KÜNYE
T.C.
- Mercii
- Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 11 Mart 2025
- T.C. ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2024/462 Esas - 2025/193
- Esas no
- 2024/462 Esas
- Karar no
- 2025/193
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 05/07/2024
- Karar yazım tarihi
- 18/04/2025
Karar Metni
1.295 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili Şirket ile davalı şirket arasında süreklilik arz eden mal alım-satım ticareti söz konusu olduğunu, davacının, davalı şirkete düzenlenen faturalardan anlaşılacağı üzere edimlerini yerine getirdiğini, borçlu şirket ile defalarca bahse konu borcun ödenmesi adına şifahen, irtibata geçilmesine rağmen, hiçbir sonuç alınamadığını, bu nedenle ... ... ... ... ... ... tarihli cevap süresi uzatım talepli dilekçesi kapsamında özetle, görev, yetki, husumet, zamanaşımı, dava şartları, kesin hüküm itirazlarının ileri sürüldüğü belirtilmiştir.
DELİLLER
-Ticari defter ve kayıtlar -Tarafların ba/bs formları, -Fatura, -Takip Dosyası, -Bilirkişi Raporu
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davaya konu .... .... .... ... ... ... ...
İnşaat Taahhüt Petrol Nakliye Turizm İşletmecilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından 2023 yılında yapılan faturalı alışlar karşılığı 52.500,-TL.ye karşılık 25.10.2023 tarihinde 900,-TL. ve 13.12.2023 tarihinde 33.600,-TL. olmak üzere 34.500,-TL.lık ödeme yapıldığı ve yıl sonunda davacıya 18.000,- TL.lık borcunun olduğu, 10.01.2024 tarihinde 18.000,-TL.lık ödeme yapıldığı ve 11.01.2024 tarihinde yapılan faturalı alış 24.000,-TL.ye karşılık bir ödeme olmadığı ve inceleme tarihi itibariyle davacıya 24.000,- TL.lık borçlu bulunduğu,
Davalı tarafça satış faturalarına ve mal alışları ile ilgili olarak TTK m.21/.2 hükmü gereği sekiz gün içerisinde fatura içerikleri hakkında bir itirazda bulunduğu ile ilgili bir tespit tutanağı ve belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, Davacı tarafından 24.000,- TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, davacının davalıdan talep edebileceği tutarın da kayıtlardan 24.000,- TL. olduğunun tespit edildiği, Davacı tarafından faizlerin fatura tarihi dikkate alınarak hesaplandığı, davalı tarafa alacağın tahsili için düzenlenen bir ihtarnamenin dosyada bulunmadığı ve tarafımıza bir belgenin ibraz edilmediği,
faizin takip tarihinden itibaren veya davacının hesabı gibi fatura tarihlerinden itbaren mi hesaplanacağının değerlendirmesinin Sayın Mahkemenin takdirinde bulunduğu, Sayın Mahkemenin faizi davacının hesabı gibi fatura tarihinden itibaren hesaplanmasını değerlendirmesi halinde davacının faiz hesabının ticari işlerde temerrüt faiz oranlarına uygun olarak yapıldığı" hususları belirtilmiştir.
Eldeki dava faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, itirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan ve davaya konu icra takibi faturaya dayalı başlatıldığından incelemenin takip konusu fatura kapsamında yapılması gerekir.(Yargıtay 19. HD. 2015/18199E., 2016/7679K.)
Fatura içeriği malların veya hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti satıcıya aittir. Fatura düzenlenmesi, tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz.( Y. 19 HD. 2016/7819E., 2017/2738K., Y. 19HD. 2014/12574E., 2014/16692K.)
Diğer yandan taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir.
Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir.
Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere;
Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.
Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır.
İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz.
Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.)
Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması;
borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi,
şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 23 HD. 2015/4576 E., 2016/621 K., 10.02.2016 T.)
Anlatılanlar ışığında somut olay ele alındığında; hükme esas alınan bilirkişi raporu ile dosyadaki tüm deliller doğrultusunda taraflar arasında süregelen ticari ilişki bulunduğu ve tarafların açık hesap ilişkisini benimsedikleri, davacı tarafından tanzim edilen takip konusu faturaya davalı tarafından TTK'nın 21/2.
Maddesi kapsamında itiraz edildiğine dair bir kayda rastlanılmadığı, faturanın her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu ve tarafların defter kayıtlarının ve ba/bs formlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, açık hesap bakiyesinin her iki taraf kayıtlarında tutar olarak da örtüştüğü, öte yandan HMK'nın 222. maddesi uyarınca usulüne uygun tutulan taraf defterlerinin birbirini doğruladığı/örtüştüğü kalemlerin tarafları bağlayacağı hususları hep birlikte gözetildiğinde davacı lehine olan karinenin çürütülemediği ve davacının alacağının varlığını ispatladığı kanaat edilmiştir. (bkz.
Y. 19. HD. 2018/1358E., 2020/878 K., 08/06/2020 T. Y. 23 HD. 2015/1418 E., 2015/8313 K., 21/12/2015 T.)
Yapılan açıklamalar kapsamında davacının açık hesap ilişkisine konu faturaya dayalı alacağının varlığını ispatladığı kanaat edilerek 24.000,00-TL asıl alacak üzerinden takibin devamı gerektiği anlaşılmıştır. Yine alacağın likit olduğu nazara alınarak kabul edilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/462, K. 2025/193, 11 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama