KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Mart 2025
- Esas no
- 2020/606
- Karar no
- 2025/138
- Dava
- Ticari Şirket Payının İptali ve Tescili
- Dava tarihi
- 03/12/2020
Karar Metni
2.843 kelime·14 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket Payının İptali ve Tescili davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı ......'un muris ... ile yasal temsilci ...'un evlilik dışında ..... tarihinde doğan kızları olduğunu, muris ... ise .... tarihinde vefat ettiğini, davacı küçük ...tarafından açılan .... Aile Mahkemesinin .....
Esas sayılı dosyasında babalığın tespitine karar verildiğini, Adli Tıp Kurumundan alınan ve hükme esas alınan bilimsel nitelikte ki raporda muris ...'un % 99,99 ihtimalle davacı ......'un biyolojik babası olduğu, ... ise %99,99 ihtimalle biyolojik anne olduğu davacı ...'un muris ... ve ...'un müşterek çocuğu olabileceğinin tespit edildiğini, muris ...'un vefatı ile davalıların ... tarih ve ....
Yevmiye numaralı mirasçılık belgesini aldıklarını, bu belgeye göre davalıların mirasçı olarak göründüğünü, oysa davacının ... yılında doğduğu ve varlığından haberdar olmalarına rağmen davacıyı ketmederek aldıkları veraset ilamının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, gerek dilekçeleri ekinde sundukları bilimsel nitelikte ki ATK raporu, gerekse ... Aile Mahkemesinin ....
Esas sayılı dosyası ve yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde yaşı küçük davacının murisin yasal varisi olduğunun ortada olduğunu, davalılar tarafından alınan usul ve yasaya aykırı tanzim edilen noterlikçe düzenlenen mirasçılık belgesine istinaden murisin tüm mal varlığını uhdelerine geçirdiklerini, muris ...'a ait ticari şirketi ..... A.Ş (Kurumlar V.D. .....) ... ... ...
A.Ş'nin ise toplam ..... pay içerisinde ..... paya sahip olmakla hem kurucusu hem de en fazla hissesi olan paydaş olduğunu, murise ait davalı şirket ve davalı şirket adına kayıtlı olduğu tespit edilen..... İli .... İlçesi ... .... ... Ada .... ve .... Parsel sayılı taşınmaz, .... İli ... İlçesi ... ...... Ada ...ve ... Parsel sayılı taşınmaz, .... İli ... İlçesi ... .... Ada .... Parsel sayılı taşınmaz, Antalya İli ... İlçesi ... .... Ada .... Parsel sayılı taşınmaz, ...
İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel sayılı ... numaralı bağımsız bölüm, ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ...
Parsel sayılı ... numaralı bağımsız bölüm numaralı taşınmazların, ayrıca şirket adına kayıtlı taşınır mallar (araçlar, nakit,döviz,borsa,altın vb menkul yatırımlar) burada yer verilmediğini, davacının babası muris ... dünyaca ünlü ... ... sahibi olup saygın bir iş insanı olduğunu, "... ... ..." ve "... ... ..." adında ki şirketini ... ... ....A.Ş ne aktardığını, davalılar usul ve yasaya aykırı mirasçılık belgesi ile söz konusu şirketlerde ki hisseleri uhdelerine geçirdiklerini,
Ticaret Sicil Gazetesi ve şirket kayıtları tetkik edildiğinde de görüleceği üzere davalı ... ... .... - Kurumlar V.D. .... küçük ....'nın babası tarafından kurulmuş en büyük sermayedar olup; aile şirketi olduğunu, bu şirketlerin hissedarları davalılar olup;
davacılar ketmedildiği için muristen gelen hisseleri uhdelerine geçiren davalıların pay oranlarının değiştiğini, yükseldiğini, şirketler de Esas sermaye payının miras, eşler arasındaki mal rejimi ve icra yoluyla naklini düzenleyen TTK m. 596/1 hükmü, bu nakil hallerinde tüm hak ve borçların, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, payın nakledildiği kişiye geçeceğini öngördüğünü, TTK m. 596/1 hükmünde belirtilen ortaklık sıfatının kazanılması halleri, kanun gereği olduğunu, yani payın hukuki işlemle devrini düzenleyen TTK m. 595 hükmünde yer alan “genel kurul onayı” şartı, bu durumlarda geçerli olmadığını, genel kurul onayını,
şirket sözleşmesine eklenecek bir hükümle şart koşmak da mümkün bulunmadığını, davacı küçük ...murisin kurucusu ve hissedarı olduğu ... ... ... - Kurumlar V.D. .... nin kanundan doğan doğal hissedarı olduğunu, davalının iptali talep edilen veraset ilamı doğrultusun da murisin hak ve hisselerini kendi uhdelerine geçirmiş olmaları nedeniyle adı geçen şirketlerde muristen gelen davalılar adına olan şirket paylarının davacının miras hissesi oranında iptali,
davacının miras hissesi oranında da adına tespit ve tescili ile bunun adı geçen şirketlerin pay defterine yazılmasına ve ticaret sicili müdürlüğüne bilgi verilerek sicil gazetesinde yayınlanmasına karar verilmesi gerektiğini, şirketler de ortaklık sıfatının miras yoluyla kazanılması hususunun TMK miras hukukuna ilişkin düzenlemeler ve TTK 596 madde uygulaması birlikte değerlendirilerek neticelendirilmesi gerektiğini, bu meyanda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, zira muris muvazasına dayalı şirket payının iptali ile miras hissesi oranında tesciline,
bunun mümkün bulunmaması halinde tenkise karar verilmesi istemli dava da uyuşmazlık konusunun; anonim şirket hisse devri olup, bu hisselerin devrinin ne şekilde yapıldığı ve yapılması gerektiği, muris ile diğer davalı arasında yapılan hisse devrinin geçerli olup olmadığı, muvazaa nedeniyle iptali gerekip gerekmediği hususlarında 6102 sayılı TTK'daki ilgili hükümler de gözetilmek suretiyle karar verileceğini, somut olayda muris hisselerinin davalılara ne şekilde, nasıl ve usule uygun bir devir olup olmadığı inceleneceği için görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, TMK Madde 337'de ana ve baba evli değilse velâyet anaya aittir.
Düzenlemesi uyarınca davacının annesinin velayeti altında olduğunu, anne ... kanuni temsilcisi olarak dilekçede zikredildiğini, şirket paylarının miras hissesi oranında iptali ile adına tesciline dair iş bu dava da kanuni temsilcisi marifetiyle talepte bulunmasında bir sakınca bulunmadığını, kayyum atanmasının hangi hallerde yapılacağı TMK da sıralı olarak belirtilmiş olup;
iş bu davada kayyum atanmasını gerektirir bir durumda bulunmadığını, ayrıca HMK'nda adli yardımdan yararlanacak kişilere dair 334. maddede (1) Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler." düzenlemesi bulunduğunu, davacının henüz ... yaşında olup her hangi bir mal varlığı geliri bulunmadığını,
gerek dosya ekinde sundukları mal varlıklarına dair kayıt ve belgeler gerekse mahkememiz tarafından UYAP üzerinden yapılacak ESDA (Ekonomik Sosyal Durum Araştırması) haklılıklarını ortaya koyacağını, velayeti altında bulunan annesi salt yasal temsilcisi olup yargılama giderlerini ödemesini kendisinden beklemekte doğru olmayacağını, küçük ... ile muris ... arasında gerek babalığın tespitine karar verilmesi,
gerekse biyolojik babalık tespitine dair temin edilen ATK raporu dikkate alındığında iş bu davayı açmakta güncel hukuki yararı ve davasında yaklaşık ispatının olduğunu, adil yargılanma hakkı ile bu kapsamda adalete ve mahkemeye erişim hakkı dikkate alınarak çocuğun adalete erişim hakkının ekonomik imkansızlıklar nedeniyle kısıtlanamayacağı ilkesi birlikte değerlendirildiğin de adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesini, babalığın tespitine karar verilmesi, sunulan ATK raporunda murisin davacının %99,99 oranında babası olabileceğinin tespit edilmesi,
davalıların davacıları ketmederek (gizleyerek) usul ve yasaya aykırı temin ettikleri mirasçılık belgesi ile murise ait tüm mal varlığını uhdelerine geçirmeleri, TMK 498 evlilik dışında doğmuş ve soybağı, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulmuş olanlar, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olurlar düzenlenmesi ve TTK Madde 596/1 Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer.
Düzenlemesi, Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesinin 3.Maddesi, TMK çoğun korunmaya muhtaç üstün yararına dair düzenlemeler ile taşınır mal hükmünde ki şirket paylarının iyi ve ya kötü niyetli 3.kişilere devir ve temlik edilmesi halinde hakkın elde edilmesi, küçük davacı açısından önemli ölçüde zorlanacağından ve imkansız hale geleceğinden dolayı davalıların adı geçen şirketlerde ki tüm paylarına devir ve temliki önleyici tedbir kararı verilmesine ve durumun ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesi ve şirket pay defterine yazılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin istek ve sair dava hakları saklı kalmak kaydıyla;
adli müzaharet taleplerinin kabulüne, davalıların muristen intikal gelen ve uhdelerine geçirdikleri şirket paylarının 3.kişilere devir ve temlikinin önüne geçmek üzere davalı şirket ... ... ... de bulunan payları üzerine teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini, tedbir kararının ticaret sicil gazetesinde yayınlanmak üzere ticaret sicil müdürlüğüne gönderilmesine, davalı şirketlerin pay defterine yazılmasına, şirket adına kayıtlı taşınmaz malların kaydına teminatsız ihtiyati tedbir konulmasına,
bunun mümkün bulunmaması halinde tasarruf yetkilerinin kısıtlanmasına dair TMK 1010 uyarınca tapuların beyanlar hanesine tasarruf yetkisinin kısıtlandığına dair şerh verilmesine, yeni alınacak çekişmeli veraset ilamı çerçevesinde davalıların haksız uhdesine geçirdiği muristen intikal eden;... ....-Kurumlar V.D.....'nin şirket paylarının davacının miras hissesi oranın da iptali ile davacı adına tesciline,
bunun mümkün olmaması halinde davacının miras payı oranında ki hisselerinin güncel rayiç değeri alanında uzman bilirkişilerce hesaplandığında artırılmak(belirlemek) üzere ....TL güncel rayiç değerinin haksız iktisap ettiği ... tarihinden işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine, durumun ticaret sicil gazetesinde ilanına ve şirketin pay defterine yazılmasına, yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişki olup, taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkin olduğunu, (Kuru, Baki-Arslan, Ramazan-Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 1995, 7.baskı, s.231). dava konusu şey üzerinde kim veya kimler hak sahibi ise, davayı da bu kişi veya kişilerin açması gerektiğini, davayı açabilmek için gerekli sıfat, dava konusu şey üzerinde hak sahibi olan kişiye ait olduğunu,
bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir(Kuru, Baki-Arslan, Ramazan-Yılmaz, Ejder:a.g.e., s.231-232. Üstündağ, Saim:Medeni Yargılama Hukuku, Alfa Basım Yayım Dağıtım, İstanbul 1997, s.307).
Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerektiğini, bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilmesi gerektiğini, davacı her ne kadar ....
Aile Mahkemesinin...
Esas sayılı dosyası ile babalığın tespitine karar verildiğini beyan etmişse de; anılan kararın henüz kesinleşmediğini, anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulacağını, bu nedenle davacının dava açtığı tarihte babalığın tespitine ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığından davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyeti olduğunu, dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir;
dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahip olduklarını, iş bu davalar, ergin olmayan küçüğün annesinin vekili sıfatıyla küçük adına, ikame edildiğini, ancak küçüğü temsil yetkisi, babalığın hükmen tescilinden sonra da anne tarafından değil, açılacak davalarda husumeti ile hususlarda sorun yaşanabileceğinden, çocuk adına temsil kayyumu tayini yolu ile görülmesi gerektiğini, annenin, ergin olmayan küçük adına iş bu davaları ikame ehliyeti bulunmadığını, babalığın tespitine ilişkin ....
Aile Mahkemesinin... Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, esasa ilişkin ise; davacı tarafın 2011 yılında doğduğunu ve davalıların varlığından haberdar olduklarını bu nedenle kendisini ketmederek alınan veraset ilamının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmişse de;
muris ... davacının ana rahmine düştüğü tarihte evli olup, vekiledenlerin murisin evlilik dışı bir ilişki yaşadığından haberleri bulunmadığını, nitekim davacı muris tarafından tanıma yoluyla nüfusa kaydedilmiş de bulunmadığını, davacıdan bihaber davalılar murisin ölümünden sonra veraset ilamı aldığını ve miras kalan malları paylaştıklarını, amacın davacıyı ketmetmek/mal kaçırmak değil, 3. Kişilere devredilen tek bir taşınmaz bulunmadığını, davalıların tamamen iyiniyetli olduklarını, tüm yasal mirasçıların murisin ölümünden sonra miras paylaşım sözleşmesi yaptıklarını ve mirası paylaştıklarını,
davacının mirasçılık durumu kesinleşmediğinden davalı şirkete bir başvurusununda bulunmadığını, bu nedenle de davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, mirasçıların mirasçılık belgesi aldıktan sonra, durumu anonim şirket yönetim kuruluna bildirmek ve pay defterine kaydedilmek istediklerini belirtmek zorunda olduklarını, bu bildirimin ardından yönetim kurulunun kayıttan imtina edemeyeceğini, yönetim kurulu ve ortaklar, mirasçıların şirkette ortak olmalarını istemiyorlarsa,
TTK. yer alan kanuni ön alım haklarını kullanabilirler.Bu bağlamda davalı şirket ve ortaklarının yasal haklarını kullanmaları engellenerek işlem yapılması yasaya aykırı olduğunu, sonuç olarak, mirasçılar, mirasçılık belgelerini aldıktan sonra anonim şirkete bildirimde bulanarak,
şirket ortağı olabileceklerini, davacının henüz mirasçı olduğu belli olmadan ve şirkete başvurmadan iş bu davayı açmasının yasaya aykırı bulunduğunu, şirket ise, özel niteliği nedeniyle (örneğin SPK, BDDK vb. yerlere) sermaye ve ortaklık yapısının değiştiğini bildirmek zorunda ise, bu bildirim zorunluluğuna ilişkin süreler, mirasçıların pay defterine kaydı ile birlikte başlayacağını, bu nedenlerle usule aykırı olarak gerekli başvuruları yapmadan daha doğrusu davacının elinde miras belgesi olmadan açtığı bu davanın reddi gerektiğini,
mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı yada tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacaı endişesi bulunan haller ihtiyati tedbirin şart ve sebepleri olduğunu, huzurdaki apu iptali ve tescil talepli davanın dayanağı babalık davası davalılar aleyhine 2018 yılında açıldığını, bilirkişi raporunun aylar önce alındığını ve davalıların bu güne kadar mal kaçırma kastıyla en ufak bir girişimde dahi bulunmadığını, şartları oluşmadan verilen ihtiyati tedbir kararının kabul etmediklerini,
Mahkeme tarafından adli yardım talebi dikkate alınarak teminatsız olarak ihtiyats tedbir kararı verilmişse de; ihtiyati tedbir taleplerinde verilen teminatın amacı davacı davasında haksız çıktığı takdirde aleyhinde tedbir kararı verilen davalıyı davacıya karşı korumak ve zararını bu yolla tahsil etmesini sağlamak olduğunu, her ne kadar adli yardım talepli dava açılmışsa da bu husus tedbirin teminatla verilmesine engel bulunmadığını, adli yardım, yargı harç ve giderlerine ilişkin olduğunu, adli yardım alan davacının teminattan muaf olduğuna dair yasal bir düzenleme olmadığı gibi,
mülkiyet hakkını kısıtlayan bir tedbir kararının makul bir teminata bağlanması hem yasa hem de mevcut uygulama gereği olduğunu, bu nedenlerle teminatsız olarak verilen ihtiyati tedbir kararına davalılar adına itiraz ettiklerini, tedbirin kaldırılmasını belirterek, davacının davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıdan tahmiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili ... tarihli dilekçesi ile; davacının dava dilekçesine göre dava konusu; ''Yeni alınacak çekişmeli veraset ilamı çerçevesinde muristen intikal eden ... ... .....'nin şirket paylarının, davacının miras hissesi oranında iptali ile davacı adına tesciline bunun mümkün olmaması halinde davacının miras payı oranındaki hisselerinin rayiç değerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesi'' talep edildiğini, aynı davacının birleştirilmesini istedikleri ....
Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dosyasındaki talebinin ise;'Yeni alınacak çekişmeli veraset ilamı çerçevesinde muristen intikal eden ...'in şirket paylarının davacının miras payı oranında iptali ve davacı adına tescili, olmadığı takdirde miras payı değerinin ödenmesi' dir. Bilirkişi raporuna göre işbu dosyanın davalılarından ............'in hissedarlarından birisi de; birleştirilmesini talep ettikleri ...
Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyada davalı olan ... duğunu, her iki dosyada da bilirkişi raporu talep edildiğini, bilirkişilerce raporlar dosyaya ibraz edilmişse de, henüz karara esas alınacak raporların düzenlenemediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının dayanakları ve delilleri tamamen aynı olup;
gerek şirket değerlemeleri yapılırken birbirinden farklı rapor oluşmaması adına, gerekse konusu aynı bir olayda birbirinden farklı verilebilecek kararların ortaya çıkmaması adına dosyaların birleştirilmesi gerektiğini, bunun yanında yargılama sürecinin uzaması ve gereksiz masrafların ortaya çıkması ihtimali de bulunduğunu beyanla, işbu dosya ile, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... E. sayılı dosyanın .... Asliye Ticaret Mahkemesi ....
Esas sayılı dosyasında birleştirilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekilinin .... tarihli dilekçe ile; Mahkememizin yukarı da esas numarası bildirilen dosyasında gelinen aşama itibariyle davacının yazılı talimatı doğrultusunda mahkememizi heyet olarak reddettiklerini, davacının talimatı doğrultusunda gerekli incelemenin yapılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE; Dava, murise ait şirket paylarının miras hissesi oranında iptali ile tescil talebi/ tazminat istemine ilişkindir.
Davacı tarafça ise, .... tarihli dilekçe ve eki ile mahkememiz heyetinin reddedildiği görülmüştür.
Mahkememizce 6100 sayılı HMK 41. Maddesindeki ret talebinin süresinde yapılmaması, ret sebebi ile bu sebebe ilişkin inandırıcı delil ve emareler gösterilmemesi sebebiyle ret talebinin geri çevrilmesine karar verilmiş ve yapılan yargılamaya devam edilmiştir.
Aşamalarda .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... esas sayılı çekişmeli veraset ilamı kararının kesinlemesinin beklenmesine karar verilmiş, Davacı tarafça bu dava dosyasının bekletici mesele yapılmaması, .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ....tarih, ... Esas, .... arar sayılı ilamında belirtilen miras payları dikkate alınarak karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkememizce eldeki dava dosyası ketmi vereseye (gerçekte mirasçı sıfatına haiz olduğu halde bir kimsenin sıfatı gizlenerek, yok sayılarak mirasın intikalinin paylaşılması) sebebiyle açılan davacı dışındaki mirasçıların murisin pay sahibi olduğu davalı şirketteki hisselerinin davacının payı oranında iptali ile adına tescili istemine ilişkin olması dikkate alınarak çekişmeli verasete ilişkin .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas, ...
Karar sayılı ilamının istinaf incelemesinde olması sebebiyle kesinleşmesi bekletici mesele yapılmıştır.
(Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 18/01/2018 tarih, 2016/18038 ESas, 2018/413 Karar sayılı ilamında ketmi verese hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tazminat istemli davalarda davacılara hasımlı veraset ilamı almaları için olanak tanınması/alınacak hasımlı mirasçılık belgesinde davacıların mirasçı oldukları ve taraf ehliyetlerinin bulunduğu belirlendiği takdirde işin esasının incelenerek sonuca göre karar verilmesi gerektiğine ilişkin)
Davalı tarafça mahkememiz dava dosyasının, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesinin talep edildiği görülmüştür.
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... Esas sayılı dava dosyası Uyap üzerinden celp edilmiş, incelenmesinde; Davacının aynı hukuki sebebe dayalı olarak bu kez ... ve ... aleyhine dava açtığı, her iki davada bir kısım murisin davalı şirketlerdeki payı ile bu payların rayiç değerlerinin tespitinin gerektiği, ayrıca mahkememiz dava dosyasındaki davalı şirkette .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... Esas sayılı dava dosyasındaki davalı şirketin payınında bulunduğu anlaşılmıştır.
HMK'nun 166/1 maddesi "Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir..." hükmünü, aynı kanunun 166/4 maddesi ise "Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda , bağlantı var sayılır" hükmünü içermektedir.
Mahkememizde açılan işbu dava ile daha önce açılan ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esasında derdest bulunan dava arasında HMK'nun 166/1,4 maddesi anlamında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, her iki dava dosyasında murisin ve şirket paylarının tespitine ilişkin alınacak raporların birbirini etkileyecek nitelikte olduğu görülmekle usul ekonomisi ve yargılamanın sürüncemede kalmaması ilkeleri dikkate alınarak her iki dava dosyasının birlikte değerlendirilerek sonuçlandırılması gerektiği anlaşıldığından mahkememizdeki dava dosyasının daha önce açıldığı anlaşılan .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar vermek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan .... · ¸e-imzalıdır · Üye ..... · ¸e-imzalıdır · Üye ..... · ¸e-imzalıdır · Katip ..... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/606, K. 2025/138, 25 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama