KÜNYE
- Mercii
- Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2024
- T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2021/50 Esas - 2024/551
Karar Metni
3.316 kelime·17 dk okuma·13 bölüm
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
2021/50 Esas
KARAR NO : 2024/551
HAKİM : ..... KATİP : .....
DAVACI : ..... VEKİLİ : Av. ..... DAVALI : ..... VEKİLİ : Av. .....
DAVA İHBAR
OLUNAN : .....
DAVA
Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
DAVA TARİHİ : 25/01/2021
KARAR TARİHİ : 19/09/2024
YAZIM TARİHİ : 19/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili şirketin davalı banka nezdinde ... numaralı hesabı açmış olduğunu, müvekkili şirketin kuruluşundan şu ana kadar geçen süre zarfında, temsile, idareye ve müvekkili adına işlem yapmaya münferiden ...'ın yetkili kılındığını ve başkaca bir kimseye temsil yetkisi verilmemiş olmasına karşın, müvekkili şirketin bilgisi, onayı ve rızası olmaksızın, şirketin davalı banka nezdindeki hesabından temsile yetkisi bulunmayan kişilerce muhtelif zamanlarda para çekildiğini, işbu paranın hiçbir şekilde müvekkili şirketin uhdesine de girmemiş olduğunu, davalı bankanın,
müvekkili temsile ilişkin yetkisini ispatlayamayan kişi/kişilere müvekkili adına işlem yaparak; işbu kişilere müvekkiline ait hesapta bulunan parayı ödemiş olduğunu, davalı bankanın gerek basiretli tacir olarak gerekse TBK'nın 46. maddesi mucibince müvekkili şirket adına para çeken kişi/kişilerin müvekkili şirketi temsile yetkili olup olmadığını araştırmak yükümlülüğü bulunmakta olduğunu, söz konusu kişi/kişilerin müvekkilini temsile yetkili olmadıklarını bilebilecek konumda ve hatta bilmekte olan davalı bankanın, müvekkili şirketin temsilcisi olmadığı bilinerek işbu kişi/kişiler ile;
müvekkilinin bilgisi, izni, rızası ve onayı olmaksızın yapmış olduğu işlemlerin müvekkilini bağlamayacağını, tüm işbu sebeplere binaen davalı bankanın, müvekkilini temsile yetkisi bulunmayan kişiler ile yapmış olduğu işlemlerin müvekkilini bağlamayacağını ve müvekkilinin halen davalı banka nezdinde bakiye alacağı bulunmakta olduğunu belirterek,
Müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesaplarından yetkisiz kişi/kişiler tarafından, müvekkilinin bilgisi, azası, izni ve onayı olmaksızın çekilen (fazlaya ve faize dair hak, talep ve alacakları saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 1.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Davacı ... San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından ....
Noterliğinin 03.04.2019-... yevmiye nolu ihtarnamesi ile "2009-2019 yılları arasında şirkete kullandırılan birtakım kredilerde yetkisiz ...'a para verildiği ve şirketin hukuka aykırı şekilde borçlandırıldığı" yönünde ithamda bulunulmuş olduğunu, firmaya kullandırılan kredilere ait ekteki Genel Kredi sözleşmelerinden de anlaşılacağı üzere firmanın her iki ortağı tarafından imzalanan kredi sözleşmeleri ile kredilendirmeler yapılmış olup, bahsedilen ithamın yersiz olduğunu, firmada %50 oranında ... ve %50 oranında ...'ın hak sahibi olduğunu,
Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre şirketi temsile yetkili olarak ... atandığı ifade edilse de şirket ortaklarının usul ve yasaya göre doğal temsilci olmasının da gözden kaçmaması gerektiğini, müvekkili bankanın 27.03.2008 tarihinden beri ile kredili olarak çalışan müşterinin bugüne kadar herhangi bir ihtilaf /sorun bulunduğu yönünde bir gerekçe ile başvuruda veya şikayette bulunmamış olduğunu, uzun süre müvekkili banka ile kredi ilişkisi bulunan ve tüm genel kredi sözleşmelerinde imzası bulunan firma ortaklarının hesap hareketlerinden ve para giriş çıkışlarından bilgisi dışında olmasının imkan dahilinde olmadığını,
firma ortağı ...’ın hesap üzerinde İnternet bankacılığı tanımlaması da bulunmakta olduğunu, davacı firmanın müvekkili banka ile 2008 yılından beri çalıştığını ve büyük kısmı kredili olarak gerçekleştirilmiş olan işlemlerin firma ortaklarından yani ... ve ... her ikisinin de banka hesabından para çekimi yapmış olduklarını, keza müvekkili banka bildirimine göre, davacı iddiasının aksine ...
