KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2025
- Esas no
- 2024/711
- Karar no
- 2025/370
- Dava
- Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 10/09/2024
Karar Metni
1.816 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı ... arasında Ticari Kart Sözleşmesi imzalandığını, davalı ...'ın sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, bu sözleşme gereğince davalılara kredi kartı ve kredili mevduat hesabı kullandırıldığını, davalıların borcunu ödememekte direnmesi üzerine borçlular aleyhine Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve ödeme emri gönderildiğini, davalıların takip konusu borca ve ferilerine itirazıyla icra işlemlerinin durduğunu,
hesap hareketlerinden de anlaşılacağı üzere kredi kartı ve kredili mevduat hesabının davalılar tarafından aktif olarak kullanıldığı, iş bu dosya için yapılan arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmama ile kapandığı ve itirazın iptali için dava açma zorunluluklarının doğduğunu belirterek icra takibine itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Davanın kısmi dava olarak açıldığını, dava konusunun bölünmesi mümkün olmadığından kısmi dava şeklinde itirazın iptali davasının açılmasının mümkün olmadığı, takip talebinde borcun sebebi bölümüne kredi alacağı yazılmış olduğunu, dayanak belge olarak Ticari Kart Sözleşmesinin ilk ve son sayfası, kefalet sözleşmesinin sunulduğu, takip dayanağı belgelerin ekinde icra takibindekinden farklı bir takip talebi konulduğu,
ödeme emri hukuka aykırı olup ve müvekkillerinin itirazlarında haklı olduğunu davanın hangi alacak iddiasıyla harçlandırıldığının belirgin olmadığını, ispat yükünün davacı bankada olduğunu, sunulan hesap hareketleri incelendiğinde davacının iddia ettiği borç miktarları ile uyuşan bir miktarın bulunmadığını, borç ile alakalı kredi sözleşmesi,
kart ve kredi numarası gibi bilgide verilmediğinden taraflarınca borçla ilgili inceleme yapılmadığını, ihtar çekilmediği halde ihtar masrafının eklendiği borcu kabul etmemekle fahiş tutarlı faiz oranları itiraz ettiklerini, kefalet sözleşmesinde takibe ilişkin miktar ile ilişkisinin kabul etmedikleri, davalı ...'a yazılı bildirim yapılmadığı bu haliyle işlenmiş faizden sorumlu olmayacağı , deliler içinde ihtarname de bulunmadığını, müvekkillerinin temerrüte düşmediği, alacağın yargılanmayı gerektirdiği ve likit olmadığı için tazminat talebinde de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, İİK'nun 67 maddesi gereğince itirazın iptali istemine ilişkindir.
Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı dosyası getirtilmiş incelenmesinde; alacaklı banka tarafından borçlular ... ve ... aleyhine; ... TL asıl alacak, ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... BSMV, ... BSMV, ... TL ihtar masrafı, ... TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ... TL alacak için ilamsız takibe geçildiği davalıların takibe itirazı üzerine takibin durduğu ve yasal 1 yıllık süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu icra takibine dayanak banka kayıtları getirtilerek, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bankacı Bilirkişi ... ... tarihli raporunda sonuç olarak;" davalı şirket yönüyle kredili mevduat hesabı kredisi yönünden davalı şirketin kullandığı kredili mevduat hesabı kredisinden doğan banka alacağının;
... TL asıl alacak,
... TL işlemiş akdi faiz,
... TL gider vergisi,
... TL ihtar gideri olmak üzere toplam ... TL olduğu,
Talep sınırları dikkate alındığından banka alacağının;
... TL asıl alacak,
... TL işlemiş akdi faiz,
... TL gider vergisi,
... TL ihtar gideri olmak üzere toplam ... TL olduğu,
Asıl alacak takip tarihinden itibaren %56,64 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisine tabi bulunduğu,
Davalı şirketin kullandığı ticari kredi kartından doğan banka alacağının;
...-TL asıl alacak,
... TL işlemiş akdi faiz,
... TL gider vergisi olmak üzere toplam ... TL olduğu,
Talep sınırları dikkate alındığından banka alacağının;
... TL asıl alacak,
... TL işlemiş akdi faiz,
... TL gider vergisi olmak üzere toplam ...-TL olduğu,
Asıl alacak takip tarihinden itibaren %47,52 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisine tabi bulunduğu,
Davalı ... yönünden;
Taraflar arasındaki akdi ilişkinin incelenmesi bölününde açıklandığı üzere, gerek ticari kart sözleşmesinin ve gerekse kefalet sözleşmesinin davalı ... tarafından şirket kaşesi üzerinde şirketi temsilen imzalandığı, davalı ...'ın kefalet sözleşmesinin geçerliliğinin takdirinin mahkememizde olduğu, davalı ...'ın müteselsil kefaletinin geçerli olduğunun takip tarihi itibariyle temerrüt halinden söz edilmesiyle, banka alacağından takip tarihi itibariyle kefalet sorumluluğu davalı şirket için yapılan hesaplamalarda aynı olacağı hususlarında görüş bildirildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık; davalılardan ... ile imzalanan ... tarihli ticari kart sözleşmesinde asıl borçlu ile kefil olan davalı ...'ın sorumluluklarının bulunup bulunmadığı ve takip tarihi itibariyle davalıların sorumlu olduğu alacak miktarının tespitine ilişkindir.
Akdi ilişkinin incelenmesinde. Davacı banka ile davalı ... arasında ... tarihli Ticari Kart Sözleşmesinin imzalandığı kefalet tutarının ... TL olarak belirlendiği, Kredili mevduat hesabı için kat ihtar mektubuyla kat edilen kredi hesabının ... tarihinde ... TL anapara, ... TL tahakkuk eden ve tahsil edilemeyen faizi ... TL gider vergisi ve ... TL ihtar gideri olarak takip / tasfiye hesabına intikal ettirildiği, ... tarihinde sigorta primi iadesinden ...
TL kısmı tahsilatın anapara alacağından mahsup edildiği, davalı şirket lehine hareket edilerek kat tarihinde kredi ana para tutarına kat tarihi itibariyle işleyen faiz ve gider vergisinin davalı şirket lehine kapitalize edilmediği, Ticari Kredi kartı yönünden ise davalı şirkete verilen ... numaralı ticari nitelikli kredi kartının ... TL limitli olduğu, ... tarihinde ... işyerinde ...
TL olarak kullanılan kredi kartının ... hesap kesip tarihinden itibaren geri ödemelerinin asgari tutarda yapıldığı ve kartın ilk işlemi dışında kullanılmadığı, ... tarihinde kredili mevduat hesabından karşılanarak ... TL tutarında son kez geri ödeme yapılan kartın ... hesap kesim tarihi itibariyle dönem borcunun ...
TL olduğu, takip eden ... ve ... hesap kesin dönremlerinde geri ödeme ve kullanımı bulunmayan kartın işleyen faiz ve gider vergisiyle birlikte ... hesap kesim döneminde dönem borcunun ... TL'ye baliğ olduğu, ... tarihi itibariyle kredi kartı hesabının ... TL, anapara ... TL, işlemiş faiz ve ... TL gider vergisi üzerinden kat edildiği, ancak ... tarihi itibariyle banka alacağının ... TL anapara ve ...
TL işlemiş faizi üzerinden sadece gider vergisinin anapara alacağına kapitalize edilerek takip/ tasfiye hesabına aktarıldığı, kayıtlarda vergisinin ana para alacağına kapitalize edilerek takip/ tasfiye hesabına aktarıldığı, kayıtlarda görülmekte olup ihtarname kat tutarı dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiği, davalıların ... tarihi itibariyle temerrüt halinde oldukları anlaşılmıştır.
Kefalet sözleşmesi davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 581 ila 603 üncü maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nun 581 inci maddesinde “kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme” şeklinde tanımlanmıştır. Kanunda yer alan bu tanıma göre kefalet sözleşmesi, alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir.
6098 Sayılı TBK 583.Maddesinde ; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz." düzenlemesi mevcuttur.
Davacı banka ile davalı ... arasında düzenlenen ticari kredi kart sözleşmesindeki davalı ...'ın kefaletlerinin 6098 Sayılı TBK 583. Vd. Maddesindeki yasal düzenlemeye uygun ve geçerli olduğu görülmüştür.
Alınan bilirkişi raporunda davalı ...‘in şirket kaşesi üzerinde imzasının bulunduğu asalaetn imzasının olmadığı belirtilmiş ise de, kredi sözleşmesinin eki olan ... tarihli kefalet sözleşmesinin bulunduğu, sözleşmenin konusu başlığında ... Tarihli Genel kredi sözleşmesi ile ... Ticari kart sözleşmesine atıf yapıldığı TBK’nun 583. Maddesi gereği müşterek borçlu/müteselsil kefiller kısmının doldurulduğu böylelikle davalının da açıkça kefalet iradesinin belirtilmiş olduğu yine bu bölümde imzanın bulunmasının da kefilin sorumluluğunun bulunduğunun kabulünü gerektirdiği kanaatine varılmıştır. Öte yandan davalı sözleşmedeki şirket kaşesi üzerinde yer alan imzanın kendisine ait olmadığını da ileri sürmemiştir.
Davacı vekili harçlandırdığı ıslah dilekçesi ile birlikte dava değerini ... TL olarak ıslah etmiştir.
Tüm dosya kapsamı, mahkememizce alınan yukarıda tarihi belirtilen hüküm kurmaya, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli bilirkişi raporu da dikkate alındığında, davalıların kredi sözleşmesinden kaynaklı borçlu olduğunun anlaşılması ile mahkememizce esasa alınan bilirkişi raporunda belirtilen bedeller ve davacının ıslah dilekçesi dikkate alınarak, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davalı taraf uygulanan faiz oranlarına itiraz etmiş ise de; Davaya dayanak kredi sözleşmesinin temerrüt faizini düzenleyen 10. maddesinde borcun ödenmemesi halinde alacağın muaccel olduğu tarihten müşteriye ihtarda belirtilen süre sonuna kadar Merkez Bankasına bildirilen en yüksek cari faiz oranının, temerrüt tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kredi kartları için %51 akdi ve %54,60 temerrüt, kredili mevduat hesapları için %60 akdi ve %63,6 temerrüt faizi olarak beirlendiği faiz oranları dikkate alındığından davacının ... tarihi öncesinde T.C. Merkez Bankasının belirlediği oranlar üzerinde yaptığı faiz oranlarına uygun olduğu anlaşılmakla, davalı itirazlarına itibar edilmemiştir. (Aynı yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. HD. , 2021/1299 Esas, 2021/1211 Karar)
Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine yönelik değerlendirmede: Yargıtay 19. H.D.nin 27/02/2013 gün ve 2013/10 E. 2013/1630 K. sayılı emsal içtihatında ''...alacağın, banka kredi sözleşmesinden kaynaklanmakta olduğu gözetildiğinde, sözleşme hükümlerine göre her aşamada hesap edilebilir, likit bir alacak olarak kabulünün gerekçesine ve borçlunun itirazında haksız bulunmasına göre, 2004 sayılı kanunun ilgili maddesi doğrultusunda itirazın iptaline karar verilen,
harcı yatırılarak dava konusu edilen bölüm üzerinden alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmetmek gerekir...'' şeklindeki emsal içtihad doğrultusunda kredi sözleşmesi nedeniyle sorumluluğunun kabulüne karar verilen borçlular aleyhine hükmolunan alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar vermek gerekmiştir.
Katip ... · e-imza Hakim ... · e-imza
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/711, K. 2025/370, 1 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama