ihlal oluşturan durumların ortadan kaldırılması için süre vermesi ve bu süre sona erdikten sonra haksız eylemlerin devam etmesi halinde hukuki yollara başvuracağını bildirmesi olguları dikkate alındığında, davacı yanın davalı yandan 16/12/2021 tarihi ile dava tarihi arasında vuku bulduğu iddia edilen haksız eylemlerden kaynaklı olarak maddi tazminat isteminde bulunabileceği kanaatine varılmış ve bu tarihler aralığı bakımından tazminat hesaplaması yapılmıştır.
Mahkememizin 10/05/2023 tarihli ön inceleme duruşmasında; davalı vekiline ticari defterlerinin bulunduğu yer hakkında mahkememize beyanda bulunmak üzere süre verilmiş olup, davalı vekiline tebliğen 15/05/2023 tarihinde ihtarat yapılmış olmasına rağmen, davalı vekili, müvekkilinin ticari defterlerinin bulunduğu yer hakkında mahkememize beyanda bulunmadığından, davalının ticari defterleri incelenememiştir.
6100 sayılı HMK m.220/3 hükmü uyarınca; Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.
Somut olayda, davalı yan defter ibrazından kaçınması nedeniyle HMK m.220/3 hükmü uyarınca mahkememizce davacı yanın tazminat talebine ilişkin dava dilekçesi ile somutlaştırdığı talep sonucu doğrudan hükme esas alınmamıştır. Zira; .... sayılı kararında. "Tazminat ibrazı istenen defter ve kayıtlar tazminat esas alınarak hesaplanacak olup, HMK 220/3 maddesi anlamında tazminatın dayandığı iddianın kanıtlandığına ilişkin bir belge içeriği olarak kabul edilemez.
Bu durumda davalı tarafa yapılan tebligata rağmen sözkonusu defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle gerektiğinde 818 sayılı BK 43 (yeni TBK 50-51) maddesi uyarınca maddi tazminatın mahkemece belirlenmesi gerekirken yazılı gerekçeyle maddi tazminat talebi yönünüden davanın kabulü doğru görülmemiş kararın temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir." şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.
Davalı vekili her ne kadar defter ibrazından kaçınsa da, davalının ilgili dönemlere ilişkin kurumsal vergi beyannameleri dosya arasına alınmıştır.
Mahkememize ibraz edilen 07/11/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere; davalı şirketin 16.12.2021-31.12.2021 tarihleri arasındaki 16 günlük cirosunun (3.176.966,39/365 gün X 16 gün=) 139.264,27 TL tutarında olduğu, 01.01.2022-31.12.2022 tarihleri arasındaki 365 günlük cirosunun 7.512.936,32 TL tutarında olduğu hesaplanmıştır. 2023 yılının 23 günlük cirosu 2022 yılına ilişkin cirosu referans alınarak hesaplandığında, 01.01.2023-23.01.2023 tarihleri arasındaki 23 günlük cirosunun (7.512.936,32/365 gün X 23 gün=) 473.417,91 TL tutarında olabileceği tespit edilmiştir.
GELİR TABLOSU KALEMLERİ
16.12.2021-31.12.2021 01.01.2022-31.12.2022 01.01.2023-23.01.2023 Satışlar 139.264,27 TL 7.512.936,32 TL 473.417,91 TL Kârlılık Oranı %2,19 %0,81 %0,81 Net Kâr 3.050,00 TL 60.549,20 TL 3.834,68 TL
Yukarıda yer verilen tablodan görüleceği üzere; davalının 2021 yılında 16.12.2021-31.12.2021 tarihleri arasındaki 16 günlük cirosu üzerinden yapılan hesaplama sonucunda bulunan tazminatın 3.050,00 TL tutarında olduğu, 2022 yılında 01.01.2022-31.12.2022 tarihleri arasındaki 365 günlük cirosu üzerinden yapılan hesaplama sonucunda bulunan tazminatın 60.549,20 TL tutarında olduğu, 2023 yılında 01.01.2023-23.01.2023 tarihleri arasındaki 23 günlük cirosu üzerinden yapılan hesaplama sonucunda bulunan tazminatın 3.834,68 TL tutarında olduğu,
yıllar bazında yapılan hesaplamalar neticesinde ihlal fiilinin başladığı 16.12.2021 tarihinden davanın ikame edildiği 23.01.2023 tarihe kadarki dönem dikkate alınarak yapılan hesaplama sonucunda, 6769 sayılı SMK’nın 151/2-b maddesine göre davacı lehine tazminat bedelinin (3.050,00 TL+60.549,20 TL+3.834,68 TL=) 67.433,88 TL tutarında olduğu tespit edilmiştir.
Davacı yanın ticari defterlerinin bulunduğu yer üzerinde yapılan inceleme sonucunda tespit edilen davacıya ait ticaret hacmi, davacı şirketin cirosunun yüksek olmasının, tek başına, davacı yanın "..." esas unsurlu markalarının Türkiye genelinde tanınmış olduğunu ispatlamaya elverişli olmadığı, zira ... hizmetlerinin mahiyeti itibariyle fiyatının sıradan ürün ve hizmetlere göre oldukça yüksek olduğu, davacının .... ilinde hizmet verdiği, davacının Türkiye genelinde "..." ibareli markalarına ilişkin yoğun reklam, promosyon, kullanım gibi eylemlerinin bulunmadığı, Türkiye'nin çok sayıda iline yayılan şubelerinin bulunmadığı, bununla birlikte;
davacının "..." markalarının ayırt ediciliğini güçlendirdiğinin de yadsınamayacağı, bu markalar ile yüksek cirolar elde ettiği, böylece "..." ibareli markaların ekonomik değerini artırdığı kabul edilse bile davalı yanın marka hakkı ihlali oluşturan eylemleri bakımından elde ettiği net kazancın oluşmasında davacının "..." esas unsurlu markalarının belirleyici etken olduğunun söylenemediği, bu nedenle tespit edilen kazanç bedeline hakkaniyete uygun bir payın eklenmesi koşulunun somut olayda oluşmadığı,
bununla birlikte, somut olayın özelliğine göre, davacı yan her ne kadar salt .... ilinde faaliyet gösteriyor olsa da, "..." markaları ile vermiş olduğu ... hizmetinden kaynaklı yüksek cirolar elde ettiği de nazara alındığında, tespit edilen net kazanç bedelinden indirim yapılması koşulunun da somut olayda oluşmadığı, dolayısıyla; davacının davalıdan talep edebileceği nihai maddi tazminat bedelinin 67.433,88 TL olduğu anlaşıldığından, bu bedelin 16/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
Davacı vekili, davalının marka hakkı ihlali oluşturan eylemlerinden kaynaklı olarak manevi tazminat isteminde de bulunmuştur.
Davalının, davacının hak sahibi olduğu markalar ile iltibas tehlikesi oluşturan markasal kullanımlarda bulunma eyleminden kaynaklı olarak davacı markalarının ticari piyasada edindiği imajı zedelediği, bu nedenle manevi tazminat talep etme koşulunun somut olayda oluştuğu anlaşılmakla; ihlale konu markasal kullanımların süresi, yoğunluğu ve niteliği, ihlale konu hizmetin türü, tarafların kusur oranları, sıfatları, işgal ettikleri makam ve 4721 sayılı TMK m.4 hükmünde ifadesini bulan hak ve nesafet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde.
70.000,00 TL manevi tazminatın 16/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
Aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... E imzalıdır Hakim ... · E imzalıdır
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/31, K. 2024/6, 10 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama