KÜNYE
T.C. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
- Esas no
- 2023/1214 Esas
- Karar no
- 2024/1265
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 15/12/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 19/12/2024
Karar Metni
2.031 kelime·10 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı/borçlu ile davacı arasında ticari ilişkiden kaynaklı davalı/borçlu satın almış olduğu ürünlerin ücretlerini ödemediğini, bunun üzerine davalı hakkında Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ...... Esas numaralı dosyasıyla taraflar arasındaki gerçekleşen ticari faaliyete ait faturalara binaen genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalı ise 09/11/2023 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı böyle bir borçlarının olmadığını iddia etmekte ise de; davalı/borçlunun satın alınmış olduğu ürüne ait fatura ile alacağının sabit olduğunu, taraflara ait ticari defterler incelendiğinde de müvekkilinin alacaklı olduğu açıkça görüneceğini bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Karşı tarafın borç miktarını şişirerek fatura kesmiş olması yetmezmiş gibi, iddia etmiş olduğu gerçeği yansıtmayan iş bu meblağı tahsil etmek amacıyla davalı aleyhinde icra takibi başlatması, akabinde de huzurdaki davayı yöneltmesi davacının kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, davacı haksız kazanç elde etmek niyetinde olduğunu, Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü’nün ..... E. sayılı dosyasındaki icra takibi haksız ve kötüniyetle başlatıldığı için icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş ve savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizin 02/04/2024 tarihli celsesi ile tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler, davacı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle asıl alacak yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla davacı yan bilirkişi delil avansını süresi içerisinde yatırmamıştır.
3- Mahkememizce davalı yana ait tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler, davalı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle asıl alacak yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelemeye sunulmadığı, bu nedenle taraflar arasında karşılaştırma yapılamadığı, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davacı tarafa 49.050,00 TL borçlu olduğu,
Netice itibariyle, Davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibariyle takibe konu ettiği 49.050,00 TL tutarlı asıl alacağını talep edebileceği, davalı tarafın yukarıda belirtilen iddia ve beyanlarını ispat etmesi gerektiği, Davacı tarafın takip tarihine kadar 02.08.2023-03.11.2023 tarihleri arasında yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla 3.195,31 TL işlemiş faiz talebinin olduğu, işlemiş faizin takip tarihine kadar 02.08.2023-03.11.2023 tarihleri arasında yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla 3.195,31 TL olarak hesaplandığı ve takdirin sayın mahkemeye bırakıldığı,
davacı tarafın takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi talep edebileceği'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.
3-Bilirkişi raporu taraf/vekillerine tebliğ edilmiştir.
4-Taraflarca sunulan belgeler delil olarak incelenmiştir.
5-Mahkememizce Davalı vekiline yemin delilini kullanıp kullanmayacağı hususunda beyanda bulunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş yemin deliline dayanması üzerine davacı yanın ikamet adresi nedeni ile talimat yazılmak sureti ile yemini yapılmış, davacı şirket yetkilisi davalı tarafından teklif edilen yemini eda etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açtığı dava ile davalı aleyhine Bakırköy ...... İcra Dairesi'nin ..... E. Sayılı dosyasında fatura alacağına istinaden başlatılan takipte davalının itirazının iptalini talep etmiştir.
Davalı icra dosyasına yaptığı itirazında; borcunun bulunmadığını, alacağı kabul etmediğini, takibe dayanak faturaya da itiraz ettiğini belirtmiştir.
Davalı Mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde; takibe dayanak faturadaki alacak miktarının gerçeği yansıtmadığını, davacının yapmış olduğu işin bedelinin daha düşük olduğunu, faturanın meblağının fahiş fiyat üzerinden kesildiğini, ilgili faturadaki meblağ üzerinde davacı ile anlaşıldığına dair bir mutabakatın bulunmadığını, davacının başka firmalara göre çok yüksek meblağ üzerinden fatura kestiğini, bedelin davacı tarafından şişirildiğini, piyasadaki firmaların daha uyguna yaptığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce ticari defterler yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, davacı defterlerini incelemeye sunmamış, davalının defterleri incelendiğinde; davalının defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının bulunduğu, davalı lehine delil niteliğinin bulunduğu tespit edilmiştir.
6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:
"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."
Davacı tarafından davalıya kesilen ve takibe dayanak yapılan faturanın e-fatura niteliğinde olması sebebiyle davacı tarafından fatura düzenlendiğinde GİB sisteminden söz konusu faturanın otomatik olarak davalıya iletildiği, davalı tarafından GİB sistemi üzerinden kendisine iletilen e-faturaya yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve iade edilmediği bu suretle faturanın içeriğinin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Nitekim davalı tarafından söz konusu takibe dayanak faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edildiğine dair de herhangi bir yazılı delil sunulmamıştır.
Mahkememizce vergi dairesine bildirilen tarafların BA BS formları celp edilmiş olup, takibe dayanak faturanın davacı ve davalı tarafından BA BS formları ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturaya itiraz edilmediği ve iade edilmediği gelen BA BS formları ile de anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından incelemeye sunulan davacı ile arasındaki cari hesap ekstresi incelendiğinde; davalının kendi tuttuğu cari hesap kaydına göre de davacıya 49.050,00-TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda davacının ticari defterlerini sunmaması sebebiyle tarafların ticari defter kayıtlarının uyuşup uyuşmadığı belirli değil ise de davalının usul ve yasaya uygun tutulmuş kendi ticari defterlerindeki kayıtların davalının leh ve aleyhine delil olacağı değerlendirilmiş olup, davalının kendi ticari defter kayıtlarına göre davacıya takibe dayanak fatura yönünden borçlu olduğu anlaşılmaktadır.
Nitekim taraflar arasındaki uyuşmazlık işin yapılıp yapılmadığı noktasında olmayıp, davalı davacının tarafların anlaşması hilafına fazla bedelde fatura kesildiğini, yapılan işin bedelinin daha düşük olduğunu iddia etmektedir.
Bu bağlamda taraflar arasındaki ticari ilişki ve taraflar arasındaki bedele yönelik uyuşmazlıkta yapılan işe ilişkin tarafların anlaştığı bedele yönelik ispat yükü davacı üzerinde olup, davacı tarafından yapılan işe istinaden kesilen faturanın davacı ve davalı tarafından BA BS formları ile aynı miktarda olarak vergi dairesine bildirildiği, davacı tarafından kesilen faturanın e-fatura niteliğinde olması sebebiyle GİB sistemi üzerinden otomatik olarak davalıya iletildiği, davalının söz konusu fatura ve faturadaki bedele istinaden GİB sistemi üzerinden veya yazılı ihtar ile faturanın bedeline itiraz etmediği,
davalının ticari defterleri incelendiğinde; davalı tarafından takibe dayanak faturanın fatura üzerindeki bedelle birlikte taraflar arasındaki cari hesaba borç olarak kaydedilmesi ve davalının usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ticari defterine işlenmesi gözetildiğinde davalı tarafından bizzat tutulan kayıtlara göre davalının davacının kestiği faturadaki bedele 6102 sayılı Kanun'un 21/2.
Maddesi gereğince süresi içerisinde itiraz etmediği ve fatura ile üzerindeki bedele ilişkin kayıtların kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davalı bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; davacının hizmeti gereği gibi vermediğini, buna ilişkin belgeleri sunmadığını iddia etmiş ise de hizmetin ayıplı olduğuna dair cevap dilekçesinde herhangi bir iddianın olmadığı, nitekim ayıba yönelik tekeffüle dair de herhangi bir ihtarın davacıya gönderildiğinin iddia ve ispat edilemediği gözetildiğinde davalının bu yöndeki itirazına itibar edilmemiştir. Davalı yine bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde fatura içeriğinin kesinleşmediğini iddia etmiş ise de; yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler ve kanun hükümleri kapsamında fatura içeriğinin kesinleştiği, aksini ispat etmesi gerekenin davalı olduğu, davalı tarafından da aksini ispata yarar delil sunulmadığı gözetilerek bu yöndeki itiraza da itibar edilmemiştir.
Nitekim Yargıtay ....... Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli ..... E. ..... K. sayılı ilamında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay ...... Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli ..... E. ..... K. sayılı, Yargıtay ..... Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli .... E. .... K. sayılı, Yargıtay ...... Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli ..... E. ..... K. sayılı,
Yargıtay ..... Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli ...... E. ..... K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.
Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi de ..... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Somut olayda, davacının yevmiye defterinin kapanış tasdikinin bulunmadığı tespit edilmiştir.Ancak, takibe konu faturaların her iki tarafın defterinde kayıtlı olduğu, taraflarca BA - BS formları ile bildirildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda da açıklandığı üzere ;ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur(HMK 222/4).
Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz.
Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir.
Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır.
Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir.Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2).
Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır."
Bu noktada davaya konu somut olayımızda; davalının ticari defterine ve cari hesabına işlenen, vergi dairesine bildirilen BA formlarına ve yasal süresi içerisinde davalı tarafından itiraz ve iade edilmemesi gözetildiğinde takibe dayanak içeriği kesinleşen faturaya göre ispat yükü davalı üzerine geçmekte olup, davalı yapılan iş hususunda davacı ile daha düşük bedele anlaşıldığını herhangi bir yazılı belge ile ispatlayamamıştır.
Davalı davacıya yemin teklif etmiş olup, davalı tarafından davacıya teklif edilen yemin davacı şirket yetkilisi tarafından yerine getirilmiş, davalının iddia ve savunmalarını yemin sureti ile de ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafından davacıya bedeli kesinleşen takibe dayanak faturaya ilişkin borcun ödendiği de iddia ve ispat olunmadığından davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Buna göre; Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı dosyasında 49.050,00-TL asıl alacak yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından işleyecek faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından talep edilen yıllık %36,75 faiz oranının takip tarihi itibariyle TCMB tarafından belirlenen avans faiz oranına denk geldiği, 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesi gereğince işleyecek faiz oranının taraflarca sözleşme ile kararlaştırılmadığı hallerde ticari işlerde avans faiz oranı talep edilebileceği, davacının talebinin bu sebeple usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının faiz oranına itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından tazminat da talep edilmiş olup, alacağın likit olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 9.810,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜ M
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜNE,
-Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 49.050,00-TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA,
2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 9.810,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 3.350,61-TL harçtan peşin alınan 269,85-TL harç ile 567,80-TL tamamlama harcın mahsubu ile noksan kalan 2.512,96-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 269,85-TL peşin harç, 567,80-TL ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.107,50-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yapılan 6.003,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2024
Katip ..... ¸e-imza Hakim ..... ¸e-imza
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1214, K. 2024/1265, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama