KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Esas no
- 2023/173
- Karar no
- 2024/590
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 10/03/2023
Karar Metni
1.328 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nun okuma- yazma bilmeyen ve evraklara çoğu kez parmak basan müvekkilinin imzasını taklit etmek suretiyle düzenlediği ... düzenleme, ... vade tarihli ... TL bedelli senet ile ... düzenleme, ... vade tarihli ... TL bedelli senedi dayanak göstererek ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, dava / takip konusu senetlerdeki imzaların ...'ya ait olmadığını belirterek, müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacı tarafa ... TL nakit borç verdiğini ve bunun karşılığında davacılar tarafından müvekkiline senet verildiğini, davacıların müvekkiline olan borcu ödemediğine, buna karşılık ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıklarını davacıların kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, senetlerdeki imzanın ...'ya ait olduğunun defaatle ikrar edildiğini, senetlerin ... ve ... tarafından bizzat imzalandığını, senetlerin teminat senedi olduğu iddia edilmiş ise de bu iddiasını davacıların ispatlayamadığını belirterek, davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, İİK'nun 72. Maddesi gereği icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası dosyamız arasına alınmıştır.
... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ..., borçluların ise ... ve ... olduğu, ... TL bedelli ... tanzim tarihli senede ve ... TL bedelli senetlere dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus takip dosyası olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce davacı ...'nun imza ve yazı örnekleri alınmış, ilgili kurumlardan davacının imzasının bulunduğu evrak asılları dosyamız arasına alınmıştır.
Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi ... tarihli raporunda sonuç olarak; "İnceleme konusu senetlerde ...'ya atfen atılı basit tersimli alt taraftaki ... adet imza ile ...'nun mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptanmadığından söz konusu imzaların kuvvetle muhtemel ...nun eli ürünü olduğu" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.
Kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, davalının dayandığı hukuki ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Davalı alacaklı varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiden kendi lehine çıkar sağlamak durumunda olduğundan, bu ilişkinin varlığının borçlu tarafından inkar edilmesi halinde, ilişkinin mevcudiyetini ispat etmek davalı alacaklıya düşer.
Fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6).
Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer.
Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz konusuna değinmek gerekirse, bu husus 2004 sayılı İİK’nın 170. maddesinde düzenlenmiş, bu maddenin üçüncü fıkrasında icra mahkemesince incelemenin aynı Kanun’un 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılacağı açıklanmıştır.
İİK'nın 68/a maddesinin 4. fıkrasında ise, "...imza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkraları ve 310, 311 ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca HMK'nın yürürlük tarihinden sonra 6100 sayılı HMK'nın 208, 211 ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir.
İmza incelemesine dair ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
Yargıtay 19. H.D'nin 03/12/2019 tarih, 2018/3571 Esas, 2019/5388 Karar sayılı ilamında" bir kimsenin okuma yazma bilmemesi, imza kullanması halinde kambiyo senedi düzenlenmesine engel olmayacağı, davacı tarafça senede karşı borçlu olmadığına ilişkin yazılı delil sunulması gerektiği, davacı vekilinin toplanmasını talep ettiği delillerin bu açıdan dosya esasına etki etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA" karar verilmiştir.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... H D'nin, ... Esas ... Karar sayılı ilamında "Davacı vekili, davacının okuma yazma bilmediğini bildirmiş, davaya konu bononun davacıdan hile ile alındığını ya da hataen düzenlendiğini ileri sürmemiştir. Dava dilekçesinde, hile ibaresi, sadece yapılan tebligatlar ile ilgili olarak kullanılmıştır.
Davaya konu bononun keşide tarihi ... yılı içerisinde olup, eldeki uyuşmazlıkta, 6100 Sayılı HMK'nun 206.maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nun kıymetli evraka ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
6100 Sayılı HMK'nın 206/1 maddesi kapsamında imza atamayanların mühür ya da alet ya da parmak izi kullanmak suretiyle belge düzenlemesinden bahsetmiş ve bu kapsamda söz konusu belgelerin senet niteliği taşıyabilmesi için noterler tarafından düzenleme biçiminde oluşturulması şartı getirilmiştir. Ancak somut olayda davacı, davaya konu bonoya imza atmış olup, hata ya da hile olgusuna değinilmiş değildir.
Dava dilekçesi ve aşamalarda salt davaya konu bononun, anılan yasa hükmü kapsamında geçersizliği olgusuna dayanılmıştır. Kural olarak bir kimsenin okuma yazma bilmemesi, imza kullanması halinde, kambiyo senedi düzenlemesine engel değildir. (Yargıtay 19.HD.
15/03/2016 gün, 2015/10609 Esas-2016/4537 Karar) Davacının davaya konu bonoyu imzaladığı, imzayı inkar etmediği, bono içeriğinden haberdar olmadığına ilişkin bir iddiasının bulunmadığı, başkaca bir irade fesadına dayanmadığı anlaşılmakla, dosya kapsamı itibariyle ortada geçerli bir bono bulunduğu göz önüne alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş" şeklinde karar verilmiştir.
Tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı alacaklının davacı borçlular hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında başlattığı takibin, ... TL Miktarlı ... Tanzim ,... Vade Tarihli Senet ile ... TL bedelli, ... Tanzim,... Vade Tarihli bonolara dayalı başlatıldığı, takip ve dava konusu bonolarda keşidecinin ..., kefilin ... hamilinin ise ... olduğu, davacı ...'nun bono üzerinde imzasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı ... icra takibine konu edilen bonolar üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığını ileri sürerek sahtecilik iddiasında bulunmuştur. Dosya içerisine kazandırılan ATK Uzmanlar Kurulu bilirkişi raporu ile; takibe dayanak bonolardaki imzanın davacı ... eli ürünü olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan davacı taraf davacı ...'ın okuma yazma bilmediği gerekçesi ile bononun geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de, okuma yazma bilmemesi imza kullanması halinde kambiyo senedi düzenlemesine engel olmayacağı gibi davacının getirtilen kimi belgelerde de imzalarının bulunduğu görülmekle, 6102 sayılı Kanunun 677 ve 687 nci maddelerindeki düzenlemeler dikkate alındığında imzaların istiklali ilkesi uyarınca poliçeye atılan her geçerli imzanın sahibini bağladığı anlaşılmaktadır.
Davacı ... yönünden ise imza inkarı ileri sürülmemiş, imzası keşideciye ait geçerli bir bono yönünden kefil olan davacının da borçlu olduğu kabulü davanın reddine, koşulları ve yasal unsurları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin de reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Katip ... · e-imza Hakim ... · e-imza
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/173, K. 2024/590, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama