İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/452 K.2023/831

Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

Esas2023/452Karar2023/831Tarih23 Kasım 2023Okuma13 dk · 2.586 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi Türk Milleti

Esas No
2023/452
Karar No
2023/831
Karar tarihi
23 Kasım 2023
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.586 kelime·13 dk okuma·16 bölüm

Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

T.C.

ANKARA GEREKÇELİ KARAR

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/452

KARAR NO : 2023/831

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ...

VEKİLLERİ

Av. ... - ... Av. ... - ... Av. ... - ... DAVALI : ... - ...

VEKİLİ

Av. ... - ...

DAVA

Menfi Tespit / Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan

DAVA TARİHİ : 22/06/2023

KARAR TARİHİ : 23/11/2023

KARAR Y.TARİHİ : 27/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan "Menfi Tespit" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir.

I-İDDİALAR

1. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili aleyhine 10.03.2020 tarihinde ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, borcun dayanağının “07.11.2019 tarih ve ... yevmiye nolu ipotek belgesi” olarak belirttiğini, yine davalının bu takipten iki gün sonra 12.03.2020 tarihinde ..... sayılı ilamsız takip başlattığını, her iki takibin dayanağının aynı borca ilişkin olduğunu, ..... sayılı dosyasında ipotekli olan taşınmazın 1.880.000,00 TL ye satıldığını, geriye kalan alacak tutarının 620.000,00 TL olarak belirtildiği rehin açığı belgesi alındığını,

her iki icra takibinin dayanağı aynı olduğundan dolayısıyla ..... sayılı dosyasında da 1.880.000,00 TL nin tahsil edildiğinin ve yine müvekkilinin 1.880.000,00 TL lik kısmından dava tarihi itibariyle borçlu olmadığının kabulü gerektiğini, oysa davacı ...'nın, aynı borç için 1.880.000,00 TL tahsil etmesine rağmen, .....

Dairesi’nin dosyasından sanki hiç tahsilat yapmamış gibi tüm dosya borcu üzerinden alacağı takip etmeye, alacağın tamamını tahsil edebilmek amacıyla girişimlerde bulunmaya devam ettiğini, dava öncesinde davalı ile arabuluculuk toplantısı yapılmışsa da anlaşma sağlanamadığını belirterek, müvekkilinin ..... sayılı dosyasında 1.880.000,00 TL kısmından borçlu olmadığının tespitine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2. Davacı vekili, cevaba cevap dilekçesinde; davalı ... aynı borç için, ...... sayılı ipoteğin para çevrilmesi yoluyla icra takibi ile birlikte ..... e. sayılı ilamsız icra takibi başlattığını, davanın özünü her iki takibin birlikte başlatılamayacağı iddiasının oluşturmadığını, dolayısıyla davalının cevap dilekçesinde TBK m. 586 ile ilgili beyanlarının hukuki değeri bulunmadığını, davanın özünün, davalının ipotek takibinden tahsil ettiği parayı, ilamsız icra takip dosyasına bildirmeyerek,

alacağın tamamı üzerinden haciz işlemlerine devam etmesi ve bu alacağın tamamı üzerinden parayı tahsil edebilmek için girişimlerde bulunması olduğunu, davalı ...

Bankasının, .....e. sayılı ipoteğin para çevrilmesi dosyasından 1.880.000,00 TL tutarında tahsilat yaptığını ve fakat 2.600.000,00 TL güncel borç tutarındaki ilamsız takip dosyasına bu tahsilatı bildirmediğini, .....e. sayılı ilamsız icra takibi dosyasından yaklaşık 2.600.000,00 TL tutarındaki alacak miktarından devam ettiğini, 2.600.000,00 TL tutarındaki alacak miktarı için menkul haczi yaptığını, haciz ihbarnameleri göndermeye devam ettiğini, davalı icra dosyasından iş bu dava açıldıktan sonra dahi 27.07.2023 tarihinde ...

Bankası’na haciz ihbarnamesi gönderilmesini talep ettiğini, 27.07.2023 tarihinde gönderilen haciz ihbarnamesinde bankaya borç miktarının 2.613.758,63 TL olarak bildirildiğini, menfi tespit davasının açılabilmesi için ise davalının iddia ettiği gibi tahsilde tekerrür etme şartı bulunmadığını, tahsilde tekerrür etme durumunda zaten menfi tespit davası değil, istirdat davası açılabileceğini, zira Yargıtayın ekte sundukları kararlarında yapılan tahsilatların icra dosyasına bildirilmeden takibe devam edilmesi durumunda, borçlunun ödediği miktar yönünden menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğunu belirttiğini,

davalının tahsil ettiği parayı icra dairesine bildirmeyerek, alacağın tamamı üzerinden davacının ... Bankası’nda bulunan tüm hesaplarını haczettiğini, beyan ederek davanın kabulünü talep etmiştir.

II-SAVUNMALAR

3. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın ... Şubesi borçlusu davadışı ... A.Ş’ne 06.11.2019 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ile kredi kullandırıldığını, Sözleşmeyi davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, söz konusu sözleşmeye dayanılarak kullandırılan kredilerin vadelerinde ödenmemesi üzerine hesapların usulüne uygun olarak kat edilerek .... Noterliğinin 18.02.2020 tarih ...

Yevmiye nolu İhtarnamesi ile hesapların kat edildiğinin muhataplara noter kanalıyla tebliğ edildiğini, ihtara rağmen ödemenin yapılmaması üzerine ..... sayılı dosyası ile 2.202.443,85-TL tutar üzerinden Genel Haciz Yoluyla İlamsız Takip ve tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla ...’nün ... sayılı dosyası ile de 2.202.443,85-TL tutar üzerinden İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamlı Takip başlatıldığını, borçlulara ödeme emri/icra emri usülüne uygun olarak tebliğ edildiğini ve takiplerin bütün borçlular açısından kesinleştiğini,

davacı borçlunun dava dilekçesinde “ ..... sayılı dosyasından başlatılan takip ile ...’nün ... sayılı dosyasından başlatılan takibin aynı borca ilişkin olduğunu bu sebeple gayrimenkul dosyasından yapılan tahsilat tutarı kadar ilamsız dosyasında borçlu olmadığı ” iddialarında bulunduğunu, ancak davanın, fiili duruma, yasa ve usule aykırı olup reddi gerektiğini, TBK 586 hükmü gereğince kefilin, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklının, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebileceğini, ancak, bunun için borçlunun,

ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerektiğini, asıl borçlu davadışı ... A.Ş ve kefil ...'e keşide edilen .... Noterliğinin 18.02.2020 tarih ...

Yevmiye nolu muacceliyet ihtarnamesi ile kredi borçlarının ödenmesi talep edilmişse de ihtarın sonuçsuz kaldığını, TBK 586 hükmü gereğince, davalı kefil hakkında ipotek takibi yanında genel haciz yoluyla takip yapılmasında kanuni bir engel bulunmayıp her iki takibin birlikte başlatılabileceğini, dava dışı ... A.Ş'nin müvekkil bankaya olan borcunun teminatı ..... Nolu ... kayıtlı taşınmaz hakkında .....

E. Sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatıldığını, ipotek takibi dosyasından yapılan satış ile taşınmazın 1.880.000-TL tutar ile alacağa mahsuben müvekkil bankaya ihale olduğunu, ihalenin kesinleşmesi sonucunda, taşınmazın müvekkil banka tarafından alacağa mahsuben alındığından taşınmaz bedelinin icra takip tutarından düşülerek,

620.000-TL tutar üzerinden rehin açığı belgesi alındığını, davacı kefil hakkında tahsilde tekerrür etmemek kaydı ile başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız takipte, ipotek takibinde bakiye kalan alacak tutarını aşar miktarda tahsilat yapılmadığını, hatta ve hatta genel haciz yoluyla ilamsız takipte, kefil dahil diğer borçlulardan herhangi bir tahsilat yapılamadığını, tahsilde tekerrüre neden olunmadığını, aynı alacağın iki kez tahsil edilmesinin söz konusu olmadığını, davadışı ...

A.Ş kefili ...'in kefalet limitinin borç tutarından fazla olduğundan kefilin müvekkili Bankaya olan borcunun takip tarihinde takip çıkış miktarı kadar olduğunu, Menfi tespit davasında kefilin müvekkili bankaya karşı sorumluluğunun bu tutar üzerinden tespit edilmesi gerektiğini, müteakiben ipotek takibinde yapılan tahsilatın bu tutardan mahsup edilmesi gerektiğini, kefil ve diğer borçlular hakkında aynı alacaktan kaynaklı olarak mükerrer tahsilat yapılması söz konusu olmadığından davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu,

takip hukuku çerçevesinde şikayet yoluna başvurulmayıp huzurda görülen menfi tespit davasının açılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesindeki iddiaların inceleme ve çözüm yerinin takip hukuku kapsamındaki şikayet yolu olduğunu, görevli merciinin ise İcra Hukuk Mahkemesi olduğundan görülen davanın reddi gerektiğini belirterek; davanın reddine, kötüniyetle açılmış bulunan bu dava sebebiyle davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, masraf ve ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

4. Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde; davada, her ne kadar tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipteki tahsilatın genel haciz yoluyla başlatılan ilamsız takibe bildirilmediği iddiası öne sürülse de incelemenin takip başlangıç tarihinde borçlunun müvekkili bankaya takip başlangıç miktarı kadar borcunun olup olmadığı ile sınırlı olarak yapılması gerektiğini, .....

Sayılı dosyasından 12.03.2020 tarihinde asıl borçlu ve davacı kefil hakkında 2.202.443,85 TL tutar üzerinden genel haciz yoluyla ilamsız takibin ödeme emrine itiraz olmaksızın kesinleştiğini, davacının iddialarının takip hukukunun konusunu oluşturmakta olup huzurda görülen davada ancak davacının takip başlangıç tarihi itibariyle müvekkili bankaya takip çıkış miktarı kadar borcunun olup olmadığı hususunun incelenmesi gerektiğini, menfi tespit davasında kefilin müvekkil bankaya karşı sorumluluğunun bu tutar üzerinden tespit edilmesi,

müteakiben ipotek takibinde yapılan tahsilatın bu tutardan mahsup edilmesi gerektiğini, kefil ve diğer borçlular hakkında aynı alacaktan kaynaklı olarak mükerrer tahsilat yapılması söz konusu olmadığından davanın reddini talep etmiştir.

III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR

A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar

5. Davalı bankanın ... Şubesi ile dava dışı ... A.Ş. arasında imzanan 06.11.2019 tarihli Genel Kredi Sözleşmesini davacı ...'in müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.

B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları

6. Uyuşmazlık; davacı aleyhine davalı banka tarafından girişilen ve dava konusu edilen takiplerin dayanağı, davacı aleyhine girişilen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte tahsilat yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise tutarı, yapılan tahsilatın davacı aleyhine genel haciz yolu ile girişilen takip dosyasına bildirilip bildirilmediği ile davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER

7. ...'nün ... sayılı dosyasının incelenmesinde; ... A.Ş tarafından, borçlu ... A.Ş ve davacı ... aleyhine 10.03.2020 tarihinde; ...'in maliki bulunduğu ..... nolu ... üzerinde tesis edilen 1.dereceden 2.500.000,00 TL bedelli 07.11.2019 tarih ve ... yevmiye nolu İpoteğin Paraya Çevrilmesi yolu ile.

2.192.046,65 TL Asıl Alacak + 5.637,92 TL İşlemiş Faiz + 4.759,28 TL Bsmv olmak üzere toplam 2.202.443,85 TL alacağın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla tahsil edileceği tarihe kadar %14,95 temerrüt faizi, bsmv, icra harç masrafları, vekalet ücreti ile birlikte tahsilinin ve kısmi ödemelere TBK 100.madde hükmünün uygulanmasının talep edildiği, takibin itiraza uğramayarak borçlular açısından kesinleştiği,13.12.2021 tarihinde alınan Rehin Açığı Belgesi ile, 02.06.2021 tarihinde ipotekli malın ihale edildiği,

2.500.000,00 TL İpotek Limitinden 1.880.000,00 TL Satış Tutarı düşümü ile 620.000,00.-TL Kalan Alacak Tutarı tespit edilerek İİK 152 gereğince 13.12.2021 tarihinde alacaklı banka vekiline teslim edildiği anlaşılmıştır.

8. ... sayılı dosyasının incelenmesinde; ... A.Ş tarafından, ... ve ... İnş. Oto. Tic. A.Ş aleyhine Genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız takipte, 2.192.046,65 TL Asıl Alacak + 5.637,92 TL İşlemiş Faiz + 4.759,28 TL Bsmv olmak üzere toplam 2.202.443,85 TL alacağın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla tahsil edileceği tarihe kadar %14,95 temerrüt faizi, bsmv, icra harç masrafları, vekalet ücreti ile birlikte tahsilinin ve kısmi ödemelere TBK 100. madde hükmünün uygulanmasının talep edildiği, takibin itiraza uğramayarak borçlular açısından kesinleştiği anlaşılmıştır.

V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE

9. Dava, Genel Kredi Sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için girişilen takibe karşı yapılan ödeme kadar borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

10. Davacı yan, yalnızca ipotekli takipte yapılan tahsilat tutarının genel haciz yolu ile yapılan takip dosyasına bildirilmemiş olması nedeni ile ipotekli taşınmazın satılması neticesinde tahsil edilen tutar bakımından borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir.

11. Davanın esasına geçilmesinden önce davacının hukuki yararının varlığının değerlendirilmesi gerekmekte olup hukuki yarar kavramının açıklanmasında yarar görülmektedir.

12. Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemede bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta ve mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması gerektiğine ilişkin ilke anlamına gelir. Davacının davayı açtığı tarih itibariyle dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır.

13. Davacı menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunu bildirmeli, açıklamalı ve gerekirse ispat etmelidir ( .....).

14. Öte yandan bu hukuksal yararın, hukuki ve meşru, doğrudan ve kişisel, doğmuş ve güncel olması gerekir ( .....).

15. Hukuki yarar dava şartlarından olup davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Bu şart, dava konusuna ilişkin genel dava şartlarından biri olup davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi ve esas hakkında hüküm verilebilmesi için varlığı gerekli olduğundan olumlu dava şartları arasında sayılmaktadır.

16. Nitekim 6100 sayılı Kanun’un “Dava şartları” başlıklı 114. maddesinin gerekçesinde de "...Maddenin birinci fıkrasının (h) bendinde ise davacının dava açmakta hukukî yararının bulunmasının bir dava şartı olduğu hususu açıkça vurgulanmıştır. Burada sözü edilen hukukî yarardan maksat, davacının sübjektif hakkına hukukî korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâli hazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmasıdır. Bir başka ifadeyle, davacı hakkına kavuşmak için, hâli hazırda mahkeme kararına muhtaç bir konumda değilse onun hukukî yararının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir..." yönünde açıklamalara yer verilmiştir.

17. Bir davada, menfaat (hukuki yarar) ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olacağı her türlü duraksamadan uzaktır.

18. Bu ilkeden hareketle bir davada hukuki menfaatin bulunup bulunmadığı mahkemece, tarafların dava dosyasına sunduğu deliller, olay veya olgular çerçevesinde yargılamanın her aşamasında ve kendiliğinden gözetilmelidir. Böylelikle kişilerin haksız davalar açmak suretiyle dava hakkını kötüye kullanmasına karşı bir güvence de sağlanmış olmaktadır ( ...).

19. Bu aşamada hukuki yarar kavramının tespit davasındaki yansımasının ne olacağının ayrıca irdelenmesi gerekir.

20. Bilindiği üzere mahkemeden istenen hukuki korunmaya göre davalar eda davaları, tespit davaları ve inşai davalar olarak ayrılmaktadır. Eda davalarında bir şeyin yapılması, bir şeyin verilmesi veya bir şey yapılmaması istenmekte iken inşai (yenilik doğuran) davalar ile var olan bir hukuki durumun değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni bir hukuki durumun yaratılması istenir. İnşai (yenilik doğurucu) davanın kabulü ile yeni bir hukuki durum yaratılır ve hukuksal sonuç genellikle bir yargı kararı ile doğar.

21. Tespit davaları ise bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalar olup konusunu hukuki ilişkiler oluşturur. Bu dava türü ile bir hukuksal ilişkinin varlığı veya yokluğu saptanmaktadır. Bu davalarda davacının amacı ve dolayısıyla talep sonucu, bir hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun veyahut içeriğinin belirlenmesi olup istemin kabule şayan olabilmesi için bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir.

22. Eda davalarında, hak ihlal edilmedikçe hakkın hukuken himayesini istemek mümkün değildir. Ancak bu durum tespit davaları için yumuşatılmış, davacının hukuki durumunu belirginleştirmekteki menfaatiyle özdeşleştirilmiştir. Kişi, içinde bulunduğu hukuki durumdan kaygı, güvensizlik ve endişe duyduğunda tespit davası açabilmelidir. Tespit davasının işlevi karmaşık uyuşmazlıkların ortaya çıkmasını engellemek, hakların yararlanılmasında istikrarı sağlamak olarak ifade edilebilir.

23. Bununla birlikte tespit davalarının kötüye kullanılmasının engellenmesi ve bu davaların kabule şayan olabilmesi için iddia edilen tehlikenin ciddi ve davacının hukuki durumuna zarar verecek nitelikte güncel olması da gereklidir. Tespit davası bakımından hukuki yararın bulunup bulunmadığı değerlendirilirken üç şartın birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır;

24. Bunlardan ilki; davacının bir hakkı veya hukuki durumu, güncel (hâlihazır) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalıdır. Söz konusu tehdidin genellikle davalıya ait beyanların yahut davranışların sonucu olduğu kabul edilmektedir. Aynı zamanda davacıya yönelen tehdidin barındırdığı tehlike güncel bir nitelik taşımalıdır.

25. İkincisi; bu tehdit nedeniyle davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalıdır. Daha önce de ifade edildiği gibi tespit davasına hukuki ilişkilerde yaşanan kaygı, güvensizlik ve endişe durumlarında başvurulmalıdır. Belirtmek gerekir ki, davacının hukuki durumuna ilişkin her türlü tehdit değil ancak zarara yol açacağına kanaat getirilen bir tehdit sebebiyle tespit davası açılabilir.

26. Üçüncüsü ise; yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup cebri icraya yetki vermeyen (icraya konulamayan) tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır. Tespit davası neticesinde verilen hükümler, kesin hüküm niteliği taşımakla birlikte davacıya icra yetkisi vermez. Bu sebeple davacının hukuki belirsizliğini ortadan kaldırmak için tespit hükmünün en uygun ve en elverişli olduğu durumlarda, davacının tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu sonucuna varılabilir.

27. Buna göre tespit hükmü davacının içinde bulunduğu hukuki belirsizliği gidermek için bir fayda sağlamadığında ve istenen hukuki koruma için diğer dava türlerinden birinin açılması gerekli olduğunda hukuki yarar şartının yerine getirildiği söylenemez.

28. Somut uyuşmazlıkta, davacı taraf, yalnızca ipotekli takipte yapılan tahsilat tutarının genel haciz yolu ile yapılan takip dosyasına bildirilmemiş olması nedeni ile ipotekli taşınmazın satılması neticesinde tahsil edilen tutar bakımından borçlu olmadığının tespitini talep etmekte olup esasen her iki takip dosyası tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere yapıldığı, haricen ödeme iddiasının bulunmadığı,

icra dosyasında yapılmış tahsilatın davacı yanca icra müdürlüğünce nazara alınarak dosya hesabının yapılmasının istenilebileceği, diğer bir söyleyişle davacı yanca dava tarihi itibariyle davalı ile aralarında borcun tutarı hususunda uyuşmazlık bulunduğu iddia edilmediği, bu anlamda davacının bunun dışında borçlu olmadığına yönelik herhangi bir vakıa (ödeme ya da kredi ilişkisinin bulunmadığı vb gibi) ileri sürülmemesi nazara alındığında hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmaktadır ( ...).

29. Açıklanan nedenlerle davacının işbu davada hukuki yararının bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

1-Davanın, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeni ile HMK m. 114/1-h uyarınca USULDEN REDDİNE,

Karar ve İlam Harcı

2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85.-TL harcın, peşin alınan 32.105,70.-TL harçtan düşümü ile fazla alınan 31.835,85.-TL harcın, karar kesinleştikten sonra ve talep halinde yatırana iadesine,

Yargılama Giderleri ve Gider Avansı

3-Yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına,

4-HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE,

5-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflar anlaşamadıklarından, Arabuluculuk Yönetmeliği 26/2 maddesi uyarınca ... bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

Vekalet Ücreti

6-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT 3 ve 13. maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa ödenmesine,

Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere 23/11/2023 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/11/2023

Başkan ...

E-İmza

Üye ...

E-İmza

Üye ...

E-İmza

Katip ...

E-İmza

NOT

BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"

Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/452, K. 2023/831, 23 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Ankara Gerekçeli Karar
  4. Esas No : 2023/452
  5. Karar No : 2023/831
  6. Vekilleri
  7. Vekili
  8. Dava
  9. Dava Tarihi : 22/06/2023
  10. Karar Tarihi : 23/11/2023
  11. Karar Y.tarihi : 27/11/2023
  12. I-iddialar
  13. Iı-savunmalar
  14. A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar
  15. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları
  16. Iv-çekişmeli Vakılar Hakkında Toplanan Deliller
  17. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE
  18. Not
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/452
Karar No
2023/831
Tarih
23 Kasım 2023

İlgili Kararlar

  • Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/452 K.2023/850
  • Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/453 K.2023/799
  • Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/453 K.2023/700
  • İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/453 K.2023/902
  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/453 K.2023/1016
  • Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/453 K.2023/640

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.