Noterliğinin 26.08.2014-8576 sayılı vekaletname ile ...’ın yetkili kılınmış olduğunu, bahsi geçen Noterlik belgesinin ilgili noterlikten müzekkere marifetiyle celbini talep ettiklerini, diğer bankalar ile de bu türden işlemler yapıldığı istihbar edinildiğinden gerekirse başta ... ilçesi Bankaları olmak üzere yetkisiz olduğu iddia edilen diğer ortak ...’ın para çekim işleri yapıp yapmadığı diğer bankalardan da müzekkere marifetiyle sorulabileceğini, müvekkili Bankanın aynı zamanda pos müşterisi olan firma tarafından her gün denilebilecek düzenli olarak para çekim işlemleri yapıldığının görüldüğünü,
firma sahiplerinden diğer ortağın pos işlemlerinden haberdar olmamasının düşünülemeyeceğini, diğer Bankalardan ... hesaplarından müvekkili banka şubesindeki ...
Hesabına EFT yoluyla aktarımlar olmuş olduğunu, bilinen odur ki, tüm bankalarda İnternet bankacılığı yetkilisinin de ... olduğunu, üstelik ...’ın şahsi hesabına ... açıklamasıyla muhtelif tarihlerde para yatırıldığının görülmüş olduğunu, kaldı ki, 07.06.2013 ve 20.06.2013 tarihinde ...’ın şahsı adına kullanmış olduğu kredileri zaten şirket hesabına aktarmış olduğunu, ..... ve telefon faturalarının şirket hesabından ödenmiş olduğunu, müvekkili Bankadaki İnternet bankacılığı yetkilisi 2012 yılından beri ... olarak tanımlanmış olduğunu, Türk Ticaret Kanunu 18. maddenin 2. fıkrası uyarınca her tacirin,
ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, davacının iddia ettiği dönemlere ilişkin, kredi sözleşmelerinde imzası bulunan, İnternet hesabıyla tüm ödemelere vakıf olduğu şüphe götürmez bir gerçeklik olan, üstelik iddiasının aksine yetkisiz olduğu kişiye verdiği vekaletnameye rağmen diğer ortağı/ kardeşinin yetkisiz olduğunu iddia edebilen, yapılan ödemelerin de basiretli bir tacir tarafından yaklaşık 10 yıl boyunca tespit edilememesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunun izahtan vareste olduğunu,
kesinlikle kabul etmemekle birlikte davacı yanca yetkisiz kişi olduğu iddia edilen kardeşi/ortağı/vekalet verilen kişi tarafından Müvekkili Banka nezdindeki söz konusu hesaptan gerek davacı firmanın diğer bankalar nezdindeki hesabına gerekse firmanın diğer ortağı hesabına para transferi yapıldığı, firma hesabından yapılan tutarlarının internet hesabı başta olmak üzere davacı yanca vakıf olduğu aşikar olduğu,
dolayısıyla firma tarafından bu hesaptan yapılan işlemlerin bilinmemesinin/fark edilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Nitekim, kesinlikle kabul etmemekle birlikte -velev ki bir an için yazılı vekalet sözleşmesi olmasa dahi, vekalet sözleşmesinin iradelerin birleşmesiyle oluştuğu, bu sözleşmenin bir icap (öneri) ve bir kabulden doğduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun genel nitelikteki 6. maddesi hükmü uyarınca örtülü (zımni) kabulle dahi oluşabildiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 503.
Maddesinde bu yönde daha özel bir hüküm getirerek vekalet sözleşmesinin örtülü (zımni) olarak dahi kurulabileceğinin düzenlendiği, Örtülü (zımni) kabulün, vekil eden yönünden de geçerli olduğunu, vekil edenin kendi yararına iş görüldüğünü öğrendiği halde ses çıkarmaması halinde kabul etmiş sayılacağı ve vekalet sözleşmesinin oluşacağını, nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.1965 tarihli, ..... sayılı kararında da icazetin, yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemlere geçerlilik kazandıracağı ve icazetin geriye yürüyeceğinin hüküm altına alındığını, Öte yandan,
vekalet sözleşmesinin kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrası hükmü gereğince hiçbir şekle bağlı olmadığını, yazılı olabileceği gibi, sözlü de yapılabileceği, hatta Türk Borçlar Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca vekaletin örtülü olarak (zımnen) verilebileceği gibi zımni kabulde de oluşabileceğini, vekilin yapmakla yükümlü olduğu hukuki işlemin şekle bağlı bulunmasının vekalet sözleşmesinin de şekle bağlılığını zorunlu kılmadığını, bu itibarla, yukarıdaki açıklamalar muvacehesinde, firmanın söz konusu hesaptan ve gönderilen tutarlardan bilgisinin olmamasının mümkün bulunmadığını,
zira davacı Firmanın da bir şirket olduğunu ve TTK’nin 18. maddesi gereği basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, dolayısıyla 10 yılı aşkın uzun bir süre içerisinde hesabına, gelen/çıkan paraların akıbetinin sorulmamasının, bu hesap ile ilgili bir bilgi ve belge talep edilmemesinin anlaşılır gibi olmadığını, gerek pos cihazları, gerekse de İnternet hesabının kullanımı gibi Müvekkili Banka nezdindeki hesapların Firma tarafından kullanım/ tahsil edildiği,
bir başka anlatımla kabul edildiğini, böylelikle söz konusu hesap açılışına ve hesaptan yapılan işlemlere de icazet verdiklerinin aşikar olduğunu, söz konusu hesaptan para transferi yapılan kişiler kurumlar/ firma vergi ve diğer resmi firma ödemeleri olduğu nazarı itibara alındığında diğer kişiler veya bankalar hakkında neden dava açılmadığı da iş bu ihtilafta tartışıldığı vakit davacının müvekkili Banka aleyhine dava açmasının iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı ve iş bu davadaki davacı iddialarının haksız, yersiz, hukuki mesnetten apaçık yoksun, hak ve hakkaniyetten uzak olduğunun anlaşılacağını,
bu nedenlerle kesinlikle kabul anlamına gelmemek şartıyla - bir an için davacının iddialarının bu davada tartışılabilir olduğu düşünülse- dahi, yapılan ödemelerin davacı şirketin menfaatine olup olmadığını, gerekirse vekaletsiz iş görme hükümlerinin işbu ihtilafta uygulanma kabiliyeti bulunup bulunmadığını ya da davacının sebepsiz zenginleşme durumu gözetilerek, davacı yanın gerçek bir zararı olup olmadığı konusunda, gerekirse adına ödeme yapılan tüm kişilerin veya kurumların bu hususla ilgili Mahkemece beyanının alınması,
belgelerin celbi gerektiğini, ödemelere dair davacı şirketin Ticari defterleri de dahil, kayıtlarının incelenmesi gerekmekte olduğunu, Türk Medeni Kanunu uyarınca, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğunu ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağını, ayrıca söz konusu hesaptan yapılan işlemlerde şirketin lehine işlemlerde bulunulmasını, gerekirse bu hususların tarafların ticari defterleri ile de gözetilmesi gerektiği ve bu durum halinde şirket zararından zaten bahsedilemeyeceğini,
herhangi bir zararın varlığından bahsedilebilmesi için davacı tacirin her bir ödeme bazında zararını ispatlaması gerektiği de usul, yasa ve Yüksek Mahkeme müstekar içtihatları gereği olduğunu, bu konuda hemen belirtmek gerekir ki, davanın müvekkili Bankaya değil, davacı iddiasına göre söylemek gerekir ki, -husumeti ...’a yönlendirilmesi gerektiğini, husumet itirazları olduğunu, öte yandan, şirket tarafından Müvekkili Bankaya karşı yasal yollara başvurulmuş olmasına rağmen yetkisi olmadan hesaptan işlem yaptığını iddia ettiği şahsa karşı herhangi bir yasal süreç başlatılmamasının şirketin iddiası ile tutarsız olduğunu belirterek,
davanın usul yönünden reddine, davacının alacak taleplerine ilişkin olarak asıl alacak, faiz, faizin başlangıç tarihi, hesaplanış biçimine ilişkin talep ve açıklamalarının mesnetsiz olduğundan ve davacının hiçbir talebinin hukuki dayanağı bulunmadığından davanın esas yönünden reddine; davaya ilişkin tüm yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
-Taraflar arasındaki sözleşmeler, Davacının davalı bankadaki hesap hareketleri, -Bilirkişi raporları:
15/09/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle. 24.06.2013 tarihinde yapılan 6.000,00 TL ödeme için düzenlenen ... nolu tediye fişinin imzasız olduğu, 14.03.2017 tarihinde çekildiği tespit edilen 25.000,00 TL ile ilgili ... nolu tediye fişinin ibraz edilemediği, dolayısıyla işbu toplam 31.000,00 TL tutarındaki iki adet ödemenin kime yapıldığının tespit edilemediği,
01.12.2016 tarihinde ... nolu fiş ile yapılan 1.750,00 TL ödemenin şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğuna ilişkin herhangi bilgi ve belge bulunmayan Mehmet Yalçın isimli kişiye yapılmış olduğu görülmüş olup, işbu toplam 32.750,00 TL tutarındaki ödemenin davacı şirkete iadesinin gerekip gerekmeyeceğinin takdirinin Mahkemeye ait olduğu, Mahkemece, davacı şirketin %50 oranında pay sahibi olup, ancak şirketi temsile yetkisi bulunmayan ortağı dava dışı ...'a yapılan ödemelerden;
davacı şirketin hesabına, davacı şirketin yetkilisinin hesabına ve diğer 3. kişi hesaplarına aktarılmış olan tutarlar çıkıldıktan sonra kalan 2.176.897,95 TL'nin tamamen veya kısmen davacı şirkete iadesine karar verilmesi durumunda, toplam 31.750,00 TL tutarındaki ödemenin tamamen veya kısmen davacı şirkete iadesine karar verilmesi durumunda, davacı tarafın temerrüt tarihinden itibaren şimdilik 1.000,00 TL'nin bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte iadesi yönündeki talebi gözetildiğinde, davalı bankaya keşide edilen ihtarnamenin davalı bankayı temerrüde düşürmediği,
dolayısıyla davalı bankanın temerrüdünün dava tarihinde (25/01/2021) oluştuğunun, ... verilerine göre; ( .....) Kamu Bankalarının 1 yıl ve daha uzun vadeli TL mevduata fiilen uyguladıkları faiz oranının 20212/1 itibariyle %18 olduğunun, tespit edildiğini, dolayısıyla Mahkemece iadesine karar verilecek tutarlara dava tarihinden itibaren yıllık %18 oranında faiz işletilebileceği belirtilmiştir.
05/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı bankaca, davacı şirkete kullandırılan tüm kredilerin kredi kullanım taleplerinin/talimatlarının, kredi kullandırım dekontlarının, tüm hareketleri içeren kredi ekstrelerin ( .....’den başlayan 1068’e kadar olan tüm Ek hesap ekstreleri), müşteri imzalı geri ödeme planlarının, taksit tahsilat dekontlarının ibrazının, davacı şirket tarafından açılan mevduat hesapları ile ilgili imzalanan tüm Bankacılık Hesap Sözleşmelerinin ibrazının, davacı şirkete verilen tüm “Bankkart”larla ilgili Davacı Şirketin “Bankkart Başvurusu” belgeleri ile “Bankkart Teslim Belgeleri”nin ibrazının, davacı Şirkete ...
Şubesi nezdinde açılan tüm vadesiz mevduat hesaplarının ...-... ve ...-... de dahil) .....Formatında dijital ortamda (USB Bellekte) tüm hareketleri içeren kayıtlarının ibrazının, dava konusu olayla ilgili Davacı Bankanın ... düzenlenen bir rapor varsa bu raporun/raporların ekleri ile birlikte ibrazının, davacı şirketin internet bankacığı/ mobil bankacılık başvurusu/açılması ile ilgili belgelerin ve bununla ilgili imzalanan Sözleşmenin ibrazının, internet bankacılığı ve mobil bankacılık üzerinden yapılan işlemleri ibrazının, davacı şirkete tahsis edilen POS Cihazı ile ilgili imzalanan Üye İşyeri Sözleşmesinin ibrazının,
davacı şirkete varsa noter kanalıyla gönderilen tüm kredi ve vadesiz mevduat ekstrelerinin tebliğ şerhi ile birlikte ibrazının, davacı şirkete imza karşılığı teslim edilen tüm kredi ve vadesiz mevduat ekstreleri varsa ibrazının, davacı şirkete keşide edilen ihtarnameler varsa tebliğ şerhli ibrazının, davacı şirketin ortakları ... ve ...’ın şube nezdinde açılan mevduat hesaplarının tüm hareketlerinin ibrazının, ... ..., 2009-2019 yılları için ... verilen Kurumsal Vergi Beyannamelerinin celbinin, davacı şirketçe davacı şirketin ödediği zararına sebebiyet veren kredilerin hangi krediler olduğunun açıklamasının gerektiği belirtilmiştir.
24/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının davaya konu ettiği krediler, davacının davalı banka nezdinde bulunan POS cihazı ile gerçekleştirilen iş yeri hasılatının da toplandığı ... ve ... nolu vadesiz mevduat hesaplarına virman yapılmak suretiyle kullandırıldığı, kullandırılan; taksitli kredilerin taksitlerinin ve borçlu cari hesap kredilerinin dönem faizlerinin ... ve ... nolu vadesiz mevduat hesaplarından tahsil edildiği/alındığı, davacı şirketi temsil ve ilzama yetkili olmayan diğer ortak ... adına 01.02.2011-30.06.2017 tarihleri arasında toplam 455 adet işlemde 2.343.459,32 TL'lık para çekme işleminin yapıldığı,
davacı şirketi temsil ve ilzama yetkili ... imzasıyla 25.01.2011 tarihi sonrasında 08.12.2017-05.06.2018 tarihleri arasında toplam 7 adet işlemde 242.800,00 TL'lık para çekme işleminin yapıldığı, POS cihazı ile 24.01.2011-16.02.2016 tarihleri arasında yapılan banka kredi kartı satışları tutarı toplam 1211 adet işlemde 1.051.017,97 TL'ndan para çekilmesi, kredi taksit ödemeleri yapılmış olduğu halde işbu işlemler için herhangi bir itirazın bulunmadığı, ... nolu vadesiz mevduat hesabına 27.01.2011-26.08.2019 tarihleri arasında toplam 314 adette 906.936,11 TL/'lık para yatırma işleminin yapıldığı,
bu ödemelerden kredi borçlarının da tahsil olunduğu halde işbu işlemler için herhangi bir itirazın bulunmadığı, davalı bankaca davacı şirkete ..... ... ve ... borçlu cari hesap kredileri ile ilgili olarak 01.10.2015-31.03.2018 tarihleri arasında gönderilen dönem sonu hesap ekstrelerine itiraz olunmadığı, davacı şirketi temsile yetkili imzalarıyla kullandırılan krediler sırasında, öncesinde kullandırılmış kredilere herhangi bir itirazın bulunmadığı, davacı şirketin ... nolu vadesiz mevduat hesabından ATM kanalıyla ve internet bankacılığı üzerinden işlemlerin yapıldığı,
davacı şirketin ... nolu vadesiz mevduat hesabından 15.03.2011-13.08.2021 tarihleri arasında toplam 251 adette 1.745.444,27 TL'lık 3. şahıslarca ATM'den para yatırma ve 3. şahıs hesaplarından virmanlar yapıldığı, davacı şirketin %50 hissesine sahip ortağı olan ve bu hissesini 15.01.2018 tarihli, ... sayılı Genel Kurul Kararı ile şirketi temsil ve ilzama yetkili ...'a devreden ...'a ödenen paraların çekilişinin ve kredi kullandırılmalarının farkedilmemesinin ya da haberdar olunmamasının hayatın olağan akışı ile bağdaşmayacağı,
buna göre hesaptan ... tarafından çekilen meblağlara davacı şirketin ve/veya şirketin yetkilisi ...'ın sözlü veya örtülü rıza gösterdiği ve bu hususta davalı banka ile davacı şirket arasında teamül oluştuğu belirtilmiştir.
29/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı şirketin hesap ekstresi incelendiğinde.
(778) adet işlemde toplam 829.857,62 TL’nin, davacı şirketin ticari faaliyeti ile ilgili olarak kredi kartı satışları dolayısıyla hesaba alacak kaydedildiği, buna göre, ... imzası ile ödenen usulsüzlük iddiasına konu 2.239.937,60 TL’nin 829.857,62 TL’lik kısmının, POS satışları dolayısıyla hesaba yatan bu tutarlardan çekilmiş olduğu, belirli bir gün bloke hesapta kalmak üzere yapılan kredi kartı satış bedellerinin, davacı şirket açısından ticari alacak hükmünde olduğu, belirlenen gün sayısının dolmasıyla birlikte Bankaca satış bedelleri davacı şirketin hesabına geçirildiği,
bloke hesaptan davacı şirket hesabına alacak kaydedilen her bir kredi kartı satış işlemi için muhasebe kayıtlarının tesis edilmesi ile birlikte, bloke hesaptan hangi tarihte ve ne miktarda paranın şirketin vadesiz mevduat hesabına alacak kaydedildiği hususu da şirketin bilgisi dahiline girdiği,
bu halde, şirket kayıtlarına alacak olarak kaydedilen, dolayısıyla varlığından haberdar olunan bir paranın şirket hesaplarından hangi tarihte, kim tarafından ve ne amaçla çekildiğinden de haberdar olunması icap ettiği, kredi kartı ile yapılan satışlar karşılığı hesapta biriken paraların şirketin bilgisi ve onayı olmadan usulsüz olarak çekildiği iddiasının, 2011 yılından 2016 yılına kadarki kredi kartı ile yapılmış olan satış işlemlerinin hiç muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmediği, kredi kartı ile satış bedellerinin akıbetinin hiç araştırılmadığı, belirtilen süreler arasında davalı bankadan hiç hesap ekstresi almadığı,
dolayısıyla şirketin bankalar hesabı ile davalı banka nezdindeki hesap hareketlerinin hiç kontrol edilmediği, ay ve yıl sonlarında şirketin bankalar hesabı ile davalı banka nezdindeki hesaplar arasında hiç mutabakat sağlanmadığı,
kredi kartı ile yapılmış olan satış işlemlerinin muhasebe tekniği icabı davacı şirketin muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmiş olması gerektiği, bu kadar uzun süre içinde ve bu sayıda kredi kartı satış işleminin kayıt dışı bırakıldığının düşünülemeyeceği, kredi kartı ile yapılan satış tutarlarının alacak kaydedildiği hesaplar incelendiğinde, satış tarihinde blokeye alınan tutarların bloke süresi bittikten sonra şirketin vadesiz hesabına aktarıldığı, bu hesaba aktarılan tutarlardan bir kısmının vergi, SSK vb. gibi ödemeler için kullanıldığı ve bir kısmının da nakit çekimine konu edildiğinin görüldüğü,
şirket hesabının son derece hareketli çalışan bir hesap niteliğinde olduğu, davacı şirketin ticaret şirketi sıfatıyla T.T.K. ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine tabi olduğu, bu tabiiyet nedeniyle, anılan kanunlar doğrultusunda her ay ve yıl sonları itibariyle bankadaki mevcut para ile şirket hesapları arasında mutabakat temin etmiş olması gerektiği, kredi kartı ile satış işlemi karşılığı olan paraların şirket hesabından, şirketin bilgisi ve onayı dışında, usulsüz olarak çekildiğini kabul etmenin mümkün olmadığı,
şirket hesabından şirketin bilgisi ve onayı dışında usulsüz olarak çekildiği belirtilen tutarların öncesi ve sonrasında, şirket hesabından şirketi ilgilendiren vergi, ... ve ... primi ödemeleri gibi çok sayıda işlemin gerçekleşmiş olduğu, Diğer yandan, şirket adına çıkarılan kart ile ATM’den çok sayıda para çekilip yatırıldığı, yanı sıra, davacı şirket hesabına şirket ile ilgili şahıslardan çok sayıda gönderilmiş havale/EFT tutarlarının bulunduğu, davacı şirket adına kullanılan krediler için şirket hesabından taksit tutarlarınının tahsil edildiği,
özellikle şirket adına yapılan ve davacı şirket hesabında açıkça yer alan vergi, ..., ... primi gibi ödemelerin şirketin muhasebe kayıtlarına intikal ettirilmesi gerekliliği, şirket hesabına gönderilen EFT/havale tutarlarının şirketin ticari faaliyeti ile ilgili olduğu, dolayısıyla bir şirketin alacaklarına karşılık olarak gönderilmiş olan tutarların şirket kayıtlarına aktarılmış olmasının icap ettiği, şirket hesabından ATM aracılığı ile para çekilme ve yatırma işlemlerinde şirket hesabındaki mevcut ve işlem sonrası kalan bakiye paranın varlığından haberdar olunması gerektiği, hususları dikkate alınarak,
usulsüz olarak çekildiği iddia olunan tutarlar öncesi ve sonrasında şirketi ilgilendiren çok sayıda işlemin gerçekleşmiş olması dolayısıyla, hesaptan nakit olarak çekilen tutarların şirket bilgisi haricinde olduğu yönündeki davacı iddiasına katılmanın olanak dahilinde görülemediğini, usulsüz olarak çekildiği iddia olunan tutarların önemli bir miktarının POS aracılığı ile yapılan kredi kartı satışları karşılığı hesaba alacak kaydedilen tutarlardan çekilmiş olduğu, usulsüz olarak çekildiği iddia olunan tutarların öncesinde ve sonrasında (vergi, ..., ... prim ödemeleri gibi) şirketi ilgilendiren çok sayıda işlemlerin gerçekleştirildiği,
usulsüz olarak çekildiği iddia olunan tutarlar öncesinde ve sonrasında şirketin ticari faaliyetleri ile ilgili olarak hesaba gönderilen EFT/havale katılarının bulunduğu, şirket adına kullanılan kredilere ilişkin taksit ödemelerinin hesaptan yapıldığı, hususları dikkate alınarak,
hesaptan çekilen tutarlara şirketçe icazet verilip verilmediği hususundaki takdirin Mahkemeye ait olacağı, belirtilen ve usulsüzlük iddiaları öncesi ve sonrasında yapılan işlemler dolayısıyla 2011 yılından 2017 yılına kadar uzunca bir süre gerçekleşen para çekme işlemlerine şirket tarafından icazet verildiğine kanaat getirildiği takdirde, hesaptan çekilen tutarların şirketin bilgisi dahilinde olduğu anlamına gelen bu karar dolayısıyla davalı Bankadan talep edilebilecek bir tutar bulunmayacağı, aksine bir kabul halinde ise, davalı bankanın,
şirketi temsile yetkili olmadığı açık olan ...’a vekaletsiz olarak ödenen toplam 2.239.937,60 TL’den davalı Bankanın sorumlu tutulması gerekeceği, bu halde ise, davacı şirketin 2011 yılından 2017 yılına kadar ki süreç içerisinde hesabından gerçekleşen işlemleri takip etmemesi, şirket kayıtlarına intikal eden kredi kartı satış bedellerinden çekilen tutarlar şirketin bilgisi dahilinde olmasına ve bu tutarlardan ...’ın para çektiği hesap ekstrelerinde açıkça görülmesine karşın, adı geçenin şirket hesabından para çekmesi hususunda yetkisi bulunmadığı noktasında davalı bankayı uyarıcı mahiyette bir aksiyon almamış olması,
çekilen krediler dolayısıyla davalı banka tarafından gönderilen dönem sonu hesap ekstrelerini inceleyip usulsüz çekimler konusunda davalı bankayı uyarmamış olması, hesaptan gerçekleşen işlemlere uzunca bir süre sessiz kalınmış olması nedeniyle ...’ın şirket hesabından para çekebileceği noktasında davalı Bankada bir güven oluşmasına sebebiyet vermesi hususları dikkate alınarak davacı şirkete müterafik kusur addedilip addedilemeyeceği hususunun takdirinin de Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, GEREKÇE VE KABUL
Dava davacının davalı banka nezdindeki hesaplarından dava dışı üçüncü kişilere ödeme yapılması ile kredi kullandırılması nedeniyle uğranılan zararların tespiti ve tahsili talebine ilişkindir. Davacı hesaplarında usulsuz yapıldığını iddia edilen işlemlerin bilirkişi raporlarıyla tespit edildiği üzere davacı şirketin %50 oranında ortağı olan dava dışı ... tarafından yapıldığı sabittir.
Davacının hesaplarında üç ayrı bilirkişi marifetiyle yapılan incelemede davacı 10 yılı aşkın sürede binlerce işlem yapıldığı, bu işlemlerin hesaplardan para çekme, para yatırma, POS aracılığı ile yapılan kredi kartı satışları karşılığı hesaba alacak kaydedilen tutarlardan çekilmiş olduğu, usulsüz olarak çekildiği iddia olunan tutarların öncesinde ve sonrasında (vergi, ..., ... prim ödemeleri gibi) şirketi ilgilendiren çok sayıda işlemlerin gerçekleştirildiği, usulsüz olarak çekildiği iddia olunan tutarlar öncesinde ve sonrasında şirketin ticari faaliyetleri ile ilgili olarak hesaba gönderilen EFT/havale katılarının bulunduğu,
şirket adına kullanılan kredilere ilişkin taksit ödemelerinin hesaptan yapıldığı, hususları dikkate alınarak, davacının tüm hesap hareketlerinden haberdar olduğu, basiretli bir tacirin aksi yönde davranışının hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilmekle sübut bulmayan davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ..... · ¸e-imzalıdır. Hakim ..... · ¸e-imzalıdır.
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/50, K. 2024/551, 23 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama