KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Esas no
- 2022/724 Esas
- Karar no
- 2024/859
- Dava
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 08/08/2022
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 18/10/2024
Karar Metni
2.857 kelime·14 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Eser sözleşmesine konu bir adet 1500x3 mm rulo sac dikme hattı makinesinin otomasyon sistemi ile birlikte davacıya teslimi ve kararlaştırılan cezai şart bedeli olan 80.000,00-USD ve dava tarihi ile karar tarihi arasında işleyecek miktarın davalıdan alınarak davacıya verilmesini,Gecikme tazminatı olarak 30.000,00-USD'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini eser sözleşmesine konu makinenin teslimi ve cezai şart ödenmesi karardan evvel öncelikle mahkememizce gerek görülmesi durumunda uygun bir teminat yatırılması koşuluyla makinenin 3. kişilere satışının engellenmesiyle ihtiyati tedbir kararı
verilmesini ve ayrıca makinenin yediemine teslimi suretiyle muhafza altına alınmasını, yargılama giderleriyle ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, makine tesliminin mümkün olmaması halinde; fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik, ödenen 130.000,00- USD davalıdan alınarak davacıya verilmesini, makinenin süresinde teslim edilmemesinden kaynaklanan 80.000,00- USD ve dava tarihi ile karar tarihi arasında işleyecek cezai şart bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesini, makinenin zamanında teslim edilmemesi nedeniyle,
davacının başka firmalardan fason olarak aldığı sac dilme bizmet bedeli olan 28.000,00-USD maddi zararın davalıdan alınarak davacıya verilmesini müvekkilin manevi zararının tazmini amacıyla 20.000,00-USD'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini, tüm taleplerle ilgili Fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak koşuluyla şimdilik toplamda 258.000,00-USD nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, mahkememizce gerek görüldüğü durumda uygun bir teminat karşılığı, davalı şirkete ödenen 130.000,00-USD için davalının, menkul,
gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının haczini, menkullerin muhafazası için ihtiyati haciz kararı verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle.
Davacı tarafın müvekkil şirketin teslimatta gecikmesi sebebiyle ek protokol akdedildiği iddiasının asılsız olduğunu, sözleşmenin 23.03.2021 tarihinde akdedildiğini, davalı tarafın sözleşmedeki 4. ödemesini vadesinde gerçekleştirmemesi üzerine müvekkil şirket tarafından ödemezlik definde bulunulmuş olduğunu, daha sonra 4. ödemeyi yapmayı vadetmesi üzerine 29.12.2021 tarihli ek protokol akdedildiğini, bu hususta davacı tarafın sözleşmenin 5.maddesinde yer alan 4. ödemesini yapmamış olmasından da anlaşıldığını belirtmiştir.
Daha sonra davacı taraf ile, ek protokol akdedildiğini ancak davacı tarafın bu protokolde 25.000 USD olarak revize edilen 4. ödemeyi ek protokolde belirlenen 30.12.2021 tarihinde de ödemediğini, daha sonra da 27.03.2022 tarihinde sözleşmeden döndüğünü belirtmiştir. Müvekkil şirketin, makineyi üretmiş ve iyiniyetli olarak harcamalarda bulunduğunu belirtmiştir. Davacı tarafın ise haksız olarak sözleşmeden döndüğünü belirtmiştir.
Müvekkil şirketin, iyi niyetle sözleşemeye uygun olarak harcamalarda bulunduğu, davalı tarafın ise haksız olarak sözleşmeden döndüğü belirtilmiştir. Eser sözleşmesinde sözleşmeden dönme halinde işi üstlenenin iyi niyetle yaptığı harcamaların iadesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Müvekkil şirketin haksız sözleşmeden dönme nedeniyle uğradığı zararlarına ilişkin tazminat talep haklarının saklı olduğu belirilmiştir.
Sözleşme bedelini vadesinde ve tam olarak ödemeyen, sözleşmeden dönen davacı tarafın mesnetsiz ve haksız davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ
Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan hak ediş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir.
HMK'nun 137.maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacının davalıdan sözleşmeye konu bir adet 1500x3 mm rulo sac dilme hattı makinasından dolayı alacaklı olup olmadığı, davalının söz konusu ürünün davacıya teslim edip etmediği, otomasyon sisteminden kaynaklanan bakiye alacağı olup olmadığı, var ise miktarının tespiti hususlarından oluştuğu mahkememizce tespit edilmiştir.
Mahkememizin 29/12/2022 tarihli ön inceleme duruşması ile davalı Şirketin defter ve kayıtların bulunduğu yer mahkemesinde incelenmesi üzerine Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiş talimat sonucu bilirkişi raporu alınmıştır.
Mahkememizce celse arasında ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş sonrasında İstinaf ilamı uyarınca: HMK 389. Maddesi uyarınca davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile; dava konusu saç dilme hattı makinesinin yediemin olarak davacıya tedbiren teslimine karar verilmiştir.
Mahkememizin 07/12/2023 tarihli celsesi ile davacının alacak kalemleri bakımından zarar hesabının değerlendirilmesi için bilirkişi heyetine tevdi ile davacının davalıdan sözleşmeye konu bir adet 1500x3 mm rulo sac dilme hattı makinasından dolayı alacaklı olup olmadığı, davalının söz konusu ürünün davacıya teslim edip etmediği, otomasyon sisteminden kaynaklanan bakiye alacağı olup olmadığı, var ise miktarının tespiti ile davacının cezai şart talep edip edemeyeceği, tespiti halinde miktarı hususlarında ek rapor hazırlanılması istenilmiş bilirkişi heyeti ek raporunda özetle;
''Dosyaya mübrez belgelerden davacının makineyi ve otomasyon sistemini teslim almadığının anlaşıldığı, davacı tarafından ibraz edilen ödeme dekontları ve davalı ticari kayıtlarında yer alan davacı ödemelerinde mutabık olunduğu, buna göre davacı tarafından yapılan dördüncü ödemenin, 30.12.2021 tarihinde taahhüt edilmiş ancak (5 gün sonra) 03.01.2022 tarihinde gerçekleştirildiği, diğer taraftan mündericatında davalı tarafından davacının 5 günlük gecikmesine istinaden davacıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin bir belgenin ibraz edilmediği,
bu yönü ile davalının sözleşmede üstlendiği yükümlülüğü karşı edim kendisine ifa edilmesine rağmen yerine getirmediğinin anlaşıldığı, Tüm bu açıklamalardan sonuçla nihai takdir ve kanaat Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere davalının, davacının 27.02.2022 tarihinde sözleşmeden döndüğü iddiasına ek olarak davacının huzurdaki davada ödediği makine bedelinin iadesini talep ettiğinden davacının esasında iradesinin de sözleşmeden dönmeye ilişkin olduğunun anlaşıldığı,
Bu noktada davacının sözleşmeden haklı sebeple dönme iradesine bağlanan sonuçlarla devam edildiğinde: Makine ve Otomasyon Sisteminin İfası Kapsamında Gerçekleştirdiği Ödemelerin İadesi Talebi Yönünden: o Sözleşmeden dönülmesi halinde taraflar birbirlerinden elde ettikleri edimleri sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca birbirlerine iade etmekle yükümlü oldukları, bu kapsamda heyetimizce dosya münderecatında yapılan incelemeler neticesinde davacının davalıya 129.960,00 USD tutarında ödeme yaptığının anlaşıldığı, dolayısıyla bahse konu bedelin davalı tarafından davacıya iadesi gerektiğinin düşünüldüğü,
buna karşın davalı tarafından davacıya teslim edilmiş bir makine olmadığından davacının iade ile yükümlü olduğu bir durumun söz konusu olmadığının ifade edilebileceği, o Ancak Sayın Mahkemenizce davacının sözleşmeden dönme iradesinin bulunmadığı ve edimin ifasını talep ettiği kanaatinde olunması halinde ise davalının makineyi davacıya teslim ve otomasyon sistemini kurma ile yükümlü olacağı, davacının ise teslim anında bakiye 5.040,00-USD’yi ödemekle yükümlü olacağının ifade edilebileceği,
Makinenin Süresinde Teslim Edilmemesinden Kaynaklanan 80.000,00- USD’lik Cezai Şart Bedelinin Tahsili Talebi Yönünden: o Dava konusu taşınmazın bedelin iadesinin talep etmesi esasında davacının sözleşmeden dönme iradesini ortaya koyduğu, davacının sözleşmeden dönmesine bağlı olarak borç ilişkisi geçmişe etkili olarak ortadan kalkacağından, davacı tarafın ayrıca, ifanın devamının istenmesinin sonuçlarından olan ceza koşulunu talep edemeyeceği düşünüldüğü,
o Ancak Muhterem Mahkemece davacının sözleşmeden dönme iradesinin bulunmadığı ve edimin ifasını talep ettiği kanaatinde olunması halinde ise davalının makineyi davacıya teslim ve otomasyon sistemini kurma ile yükümlü olacağından ve fakat bu kurulumun henüz gerçekleşmediğinden davacının ifaya eklenen cezai şart talebinde bulunabilmesinin mümkün olabileceği, Sayın Mahkemece bu kanaatte olunması durumunda kök raporda da ifade edildiği üzere davacının davalı şirketten talep edebileceği cezai şart bedelinin 73.000,00-USD olarak hesaplandığı,
Makinenin Zamanında Teslim Edilmemesi Nedeniyle, Davacının Başka Firmalardan Fason Olarak Aldığı Sac Dilme Hizmet Bedeli Olan 28.000,00- USD’nin Tahsili Talebi Yönünden: dosyaya mübrez CRT İmpeks Metal A.Ş./ Hatay adresli şirkete ait iki adet fatura ibraz edilmiş olup DILMA bedeli toplam (15.230,15 USD+ 12.705,49 USD=) 27.935,64 USD bedelli faturaların ibraz edildiği,
bununla birlikte ibraz edilen faturaların ihracat faturası olduğundan KDV istisnası ile düzenlendiği dolayısı ile aynı zamanda söz konusu faturaların Gümrük Beyannameleri teslimine ilişkin evraklarının ve ödeme dekontları ile İngilizce düzenlenen faturaların Türkçe tercümelerinin de ibraz edilmesinin gerektiği, dolayısıyla anılan belgeler eksik ibraz edildiği için, talep edilen tutar hakkında bir
tespit yapılamadığı gibi fatura karşılığı hizmetlerin gerçekten davacı tarafından alınıp alınmadığı, bir başka ifade ile davacının bu maliyetlere katlanıp katlanmadığı dosya münderecatından anlaşılamadığı, bu itibarla davacının bu zarar kalemi kapsamında nihai takdir ve kanaat tamamen ve münhasıran Muhterem Mahkemeye aitt olduğu, Davacının Manevi Zararının Tazmini Amacıyla 20.000,00-USD'nin Tahsili Talebi Yönünden: Sayın Mahkemenizce davalının sözleşme ile üstlendiği yükümlülüğü aykırı hareket ettiği, davacının iradesinin dönme hukukî sonucuna yönelik olduğu,
bu sebeple davalının kusurlu olduğu ve davacının manevi tazminat talebinde bulunabilmesinin koşullarının oluştuğu kanaatinde olunması ihtimalinde davacının manevi zararının belirlenmesi ile tazmini noktasında nihai takdir ve kanaat tamamen ve münhasıran Muhterem Mahkemeye ait olduğu,'' şeklinde ek tespit ve sonuçları mahkememize bildirilmiştir.
Taraflar arasında eser sözleşmesine dayalı bir ilişki olduğu hususu tartışmasızdır. Davacının iddialarına karşılık olarak, davalı tarafından ise davacı yanca yapılan bazı işlerin eksik yapıldığını ve sözleşmeye uygun olarak makinenin teslimin yapılmadığını iddia etmiştir.
Yapılan yargılama neticesinde tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanmış ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarına göre davacının davalı adına eser sözleşmesi kapsamında davacının talep edebileceği alacak kalemleri incelenmiştir.
Kanun'da aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle davacı iddiasını kanıtlamak zorundadır.
Dava konusu somut olayda; davacı tarafından “davalı şirketten bir adet saç makinesi
alınması ve otomasyon sisteminin kurulması için sözleşme akdedildiği, ilerleyen süreçte bu
sözleşmeye ek bir protokolün daha akdedildiği, sözleşmede kararlaştırılan bedelin
ödenmesine rağmen davalının edimini ifa etmediği” iddiası ile “sözleşmeye konu bir adet
1500x3 mm rulo sac dikme hattı makinesinin otomasyon sistemi ile birlikte davacıya
teslimini ve kararlaştırılan cezai şart bedeli olan 80.000,00-USD’nin makinenin zamanında
teslim edilmemesi nedeniyle, davacının başka firmalardan fason olarak aldığı sac dilme
hizmet bedeli olan 28.000,00-USD maddi zararın, davacının manevi zararının tazmini
amacıyla 20.000,00-USD'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesini” talep etmiştir.
Buna karşın davalı taraf; “sözleşmenin 23.03.2021 tarihinde akdedildiğini, davalı
tarafın sözleşmedeki dördüncü ödemesini vadesinde gerçekleştirmemesi üzerine davalı
şirket tarafından ödemezlik definde bulunulmuş olduğu, daha sonra dördüncü ödemeyi
yapmayı vadetmesi üzerine 29.12.2021 tarihli ek protokol akdedildiği, bu hususta davacı
tarafın sözleşmenin 5. maddesinde yer alan dördüncü ödemesini yapmamış olmasından da
anlaşıldığını belirttiği, daha sonra davacı taraf ile, ek protokol akdedildiğini ancak davacı
tarafın bu protokolde 25.000,00-USD olarak revize edilen dördüncü ödemeyi ek protokolde
belirlenen 30.12.2021 tarihinde de ödemediği, daha sonra da 27.03.2022 tarihinde
sözleşmeden döndüğünü belirttiği, davalı şirketin, makineyi üretmiş ve iyiniyetli olarak
harcamalarda bulunduğunu, davacı tarafın ise haksız olarak sözleşmeden döndüğünü
belirttiği, davalı şirketin, iyi niyetle sözleşemeye uygun olarak harcamalarda bulunduğu,
davalı tarafın ise haksız olarak sözleşmeden döndüğü, eser sözleşmesinde sözleşmeden
dönme halinde işi üstlenenin iyi niyetle yaptığı harcamaların iadesinin mümkün olmadığı,
sözleşme bedelini vadesinde ve tam olarak ödemeyen, sözleşmeden dönen davacı tarafın
davasının reddi gerektiği savunmuştur.
Uyuşmazlık Davacının davalıdan sözleşmeye konu makinadan dolayı alacaklı olup olmadığının,
Davalının söz konusu ürünün davacıya teslim edip etmediğinin,
Otomasyon sisteminden kaynaklanan bakiye alacağı olup olmadığı, var ise
miktarının
Davacının cezai şart talep edip edemeyeceğinin,
tespiti noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Davalı şirket 21.11.2022 tarihli cevap dilekçesinde “Davacının 27.03.2022 tarihinde
sözleşmeden döndüğünü” belirtmiştir. İzleyen dilekçelerinde söz konusu hususa dayanak
olarak dosyaya mübrez ...... yazışmaları dayanak gösterilmiştir. Nitekim dosyaya
sunulan belgelerden davacının makineyi ve otomasyon sistemini teslim almadığı
anlaşılmaktadır. Davacı tarafından ibraz edilen ödeme dekontları ve davalı ticari
kayıtlarında yer alan Davacı ödemeleri mutabıktır. Buna göre Davacı tarafından yapılan 4. ödeme, 30.12.2021 tarihinde taahhüt edilmiş ancak (5 gün sonra) 03.01.2022 tarihinde
ödenmiştir. Diğer taraftan dosya mündericatında Davalı tarafından Davacının 5 günlük
gecikmesine istinaden Davacıyı temerrüde düşürdüğüne ilişkin bir belge ibraz edilmemiştir.
Bu yönü ile davalının sözleşmede üstlendiği yükümlülüğü karşı edim kendisine ifa
edilmesine rağmen yerine getirmediği anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak tüm dosya kapsamı itibari ile davalının, davacının 27.02.2022 tarihinde sözleşmeden döndüğü iddiasına ek olarak
davacının huzurdaki davada ödediği makine bedelinin iadesini talep ettiğinden davacının
esasında iradesinin de sözleşmeden dönmeye ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Alacak kalemleri bakımından kural olarak sözleşmeden dönülmesi halinde taraflar
birbirlerinden elde ettikleri edimleri sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca birbirlerine
iade etmekle yükümlüdürler. Bu kapsamda heyetimizce dosya münderecatında yapılan
incelemeler neticesinde davacının davalıya 129.960,00 USD tutarında ödeme yaptığı
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahse konu bedelin davalı tarafından davacıya iadesi gerektiği anlaşılmıştır. Buna karşın davalı tarafından davacıya teslim edilmiş bir makine
olmadığından davacının iade ile yükümlü olduğu bir durum söz konusu değildir.
Dosyaya mübrez belgelerden davacının, sözleşme konusu makinenin süresi içerisinde teslim
edilmemesinden kaynaklı cezai şart bedelinin tahsilini talep ettiği görülmektedir.
Bilindiği üzere, ceza koşulu, borcun ifa edilmemesi veya kötü ifa edilmesi halinde ifa yerine
istenilmek üzere kararlaştırılmış olabilir ya da gerektiği gibi ifa edilmeyen borcun ifasına
ilave olarak istenebilmek üzere kararlaştırılmış olabilir. Ceza koşulunun ilk türüne "seçimlik
ceza koşulu", ikincisine ise "ifaya eklenen ceza koşulu" denilmektedir.
Seçimlik ceza koşulu, TBK m.179, f.1 hükmünde düzenlenmiştir. Bu hükme göre, bir
sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi
sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Yani bu tür
ceza koşulunda alacaklıya, borcun ya da ceza koşulunun ifasının istenmesi noktasında
seçimlik hak tanınmıştır.
İfaya eklenen ceza koşulu ise, TBK m.179, f.2 hükmünde düzenlenmiştir. Bu hükme göre,
borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi halinde ödenmek üzere ceza
kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça vazgeçmiş ya da ifayı çekincesiz olarak kabul
etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte kararlaştırılan cezanın ödenmesini de isteyebilir1.
Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmede ceza koşulu şu şekilde kararlaştırılmıştır:
“Satıcı genel Afet Resmi Yasaklar vs olmadığı sürece makinayı gününde teslim
etmek zorunda olduğu gibi Alıcı firma da ödemelerini gününde yapmak zorundadır.
İşbu anlaşma tarihlerine uymayan hangi taraf olursa karşı tarafa her geciken 1 gün
için 500 USD cezai bedel ödemekle mesul ve sorumludur.”
Taraflar arasında kararlaştırılan ceza koşulu incelendiğinde, tarafların ifaya eklenen ceza
koşulu kararlaştırdıkları anlaşılmaktadır. Zira taraflar, asıl borcun yerine ceza koşulu olarak
belli bir bedelin ödenebileceğini değil, ifaya ek olarak geciken her bir günün karşılığını oluşturacak
şekilde ceza koşulu ödenmesini kararlaştırmışlardır.
bu durumda sözleşme gereği
davacının davalı şirketten talep edebileceği cezai şart bedeli 73.000,00-USD olarak
hesaplanması yerinde görülmüş ve davacını fazlaya ilişkin ceza şart alacağı yerinde görülmemiştir.
Makinenin Zamanında Teslim Edilmemesi Nedeniyle, Davacının Başka
Firmalardan Fason Olarak Aldığı Sac Dilme Hizmet Bedeli Olan 28.000,00-USD’nin
Tahsili Talebi Yönünden
Menfi zarar, sözleşmenin kurulamamasından veya geçersiz olmasından doğan zarardır. Bir
başka ifade ile, sözleşmenin kurulduğuna veya geçerli olarak kurulmuş bulunduğuna
duyulan güvenin boşa çıkmasından doğan bir zarar söz konusudur.
Dosyaya sunulan dava dilekçesinde davacının başka firmalardan fason olarak aldığı sac
dilme hizmet bedeli olan 28.000,00-USD maddi zararın davalıdan alınarak davacıya
verilmesini talep ettiği müşahede edilmiştir. Davacının bu talebi alıntılanan kararda da ifade
edildiği üzere sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabul için yapılan masraflar
kapsamındadır.
Bu zarar hakkında dosyaya mübrez ....... Metal A.Ş./ Hatay adresli şirkete ait iki adet
fatura ibraz edilmiş olup DILMA bedeli toplam (15.230,15 USD+ 12.705,49 USD=) 27.935,64
USD bedelli faturalar ibraz edilmiştir. Bununla birlikte ibraz edilen faturaların ihracat
faturası olduğundan KDV istisnası ile düzenlendiği dolayısı ile aynı zamanda söz konusu
faturaların Gümrük Beyannameleri teslimine ilişkin evrakları tercüme ve dekontlar sunulmamış ve eksik ibraz edildiği için, talep edilen tutar hakkında bir tespit
yapılmamıştır. Öte yandan fatura karşılığı hizmetlerin gerçekten davacı tarafından alınıp
alınmadığı, bir başka ifade ile davacının bu maliyetlere katlanıp katlanmadığı da dosya kapsamında yeterli belge ve dlil sunulmamıştır. Dolayısıyla davacının bu zarar kalemi kapsamında
ispat edilemeyen menfi zarar talebi yerinde görülmemiştir.
Manevi tazminat talebi yönünden ise 6098 sayılı BK'nun 58. maddesinde, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir denilmiştir. Şahsiyet haklarına saldırı halinde, manevi tazminat istenebilmesi için 6098 sayılı BK'nun 58. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi gereklidir.
Bu şartlar; şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, saldırı nedeniyle kişilik haklarının zarara uğraması, zarar verenin kusurlu olması ve zarar ile saldırı arasında illiyet bağının bulunmasıdır. Somut olayda ise şahsiyet hakkına hukuka aykırı bir eylem olmadığı gibi sözleşmesel yükümlülüğü aykırı davranması manevi tazminatı gerektirir bir durum olmadığından bu talep yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle; davanın kabulü ile; davacının ıslah dilekçesi doğrultusunda feragat dilekçesi kabul ediliği ve dikkate alınarak; yukarıda anılan gerekçelerle davanın kabulü ile 202.960,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/a. maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın Kısmen KABUL Kısmen REDDİ ile;
-202.960,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/a. maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davacının fazlaya ilişkin talepleri ile birlikte manevi tazminat talebinin REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 249.536,14-TL harçtan peşin alınan 81.002,94-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 164.533,20-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 1.067,36-TL'sinin davalıdan alınarak, kalan kısmın ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafça yatırılan 8.002,94-TL peşin harçlar ve 80,70-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 81.083,64-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça yapılan 16.199,25-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 13.098,80-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 436.239,67-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Red edilen kısım bakımından Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 133.051,38-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Red edilen Manevi tazminat bakımından Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Başkan ... · ¸e-imza · Üye ... · ¸e-imza · Üye ... · ¸e-imza · Katip ... · ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/724, K. 2024/859, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama