KÜNYE
T.C. ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C.
- Mercii
- Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2024
- Esas no
- 2024/372 Esas
- Karar no
- 2024/348
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- ... - ... - ...
- Dava
- Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen
- Dava tarihi
- 28/05/2024
- Karar yazım tarihi
- 03/06/2024
Karar Metni
766 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sahibi ve işleteni olduğu, dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile davalı ... ... Araç Filo Kiralama A.Ş.'nin sahibi olduğu ve sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, çarpışması sebebiyle hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, ...'in kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olduğunu, kaza sebebiyle aracın onarımda kaldığı süreler için belirsiz alacak olarak araçtan mahrum kalınması nedeniyle taleplerinin mevcut olduğunu beyanla; 24.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile 100,00 RL araçtan mahrum kalınması tazminatının davalı taraftan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Dava; trafik kazası nedeniyle araç mahrumiyetinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı tarafından husumetin kazaya kusuruyla sebebiyet verdiği belirtilen karşı araç sürücüsüne yöneltildiği görülmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasından önce dava şartları ve görev hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında tüm dava şartlarının oluşup oluşmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumundadır.
6100 sayılı HMK'nın "dava şartları" başlıklı 114. Maddesinin 1-c bendinde "mahkemenin görevli olması" hususu da dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görüleceği üzere dava şartlarından olan görev hususunun kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden ve öncelikle dikkate alınması gerektiği açıktır.
Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarih olan 01/07/2012 tarihinden sonra açılmış olup, davanın ticari niteliği ve görevli mahkemenin belirlenmesinde 6102 Sayılı TTK ile getirilen düzenlemelerin değerlendirilmesi gerekir.
6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK 'nın 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1.maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından, temyiz aşamasında Yargıtay tarafından re'sen incelenir.
Somut olayda; uyuşmazlık haksız fiilden(trafik kazasından) kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olması için her iki tarafın tacir ve uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur.
Davacı şirketin tacir olduğu ve tüm iş ve eylemlerini ticari işletmesiyle ilgili olarak yaptığında tereddüt bulunmamaktadır. Buna karşılık davalı gerçek kişi olup, tacir olduğu ileri sürülmediği gibi, tacir sıfatını haiz olup olmadığı yönünden mahkememizce, vergi dairesi ve ticaret müdürlüğü nezdinde yapılan araştırma kapsamında tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşılmıştır.
Anlatılanlar kapsamında eldeki davanın mutlak ticari dava niteliği söz konusu olmayıp, davalı tacir olmadığından nisbi ticari dava niteliğinin de bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu hâlde, eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir.
Yapılan bu açıklamalar doğrultusunda mahkememizin görevsizliğine dair karar vermek gerekmiş, Yargıtay HGK'nın 2017/15-2141 Esas, 2019/442 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 6100 sayılı HMK'nın 115/1, 138. Maddeleri ve usul ekonomisi ilkesi uyarınca (duruşma günü verilmeksizin) dosya üzerinden davanın görevsizlik nedeni ile dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Katip ... e-imza Hakim ... · e-imza
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/372, K. 2024/348, 3 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama