KÜNYE
T.C. Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2025
- T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2025/1226 Esas - 2025/1092
- Esas no
- 2025/1226 Esas
- Karar no
- 2025/1092
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 02/11/2022
- K.yazım tarihi
- 07/01/2026
Karar Metni
1.802 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı; 20.12.2021 tarihli sözleşmeyle, davalı tarafından müvekkile gönderilen
teknik resimler baz alınarak, kaba torna işlemi sonrası gelecek olan şaft için final torna ve ilgili
yüzeylerin taşlama işlemlerinin yapılması ve parça üzerinde yer alan deliklerin kaba delik
delme işlemi yapılması işlerinin müvekkil şirket tarafından yapılması hususlarında anlaştıklarını,
(EK.1, 20.12.2021 tarihli Sözleşme) 17.01.2022 tarihli sözleşmeyle, şaftlar üzerinde yer alan
deliklerin final işlemelerinin müvekkili şirket tarafından yapılması hususunda anlaştıklarını,
(EK.2, 17.01.2022 tarihli Sözleşme) müvekkili şirketin sözleşmelerden doğan yükümlülüklerini
yerine getirmesine karşın davalı şirket, ödemekle yükümlü olduğu tutarı zamanında ödemeyerek
temerrüte düştüğünü, bu hususun faturalar ve irsaliyeler ile sabit olduğunu, müvekkili şirket tarafından
borcun ödenmesi hususunda davalı tarafa defalarca talepte bulunulduğunu ancak sonuç alınamadığını,
davalı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yasal yollara başvurma zorunluluğu
doğduğunu, müvekkilinin sözleşme, fatura, cari hesap ekstresi vs. doğan alacağının tahsili amacıyla,
Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak
davalı şirket tarafından borca itiraz edildiğinden icra takibi durduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak
kaydıyla; Davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında, şimdilik,
96.170,00TL asıl alacak, 21.341,84TL vade farkı olmak üzere toplam 117.511,84TL yönünden
yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar
verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin davacı yana herhangi bir borcu olmadığını, davacı yana icra takibi konusu edilen
faturalar çerçevesinde bundan önceki dönemde yapılan ödemeler avans niteliğinde olup, bahsi
geçen faturaya dair geçerli bir teslim yapılmadığını, eser sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin
yüklenici tarafından yerine getirilmediğini ve iş teslimi yapılmadığını, ücret alacağı
doğmadığını, müvekkilinin %100 ihracat oranıyla faaliyetine devam etmekte, ülkemiz ekonomisine
de çok büyük katkı sağlamakta olduğunu, müvekkili şirketin ihracat odaklı çalışıyor oluşunun tüm işlerin
zamanında ve eksiksiz teslim edilmesini gerektirmekte olup, verilen taahhütlerde en ufak gecikme
hata önüne geçilemeyecek zararlar oluşma ihtimalini de içinde barındırmakta olduğunu, davacı yan
tarafından tesliminin sözleşmeye ve koşullara uygun yapıldığının iddia edildiği eserin, usule uygun
teslim edilmemiş olup, ayıplı olan mallar hemen akabinde davacıya ihbar edildiğini, ancak davacı
ayıplarının bu zamana kadar giderilmediğini, ayıplı teslim olunan mallar bakımından müvekkili
uluslararası sözleşmelerle yükümlenmiş olduğu edimlerini yerine getiremediğini, usule uygun teslim
olunmayan eser yüzünden cezai giderlere katlanmak zorunda kaldığını, eser
davacı yana usule uygun teslim yapması yönünde hem sözlü hem
yazılı bildirimde bulunulmuş olmasına rağmen davacı yanın edimini yerine getirmeden haksız alacak
talebinde bulunduğunu, haksız davayı kabul manasına gelmemekle birlikte davacının icra
dosyasında talep ettiği ve dava konusu yaptığı alacak kalemlerinin talebi de hukuka aykırı olduğunu, zira
müvekkili firma ile davacının yersiz vade farkına dayanak tuttuğu vade farkı ödenmesini içerir bir
sözleşme olmadığını, öte yandan işlemiş faiz de talep olunamayacağını, zira davayı kabul manasına
gelmemekle birlikte; işlemiş faiz talebi bakımından temerrütün ön koşul olduğunu, müvekkilinin temerrüte
düşürülmemiş olup, alacak kalemlerinin talebi, fatura tutarı alacak kalemi yani
iş bu dava konusu gibi haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyan ederek, davanın reddine, haksız icra takibi nedeniyle, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Ankara Batı İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası, tarafların ticaret sicil kayıtları, tarafların 2021 ve 2022 yıllarına ait BA-BS formları, tarafların ticari defter ve kayıtları, 15/04/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE
Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesi kapsamında faturaya dayalı alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce yapılan yargılama sonunda; mahkememizin 30/05/2023 tarihli ... esas, ....karar sayılı kararı ile; "davanın kabulüne" karar verilmiştir.
Mahkememizce verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, istinaf incelemesini yapan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 10/09/2025 tarihli ve 2023/1008 esas, 2025/898 karar sayılı ilamında; "...Somut olayda; davalı vekilince 28.03.2023 tarihli dilekçe ile 30.05.2023 tarihli duruşmaya ilişkin olarak ve dayanakları da belirtilecek şekilde mazeret talebiyle -yokluğunda karar verilmesi talebi bulunmaksızın- yeni duruşma gününün uyap üzerinden öğrenilmesi yönünde talepte bulunulduğu,
mahkemesince 30.05.2023 tarihli duruşmada ara karar ile davalı vekilinin mazeretini belgelendirmiş olduğu gözetilerek ve duruşmanın ertelenmesi talebi olmadığı dikkate alınarak dosyanın gelmiş olduğu aşama itibariyle mazeretinin kabulüne, duruşmanın davalı yanın yokluğunda devamına karar verilip, tahkikatın bittiği tefhim edildikten sonra davanın reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, davalı vekilinin mazereti kabul edildiği halde mahkemesince yeni bir duruşma günü tayin edilmeksizin esas hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun sair istinaf nedenleri ve esası incelenmeksizin kabulü ile mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. ..." denilmekle mahkememizden verilen karar kaldırılmıştır.
Kaldırma kararı uyarınca belirtilen usulü eksiklik giderilmiş, davalının süreklilik arz eden ve davayı uzatmaya matuf mazeret talebi reddedilerek, esasa ilişkin daha önce yapılan yargılama neticesinde değerlendirme yapılmıştır.
Davacı alacaklı taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya 26.09.2022 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 7 günlük yasal süresi içinde 25.09.2022 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı yan, taraflar arasında akdedilen 20.12.2021 tarihli sözleşmeyle, davalı tarafından davacıya gönderilen teknik resimler baz alınarak, kaba torna işlemi sonrası gelecek olan şaft için final torna ve ilgili yüzeylerin taşlama işlemlerinin yapılması ve parça üzerinde yer alan deliklerin kaba delik delme işlemi yapılması işlerinin davacı tarafından yapılması hususunda anlaşıldığını, yine 17.01.2022 tarihli sözleşmeyle, şaftlar üzerinde yer alan deliklerin final işlemelerinin davacı tarafından yapılması hususunda davalı ile anlaşıldığını,
davacının sözleşme kapsamında yükümlülüğünü yerine getirmesine rağmen davalının ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini iddia ederek alacağının tahsili amacıyla başlattığı takibe davalının vaki itirazının iptalini talep etmiş, davalı yan ise, davacının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, tesliminin sözleşmeye ve koşullara uygun yapıldığı iddia edilen eserin, usule uygun teslim edilmemiş olduğunu, ayıplı olan malların hemen akabinde davacıya ihbar edildiğini, bu sebeple davacının alacağa hak kazanmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, davacı yanın takipte talep edilen 96.170,00TL asıl alacak, 21.341,84TL vade farkı olmak üzere toplam 117.511,84TL kadar alacaklı olup olmadığı hususundadır.
Takibe konu alacağın dayanağının 03/02/2022 tarihli KDV hariç 81.500,00TL, KDV dahil 96.170,00TL olan fatura olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden 2021 ve 2022 yılına ait BA-BS formları HMK m.221 uyarınca resen celp edilmiştir. İncelenmesinde; davacı tarafça davalı adına, 2021 yılında 4 adet belge karşılığında KDV hariç 60.150,00TL tutarında mal/hizmet satışı bildiriminde bulunulduğu, 2022 yılında herhangi bir bildirimin bulunmadığı, davalı tarafça davacı adına 2021 yılında 4 adet belge karşılığında KDV hariç 60.150,00TL; 2022 yılında 1 adet belge
karşılığında KDV hariç 81.500,00TL olmak üzere toplam 141.650,00TL tutarında mal/hizmet
alış bildiriminde bulunulduğu tespit edilmiştir. Bildirimler konusunda örtüşme olmadığı görülmüşse de 2022 yılında davalı tarafça BA formu ile bildirilen faturanın KDV hariç tutarı gözetildiğinde, davacı tarafça tanzim edilen uyuşmazlık konusu fatura olduğu tespit edilmiştir.
Davalı yan hizmetin ayıplı olduğunu iddia ettiğinden tarafına inceleme için varsa numuneleri sunması için süre verilmiş ancak numunelerin bulunmadığı bildirildiğinden yalnızca dosya üzerinde ve taraflara ait şirket kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmıştır. Düzenlenen bilirkişi raporunda uyuşmazlık konusu faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olduğunu, her iki tarafın kayıtlarında da davacının davalıdan 96.170,00TL alacaklı olduğu rapor edilmiştir. Raporun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu değerlendirilerek rapor hükme esas alınmıştır.
Dava konusu alacak, fatura alacağına dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Davacının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır.
Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
İddia ve savunma, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca kaba torna işlemi sonrası gelecek olan şaft için final torna ve ilgili yüzeylerin taşlama işlemlerinin yapılması ve parça üzerinde yer alan deliklerin kaba delik delme işlemi yapılması işlerinin davacı tarafça üstlenildiği, davacının sözleşme uyarınca işi ifa ederek davalıya teslim ettiği, davalının da işi kontrol ederek teslim aldığı,
davacının bu iş kapsamında 03/02/2022 tarihli KDV hariç 81.500,00TL, KDV dahil 96.170,00TL olan faturayı tanzim ettiği, davalının da BA formuyla bu faturayı vergi dairesine bildirdiği, davalı yan usulüne uygun teslimin yapılmadığını savunmuşsa da, gerek sevk irsaliyesi ile teslim edilen ürün yönünden herhangi bir ihtirazi kaydın bulunmaması, gerek ürünün davalı personelince kontrol edilerek teslim alınması, gerekse faturaya süresi içerisinde itiraz edilmeyerek faturanın BA formuyla bildirilmesi sebebiyle davalı savunmasının yerinde olmadığı,
davacının sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirdiği ve ürün bedeline hak kazandığı, bu suretle davalının takibe itirazının haksız olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacı yan işbu davadaki talebinde asıl alacak yanında ayrıca vade farkına ilişkin yapılan itirazın da iptalini talep etmiştir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin "Ticari Şartlar" başlıklı 6/e maddesi uyarınca davacının ödemenin gecikmesi halinde vade farkı talep edebileceği anlaşıldığından 21.341,84TL vade farkı yönünden de itirazın iptali gerektiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Asıl alacak likit olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden %20 oranında icra inkar tazminatının da davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Katip .. e-imzalı Hakim ... e-imzalı
Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/1226, K. 2025/1092, 9 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama