KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Kasım 2024
- Esas no
- 2024/479 Esas
- Karar no
- 2024/727
- Dava
- 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat
- Dava tarihi
- 30/05/2024
Karar Metni
1.905 kelime·10 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkilinin ... İli ... Mahallesinde ... satışı üzerine ticaret yapmakta iken ... Şubesinden çek hesabı açtırıp bu bankadan çek aldığını, müvekkilinin almış olduğu çeklerden ... çek numaralı çekinin üzerine ...
TL bedel ... vade tarihi yazarak toptan ... almış olduğu ve ... de faaliyet gösteren ... isimli firmaya verdiğini, müvekkilinin ... ne vermiş olduğu çeki vadesinden önce ödediğinden ...'den çeki vadesi gelmeden önce geri aldığını, müvekkilinin ... tarihinde çek hakkında ... görevlilerince çek karşılıksız işlemi yapıldığını öğrendiğini, müvekkilinin yapmış olduğu araştırmada ... nin çeki müvekkilinden aldıkta sonra ... na verdiğini, müvekkilinin çek bedelini ödeyince lehtar şirketin çek aslını bankadan alarak müvekkile verdiğini,
... görevlilerinin ise çek aslına göre değil de kendilerinde kalan çek fotokopisine göre karşılıksızdır işlemi yaptığını öğrendiğini, çek aslının müvekkilinde iken davalı yetkililerinin çek fotokopisine göre karşılıksızdır işlemi yapmaları nedeniyle müvekkil iş yapamaz hale geldiğini, bu hususta davalı yetkilileri hakkında ...
Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin ticaret yapmakta olduğu bir çok firma ve şahıs müvekkil ile irtibatını kestiğini, müvekkilinin mal alıp açık hesap çalıştığı bazı firmaların müvekkili aleyhine icra takibi yatığını, icra takibi nedeniyle müvekkile haciz geldiğini, müvekkilinin menkul mallarının haczedilip, araçları üzerine haciz şerhleri konulduğunu, aracının bağlanarak satışa çıkartıldığını, olaydan önce aylık ...
TL ciro yapan müvekkile ait işletme olaydan sonra aylık ... TL ciro yapar hale geldiğini, ilerleyen aylarda işler dahada düştüğünden müvekkilinin iflas ederek ticari işletmesini kapatmak zorunda kaldığını, belgeye göre karşılıksızdır işlemi yaparak müvekkilini maddi ve manevi zarara uğratan davalıdan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... TL fiili zarar, ... TL mahrum kalınan kar toplam ... TL maddi, ...
TL tazminatın zararın oluştuğu tarihten itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı Vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat talebini dayandırdığı dava konusu çeke ilişkin beyanların tümü gerçeği yansıtmadığını, dava konusu çeke ilişkin işlemlerde davacının iddia ettiği şekilde de gerçekleşmediğini, bankamız müşterisi ... tarafından tahsil edilmesi amacıyla borçlusunun dosyanızda davacı olan ... (tc:..) olduğu ... tarihli ... nolu ... tarihli ... tl bedelli çek ve ... çek nolu ... vadeli ... tl tutarlı 2 adet çek ... aracılığı ile ... gönderildiğini,
... nolu ... tarihli ... tl bedelli ilk çek ... tarihi olan ... tarihinde ... merkezinde sorulmaktayken dilekçe ekinde ek ... 'de sunulan "belge ..." olarak belirttikleri dava dışı banka müşterileri olan ...'nin talebine istinaden ilgili çek ... geri çekilmiş ve ilgili müşterinin talebi ile ... tarihinde ... merkezinden sorulmak üzere tekrar ... gönderildiğini,
... tarihinde bu defa dosyanızda davacı olan ...'e ait olduğu ... tarihli ... tl ve ... vadeli ... tl tutarlı her iki çek de ... merkezinde sorulurken bu defa dava dilekçemiz ekinde ek-... olarak sunulan "belge ..." yazılı dava dışı banka müşterisi ... ce verilen yazılı talimat ile ...-tl tutarlı çekin de ... çekilmesi talep edilmiş ve ilgili çek müşteri talebi ile ... çekildiğini,
sonraki günlerde dava dışı banka müşterisi olan ... yetkilisi ile yapılan görüşmede ... nolu ... tarihli ... tl bedelli çekin de çekilmesini talep etmesi üzerine bu defa ilgili banka müşterisince dava dilekçemiz ekinde ek-... olarak sunulan " belge ..." yazılı talimat dilekçesi ile iş bu çekin de ... çıkarılması talep edildiğini, bu kapsamda ... merkezinden konu çekin karşılıksız kaydının kaldırılması ve ... merkezi kayıtlarından silinmesi için bankamızca dilekçe ekinde ek-... olarak sunulan "belge ..." yazılı dilekçemizde görüleceği üzere ...'ne dilekçe verilerek talepte bulunulduğunu,
istihbarat sorgulamasında halihazırda bahse konu çek gözükmediğini, dava konusu edilen bahse konu çek ... tarihinde saat ... tarihinde ... nin firma yetkilisi ...'na teslim edilmiş olup, müşterimizin imzalı çeki teslim aldığına dair dilekçe ekinde ek-... olarak sunulan (belge ...) çek fotokopisinden de bu durum açıkça görüleceğini, hem dava dışı bankamız müşterisi ... yetkilisi hem de bankamız operasyon ... ...'ın her iki çekin de ... çekildiğini düşündüklerinden çekin arkasına sehven karşılıksızdır kaşesi basılmadığı anlaşıldığını,
bu itibarla davacı ...'in ifade ettiği gibi fotokopi üzerinden karşılıksız işlemi yapılması gibi bir durum söz konusu olmadığını, , daha sonra da ... ödenmeyen çekin düzeltmesi müşteri talebi de dikkate alınarak yaptırıldığını, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin koşulları oluşmadığı gibi davacının ticari işlemlerdeki işlerinin bozulması,
hakkında yapılan icra takip işlemleri ile müvekkil bankanın işlemi ile bir illiyet bağı olmadığını, davacının talep ettiği fahiş miktardaki manevi tazminat talebinden açıkça anlaşılacağı üzere davacı manevi tazminat talebini zenginleşme aracı olarak kullanmaya çalıştığını, kaldı ki müvekkil bankanın davacının kişilik haklarına ihlal eden bir eylemi olmadığından müvekkil bankadan manevi tazminat talebinde de bulunulayacağını, davacının açtığı maddi ve manevi tazminat talebinin yasal koşulları oluşmadığı , davacının dava konusu ettiği işleme ilişkin müvekkil bankanın davacıyı zarara uğratacak bir eylemi olmadığı ,
dava konusu çekin çek aslı dava dışı lehtar banka müşterisine teslim edilirken de dava konusu çek ... de sorulduğunda karşılığı bulunmadığı ve esasen karşılıksız konumda olmakla müvekkil bankanın karşılıksız kaydını sehven yazmadan dava dışı çek lehtarı banka müşterisine iadesinin sonucu değiştirmediği,
davacının iddia ettiği zararlar ile müvekkil bankanın eylemi arasında illiyet bağı kesildiği , davacının manevi tazminat talebi de fahiş miktarda olup, davacı yanca zenginleşme aracı olarak kötüniyetli şekilde kullanılmaya çalışıldığı , tmk 2. maddesi gereği herkes haklarını kullanırken dürüstlük kuralına uygun şekilde kullanması gerektiği ve hakkın kötüye kullanım yasağı dikkate alındığında davacının manevi tazminat talebinin yerinde olmadığı,
kaldı ki müvekkil bankanın davacının kişilik haklarına ihlal eden bir davranışı bulunmadığından müvekkil bankaya yöneltilen manevi tazminat talebinin her şekilde reddi gerektiği hususlar tümüyle birlikte dikkate alındığında; davacının haksız ve yersiz açtığı maddi ve manevi tazminat talebinin reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) “Dürüst Davranma” başlıklı 2. maddesinde; “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre; dürüstlük kuralı, herkesin uyması gerekli olan genel ve objektif bir davranış kuralıdır. Genel olarak dürüstlük kuralı kişilerin tarafı oldukları hukuki ilişkilerde dürüst, namuslu, ahlâklı ve diğer kişilerde yaratılan güvenle tutarlı şekilde davranmalarını ifade eder.
Buna göre belirli bir hukuki ilişkide dürüstlük kuralına uygun davranış; toplumdaki dürüst, namuslu ve orta zekâlı bir kişinin, genel ahlâk, doğruluk ve karşılıklı güven esaslarına uygun davranış biçimidir.
Dürüstlük kuralına uygun bu davranışın belirlenmesinde, toplumda geçerli olan genel ahlâk kuralları, günün adet ve uygulamaları, davranışın söz konusu olduğu hukuki ilişkilerin içerik ve amaçları da dikkate alınacaktır (DURAL, M./SARI, S.: Türk Özel Hukuku 6. Baskı, İstanbul 2011, s. 226-227).
Diğer bir anlatımla dürüst davranma “bir hak sahibinin hakkını kullanırken veya bir borçlunun borcunu yerine getirirken iyi ve doğru hareket etmesi yani dürüst, namuslu, makul, fiilinin neticesini bilen, orta zekalı her insanın benzer hadiselerde takip edecek olduğu yolda hareket etmesi” anlamındadır.
TMK’nın 2. maddesinde, hukuk düzeninin kişilere tanıdığı bütün hakların kullanılmasında göz önünde tutulması ve uyulması gereken iki genel ilkeye yer verilmektedir: Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı hukuk düzeni, kişilere tanıdığı her bir hakkın kapsamı ile bunların kullanılmasının şartlarını ve şeklini ilgili hak yönünden özel olarak düzenlemiştir.
Ancak, hayatın sonsuz ihtimallerinin önceden öngörülmesinin ve bunların en küçük ayrıntılara kadar düzenlenmesinin imkânsızlığı karşısında, bütün hakların kullanılmasında dikkate alınacak genel bir sınırlama koyma ihtiyacı duyulmuştur. Dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı, bu açıdan uyulması gerekecek genel kurallar olarak karşımıza çıkmaktadır.
TMK’nın 2. maddesinde, hakların dürüstlük kuralına uygun kullanılması gerektiği ifade edilmiş, ardından hakların açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı belirtilmiştir. Bu ifade şeklinden yola çıkarak; bir hakkın kullanılmasında dürüstlük kuralına uyulmamasının müeyyidesinin, bu hakkın açıkça kötüye kullanılmış sayılması ve hukuken korunmaması olduğu kabul edilebilir.
Bir hakkın dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılması suretiyle başkasına bir zarar verilmesi hakkın kötüye kullanımını oluşturur. TMK’nın 2/I. maddesi herkesin haklarını, toplumda geçerli doğruluk dürüstlük ve iş ilişkilerinin gerektirdiği karşılıklı güven anlayışına uygun olarak kullanmasını emreder. Hakkın kullanımı ölçütünü Türk Medeni Kanununa göre dürüstlük kuralları verir. Bunun yanında ayrıca hak sahibinin başkasını ızrar kastıyla hareket etmiş olup olmadığını araştırmaya gerek yoktur. Önemli olan başkasına zarar vermek kastı değil, hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak kullanılması sonucunda başkasının zarar görmüş olmasıdır.
Bu gerçeği göz önünde bulunduran 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK), 2. maddede herkesin “haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda” olduğu belirtilmiş, söz konusu davranış kurallarını, dürüstlük kuralı kavramı ile ifade etmiştir. Dürüstlük kuralı temelinde namuslu, doğru ve dürüst davranma kuralı yer alır.
Objektif iyi niyet olarak da tanımlanan ve dürüstlük kuralını düzenleyen TMK’nın 2. maddesi, bütün hakların kullanılmasında dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket edileceğini ve bir kimsenin başkasını zararlandırmak ya da güç duruma sokmak amacıyla haklarını kötüye kullanmasını Kanun'un korumayacağını belirtmiştir.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen, hakkın kötüye kullanılması yasağı kuralının amacı, hâkime özel ve istisnai hâllerde (adalete uygun düşecek şekilde) hüküm verme olanağını sağlamaktadır.
Dürüstlük kuralı, bir kimseden dürüst bir insan olarak beklenen davranışı ifade eder. Bir davranışın bu nitelikte olup olmadığı, toplumda geçerli ahlâk ölçülerine gelenek ve göreneklere, karşılıklı uygulana gelen teamüllere ve hakları sağlayan ilişkilerin amacına göre tayin edilir. Diğer yandan, hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığı belirlenirken; o kişinin hakkın kullanılmasında geçerli ve haklı bir yararının varlığı, hakkın kullanılmasının sağlayacağı yarar ile başkalarına vereceği zarar arasında aşırı oransızlığın olmaması, bir kimsenin kendi ahlâka aykırı davranışına dayanmaması ve uyandırılan güvene aykırı davranışta bulunmaması gibi ölçütler hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığını belirler
Bütün hakların kullanılmasında ve borçların ifasında uyulması gereken dürüstlük kuralı ve hakların genel sınırlarını oluşturan hakkın kötüye kullanılması yasağı, kamu düzeni ihtiyaç ve gerekleri nedeniyle konulmuş kurallardır. Bu nedenle, Medeni Kanun'un 2. maddesinin her iki fıkrası da emredici niteliktedir. Tarafların aralarındaki ilişkide dürüstlük kuralının ve hakkın kötüye kullanılması yasağının uygulanmayacağının kararlaştırmaları mümkün değildir.
Dürüstlük kuralına veya hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı bir davranış, doğrudan hakkın mevcudiyetini ortadan kaldırdığından bir itiraz teşkil eder.
Bu nedenle, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden hâkim, dürüstlük kuralına aykırı, hakkın kötüye kullanılması oluşturan davranışı tespit ediyorsa, ilgili tarafından ileri sürülmemiş olsa bile, kendiliğinden (resen) bunu dikkate almalıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.09.2019 tarih ve 2016/21-1788 Esas 2019/941 Karar sayılı içtihatı)
Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından delil olarak dayanılan icra dosyaları incelendiğinde icra dosyalarının dava konusu vakıa ile ilgisinin bulunmadığı, davacının dava konusu edilen banka işlemi nedeniyle doğrudan ya da dolaylı olarak zarara uğradığına dair somut delil bulunmadığı, zarar iddiasının soyut iddialar ile ispatlanmaya çalışıldığı, kaldı ki davalı tarafın fiili ile varsa davacının zararı arasında illiyet bağının Mahkememizce kurulamadığı, dava konusu çek bedelinin davacıyı ekonomik olarak çıkmaza sokması ya da batırmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu düşünülerek davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/479, K. 2024/727, 14 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama