KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2023
- Esas no
- 2022/706 Esas
- Karar no
- 2023/1069 Karar
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Dava tarihi
- 29/07/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 21.12.2023
Karar Metni
3.587 kelime·18 dk okuma·1 bölüm
Davacı tarafından mahkememizde açılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. 05/10/2017 tarihinde Silivri ilçesi .... yolu kavşağında müvekkilleri ... ve ...’nın oğlu müteveffa ...’nın sevk ve idaresinde bulunan .... plakalı araç ile davalı ...’ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın çarpışması sonucu müteveffa ... ile onun kullandığı araçta seyahat eden yakını ...'in vefat ettiğini, davalı ...’ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın maliki diğer davalı ... olduğunu, davalılardan ...
Sigorta A.Ş ise bu aracın zorunlu mali mesuliyet poliçesini yapan sigorta şirketi olduğunu, meydana gelen trafik kazasının ölümle neticelenmesi dolayısıyla sürücü ... hakkında soruşturma başladığını ve akabinde Silivri Ağır Ceza Mahkemesi’nin ... esas numaralı dosyası ile hakkında taksirle birden fazla ölüme neden olma suçundan ceza davası açıldığını, kovuşturma aşamasında ise kusur tayini bakımından hem ATK’dan hem de ...
Üniversitesinden iki ayrı bilirkişi raporu alındığını, neticede davalı sürücü ...’ın azami 50 km hızla seyretmesi gereken yolda ceza dava dosyası içerisine giren takometre kaydıyla da sabit olduğu üzere 120 km hızla seyretmesi nedeniyle tedbirsiz ve dikkatsiz araç kullandığı gerekçesiyle 3 Yıl 4 Ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, ceza dosyasının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, maddi tazminat istemlerinin ölen ...’nın annesi ve babası için mevcut olduğunu ve bu istem ölenin desteğinden yoksun kalmaları nedeniyle uğradıkları kayba dayandığını,
davada destekten yoksun kalmaya dayalı maddi tazminat isteminde bulunan anne ... ve ... içinde bulundukları ekonomik imkansızlıklar düşünüldüğünde desteğin kesilmiş olması nedeniyle çok zor günler geçirdiğini, müteveffa ...'nın maddi tazminat talep eden anne ve babaya fiilen, düzenli ve sürekli bir şekilde bakarak, Borçlar Kanunu anlamında bir destek sağladığını ve gerçekleşen ölüm nedeni ile desteğin tamamen kesildiğini, çalışarak kazandığı parayla, birlikte yaşadığı ailesinin tüm ihtiyaçlarını gideren müteveffanın sadece ekonomik destekle yetinmediğini, anne babasının her türlü özel bakım ihtiyacını da madden giderdiğini, Davalı ...
Sigorta şirketi nezdinde ölen ... için KTK MADDE 97/1 kapsamında dava açılmasından evvel müracaat yapıldığını, ancak sigorta şirketi ölen ... başvurusuna istinaden 19/09/2018 tarihinde davacı anne için 12.577,00 TL ve davacı baba ... için 9.397,00 TL olmak üzere toplam 21.974,00 TL ödeme yapmış olsa da;
yapılan ödeme gerçek zararı karşılamaya yetmediğinden şimdilik davacı anne ... için 500,00 TL, davacı baba ... için 500,00 TL maddi tazminat talep etme mecburiyeti doğduğunu, telafisi mümkün olmayacak ve ömür boyu sürecek bir manevi acıyla mağdur edildikleri şüphesiz olduğunu, zira tüm davacıların müteveffayı bir daha görememe fikrinin yanı sıra onu zamansız ve genç yaşta, çok üzücü bir şekilde kaybetmenin derin üzüntüsü içinde olduklarını, bu acının bir ömür boyu onlarla beraber yaşayacağını, ağır antidepresan ilaçlar kullanan, geceleri uyuyamayan, sık sık ağlama nöbetleri geçiren,
evlat acısı yaşaması nedeniyle dış dünyayla olan tüm bağlantısını kesen, eve kapanarak kişisel ve zorunlu ihtiyaçlarının dışında hiçbir şeyle meşgul olamayan müvekkili annenin artık harap bir halde olduğunu, aynı şekilde davacı baba da yaşanan acının büyüklüğü ile baş edememekte, ruhsal olarak yaşadığı çöküntüyü telafi edemediğini, olayın oluş şekli, zararın ağırlığı, olay sonucu süresiz ve giderimi olanaksız şekilde ömür boyu duyulacak bir elemin oluştuğu dikkate alınarak,
zarar görenlerin acılarını kısmen de olsa telafi etmeye ve onlarda bir nebze olsun manevi huzuru temin etmeye yarayacağını düşündükleri 40.000,00 TL Manevi tazminatı davacı anne ... için, 40.000,00 TL Manevi tazminatın davacı baba ... için tahsilini talep etme mecburiyeti doğduğunu, neticede davanın kabulü ile maddi tazminat kalemleri bakımından HMK 107 kapsamında belirsiz alacak olarak talepte bulunmakla (talep arttım dilekçesi sunma hakkı saklı kalmak kaydıyla) şimdilik.
Baba ... için şimdilik 500,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi, Anne ... için şimdilik 500,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 81.000,00 TL tazminatın (Sigorta şirketinden tahsil edilen tutar hariç olmak üzere) olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, (davalı sigorta şirketlerinden manevi tazminat talebimiz yoktur ve müracaat tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep ettiklerini) vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde.
Davanın yetkisiz mahkemede açılmış olması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, yetkili mahkemenin müvekkili şirketin genel müdürlük yerleşkesi üsküdar olması sebebiyle İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, Davacı vekili Av. ...'a 19.09.2018 tarihinde 21.974 TL ödeme yapıldığını, davacının başkaca hak ve alacağının kalmadığını, yapılan ödemenin teminat kapsamında dikkate alınması gerektiğini, müvekkili şirketin yalnızca teminat limiti ile sorumlu olduğunu, yapılan ödemelerin faizi ile birlikte tenzilinin gerektiğini, bakiye çıkması durumunda KTK 111 gereği fahiş olmaması halinde haksız davanın reddinin gerektiğini,
müvekkili şirket tarafından aktüer yapıldığını ancak davacıların tazminat hesaplaması ve destekten yoksun kalma talep şartlarına göre tazminat hakkı bulunmadığının tespit edildiğini, müvekkili kuruma başvuru söz konusu olduğunu, ilgili evrakların tamamının kuruma gönderilmediğinden dosyanın sürüncemede kaldığını, müvekkili kuruma başvuru şartının gerçekleşmediğini, müteveffanın ve sigortalı aracın sürücü olarak bulunduğu aracın kusurunu ve bunun sonunda bir zararın oluştuğunu ispatlaması gerektiğini, ayrıca bu zarar miktarının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini,
müvekkili kurumun sorumluluğu teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, poliçe itibariyle geçerli olan ZMMS şahıs başına ölüm için teminat limiti ile sınırlı olduğunu, ancak öncelikle yapılacak inceleme ile başvurucunun gerçek zararının tespitinin gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumunun ödemiş olduğu tazminat varsa tespit edilerek ödenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini, meydana gelen trafik kazası neticesinde karşı tarafa Sosyal Güvenlik Kuruluşları tarafından gelir veya ödeme yapılmış ise, bu miktar ilgili kuruluştan sorulmak suretiyle tespit edilmeli ve talep edilen tazminattan bu miktar tenzil edilmesi gerektiğini,
müvekkili şirketin temerrüdünün bulunmadığını, muaccel bir alacak olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının alacağına faiz yürütüleceği düşünülse bile faizin ancak aleyhine dava tarihinden itibaren yürütülmesi gerekmekte olduğunu, ticari / temerrüt/ avans faizi talep edilemeyeceğini, müvekkili şirketin, başvuru konusu zarar ticari bir işten değil haksız fiilden kaynaklanmakta olduğunu, bu nedenle, Karşı tarafın Ticari / Temerrüt / Avans Faizi talep etmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, neticede usule yönelik itirazlarının karara bağlanmasına,
haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama gideri ve ücreti vekâletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde.
Davacının açmış olduğu davanın usul ve esas bakımından yersiz olduğunu, dava konusu kazanın 05.10.2017 tarihinde Silivri ilçesi ... kavşağında, davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı araç ile müteveffa ...'nın sevk ve idaresinde olan ... plakalı aracın çarpışması sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, ancak bu kazanın tarafınca gerçekleştirilmediğini, bu kazada sorumluluğunun bulunmadığını, Hatta kazanın vuku bulduğu esnada kaza yerinde dahi olmamama karşın tarafıma haksız bir şekilde dava açıldığını, kaza olduğu esnada işyerinde olduğunu, kaza olduktan olduktan sonra Şoför ...'ın araması sonucu olay yerine gittiğini,
kazayı da bu şekilde öğrendiğini, davacı, dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı ...'ın tam kusurlu bulunduğunu iddia ettiğini, ancak davacının kusur oranına ilişkin bu iddiaları gerçeğe uygun olmadığından, tarafınca kabul edilmediğini, kusur raporları incelendiğinde müteveffa ...'nın tam kusurlu olduğunun görüleceğini, kaza tespit tutanağı incelendiğinde ... plakalı aracın belirtilen mevkiye geldiğinde kırmızı fasıla lamba (durulur, yol kontrol edilir, araç yok ise devam edilir) ve dur trafik işaret levhasına riayet etmemesi,
Kaza sonucunda ... plakalı araç sürücüsü ...'nın 2918 s.KTK'nın 57/1A kavşaklara yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak »geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkı vermemek kuralını ihlal ederek aynı kanunun 84/h maddesinde belli asli kusurlardan kavşaklarda geçiş önceliğine uymama kuralını ihlal ettiği' şeklindeki ibarelerden de görüleceği üzere müteveffa ... tam kusurlu olduğunu, aynı zamanda müteveffa ...'nın kaza esnasında yaşının küçük olduğunu ve ehliyetinin de olmadığını, müteveffa ...'nın söz konusu kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu ve müteveffa ...'nın kusurunun illiyet bağını kesecek nitelikte olduğunu,
Dava konusu trafik kazası sonrasında ... plakalı araçta meydana gelen zarar kalemlerinin de sigorta şirketi tarafından karşılandığını, tüm bu sebeplerle haksız ve kötüniyetli açılan bu davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'a mahkememizce tebligat çıkarıldığı, usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak davalı ... tarafından davaya süresi içerisinde cevap verilmediği görüldü.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nin 16/02/2023 Tarih, ... Sayılı kusur raporunda. "Olay mahallinde yolun 8 metre, iki yönlü, cadde, düz eğimsiz, zemin asfalt ve kuru, vakit gündüz, hava açık, mahal meskûn dışıdır. Olay mahalli yoldaki azami hız limitinin 50 km/h olduğu belirtilmiştir.
Olay sırasında çekicinin hızının 120 km/h olduğu, çarpma sonrası çekiciye ait 18.5m fren izi olduğu, kamyonetin seyir yönüne "DUR" levhası var, kırmızı fasılalı trafik ışığı ve zeminde hız kesici kasis bulunduğu, ... plakalı kamyonet sürücüsünün ehliyeti yok olarak işaretlendiği görülmüştür.
01.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda; sürücü ...’ın tali kusurlu olduğu, sürücü ...'nın ise asli kusurlu olduğu belirtilmiştir.17.12.2018 tarihli daire raporumuzda; sürücü ...’ın ve ...’nın eşit derecede kusurlu olduğu kanaati belirtilmiştir.05.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda;
sürücü ... ve sürücü ...'nın eşit derecede kusurlu olduğu kanaati belirtilmiştir.Tüm dosya kapsamı, Silivri Ağır Ceza Mahkemesi ... esas ... nolu Gerekçeli Kararı, dava dilekçeleri, kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokileri, olay yeri inceleme raporu, kaza anı kamera görüntülerinin bulunduğu CD içeriği, bilirkişi raporu, tüm beyanlar incelendiğinde kazanın yukarıda "OLAY" kısmında açıklandığı biçimde gerçekleştiği anlaşılmış olup, olayın oluş şekli ve mahal özellikleri dikkate alındığında aşağıdaki kanaate varılmıştır.
Mevcut bulgulara göre. A)- Sürücü ... idaresindeki çekici ile seyir halindeyken hızını mahal özelliklerine göre ayarlaması gerekirken bu hususa riayet etmediği, mevcut yüksek hızı ile birlikte kavşak üzerinden kontrolsüzce geçiş yapmak istediği esnada sol tarafındaki kavşak kolundan gelen kamyonete önlemsizce çarptığı anlaşılmakla kusurludur.
B)- Sürücü ... idaresindeki kamyonet ile seyir halindeyken olay mahalli kavşağa geldiğinde, seyir yönüne bulunan "DUR" levhası ile kırmızı fasılalı trafik ışığını dikkate alarak durması, sağ tarafındaki kavşak kolundan gelen araçların seyir durumlarını kontrol etmesi ve geçişini uygun zamanda yapması gerekirken bu hususlara yeteri kadar riayet etmediği anlaşılmakla kusurludur. Sonuç olarak. Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda.
A)- Sürücü ... ' nın % 50 ( yüzde elli ) oranında kusurlu olduğu, B)- Sürücü ...' ın % 50 ( yüzde elli ) oranında kusurlu olduğu, "kanaatini bildirir müşterek raporunu sunmuşlardır.
Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 02/06/2023 havale tarihli raporda. "Somut olayda müteveffa %50 oranında kusurlu olduğundan hesaplanan maddi zarar tutarından %50 oranında kusur tenzili yapılacaktır. Somut olay iş kazası olmadığından SGK tarafından hak sahiplerine rücuya tabi gelir bağlanabilmesi mümkün görülmemektedir. Buna göre hesaplanan maddi zarar tutarından rücuya tabi ödemeler hususunda tenzile yer bulunmamaktadır.
Dosyada ödeme makbuzu olmamakla ve davalının bu hususta beyanı bulunmamakla birlikte dava dilekçesinde 19.09.2018 tarihinde davacı .... için 12.577,00 TL ve davacı ... için 9.737,00 TL olmak üzere toplam 21.974,00 TL ödeme yapıldığı ikrar ve beyan edilmektedir.
Buna göre; davacılara yapılan ödemeler, ödeme tarihinden işbu rapor tarihine kadar işlemiş faiziyle güncellenerek hesaplanan maddi zarar tutarlarından tenzil edilecektira) Davalı sigorta şirketi tarafından 19.09.2019 tarihinde davacı ... için 12.577,00 TL ve davacı ... için 9.397,00 TL ödeme yapıldığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30.04.2013 tarih ve 2012/3873 Esas, 2013/5911 K. sayılı kararı ile 11.10.2012 tarih ve 2011/13071 Esas, 2012/10944 K. sayılı kararında ve bu husustaki yerleşik içtihatlarında "Bu düzenlemeye göre açılan dava süresinde olup, mahkemece yapılacak iş,
ilk önce ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bunun için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davalı tarafından yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak, hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir" denilerek hüküm kurulmuştur.
Davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 19.09.2019 tarihinde ödeme yapıldığına göre, anılan tarih itibariyle geçerli olan verilere göre davacıların maddi zararının hesabı ve davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin maddi zararları karşılayıp-karşılamadığı tespiti “ÖZETLE” aşağıdadır. 19.09.2019 ödeme tarihinde işlemiş aktif dönem (1) yıl ve (6) ay askerlik süresi tenzili ile işleyecek dönem .... yönünden (37,5) yıl; ... yönünden (26,5) yıldır.
İşleyecek aktif devre hesabına esas net ücret 1.603,12 TL dır. ... plakalı araç, 13.04.2017-13.04.2018 vadeli ve ölüm halinde 330.000,00 TL teminatlı ZMSS poliçesi ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmıştır. Davacılara yapılan ödeme neticesinde bakiye teminat limiti 308.026,00 TL dır. Davacının nihai ve gerçek maddi zararları toplamı 498.226,98 TL olup, 308.026,00 TL tutarındaki teminat limitini aşmaktadır.
Davacıların ZMSS poliçesi teminat limiti ile sınırlı olarak talep edebileceği maddi zararı garameten aşağıdaki gibi tespit edilmiştira) Karayolları Trafik Kanunun 99.maddesinde; “....MADDE 99- Sigortacılar, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren (8) iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.....” denmektedir.
Davalı sigorta şirketine ihtarname ve gerekli belgelerle birlikte dava öncesinde başvurunun hangi tarihte tebliğ edildiğine dair belge dosyada görülememiştir. Bununla birlikte; ödeme gerçekleştiğine göre usule uygun olarak başvuru yapıldığı hususu sabittir. Buna göre. 19.09.2018 kısmi ödeme tarihinin davalı sigorta şirketleri yönünden temerrüt başlangıcını teşkil edeceği kanaatine varılmıştır.
Davalı sürücü ve işletenler yönünden temerrüt başlangıcı haksız fiilin başlangıcı olan 05.10.2017 kaza tarihidir. Dava dilekçesinde yasal faiz nev’inden faiz talep edildiğinden talep ile bağlı kalınarak faiz nev’i yasal faizdir.
Sonuç: Nihai takdir ve karar Sayın Mahkemeye ait olmak üzere uyuşmazlık noktaları yönünden: Ödeme tarihindeki verilere göre yapılan inceleme neticesinde davacılara yapılan ödemelerin yetersiz olduğunun tespit edildiği, Davacı ...’nın talep edebileceği destekten yoksun kalma maddi zararının 317.033,00 TL olduğu, bu zararın bakiye teminat limiti ile sınırlı ve garameten 196.003,85 TL tutarı kadar davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilebileceği, Davacı ...’nın talep edebileceği destekten yoksun kalma maddi zararının 181.193,98 TL olduğu,
bu zararın bakiye teminat limiti ile sınırlı ve garameten 112.022,15 TL tutarı kadar davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilebileceği, Temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 19.09.2018 kısmi tarihi, davalı sürücü ve işleten yönünden 05.10.2017 kaza tarihi ve faiz nev’inin yasal faiz olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişi .... tarafından düzenlenen 07/08/2023 havale tarihli ek raporda.
"Ödeme tarihindeki verilere göre yapılan inceleme neticesinde davacılara yapılan ödemelerin yetersiz olduğunun tespit edildiği, Davacı ...’nın talep edebileceği destekten yoksun kalma maddi zararının 404.995,09 TL olduğu, bu zararın bakiye teminat limiti ile sınırlı ve garameten 199.078,54 TL tutarı kadar davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilebileceği, Davacı ...’nın talep edebileceği destekten yoksun kalma maddi zararının 220.945,40 TL olduğu,
bu zararın bakiye teminat limiti ile sınırlı ve garameten 108.607,46 TL tutarı kadar davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilebileceği, Temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 05.06.2018 tarihi, davalı sürücü ve işleten yönünden 05.10.2017 kaza tarihi ve faiz nev’inin yasal faiz olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Davacı tanığı ... 25/04/2023 Tarihli celsedeki beyanında: "2017 yılında olan kazaya vakıfım. Davacıların çocukları yeğenim ... bu kazada vefat etti. Bu kazayı ablama bildiren bendim. ... vefat ettiğinde yaklaşık 18 yaşındaydı. Ailesi ile birlikte çalışmaktaydı. Aile hayvancılık ve lokanta işiyle uğraşmaktaydı, ablam başka bir işle uğraşmaktaydı. Vefat sonrasında eniştemin ve ablamın psikolojileri bozuldu.
Vefat eden ... ailenin tek çocuğuydu, kaza sonrasında ablamın iletişimi bozuldu, insanlarla, bizle düzgün iletişim kuramıyor, içine kapandı, dışarı çıkıp insanlarla sosyalleşmiyor, ablam 5 yıldır benim evime bile gelmiyor, kazandan sonra psikolojik olarak çok etkilendi. Kaza sonrası ... da içine kapanmıştır, kazadan o da çok etkilenmiştir. Benim olaya dair bilgim ve görgüm bu kadardır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ... 25/04/2023 Tarihli celsedeki beyanında: "2017 yılında olan kazaya vakıfım. Ben kazayı görmedim ancak yaklaşık olarak 10 dakika sonra kaza yerine gittim. Ben davacı ...'nın önceki eşinden olan kızı ile evliyim. ... vefat ettiğinde yaklaşık 18 yaşındaydı. Kendisi hem öğrenci hem de köyde hayvan alım satımıyla ilgilenir. Baba işlerine yardım ederdi. Vefat sonrasında davacıların psikolojileri bozuldu. ... halen ilaçlı tedavi görmektedir. Babası ise yeni yeni toparlamakta, kaza dolayısıyla çok etkilenmişler. İrtibatları ve iletişimleri dışarıya kapalıydı. Yeni yeni iletişim kurmaya başladılar. Yeni torunları olması sebebiyle şu an daha iletişime açıklar. Benim olaya dair bilgim ve görgüm bu kadardır," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı vekili 02/10/2023 tarihli dilekçesiyle talebini artırmıştır.
Dava dilekçesi, cevap dilekçeleri, taraf beyanları, Adli Tıp Raporu, bilirkişi kök ve ek raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dava konusu; Davacıların çocuğu müteveffa ...'nın 05/10/2017 tarihinde sevk ve idaresinde bulunan ... Plakalı araç ile davalı ...'ın sürücüsü olduğu ... Plakalı aracın çarpışması sonucunda davacıların çocuğu ...'nın vefat etmesinden kaynaklı olarak davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinden ibaret olduğu görüldü.
Dava konusu miktar 705.940,49-TL' dir.
Davalı sigorta şirketi tarafından, ... plakalı araca ilişkin başlangıç 13/04/2017, bitiş 13/04/2018 tarihli Motorlu Kara Taşıt Araçları Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Sigorta Poliçesinin celp edildiği görülmüştür. Kaza tarihi itibariyle mevcut bir poliçenin var olduğu anlaşılmıştır.
Yargılamaya konu kazayla ilgili yürütülen ceza yargılamasına ilişkin Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. - ... . K. sayılı ilamı ve yargılama dosyası dosyamız içerisine celp edilmiştir. İncelenmesinde, iş bu davanın davalısı ...'ın cezalandırılmasına karar verilmiş ve hüküm kesinleşmiştir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan kusur ve hesap yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nin 16/02/2023 Tarih, ....Sayılı kusur rap orunda; Sonuç olarak; Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A)- Sürücü ... ' nın % 50 ( yüzde elli ) oranında kusurlu olduğu, B)- Sürücü ...' ın % 50 ( yüzde elli ) oranında kusurlu olduğu, "şeklinde görüş bildirmiştir. Teknik incelemeye ve ceza yargılaması içeriğine göre belirlenen bu rapora ve kusur oranlarına, mahkememizce de dosya kapsamına ve olaya uygun olması sebebiyle itibar edilmiştir.
Bilirkişi ... tarafından düzenlenen 07/08/2023 havale tarihli ek raporda.
"Ödeme tarihindeki verilere göre yapılan inceleme neticesinde davacılara yapılan ödemelerin yetersiz olduğunun tespit edildiği, Davacı ...’nın talep edebileceği destekten yoksun kalma maddi zararının 404.995,09 TL olduğu, bu zararın bakiye teminat limiti ile sınırlı ve garameten 199.078,54 TL tutarı kadar davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilebileceği; davacı ...’nın talep edebileceği destekten yoksun kalma maddi zararının 220.945,40 TL olduğu,
bu zararın bakiye teminat limiti ile sınırlı ve garameten 108.607,46 TL tutarı kadar davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilebileceği, Temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 05.06.2018 tarihi, davalı sürücü ve işleten yönünden 05.10.2017 kaza tarihi ve faiz nev’inin yasal faiz olduğu" hesaplandığı görülmüştür. Davacıların hak edeceği maddi tazminatın dosya kapsamına ve delillere göre uygun olması sebebiyle itibar edilmiştir.
Yine davacılara daha önce yapılan ödemelerin yeterli olmadığı, eksik olduğu anlaşılmıştır.
Davalı ...'ın kazaya karışan aracı şoför olarak kullanmaktadır. Diğer davalı ... aracın maliki ve işletenidir. Davalı sigorta şirketinin poliçenin tarafı olduğu da görülmekle davalıların kaza kapsamında meydana gelen maddi tazminat alacağından sorumlu oldukları sabit olmuştur.
** Hakimin manevi zarar adı ile kazaya uğrayana verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması da gözetilerek, gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda, tarafların sosyal ve ekonomik durumları olaydaki kusur durumu ve olayın oluş şekli, olay tarihi ve kaza olayı göz önüne alınmak sureti ile manevi zarar aşağıdaki şekilde belirlenmiş ve hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan tüm sebepler dolayısıyla aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
Katip ... · ¸e-imzalıdır Hakim ... · ¸e-imzalıdır
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/706, K. 2023/1069, 21 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama