İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/697 K.2022/827

Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

Esas2021/697Karar2022/827Tarih15 Aralık 2022Okuma11 dk · 2.189 kelime

KÜNYE

Mercii
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Karar tarihi
15 Aralık 2022
T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
2021/697 Esas - 2022/827
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.189 kelime·11 dk okuma·11 bölüm

Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili

ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR

ESAS NO

2021/697 Esas

KARAR NO : 2022/827

DAVA : Alacak

DAVA TARİHİ : 13/11/2000

KARAR TARİHİ : 14/12/2022

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİHİ : 02/01/2023

Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının uzun yıllar Almanya'da çalıştığını ve tasarruflarını değerlendirmek için davalı banka nezdinde bu bankanın Almanya'daki muhabiri ... şubesi aracılığıyla kredi mektuplu döviz tevdiat hesabı açtırdığını, bu hesabın kişisel bir hesap olduğunu, davacının bu hesabındaki parayı çekmek istediğinde kendisinin Almanya'da cezaevinde bulunduğu sırada boşandığı eşi ... tarafından önce 20.03.1998 tarihinde 4.450,00 DM ve daha sonra 07.05.1998 tarihinde ise 25.000,00 DM olmak üzere bu paranın imzası taklit edilmek suretiyle çekildiğini anladığını,

kendisinin boşandığı eşine verdiği bir vekaletnamenin bulunmadığını, hesabın çekilebilmesi için gerekli pasaport ve kredi sözleşmesi asıllarının boşandığı eşi tarafından bankaya kendisinden habersiz olarak sunulduğunu, davalının ödemeyi yaparken gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, mevduatını kendisine iade etmekle yükümlü olan davalının ihtara rağmen ödeme yapmadığını belirterek 29.450,00 DM asıl alacak ve 17.740,00 DM işlemiş mevduat faizi olmak üzere toplam 47.190,00 DM'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, dava konusu paranın 20.03.1998 ve 07.05.1998 tarihlerinde taraflar arasındaki sözleşme şartlarına uygun olarak kredi mektuplarının aslı ve hesap sahibinin pasaportunun ibraz edilmesi üzerine davacıya imza karşılığı ödendiğini, ödemenin davacının boşandığı eşine yapıldığına ilişkin davalının herhangi bir bilgisi olmadığını, ödemenin davacının iddia ettiği şekilde olması olasılığında ise bunda davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının iddia ettiği şekilde işlem yaptığını ileri sürdüğü boşandığı eşi hakkında herhangi bir adli makama başvurmadığının anlaşıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, davacı tarafından davalı nezdinde açılan kredi mektuplu döviz tevdiat hesabından sahte imza ile çekildiği iddia edilen paranın tahsilini amaçlayan bir alacak davasıdır.

Başlangıçta mahkememizin 2000/870 esasına kayıtlı olan davada, taraflarca gösterilen tüm deliller toplanmış ve tarafların iddia ve savunmaları, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının hesabından 20.03.1998 ve 07.05.1998 tarihlerinde toplam 29.450,00 DM paranın sözleşmeye göre kredi mektubunun aslı alınıp ödeme belgelerine davacının ibraz edilen pasaportuna ait bilgilerin yazıldığı ve davacının imzası alınmak suretiyle ödeme yapıldığı ve ibraz edilen ödeme belgelerindeki (tediye fışlerindeki) imzaların davacıya ait olduğunun bilirkişi incelemesi ile ortaya çıktığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin 2003/114 sayılı ve 06.03.2002 tarihli karar verilmiştir.

Mahkememizin bu kararının davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2003/9655 esas ve 2004/4077 karar sayılı ve 15.04.2004 tarihli kararı ile mahkememizin kararı bozulmuştur.

Bozma üzerine dosya mahkememize intikal ederek mahkememizin 2004/652 esasına kaydedilen davada, mahkememizce bozma kararına uyulup uyulmayacağı hakkında herhangi bir karar verilmeden mahkememizin görevsizliğine ve dosyanın Ankara 1-2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine ilişkin 2005/59 karar sayılı ve 17.02.2005 tarihli kararverilmiş ve bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine dosya Ankara Asliye ..Ticaret Mahkemesi'ne intikal ederek bu mahkemenin .. esasına kaydedilmiştir.

.Ankara Asliye ...Ticaret Mahkemesi de dava hakkında verdiği .. karar sayılı ve 07.07.2005 tarihli kararı ile davaya mahkememizce bakılması gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş ve bu karar da temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden dosya mahkememiz ile Ankara Asliye ...Ticaret Mahkemesi arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için Yargıtay 20.Hukuk Dairesi'ne gönderilmiştir.

Yargıtay 20.Hukuk Dairesi ... karar sayılı ve 15.11.2005 tarihli kararı ile yargı yeri olarak mahkememizi belirlemiştir.

Yargı yeri olarak mahkememizin belirlenmesinden sonra mahkememize yeniden intikal eden dava mahkememizin 2005/568 esasına kaydedilmiş mahkememizin daha önce verdiği 2000/870 ve 2003/114 karar sayılı ve 06.03.2002 tarihli kararını bozan Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin .... karar sayılı ve 15.04.2004 tarihli bozma kararına uyulmuş ve bozma kararına göre durum yeniden değerlendirilmiştir.

Yargıtay bozma kararında; "... Davacının, davalı banka nezdinde yurtdışında çalışan Türk vatandaşı işçilere özgü kredi mektuplu döviz tevdiat hesabı açtığı, bu hesaptan 20.03.1998 tarihinde 4.450,00 DM, 07.05.1998 tarihinde ise 25.000,00 DM'nin çekildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çekişme, hesaptan çekilen bu paraların, hesap sahibi davacı tarafından çekilip çekilmediği noktasında toplanmaktadır.

Mahkemece, ödeme belgeleri asılları üzerinde yaptırılan imza incelemesi sonrasında, imzaların davacıya ait olduğu, ödemenin bizzat kendisine yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı hesaptaki paraların çekildiği tarihte Almanya'da cezaevinde bulunduğunu, vekaletname ilişkisi olmayan ayrıldığı eşi tarafından paranın çekilmiş olabileceğini, davalının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini iddia etmiştir.

Taraflar arasındaki hesap açma sözleşmesine göre, ödeme yapılabilmesi için kredi mektubunun aslı ile pasaportun ibrazı zorunludur. Dosyaya ibraz edilen ...Adliye İcra Kurumu'nun 21.06.2001 tarihli yazısında davacının 13/02/1997 tarihinden 10.11.1998 tarihine kadar hapis cezası olduğu ifade edilmiştir.

Aynı kurumun 15.08.1998 tarihli yazısında ise, davacının, 27.03.1998 tarihinden beri tutuklu olduğu, 2 yıl 9 aylık hapis cezasının 2/3 ünün 14.12.1998 tarihindetarihinden beri tutuklu olduğu, 2 yıl 9 aylık hapis cezasının 2/3 ünün 14.12.1998 tarihinde dolacağı açıklanmıştır.

Bu konuda mahkemece Almanya 'ya yazılan talimata verilen cevapta da, davacının 27.03.1998 tarihinden 10.11.1998 tarihine kadar cezaevinde bulunduğu, anılan süre içerisinde pasaportunun cezaevi arşivinde yer almadığı, 02.06.1998-15.07.1998 ve 16.09.1998-24.09.1998 tarihleri arasında tedavi amaçlı olarak hastanede bulunduğu, kurumu terk etme izninin olmadığı bilgileri verilmiştir.

Fakat, mahkemece, davacının tutuklu ya da hükümlü olduğu tarihler arasındaki çelişkiler tam olarak netleştirilmediği gibi, karar gerekçesinde davacının bu durumuna ilişkin bir değerlendirme de yapılmamıştır.

O halde, davacının Almanya'da işlediği suçla ilgili olarak tam olarak hangi tarihte tutuklandığı, tutuklandıktan sonra tahliye edilip edilmediği, tahliye edilmeden hükümlü sıfatı alıp, hükmün infazına kesintisiz başlanıp başlanmadığı, tutuklu veya hükümlü olduğu süre zarfında izin veya başka bir imkanla bankadan işlem yapabilme olanağına sahip olup olmadığı,

varsa davacının kayıtlarda böyle bir işlem yaptığına rastlanıp rastlanmadığı noktalarında etraflıca araştırma yapılıp, gerektiğinde bankacı bilirkişiden rapor alınıp, sonucuna güre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir şeklinde açıklama yapılarak davanın çözümüne ışık tutulduğu görülmüştür.

Bozma ilamına uyularak mahkememizin 14.02.2008 tarih 2005/568-2008/48 sayılı ilamı ile " davacının davalı nezdinde bulunan biri 4.450.00 DM diğeri 25.000 DM tutarındaki iki ayrı kredi mektuplu döviz tevdiat hesabı tutarının 20.03.1998 ve 07.05.1998 tarihlerinde davalının muhabir bankası kanalıyla davacıya ait pasaport ile kredi mektuplarının asılları ibraz edilerek çekildikleri, tediye fişlerinde ödemenin davacıya yapıldığının açıklandığı, imza incelemesi sonucu bu imzaların davacının eli ürünü olduğunun ortaya çıktığı, pasaport üzerindeki imzanın da incelemeye tabi tutulduğu,

davacının 13.02.1997-10.11.1998 tarihleri arasında kesintisiz cezaevinde kaldığının, bu süreçte birden çok kere hastaneye götürüldüğünün, mektup ve telefon görüşmesine tabi tutulmadığının, imkanı varsa mektupla bankacılık işlemi yapmasının mümkün bulunduğunun bildirildiği, bu durumda çelişkinin doğduğu, ancak yabancı makamca bildirilen açıklamalarının yine yabancı cezaevi kayıtlarına dayandığı, aksin ispatlanmasının mümkün olduğu, bilimsel verilere dayalı imza incelemesi raporuna itibar edildiği, davacının pasaportunu ve kredi mektuplarını boşandığı eşine bıraktığını açıkladığı,

haberleşme imkanı olduğu halde gerekli tedbirleri almaması ve eşi hakkında adli yollara başvurmamasının hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, haberleşme imkanı olması da dikkate alınarak paraların bir şekilde çekilmesini sağladığı veya buna rıza gösterdiği, talebin haklı olmadığı ve iyi niyete dayanmadığı gerekçesiyle" davanın reddine karar verilmiş olup hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz incelemesi yapan Yargıtay 11.Hukuk Daire Başkanlığı'nın ... sayılı bozma ilamı ile mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay 11.Hukuk Daire Başkanlığı'nın 14/12/2009 tarih .... sayılı bozma ilamında. "Dava, kredi mektuplu döviz tevdiat hesabından sahte imzayla çekildiği iddia edilen paranın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyulmuş ise de gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.

Davacının davalı nezdinde adına açılmış kredi mektuplu döviz tevdiat hesabı olduğu, bu hesaptan 20.03.1998 tarihinde 4.450 DM, 07.05.1998 tarihinde ise, 25.000 DM çekildiği hususları çekişmesizdir.

Davacı vekili, para çekme işlemlerinin müvekkili tarafından değil, boşanmış olduğu eski eşi tarafından gerçekleştirildiğini ve imzanın onun tarafından atılmış olabileceğini, açıklanan tarihlerde müvekkilinin Almanya'da cezaevinde olduğunu, davalının hesap açma sözleşmesine aykırı davrandığını ileri sürmüştür. Davalı vekili, davacının pasaportu ile kredi mektubunun aslının ibrazı sonrasında ödeme yapıldığını, ödeme makbuzlarına imzanın alındığını savunmuştur.

Taraflar arasındaki hesap açma sözleşmesinde ödeme yapılabilmesi için, kredi mektubununTaraflar arasındaki hesap açma sözleşmesinde ödeme yapılabilmesi için, kredi mektubunun aslı ile pasaportun ibrazı zorunlu tutulmuştur.

Ayrıca, sözleşmenin 7 nci maddesinde kredi mektubunun çalınması, kaybedilmesi ve bu durumun geç bildirilmesinden veya herhangi bir suretle üçüncü şahıslara verilmesi ile davalı Bankanın kusuru dışında doğabilecek zararlardan sorumlu olmayacağı kararlaştırılmıştır. Davalının sorumsuzluğuna ilişkin sözleşme hükmünün BK.'nun 99/2 nci maddesi uyarınca geçerli olmayacağı açıktır.

Somut olayda bozma sonrası yapılan araştırmada sonucunda Almanya resmi makamlarınca verilen cevapta davacının işlediği suçtan dolayı 13.02.1997 tarihinden 05.03.1998 tarihine kadar gözaltında tutulduğu, 06.03.1998 tarihinden 10.11.1998 tarihine kadar ise, tutukluğa kaldığı, bu süreçte hiçbir zaman tahliye edilmediği, serbest bırakılmadığı, birden ziyade hastaneye götürüldüğü, sınır dışı edildiği tarihe kadar tutukluğunun kesintiye uğramadığı, telefon ve mektup kontrolüne tabi olmadığı, cezaevinde kaldığı süre içinde kurumdaki hesabı üzerinden bankacılık işlemi yapmadığı,

bankası tarafından izin verilmiş ise, mektuplaşma suretiyle bankacılık işlemi yapma olanağının bulunduğu bildirilmiştir. Bozmadan önce aynı makamca verilen cevapta da davacının cezaevindeyken yanında pasaportunun olmadığı açıklanmıştır. Davalı adına ödeme yapan bankaca düzenlenen belgelerde ise, pasaport ile kredi mektubunun ibrazı sonrasında davacının imzasına ödeme yapıldığı açıklanmıştır.

Davacının hesabındaki paraların çekilmesi tarihleri itibariyle cezaevinde olduğu ortaya çıkmış, bizzat işlemleri yapma imkanın bulunmadığı tespit edilmiştir. Öte yandan, davalı taraf para çekilmesi işlemlerinin mektup veya "bizzat bulunma dışında" başka bir yolla gerçekleştiğini de savunmamıştır. O halde, ödeme makbuzlarındaki imzaların davacıya ait olduğu yönünde kanaat bildiren grafologun açıklamalarına itibar etmek mümkün görülmemiştir.

Bu durum karşısında, davalının hesaptaki paraları davacı dışında başka bir kişiye ödediği kabul edilip, böyle bir ödemede pasaport ve kredi mektupları asıllarını gereği gibi muhafaza etmeyen, başkası eline geçmelerine sebep olan, cezaevinde bile olsa telefon veya mektupla haberleşme imkanını kullanarak gerekli tedbiri almayan davacının ağırlıklı kusurlu olduğu benimsenip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir." gereğine değinilmiştir.

Mahkememizin 10.02.2011 tarih 2010/166-2011/41 sayılı ilamıyla "mahkememizin 2005/568 esas, 2008/48 karar sayılı ve 14.02.2008 tarihli kararında direnilmesine karar verilmiş olup, direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ... karar sayılı ilamı ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiş, davalı vekilinin karar düzeltme isteği de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanlığı'nın ... karar sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Mahkememizce tarafların delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Bilirkişi tarafından düzenlenen 16/11/2014 tarihli raporda bilirkişi, dava tarihi itibariyle toplam borcun 38.881,87 DM olduğunu, bu tutarın 1.95583 pariteden karşılığının 19.879,98 EURO (38.881,87 DM x 1.95583) olduğunu, ancak Hukuk Genel Kurulunun kararında da belirtildiği üzere davalının hesabından usulsüz çekilen bu para nedeniyle ağırlıklı kusuru olduğu gözetildiğinde davacının bu olayda % 50 müterafık kusurlu bulunduğu dolayısıyla bankanın davacıya ödemesi gereken tutarın 9.969,99 EURO (19.879,98 EURO/ 2) olarak bulunduğunu,

döviz cinsinden olan 9.969,99 EURO ya 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının EURO cinsinden bir yıllık mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle tahsilinin gerektiğini bildirmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

Mahkememizce 27.06.2016 tarihinde verilen karar, Yargıtay 11. Hukuk dairesi'nin ...karar sayılı ilamı ile "Somut olayda mahkemece, kararın gerekçe kısmında, “toplam borcun 19.879,98EURO olduğu, davalının ağırlıklı kusurlu olduğu gözetildiğinde bankanın davacıya ödemesi gereken tutarın 9.969,99 EURO olduğu” şeklinde kısmen kabule ilişkin gerekçelendirildiği halde; hüküm fıkrasında “davanın kabulü ile 9.969,99 EURO'nun tahsiline” karar verilmiş ve yargılama gideri ile vekalet ücreti de kabule göre hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Buna göre, gerekçeli kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmış olduğundan, kararın re'sen bozulması gerekmiştir." denilmek suretiyle bozularak mahkememiz esasına kaydı yapılmıştır.

Mahkememizce usul ve yasaya uygun olduğu düşünülen karara uyularak verilen Mahkememizin 27/03/2019 tarihli kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ....arar sayılı bozma ilamıyla "... dava, kredi mektuplu döviz tevdiat hesabından sahte imza ile para çekilmesinden dolayı tazminat istemine ilişkin olup, Dairemiz 14.12.2009 tarih, 2008/8456 Esas, 2009/12893 Karar sayılı bozma ilamında davalı bankadan paraların çekilmesi eyleminde kendisine düşen önlemleri almayan davacının ağır kusurlu olduğu benimsenmiş olup, bu durumda;

davacıya davalı bankaya nazaran daha fazla kusur verilmesi gerekirken, tarafların eşit kusurlu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir..." bozularak dosyanın mahkememize gönderildiği görüldü.

Toplanan deliller ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın ağır kusurlu olduğuna ilişkin kabul dikkate alınarak tarafların kusur oranlarının belirlenmesi için alınan 21/10/2022 tarihli raporda davacının %60 davalı Bankanın %40 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği anlaşılmış, dava tarihi itibariyle toplam borcun 38.881,87 DM olduğu, bu tutarın 1.95583 pariteden karşılığının 19.879,98 EURO (38.881,87 DM x 1.95583) olduğu,

Hukuk Genel Kurulunun kararında da belirtildiği üzere davalının hesabından usulsüz çekilen bu para nedeniyle ağırlıklı kusuru olduğu gözetildiğinde davacının olayda % 60 müterafık kusurlu bulunduğu, bankanın davacıya ödemesi gereken tutarın 7.951,99 EURO olarak bulunduğu, döviz cinsinden olan 7.951,99 EURO ya 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının EURO cinsinden bir yıllık mevduata uyguladıkları en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle tahsilinin gerektiği kanaatine varılmış olup aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın kısmen kabulüne,

7.951,99 EURO'nin dava tarihinden itibaren işleyecek Devlet Bankalarının Euro cinsinden bir mevduata uyguladıkları en yüksek faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Fazlaya ilişkin istemin reddine,

2-Bu karar nedeniyle alınması gerekli 3.199,45 TL harçtan peşin alınan 160,12 TL harç ile davalıdan harç tahsil müzekkeresi ile tahsil olunan 812,14 TL harcın mahsubu ile kalan 2.227,19 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir yazılmasına,

3-Davacı lehine hüküm tarihindeki AAÜT gereğince hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan 2.941,97 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre takdiren 684,19 TL'si ile 2,08 TL başvurma harcı ve 160,12 TL peşin harç toplamı 846,39 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Davalı lehine hüküm tarihindeki AAÜT gereğince hesaplanan 11.240,94 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Davalı tarafından yapılan 247,10 TL yargılama giderinden davanın red ve kabul oranına göre takdiren 148,26 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, artan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,

7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,

Dair, davacı vekili Av. ... yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre süre içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/12/2022

Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/697, K. 2022/827, 15 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
  4. Karar
  5. Esas No
  6. Karar No : 2022/827
  7. Dava Tarihi : 13/11/2000
  8. Karar Tarihi : 14/12/2022
  9. Gerekçeli Kararın
  10. Yazıldığı Tarihi : 02/01/2023
  11. Dava
  12. Cevap
  13. Gerekçe
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/697
Karar No
2022/827
Tarih
15 Aralık 2022

İlgili Kararlar

  • İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/697 K.2022/904
  • İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/697 K.2022/868
  • Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/698 K.2022/794
  • İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/698 K.2022/945
  • İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/698 K.2022/1042
  • Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/698 K.2022/669

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.