KÜNYE
T.C. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2025
- Esas no
- 2023/383 Esas
- Karar no
- 2025/503
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 05/06/2023
Karar Metni
1.221 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya ...'ye ait ortaklık hisselerinden 3 hisse bedelinin devri karşılığında ...-USD para gönderdiğini, davalının şirket ortaklık hisselerinin devrini gerçekleştirmediğini, bunun üzerine davalı hakkında Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, davalının itirazı sonucu takibin durdurulduğunu, davalının itirazlarının haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, ayrıca borçlunun mal kaçırma ihtimali bulunduğundan ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin, davacının kendisine hisse devri yapılacağını iddia ettiği ...'nin hiçbir zaman hissedarı olmadığını, hisselerinin davacıya devrini sağlayacağı yönünde herhangi bir taahhüdünün de bulunmadığını, müvekkilinin ile davacı arasında bu hususta yazılı veya sözlü hiçbir akit mevcut olmadığını şirkete ait sicil kayıtları ve hissedarlara ilişkin kayıtlar celbedildiğinde bu durum açıkça ortaya çıkacağını, davacı ile müvekkilenin ağabeyi ... arasında - geçmişe sari bir alacak borç ilişkisinin mevcut olduğunu,
davacı ile davalı müvekkilinin arasında hiçbir ticari ve akdi ilişki bulunmadığını,davalının ağabeyi ve asıl alacaklı ...'nında hissesi devredileceği iddia edilen şirkette hissedarlığı olmadığını, 6098 S.Türk Borçlar Kanunun 102 nci maddesi: " Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır." hükmü, 556 ıncı maddesi;
" Havale, havale edenin havale alıcısına olan borcunun ifası amacıyla yapılıyorsa, bu borç ancak havale ödeyicisinin borcu ifa etmesiyle sona erer" hükmü düzenlendiğini, havale dekontunda açıklama yapılmış olsa dahi bu açıklama beyan tek taraflı olarak havale göndericisinin beyanı olmakla açıklamanında yazılı belge ile ispata muhtaç olduğunu, bir an için davacının iddiasının doğru olduğu kabul edilse bile müvekkile havale tarihinin üzerinden yaklaşık 8 yıl geçmiş olup ister sebepsiz zenginleşme ve isterse BK 147.
Madde hükümleri dikkate alındığında alacak talep hakkının zamanaşımına uğradığını, davalı müvekkiline gönderdiği paranın borç ödemesi olduğunu,davalı ile arasında herhangi bir devir sözleşmesi olmadığını bildiği halde havale dekontuna belli belirsiz "...'de 3 de hisse bedeli" yazmış ve daha sonrada haksız bir şekilde 8 yıl sonra takip başlattığını, davacının kötü niyetli olduğunu,bu nedenle kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Antalya Genel İcra Dairesinin .../... esas sayılı dosyasının uyaptan incelenmesinde; alacaklının ..., borçlunun ..., takip konusu alacağın ...'ye ait ortaklık hisselerinden 3 adet hisse bedelinin devir iktisabı amacıyla ödenen ... USD bedel - banka dekontu olup takip alacağının toplam ... USD olduğu ve yapılan itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür.
Mali Müşavir Bilirkişisinin ... tarihli raporunda özetle; Dava dosyası içerisindeki mevcut belge-bilgilere göre davacı ...'in davalı ...'den takip tarihi itibari ile hisse devrinden kaynaklı herhangi bir alacağının bulunmadığını, mahkemece davalının borcu olduğu kanaatine varıldığı takdirde; daha önceden davalıya ihtar gönderilmediği ve icra takibi ile davalı temerrüde düşürüldüğü için davacının, icra takip tarihi olan ... tarihine kadar faiz talep edemeyeceği, buna göre icra takip tarihi itibarıyla davalının, davacıya ... USD borcu olduğu rapor edilmiştir.
Dava; Antalya Genel İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali davasıdır.
Davacı taraf davasında ...'ye ait hisselerin bedeli olarak ... USD ödendiğini ancak devir işlemi gerçekleşmediği için borçlu olmadığını bu nedenle borçlu olmadığı ve ödediği bu bedelin iadesi için takip yaptığını iddia etmektedir. Dosyamız arasına alınan ... ticari sicil kayıtlarında davalı ...'ün şirket ortağı olmadığı tespit edilmiş ve akabinde daha önceden davalının bu şirkete ortak olup olmadığı yönünde dava dışı ...'den sorulmuş bu şirketçe verilen cevapta davalı ...'ün hiç ortak olmadığı belirtilmiştir.
Davacı tarafça gönderilen ... USD'nin davalı ... hesabına gönderildiği ve halen hesapta mevcut olduğu gerek taraf vekillerinin beyanı gerekse ...'ye yazılan müzekkere cevapları ile sabittir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde davacı ile aralarında sözlü ya da yazılı olarak düzenlenen bir hisse devir sözleşmesi olmadığı gibi davalının da bu şirkette hiç ortak olmadığını belirtmiş ancak davalıya gönderilen ... USD'nin davalının ağabeyi ... arasında geçmişe sari bir alacak borç ilişkisinin mevcut olduğunu ödemenin bu borca istinaden yapıldığını beyan etmiştir.
HGK’nın 16.09.2021 gün, 2017/3-1772 Esas - 2021/1011 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, içeriği itibariyle ikrar basit (adi), vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Basit (adi) ikrar, karşı tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğru olduğunun, herhangi bir kayıt veya şart bildirilmeksizin kabul edilmesidir. Basit ikrarda, onun konusunu oluşturan vakıalar artık tartışmalı olmaktan çıkarlar; dolayısıyla bunların ayrıca kanıtlanmasına gerek kalmaz.
Vasıflı ikrarda (ki buna gerekçeli inkâr da denilmektedir), karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukukî niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir.
Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle; eş söyleyişle, vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar.
Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile, ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır. Öğreti ve uygulamada, ağırlıklı olarak, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir.
Davacı ile dava dışı ... ve ... arasında ... ve ... düzenleme tarihli bir protokol yapıldığı ve iş bu protokolde ile dava dışı ...'in, davalının abisi olan dava dışı ...'ya olan borcunun bir kısmının ... tarafından ...-... ve ... tarihlerinde ödendiği geri kalan borcun mutabık kalındıktan sonra ... tarafından ...
2015 baz alınarak bir sene sonra başlamak üzere aylık getirileriyle 3 eşit taksit şeklinde ödeneceği buna karşılık olarak ...'in, ... deki hisselerinden 6 (altı) hisseyi ...'e devredeceğinin belirtildiği, davacının iadesini istediği ... tarihili havalenin Protokolde de belirtildiği üzere ...'in ...'nın borcunun ödenmesi amacı ile yapıldığı, davacı iş bu ödemeleri yaptıktan sonra, ...'nin 1 hissesini ... tarihinde 13 hissesini ise ... tarihinde devraldığı,bunlara ilişkin ... ve ... tarihli hisse devir tescil kararları şirketin karar ve pay defterine işlendiği bu protokolün İstanbul ...
Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... E.sayılı dosyasına sunulduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davalının gerek beyanları gerekse İstanbul ...
Asliye Hukuk Mahkemesi içeriği ve mahkememizce alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde söz konusu ödemenin davacının dava dışı ...'ya olan borç için gönderildiği ayrıca davalının beyanlarının vasıflı ikrar olması nedeni ile bölünemeyeceği ve ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davacı tarafça yapılan bir hisse devir sözleşmesine istinaden ödeme yapıldığı iddiasının da ispat edilemediği, zira davalı ...'ün dava dışı ...'nin ortağı olmadığı gibi taraflar arasında düzenlenen bir hisse devir sözleşmenin de bulunmadığı anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davalı vekili davacı tarafın kötüniyetli takip yaptığından bahisle icra tazminatı da talep etmişse de; Alacaklının alacağını ispat edememiş olması onun kötüniyetli olarak takip yaptığını göstermediği gibi aksi durum davalı tarafça da ispat edilemediğinden davalı lehine kötüniyet tazminatı takdirine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · ¸e-imzalı · Üye ... · ¸e-imzalı · Üye ... · ¸e-imzalı · Katip ... · ¸e-imzalı
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/383, K. 2025/503, 27 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama