KÜNYE
T.C. Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2025
- Esas no
- 2025/51 Esas
- Karar no
- 2025/694
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 22/01/2025
Karar Metni
2.991 kelime·15 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan "İtirazın İptali" davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davacı banka ile borçlu ... ... Ticaret A.Ş.
Arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri ve Bankacılık Hizmet Sözleşmesi uyarınca davacı bankadan Ticari Kredili Mevduat, Taksitli Ticari Kredi, Borçlu Cari Hesabı ve Teminat Mektubu kredisi kullandırıldığını, davalı kefiller ..., ... ve ... borcun tamamına müştereken ve müteselsilen kefil olduklarını, kredinin geri ödenmesinde temerrüde düşülmesi üzerine, hesabın kat edildiğini ve asıl borçlu ile müşterek borçlu müteselsil kefillere hesap kat ihtarnamesinin tebliğ edildiğini, buna rağmen ödeme yapılmaması üzerine davalı-borçlular hakkında Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... /...
Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine başlandığını, davalı-kefil ... yönünden ipotek ile teminat altına alınan ... -TL düşüldükten sonra kalan ... -TL ile sorumlu olduğu asıl alacak tutarlarına, takip tarihinden alacağın tamamen tahsiline kadar, yine hesap tablolarında belirtilen oranlardan işleyecek temerrüt faizleri, faizlerin gider vergisi, avukatlık ücreti, icra harç ve masraflarıyla birlikte, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takipte sorumlu tutulduğunu, davalı-borçluların kendilerine gönderilen ödeme emrini tebliğ alarak faize ve faiz oranına itiraz ettiklerini,
davalıların itirazları üzerine arabuluculuğa başvurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını, iş bu itirazın iptali davasının açıldığını beyanla, davalıların haksız ve mesnetsiz itirazlarının iptali ile fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla faize ve faiz oranına yapılan itirazlarının iptaline, işlemiş toplam faizin bu aşamada şimdilik fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla ... -TL üzerinden iptalini ve takibin bu faiz miktarı ve oranları üzerinden devamını ve davalıların, alacak miktarının %20'ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini,
masraf ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı banka ile dava dışı kredi borçlusu... ... ve Tic A.Ş. arasında imzalanan genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmeleri ve Bankacılık Hizmet Sözleşmeleri gereğince davacı banka tarafından kredi kullandırıldığını, davalıların borçtan müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduklarını, borçluların sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle alacağın muaccel hale geldiğini, bu itibarla hesabın kat edildiğini, devamında Antalya Banka Alacakları İcra Dairesinin ... /...
Esas sayılı dosyası üzerinden davalı borçlular aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davacı borçlular tarafından da ödeme emrine, işlemiş ve işleyecek faiz yönünden itiraz etmeleri sebebiyle icra takibinin durdurulduğunu, güncel piyasa şartlarının elverişli olmaması, işlerinin öngördüğü gibi gitmemesi nedenleri ile mali durumu bozulduğunu ve elinde bulunan mal varlığının aktifi, bütün borçlarını ödemeye yeterli olmayacak duruma gelmiş olan dava dışı esas borçlu ...
Tic A.Ş. ve davalı kefiller hakkında ... tarihinde Antalya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin y.. /... Esas sayılı dosyasından konkordato başvurusunda bulunulduğunu, Mahkemece verilen ... tarihinden başlamak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı, akabinde ... tarihli duruşmada geçici mühlet süresinin 2 ay daha uzatılmasına karar verildiğini, son olarak ... tarihli duruşma ara kararı dava dışı esas borçlu ...
A.Ş.'ye 1 yıllık kesin mühlet kararı tayin edildiğini, mühlet kararının verilmesiyle birlikte borçluya karşı takip yapma yasağının başlamış olduğunu, İcra ve İflas Kanunu’nun 294.
Maddesinde “Mühlet içinde borçlu aleyhine 21/07/1953 tarihli ve Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış olan durur, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.” ifadesi yer aldığını, geçici mühlet tarihi olan ... itibarıyla borçlu aleyhine takip başlatılması mümkün olmadığından, davacı banka tarafından, huzurdaki davaya konu Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi’nin ... /...
Esas sayılı dosyasında, esas borçlu şirket olan ... A.Ş. yerine, söz konusu şirkete kefil olan davalılar ..., ... ve ... aleyhine takip başlatıldığını, ancak, konkordato sürecine dahil olan ve nihai olarak ... A.Ş. tarafından ödenmesi gereken borcun, kefillerden tahsili yoluna gidilmesinin, hukukun temel ilkeleri ve özellikle Türk Borçlar Kanunu’nun Dürüstlük Kuralına açıkça aykırı olduğunu, bunun yanı sıra, geçici mühlet sürecinde esas borçlu olan ...
A.Ş.’nin borçlarını konkordato projesi kapsamında ödemekle yükümlü olduğu dikkate alındığında, bu borcun kefillerden bir hayli yüksek faiz ve faiz oranlarında tahsil edilmeye çalışılması ve bu süreçte sözleşme hükümlerinin dürüstlük ve hakkaniyet kurallarına aykırı şekilde uygulanmasının borçluların korunması ilkesi ile bağdaşmadığını, davacı bankanın borçlular lehine konkordato .... - ... tarihleri arasında geçici mühlet kararı verilmiş olmasına rağmen, davalı kefiller aleyhine icra dosyası üzerinden faiz işletmeye devam ettiğini, bu durumun konkordato hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, kaldı ki,
davacı bankanın davalılar aleyhine herhangi bir işleme başlaması kabul edilse dahi, söz konusu tarihler arasında faiz işletilemeyeceği hukuken sabit ve hukuk düzenimizce korunması gereken bir husus olduğunu, zira İİK m.288 gereği artık geçici mühlet tarihi itibariyle adi alacaklar için faiz işlemesinin duracağı kabul edildiğini, iş bu sebepten davacının, davalılara yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve %20 oranında icra inkâr tazminatı talebinin de hukuka aykırı olup, davanın reddini gerektirdiğini beyanla davacı tarafın taleplerinin reddedilmesi gerektiğini, davacının Antalya Banka Alacakları İcra Dairesinin ... /...
Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ve takibin devamı taleplerinin reddine, davacının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafına yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflara usulüne uygun meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmıştır. Davacı bankaya müzekkere yazılarak genel kredi sözleşmesi aslı ile hesap ekstreleri, hesap kat ihtarnamesi eki hesap özetine ilişkin tebliğ şerhlerinin onaylı suretleri, borçlu ve kefiller tarafından yapılan ödemelere ilişkin kayıt ve belgeler celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün ... /... Esas sayılı dosyası uyap sistem üzerinden dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılamada; dava dosyasının resen seçilen bir bankacı bilirkişiye tevdi ile davalıların Antalya Banka Alacakları İcra Dairesinin ... /... Esas sayılı takip dosyasında takip tarihi itibariyle talep edilebilecek alacak miktarına ilişkin rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen... tarihli raporda özetle; "... Davacı banka tarafınca, dava dışı asıl kredi lehtarı ...
Anonim Şirketi ve kefil sıfatıyla davalılara keşide edilen Antalya ... .Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle, ... kat tarihi itibariyle, gayri nakdi teminat mektubu, ticari kredi kartı, taksitli ticari krediler, borçlu cari hesap ve ticari kredili mevduat hesabından kaynaklanan toplam ...
TL. banka alacağının muaccel kılınarak, davalılar aleyhine Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... tarihli ... numaralı ilamsız takip dosyasıyla, her bir kredi için ayrı asıl alacak, işlemiş temerrüt faizleri ve faiz üzerinden %5 gider vergisi ve masraf tutarları toplamı ... TL. takip çıkışından davalı ipotek veren kefil ...’ün ... ... ipotek limiti tenziliyle ... TL’den sorumlu olduğu, davalı kefil ... ve ...’ün ....
TL’den sorumlu oldukları belirtilerek işlemiş temerrüt faizi için ... -... tarih aralığı talepli olarak tahsili ve takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarlarına belirtilen temerrüt faiz oranları ve faiz üzerinden gider vergisi işletilmesi talebiyle takibe geçildiği, davalılar vekilinin ... tarihli dilekçesiyle alacaklı banka tarafından belirlenen faiz oranlarının fahiş olduğu belirtilerek icra takibindeki işlemiş ve işleyecek faize, faiz oranlarına itiraz edildiği,
davacı bankanın davalıların itirazına konu kredilerin işlemiş temerrüt faizi tutarları yönüyle .... ... lira dava değeri üzerinden huzurdaki itirazın iptali davasının ikame edildiği,
Davacı banka ve dava dışı ... AŞ. arasında düzenlenen süresiz çerçeve kredi sözleşmeleri ve Banka Hizmetleri ve ticari kart sözleşmelerine dayalı olarak kredi ve bankacılık işlemlerinin yürütüldüğü, davalılar ..., ... ve ...’ün kredi sözleşmelerinde sözleşme tarih ve limitleri üzerinden, ticari kart sözleşmesine ise ...
TL tutarında müteselsil kefil oldukları, dava dışı şirketin kredi hesaplarının ... tarihi itibariyle kat edildiği, ... tarihli kat ihtarnamesinin davalılar ..., ... ve ...’e ... tarihinde tebliğ edildiği, üç günlük ihtar/ süresinin dikkate alınmasıyla davalıların .... tarihi itibariyle temerrüt halinde bulunmaları yanı sıra, yukarıda ayrıntılı olarak ele alındığı üzere, kredi kartı ve kredili mevduat hesapları yönünden TC Merkez Bankasının kredi kartı ve kredili mevduat hesapları için ilan ettiği akdi ve temerrüt faiz oranlarının,
diğer kredilerde ise Yargıtay uygulaması uyarınca kredilerin tabi olduğu reel/fiili akdi faiz oranlarının baz alınarak kredi sözleşmesinin 10.5 maddesindeki iki katı oranı üzerinden uygulanacak temerrüt faiz oranı tespitiyle, icra takibine konu kredilerin talep ve kabul edilen asıl alacak tutarı üzerinden ... -... dönemi için yukarıda yapılan denetime elverişli hesaplamalarımız ile banka talebi aşağıdaki tabloda karşılaştırmalı olarak özetlenmiştir:
…..
Davacı bankanın davaya konu edilen yukarıda her biri ayrı ayrı incelenen ve değerlendirilen 12 ayrı başlıkta asıl alacak tutarına ... -... tarih aralığı için işletilen toplam ...
TL. temerrüt faizi talebine karşılık hangi kredilere ilişkin olduğu açıklanmaksızın huzurdaki davada ... ... lira (dava değeri) üzerinden itirazın iptali ve takibin devamı talep edilmekle birlikte, yukarıda gerekçeleriyle açıklanarak ve denetime elverişli hesaplama tablolarında yer aldığı üzere takip tarihi itibariyle talep edilebilir işleyen faiz kaleminin toplam ...
TL. olduğu, her bir kredi için takip sonrası asıl alacak tutarı üzerinden işletilebilecek temerrüt faiz oranının ise tabloda gösterildiği, takip tarihini takiben asıl alacak tutarları her bir kredi için tabloda gösterilen temerrüt faizine ve faiz üzerinden yansıtılacak %5 oranında temerrüt faizine tabi bulunduğu,
Davalılar ... ve ...’ün kefalet limitleri toplam banka alacağının içerisinde kalmasıyla, banka alacağının tamamından kefaleten sorumlu bulundukları, davacı bankanın takip talebinde belirttiği üzere davalı ...’ün ipotekle teminat alınan ... liranın toplam borçtan tenzili halinde ... (-) ... = ... TL asıl alacak tutarı ve takip tarihinden itibaren işleyecek faiz ve gider vergisinden sorumluluğu olacağı,..." sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava, dava dışı asıl borçlu şirket ile davacı banka arasında düzenlenen kredi sözleşmelerinde müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunan davalılar yönünden ödenmeyen kredi borcunun tahsili istemi ile yapılan ilamsız takipte davalıların işlemiş faize ve faiz oranına itirazları yönünden alacaklı banka tarafından açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Açılan dava süresindedir.
Eldeki dava yönünden Mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmıştır.
İİK. 67/1. Maddesinde: "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." düzenlemesi mevcuttur.
6098 Sayılı TBK 583.Maddesinde ; "Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler.
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz." düzenlemesi mevcuttur.
Davacı banka ... /... ve ... .... şubeleri ile dava dışı ... ... AŞ arasında çerçeve niteliğinde düzenlenen kredi sözleşmelerinin
1- ... tarih ... TL. ve ... USD limitli; ... , ... ve ... tarihli ek sözleşmelerle yapılan artışla toplam limitin ... TL. ve
... USD olduğu,
Sözleşmeye bağlı ek sözleşmelerle ... , ... ve ... tarihlerinde ek sözleşmelerle toplam limitin ... TL. ve ... .... USD bulunduğu,
2- ... tarih ..., TL. ve ... USD limitli,
3- ... tarih ... TL,
4- ... tarih ... USD,
5- ... tarih ... TL. ve ... USD limitli sözleşmenin ise ..., ..., ... tarihli ek sözleşmelerle arttırılarak toplam kredi limitinin ... TL ve ... USD olduğu,
Ayrıca taraflar arasında Bankacılık Hizmet Sözleşmesi, ... ve ... tarihli Ticari Kart/Business Kredi kartı Sözlemlerinin düzenlendiği,
Davalılar ..., ... ve ...’ün tüm kredi sözleşmelerinde sözleşme tarih ve limitleri üzerinden müteselsil kefil oldukları,
Davalıların ... tarihli Ticari kart sözleşmesinde ise ... TL. üzerinden müteselsil kefaletlerinin bulunduğu,
Davalı ...’ın kredi sözleşmelerini şirket kaşesi üzerinde şirketi temsilen, sözleşmeye bağlı ve devamındaki kefalet sözleşmelerinde ise davalıların kendi adlarına asaleten müteselsil kefalet imzalarının atılı olduğu, kredi sözleşmelerinin asıllarının incelenmesinden anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen kanun maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede:
Davalı kefiller yönünden kefalete ilişkin yasal koşulların kendileri yönünden gerçekleştiğinin kabulü gerekmiştir.
Davalılar tarafından uygulanan faiz ve faiz oranına itiraz edilmiştir.
Taraflar arasındaki Çerçeve Kredi Sözleşmesinin temerrüt faizine ilişkin 10/5. Maddesinde, temerrüt halinde bankaca borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının iki katı oranında temerrüt faizi yürütüleceği hükmü bulunmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) “Faiz” başlıklı 88. maddesi;“Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.
Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz” hükmünü haizdir.
TBK’nın “Temerrüt Faizi” başlıklı 120. maddesi ise; “…Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.
Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.
Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur” düzenlemesini içermektedir.
Faiz, hukuki niteliği itibariyle, yan edim olup, asıl alacağı genişleten bir yan haktır. Bu nedenle, faiz borcunun varlığı ve devamı, her şeyden önce asıl alacak hakkının varlık ve devamına bağlıdır. Asıl alacak hakkı doğmamışsa, faiz borcu da doğmaz. Keza, faiz borcu, asıl alacak devam ettiği sürece devam eder. Faiz, asıl alacağa bağlı yan hak olduğu için, asıl alacak sona ererse, faiz de sona erer (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 21. Baskı, Ankara 2017, s. 1001).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02/05/2019 tarih, 2017/19-1650 Esas, 2019/507 Karar sayılı emsal içtihadında; "...Somut olayda yanlar arasında ... tarihinde “Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi” imzalanmıştır. Sözleşmenin 45. maddesinde davalının sözleşmeden doğan borcunu ödemediği takdirde alacağın muaccel hâle geldiği tarihten itibaren bunları davacı bankaya sözleşme koşullarında tamamen geri ödeyeceği tarihe kadar geçen günler için kredinin cins ve niteliğine bakılmaksızın davacı bankanın mevzuat gereğince Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na bildirdiği kredi faiz oranlarından temerrüt tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın %50 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi ile ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Ne var ki Yargıtay uygulamasında bankaların Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağı kabul edilmekte olup sözleşmede ayrıca bir temerrüt faiz oranı da belirlenmemiştir.
O hâlde, davacı bankanın kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faiz belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdi faiz işletilip, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar sözleşmenin 45. maddesindeki anlaşma uyarınca akdi faizin %50 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp takip tarihi itibariyle alacak tespit edilmeli ve takipten sonra da belirlenen temerrüt faizinin asıl alacağa uygulanmasını sağlayacak şekilde takibin devamına imkân sağlanması gerekmektedir..." şeklinde belirtilmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında imzalanan dava konusu ilamsız icra takibine dayanak genel kredi sözleşmesinde uygulanacak temerrüt faizi oranının Çerçeve Kredi Sözleşmesinin temerrüt faizine ilişkin 10.5 maddesinde temerrüt halinde bankaca borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının iki katı oranında temerrüt faizi yürütüleceği şeklinde kararlaştırıldığı, davacı bankanın aynı tür kredilere uyguladığı en yüksek akdi/cari kredi faiz oranları bankadan temin edilerek belirlenmiş olup bu oran üzerinden genel kredi sözleşmesi gereği %50 ilavesi ile temerrüt faizi oranı hesaplandığı,
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre bankalarca kullandırılan ticari kredilere uygulanacak temerrüt faizinin belirlenmesinde T.C. Merkez Bankası'na bildirilen ancak fiilen uygulanmayan oran yerine fiilen uygulanan faiz oranının esas alınması gerektiği, görülmekle bilirkişi tarafından hüküm kurmaya, mahkeme ve yargı denetimine elverişli rapor doğrultusunda itirazın iptali isteminin kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 19. H.D.nin 27/02/2013 gün ve 2013/10 E. 2013/1630 K. sayılı emsal içtihatında ''...alacağın, banka kredi sözleşmesinden kaynaklanmakta olduğu gözetildiğinde, sözleşme hükümlerine göre her aşamada hesap edilebilir, likit bir alacak olarak kabulünün gerekçesine ve borçlunun itirazında haksız bulunmasına göre, 2004 sayılı kanunun ilgili maddesi doğrultusunda itirazın iptaline karar verilen, harcı yatırılarak dava konusu edilen bölüm üzerinden alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmetmek gerekir...'' şeklinde belirtilmiş olup davacı lehine hükmolunan alacak üzerinden hesaplanan miktarda icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Başkan ... · ¸e-imzalıdır · Üye ... · ¸e-imzalıdır · Üye .... · ¸e-imzalıdır · Katip ... · ¸e-imzalıdır
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/51, K. 2025/694, 28 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama